Hava Durumu

#Bakırköy

Haberin Analizi - Bakırköy haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bakırköy haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel'den önemli açıklamalar Haber

Özgür Özel'den önemli açıklamalar

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in geçtiğimiz hafta grup toplantısında Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için çağrıda bulunmuş ve 'bir hafta süre' vermişti. Özel'in verdiği süre bugün doldu. Açıklama yapmadığı için Özel'in, Gürlek'in mal varlığını grup toplantısında açıklaması bekleniyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in geçtiğimiz hafta grup toplantısında Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için çağrıda bulunmuş ve 'bir hafta süre' vermişti. Özel'in verdiği süre bugün doldu. Açıklama yapmadığı için Özel'in, Gürlek'in mal varlığını grup toplantısında açıklaması bekleniyor. CHP Lideri Özgür Özel, partisinin Grup Toplantısı'nda konuşuyor: Hep beraber yoğun bir haftayı geride bıraktık. İstanbul'da 39 ilçemiz var. 19 Mart'tan sonra 26 Mart Çarşamba akşamı Saraçhane'deki son mitingimizi yaptığımızda bir karar ilan etmiştik. Demiştik ki, "Burayı Ekrem Başkan'ı tutukladılar ama bir seçilmişe, belediye meclisi içinden seçilen bir Cumhuriyet Halk Partiliye emanet ediyoruz. Buradaki 7 günlük zorunlu ikametimiz ve hep birlikte demokrasi nöbetimiz Saraçhane'de bitti. "TÜRKİYE İTTİFAKI'NIN MENSUBU TÜM DEMOKRATLARA YÜREKTEN TEŞEKKÜR EDİYORUM" Ama Cumartesi günü Maltepe'ye, yani Anadolu'ya ayak basıp bundan sonra her Cumartesi Türkiye'de bir şehirde ve her Çarşamba akşamı İstanbul'da bir ilçede olacağız. O gün buna başladığımızda birkaç hafta sonra, "Ya yaz gelince ne olacak? O sıcakta üniversiteler boşalınca, İstanbul boşalınca nasıl olacak? Sonbahara gelince, kış geliyor nasıl olacak? Yağmuru, dolusu, fırtınası, karı nasıl olacak?" dendi. Biz dedik ki, "Gerçekten dediğiniz şartlarda miting olmaz. Miting dediğin hava şartlarını gözetir. Miting dediğin katılımın en yüksek olacağı yeri, coğrafyayı, siyasi atmosferi gözetir. Ama biz İstanbul'da her akşam bir ilçede miting yapmayacağız. Biz İstanbullu seçtiğine ve seçme iradesine, yani Cumhuriyetin en önemli kazanımı sandığa sahip çıkacak, seçtiğine sahip çıkacak." Biz orada miting değil eylem yapacağız dedik. 46 derecede yaptık, -4 derecede yaptık. Bir miting, bir eylem sırasında 12 kişinin bayıldığı da oldu. Üzerimize kar yağdı, dolu yağdı da oldu. Ama geçen hafta 39. ilçeyi Ataşehir'de tamamladık istisnasız bir şekilde ve 91. eylemde de Kocaeli'ndeydik. Hukuksuzluklar, adaletsizlikler, haksızlıklar, tarihin görülmediği bu zulüm... Görmediği bu zulüm ve üzerimize yargı erkini elinde bulunduranların yürütme erkinin emrine girmesiyle birlikte yaptıkları siyasi operasyonlar sürdükçe mücadelemiz devam edecek. Ben İstanbul il örgütümüze, 39 ilçe başkanımıza ve örgütümüze bugüne kadarki mücadeleleri, İstanbul'da katılan milyonlar için Anadolu'da katılan milyonlar için her bir sadece Cumhuriyet Halk Partiliye değil Türkiye İttifakı'nın mensubu tüm demokratlara yürekten teşekkür ediyorum. "BAKIRKÖY'DEKİ BÖLGE MİTİNGİYLE DEVAM EDİYORUZ" Tarih bu tarihi mücadeleyi yazacak ve yarın akşam ilçe mitinglerini tamamladık 3. bölge mitingiyle, 3. bölgedeki ilçeler adına yapacağımız Bakırköy'deki bölge mitingiyle devam ediyoruz. 3, 2, 1 diye bölgeleri sayıp 18 Mart akşamı da hep birlikte o tarihi gecede İstanbul'da ayakta olacağız. "MUHALEFETİN İFTAR SOFRASINDAN KORKAR OLMUŞLAR" Cumartesi günü İstanbul'da mübarek Ramazan'ın üçüncü gününde Saadet Partisi'nin düzenlediği iftara katıldık. Genel Başkan Sayın Mahmut Arıkan'a bir kez daha teşekkür ediyorum. DEVA Partisi'nin, Gelecek Partisi'nin ve Yeniden Refah Partisi'nin Sayın Genel Başkan yardımcıları ve Genel Başkanları oradaydı. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Genel Başkan vekili oradaydı ve oturduk bir iftar yaptık. İftarda kürsüde siyaset yoktu, sadece Gazze, Filistin vardı. Her konuşan Türkiye'nin özlediği bu güzel masa dedi. İftar bitti dağıldık. Artık iktidarda kalmayı sadece kötülüğe endekslemiş olanlar kendilerinin içinde olduklarını dahi fark etmeden muhalefetin bir arada olmasını, birlikte iftar yapmasını, hal hatır sormasını, beraber Filistin davasına sahip çıkmasını öylesine gözlerini köreltmiş ki kötülük, masadaki AK Parti Genel Başkan vekilini bile görmeden o masaya döndüler ve dediler ki, "Bu iftarı Saadet Partisi yapmadı. Bu iftarı İstanbul Büyükşehir Belediyesi yaptı, onun kaynaklarıyla yapıldı." Tabii bu Saadet Partilileri, Milli Görüş hareketinin sadık savunucularını çok üzdü, biz de çok rahatsız olduk. Aslında sonra da bu tartışmalar sürerken bir Saadet Partili bana böyle tuttu kolumu dedi ki geçen "Genel başkanım, genel başkanım sen onlara bakma. Zaten iftarı İBB kasasından verenler AK Parti'ye gitmişti, kendi cebinden dayanışmayla iftar yapabilenler Milli Görüş'ün Saadet Partisi'nde devam ediyorlar." Kişiler kendinden biliyor işi ama iktidar öyle zor bir durumda ki meydanlardan korkuyor, tartışmaktan korkuyor, karşıma çıkmaktan korkuyor. Belediyelerimize çöküyorlar "Ya ne yapıyorsun?" diyorum. Gel mesela Aydın'da koyalım sandığı, Aydınlılar karar versin Aydın'ı kimin yöneteceğine. Geçen sefer bir karar verdiler sen tehditle ya bize katılacaksın ya Silivri'ye atılacaksın diye topuklayıp kaçana karşı koyalım sandığı. Gaziosmanpaşa'da koy bakalım sandığı, Hakan'ı mı seçiyorlar yoksa senin o bilmem ne yöntemiyle oraya getirdiğin kabiliyetsizi mi seçiyorlar? Koy bakalım Cumhuriyet Halk Partisi'nden seçilip de sizin tehditle, şantajla, onunla bununla parti değiştirmeye zorladığınız yerlerde sandığı, ondan kaçıyorlar. Emekliden korkuyorlar, işçi sesini yükseltiyor irkiliyorlar, en sonunda muhalefetin iftar sofrasından korkar olmuşlar. Köşe yazarları yazıyor ki "Baktım oraya neyi gördüm?" Neyi gördün? Altılı masayı gördüm, yok üstünde şu vardı altında bu vardı. O masada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Genel Başkan vekilinin olduğunu dahi göremeyip bir iftar masasından husumet çıkarmaya çalışanlara sözüm şudur: Vallahi de billahi de iyilik kazanacak, kötülük kaybedecek. Helal lokma yiyenler kazanacak, haramzadeler kaybedecek. O masada kardeşliği görenler kazanacak, o masadan düşmanlık çıkaranlar tarihe gömülecek. "VERGİ HAFTASI UTANILACAK BİR HAFTAYA DÖNÜŞTÜ" Her yıl Şubat ayının son haftası Vergi Haftası. Bu hafta Vergi Haftası’nın içindeyiz. Tabii bu hafta Türkiye’nin, Avrupa’nın en adaletsiz vergi düzeni olan ülkesi olmasından dolayı kutlanacak bir hafta değil, utanılacak bir haftaya dönüştü. "HERKESİN İHTİYAÇ DUYDUĞU HER ŞEYDE ÖTV VAR" Zaman zaman meydanlarda söylüyorum, söyledikçe daha fazla ilgi uyandırıyor. Türkiye’nin AK Parti’nin kara düzenindeki vergi meselesini olabilecek en basit şekilde anlatan bir grafiğimiz var. Türkiye’de 100 lira vergi toplanıyor. Gerçekleşmesi 65 falan oluyor da, buradan beklediğini alamayınca buradan yüzdeye yansıyor. Bu seneki niyetleri: Dünyanın en adaletsiz vergisi dolaylı vergiler; %62.4. Kim veriyor bunu? Bu işçi kardeşim veriyor, bu elinde çocuğuyla ev hanımı kardeşim veriyor, bu çiftçi veriyor, bu emekli veriyor, hemşire hanım veriyor, doktor hanım veriyor. Bu vergiler, dünyanın en adaletsiz vergisini toplam verginin %62,5’i. Elektrik yakınca verdiğin vergi, doğalgaza verdiğin vergi, çocuğuna üst baş ayakkabı alırken verdiğin vergi... Parayı verip karşılığında fişi aldığında, parayı verdiğin anda ödediğin vergi %62.5. Kalanı gelir vergisi. Şuradaki üzgün, maaşının 12 maaşın 3’ünün vergiye gittiği maaşından vergi kesilen herkes veriyor. İçinde bir miktar stopaj var; bankadaki paradan kazanılandan kesilen stopaj gelir vergisinin içinde. Ve maaşlardan kesilen vergi... Bu iki mavi yakalı ya da devlet memuru, maaşından kim maaş alıyorsa ondan kesilen %25.5. Geriye ne kalıyor? %11 kurumlar vergisi. Bu sırıtan zengin kardeşimden... Esas parayı kazanandan... Dünyada esas vergiyi verenlerden Türkiye’de %11 alınıyor. İşçiden, emekliden, emekçiden, memurdan, çiftçiden alınan vergilerin toplamı %62; kazanandan ve kâr edenden, para kazanandan alınan vergilerin oranı %11. Böyle bir adaletsizliğin içindeyiz. Ve Türkiye’de ayrıca Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) alınıyor. İlk çıktığında 'lüks vergisi' demişlerdi. Duyunca da şey diye düşünüyorsun; 'E lüks harcama yapanlar çok versin, hiç olmazsa zorunlu harcama yapandan, çocuğuna mont alandan, okul için kırtasiye alandan daha makul vergi alınır.' Şu anda lüks vergisi diye başlayan, adı Özel Tüketim Vergisi olan vergi alınıyor; ne de var? Tırnak makasında var, mutfak tüpünde var, doğalgazda var. Yani olmazsa olmaz, herkesin ihtiyaç duyduğu her şeyde ÖTV var. Nede yok? Lüks vergisi diye getirdikleri vergi; elmasta yok, pırlantada yok, o hani milletvekilinin -AK Parti Eskişehir milletvekilinin- oyları Eskişehir’de İYİ Parti’den alan, sonra AK Parti’ye kaçan milletvekilinin taktığı o saatin saatinde lüks vergisi yok ama sen gidip de mutfak tüpü aldığında, doğalgaz parası ödediğinde Özel Tüketim Vergisi var. Türkiye’de vergi öyle bir hale geldi ki anlatılması, farkındalığının yaratılması ve hesabının sorulması belki Türkiye’nin önümüzdeki dönem hem seçimine damga vuracak hem de gelen iktidara kimden vergi alacağını, kimden daha az alacağını, kimi kayıracağını ortaya koyan ilk ve en önemli temenni olacak, görev olacak; o iktidarın birinci görevi bu olacak. "DÜNYADA BİR TEK TÜRKİYE’DE VERGİSİ TELEFONDAN FAZLA" Bugünlerde piyasaya gençlerin çok sahip olmak istedikleri bir cep telefonu çıktı, yeni bir model, pahalı bir model. Bu cep telefonunun yurt dışında yarı fiyata satılıyor, Türkiye’de fiyatı 107.999 lira, 108 bin lira. Telefon alıyor ya, doğal devlet bu alışverişten bir vergi alır; %10 alır, 15 alır; dünyada, Amerika’da %8 alıyor, 4’ü eyalete 4’ü merkezi yönetime. Türkiye’de 108 bin liralık telefonun 54.959 lirası vergi, 53 bin lirası telefon. Dünyada bir tek Türkiye’de vergisi telefondan fazla. Telefon alacaksın; 55 bin lira vergi ödüyorsun, 53 bin lira da o dünyanın en gelişmiş her bir gencimizin sahip olmak istediği telefona sahip oluyorsun. Tabii buna sahip olmak için Türkiye’de o gencin babasının 4 ay çalışması lazım, Avrupa ülkelerinin bazısında 19 gün; bir ay bile değil, 19 gün çalışması lazım. İşte bu telefonda %50 Özel Tüketim Vergisi var (30 bin lira), %20 KDV var, %12 TRT bandrol ücreti var (Neden? Telefondan radyo açar ya da TRT’yi açar izlersen diye 6.400 lira TRT bandrol ücreti alıyor), %1 de Kültür Bakanlığı payı var (530 lira). Toplam 54 bin lira. Ve işin enteresanı, bu ÖTV’den sonra KDV uygulandığı için verginin de vergisini alıyor. Geçen gün mitingde söyledim; benim memleketim Manisa çok sevdiğim, çok özlediğim, çok anlattığım bir yer. Lidyalılar, şimdiki Salihli’nin Sard mahallesinde -beldeydi mahalle oldu- Sardes’te ilk parayı bulmuşlar. Parayı basmışlar ve ilk kullanmışlar; paranın mucidi Lidyalılar. Sonra Sümerliler vergiyi bulmuşlar; yani bir alışveriş yapıyorsun para kazanıyorsun bunun bir kısmını devlete vermen lazım, bunu bulmuşlar. Hepimizin övünmesi gereken değilse de birazcık böyle acı acı tebessüm etmesi gereken bir şey; bu konuda en büyük icadın sahibi Sayın Erdoğan. O, vergiden vergi almayı bulmuş. Geçen gün ben bunu söyledim, gençler hızlı şekilde sosyal medyada yapay zekayla birtakım çizimler, karikatürler yaptırıyorlar. Bir köşede Sümerliler vergi topluyor parayla, Sayın Erdoğan da gelmiş; 'O iş o kadar kolay değil, onun da vergisi var' diyor. Vergiden vergi... Ayrıntılar geliyor...

Yenidoğan savcısı Yavuz Engin'e tehdit davasında karar Haber

Yenidoğan savcısı Yavuz Engin'e tehdit davasında karar

'Yenidoğan Çetesi' soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin'i makamında tehdit eden Mustafa Kemal Zengin'in de aralarında bulunduğu 13 sanık hakim karşısına çıktı. Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Mustafa Kemal Zengin ve başka bir suçtan tutuklu bulunan sanık Muhammed Emin Orhan, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada Aylin Arslantatar'ın da aralarında bulunduğu 5 tutuksuz sanık, müşteki Beyda Nur Danış ve taraf avukatları da hazır bulundu. "YAVUZ BENİM ARKADAŞIM" Tutuksuz sanık Aylin Arslantatar savunmasında, "Yavuz Engin beni Büyükçekmece Adliyesi'ne çağırdı. Ben ona zarar gelmesin diye onu uyardım. Yine olsa yine korurum Yavuz benim arkadaşım. İşlemediğim bir suçtan dolayı sanık kürsüsündeyim" dedi. Tutuklu sanık Mustafa Kemal Zengin ise savunmasında, "Dosyanın sanığı değil mağduruyum. Savcının yanına 'Yenidoğan çetesi'ndeki sanıklardan biri olan Tuğçe Toptemel'in tahliyesi için değil yapılan bir haksızlık için gittim. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum ve tahliyemi talep ediyorum" dedi. Avukat beyanlar sonrası son sözleri alınan sanıklar hakkında beraat talep etti. 5 YIL 6 AY HAPİS CEZASI Kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanık Mustafa Kemal Zengin'in 'Görevi yaptırmamak için direnme' suçundan 3 yıl 6 ay, müşteki Halil Emre Yılmaz'a yönelik 'Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme' suçundan ise 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi. Mustafa Kemal Zengin hakkında 5 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildi. Tutuksuz sanık Aylin Arslantatar'ın müşteki Halil Emre Yılmaz'a yönelik 'Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme' suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilirken, hükmün açıklanması geri bırakıldı. Diğer yandan tutuklu sanık Mustafa Kemal Zengin'in tutukluluk halinin devamına karar verilirken, 11 sanık ise suçlamalardan beraat etti.

Bagajdan çalınan 30 milyon dolar İBB rüşvet soruşturmasına uzandı Haber

Bagajdan çalınan 30 milyon dolar İBB rüşvet soruşturmasına uzandı

Bakırköy'de sitenin otoparkında 2 araçtan çalındığı belirtilen 30 milyon dolarla ilgili soruşturmada detaylar ortaya çıktı. Polise ihbarda bulunan Bilal Durmaz'ın İBB'ye yönelik yolsuzluk iddianamesinde adı 'emanetçi' olarak geçen Taç dövizin sahibi Atilla Durmaz'ın oğlu olduğu belirlendi. Öte yandan Atilla Durmaz'ın Laleli'de 14 Ekim'de yapılan kara para operasyonlarında gözaltına alınıp tutuklandığı öğrenildi. BAGAJI VE CAMLARI KIRIP PARAYI ÇALDILAR Şenlikköy Mahallesi'nde bulunan ve 24 saat güvenlik bulunan bir sitede 11 Şubat'ta meydana gelen olayda iddiaya göre, sitede yaşayan ve Kapalıçarşı'da döviz bürosu işleten Bilal Durmaz, iş yerinden aldığı 30 milyon doları yaşadığı sitenin otoparkında bulunan 2 araca çuvallarla koydu. Daha sonra 4 kişi araçla siteye girdi ve otoparka indi. Şüpheliler, otoparktaki 2 aracın bagajını ve camlarını kırarak içinde dolarların olduğu çuvalları çalıp kaçtı. DURUMU FARK EDİP POLİSE HABER VERDİ Gece saatlerinde otoparka inen Bilal Durmaz, araçlarının kapı ve camlarının kırık olduğunu ve çuvalların çalındığını fark ederek polise haber verdi. Durmaz, ihbar üzerine olay yerine gelen polis memurlarına çuvalların içerisinde 30 milyon dolar olduğunu söyledi. Sitede ve otoparkta inceleme yapan polis, 4 şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı. İHBARI YAPAN İSİM TANIDIK ÇIKTI Olaya ilişkin yürütülen soruşturmada ihbarı yapan Bilal Durmaz'ın, İBB'ye yönelik yolsuzluk iddianamesinde adı 'emanetçi' olarak geçen Taç dövizin sahibi Atilla Durmaz'ın oğlu olduğu belirlendi. Bakırköy'de yaşayan Bilal Durmaz'ın, iş yerini taşıdığı iddiasıyla 100 dolarlık banknotlardan oluşan 30 milyon doları 1 aydır sitenin otoparkındaki iki aracın bagajında beklettiği öğrenildi. 15 DAKİKADA ÇALDILAR 11 Şubat günü sahte plakalı bir araçla siteye giren 4 hırsız, 15 dakika içinde 2 aracın camlarını kırarak bagajdaki 300 kilogramağırlığındaki 10 çuval parayı kendi araçlarına yükleyip kaçtı. "BANKA ZAHMETLİ GELDİ" Emniyette ifade veren Durmaz, "Yaptığım iş gereği paraları bankaya yatırıp çekmek zahmetli oluyor. Bu paralar 3 aydır bana lazım olmadığı için araçlarda duruyordu" dedi. 7 KİŞİ GÖZALTINDA Olayla ilgili İstanbul, Antalya ve Kocaeli'de 7 şüpheli gözaltına alındı.

Bakırköy’de otomobilini yayaların üzerine süren Görkem Sertaç Göçmen hakkında karar Haber

Bakırköy’de otomobilini yayaların üzerine süren Görkem Sertaç Göçmen hakkında karar

İstanbul’un Bakırköy ilçesinde aracını yayaların üzerine süren Görkem Sertaç Göçmen’in yeniden yargılandığı davada karar belli oldu. İddiaya göre, kız arkadaşını dövdüğü sırada dışarıdan tepki gösteren vatandaşların üzerine otomobilini sürerek 5 kişinin yaralanmasına neden olan annesi eski hakim, babası ise eski cumhuriyet savcısı olan Görkem Sertaç Göçmen 3 Ekim 2018’de tutuklanmıştı. Bu dosya kapsamında 32 yıla kadar hapsi istenen Göçmen’in 2021 yılında 9 yıl hapis ile cezalandırılmasına hükmedilmişti. İtirazlar üzerine dava dosyası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmişti. Dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi, sanığın suç tarihi itibariyle ve halen işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamayacağı ve fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu’ndan akıl sağlığı raporu aldırılmadan hüküm kurulduğu gerekçesiyle verilen kararı bozmuştu. Yeniden yapılan yargılama esnasında alınan raporda, Görkem Sertaç Göçmen’in ceza sorumluluğunun tam olduğu belirtilmişti. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, müşteki ve sanık avukatları hazır bulundu. Duruşmada beyanda bulunan müşteki avukatları sanığın cezalandırılmasını talep etti. Oğlunun avukatı olan eski hakim Aynur Göçmen ise, savunma haklarının kısıtlandığını söyleyerek, “Adil yargılanma hakkımızın ihlal edildiğini düşünmekteyiz. Müvekkilim linç edilmek üzereyken canını kurtarmak amacıyla elindeki tek kaçış imkanı olan araçla korku ve panik içinde olay yerinden kaçmaya çalışmıştır. Görüntülere bakıldığında müvekkilin araç içindeki şoför mahallinde camın kapalı bulunduğu, A.A.’nın camının açık bulunduğu ve kalabalık grubun bu cam üzerinden içeri sarkarak A.A’yı görmeksizin müvekkili darp etmeye çalıştıkları ortadadır. Bu nedenle A.A’nın yaralanmasına ilişkin eylemin müvekkille hiçbir ilgi ve alakası bulunmamaktadır. Müvekkile yönelik saldırı yapmak isteyen kalabalığın A.A’nın oturduğu taraftaki açık cam üzerinden saldırıları esnasında yaralandığı açıkça ortadadır.” dedi. Sanık avukatının savunmasının ardından kararını açıklayan mahkeme, Görkem Sertaç Göçmen’in, Muhammed Ali Yalçın’a yönelik “olası kasıt ile yaralama” suçundan beraatine karar verdi. Mahkeme sanık Göçmen’in Cebrail Şık’a yönelik “kasten yaralama” suçundan ise 3 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmasına hükmetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.