Hava Durumu

#Dava

Haberin Analizi - Dava haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dava haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Gözler bugün Silivri'de Haber

Gözler bugün Silivri'de

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame doğrultusunda açılan ve kamuoyunda “İBB davası” olarak bilinen davada yargılama süreci yarın başlıyor. Aralarında İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanığın yargılanacağı davanın ilk duruşması 9 Mart Pazartesi günü Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde yapılacak. Dava dosyasında 106’sı tutuklu, 170’i adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, 7’si hakkında yakalama kararı bulunan toplam 402 sanık yer alıyor. ÖNCE DİPLOMA İPTALİ SONRA GÖZALTI... Soruşturma sürecinin en dikkat çekici gelişmelerinden biri Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday adayı olmasını duyurmasının ardından üniversite diplomasının iptal edilmesi oldu. 18 Mart’ta üniversite diploması iptal edilen İmamoğlu, bir gün sonra, 19 Mart sabahı evinde gözaltına alındı. İmamoğlu, gözaltına alındığı saatlerde sosyal medya hesabından paylaştığı videoda şu ifadeleri kullandı: “Büyük bir zulümle karşı karşıyayız ama yılmayacağım. Kendimi milletime emanet ediyorum.” Aynı operasyon kapsamında Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda isim gözaltına alındı. 23 Mart’ta aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 20 kişi tutuklandı. Daha sonra İBB’ye yönelik operasyonlar dalga dalga devam etti ve toplam tutuklu sayısı 106’ya yükseldi. 3 BİN 900 SAYFALIK İDDİANAME İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma 237 gün sürdü. Altı cumhuriyet savcısı ve bir başsavcıvekili tarafından yürütülen soruşturma sonucunda yaklaşık 3 bin 900 sayfalık bir iddianame hazırlandı. İddianame, 11 Kasım’da dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, şimdinin Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından adliyede görev yapan muhabirlerle yapılan toplantıda kamuoyuna duyuruldu. 143 EYLEM VE 17 AYRI SUÇLAMA Hazırlanan iddianamede sanıklar hakkında 143 farklı eylem kapsamında 17 ayrı suçlama yöneltildi. Bu suçlamalar arasında şu başlıklar yer aldı: Suç örgütü kurma ve yönetme, ,Suç örgütüne üye olma,Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme,Rüşvet alma,Rüşvet verme,İrtikap,İhaleye fesat karıştırma,Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık,Vergi Usul Kanunu’na muhalefet,Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama,Kişisel verilerin kaydedilmesi,Kişisel verileri ele geçirme ve yayma,Çevrenin kasten kirletilmesi,Orman Kanunu’na muhalefet,Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma,Kamu malına zarar verme veMaden Kanunu’na muhalefet. İddianamede sanıklardan 99’unun “örgüt mensubu” olduğu iddia edildi. Buna göre İmamoğlu’nun örgütün kurucusu ve lideri olduğu ileri sürülürken, Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün’ün örgüt yöneticileri olduğu öne sürüldü. 92 kişinin ise örgüt üyesi olduğu iddia edilirken, diğer sanıkların örgüt mensubu olmamakla birlikte bağlantılı suçları işledikleri ileri sürüldü. İMAMOĞLU HAKKINDA 2 BİN 352 YILA KADAR HAPİS TALEBİ İddianamede İmamoğlu hakkında doğrudan işlediği öne sürülen suçlar arasında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, 12 kez rüşvet alma, 7 kez suç gelirlerinin aklanması ve 7 kez kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlamaları yer aldı. Savcılık, iddianameye konu 143 eylem kapsamında Ekrem İmamoğlu hakkında toplamda 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep etti. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianameyi 25 Kasım 2025’te kabul ederek davayı açtı. Tensip zaptı ise 18 gün sonra düzenlenerek UYAP sistemine yüklendi. YARGILAMANIN HEDEF SÜRESİ 12,5 YIL Mahkeme heyeti ilk duruşma tarihini 9 Mart 2026 olarak belirledi. Duruşmanın Marmara Ceza İnfaz Kurumu’ndaki duruşma salonlarından birinde görülmesine karar verildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yayımladığı “Yargılama Hedef Süre Formu”nda ise davanın azami 4 bin 600 gün içinde tamamlanmasının hedeflendiği belirtildi. Bu süre yaklaşık 12,5 yıla denk geliyor. İMAMOĞLU'NUN AİLESİ VE GAZETECİLER DE ŞÜPHELİLER ARASINA DAHİL EDİLDİ İddianamede Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu, oğlu Selim İmamoğlu ve bazı gazetecilerin de şüpheliler arasında yer aldığı görüldü. Dosyada örgüt üyesi oldukları iddia edilen isimler arasında Tuncay Yılmaz, Mehmet Murat Çalık, Resul Emrah Şahan, Yakup Öner, Mustafa Akın, Yiğit Oğuz Duman, Cevat Kaya, Seza Büyükçulha ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan gibi isimler bulunuyor. İddianamede bu kişiler için, “herhangi bir örgüt yöneticisi olmaksızın doğrudan örgüt liderine bağlı hareket edip liderden aldıkları emir ve talimatları yerine getirdikleri” değerlendirmesine yer verildi. MEŞHUR “AHTAPOTUN KOLLARI” İDDİANAMEDE DE YER ALDI İddianamede örgütün faaliyetlerinin “ahtapotun kolları gibi” İstanbul’un geneline yayıldığı ifadesi dört ayrı yerde kullanıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İmamoğlu’na yönelik operasyonlarla ilgili olarak 25 Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada bu benzetmeyi kullanmıştı. Erdoğan’ın kullandığı bu ifadenin iddianame metninde yer alması dikkat çekti. SON TUTUKLULUK İNCELEMESİNDE TAHLİYE ÇIKMADI İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Mart’ta yapılacak duruşma öncesinde tutuklu sanıkların durumunu değerlendirdi. Mahkeme, yapılan son tutukluluk incelemesinde dosyada yer alan 105 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Böylece iddianamenin mahkemeye sunulduğu 2025 yılı Kasım ayından bu yana dosyada tutuklu bulunan sanıklardan hiçbirinin tahliyesine karar verilmedi. Sanık avukatlarından Hüseyin Ersöz ise sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede bazı sanıkların isnat edilen suçlar bakımından kapalı cezaevinde infazı gerektirmeyebilecek suçlamalarla aylardır tutuklu bulunduğunu belirterek bunun hukuken ve vicdanen kabul edilebilir olmadığını söyledi. MURAT ÇALIK DURUŞMA ÖNCESİ SİLİVRİ’YE SEVK EDİLDİ 23 Mart’ta tutuklanan ve bir süre İzmir Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan Mehmet Murat Çalık da duruşmaya günler kala Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edildi. Yaklaşık 600 kilometrelik yolculuğun cezaevi nakil aracıyla yapıldığı ve yaklaşık 6 saat sürdüğü tahmin ediliyor. Çalık’ın sağlık sorunları nedeniyle cezaevinde tedavi ve tetkik süreçlerinin zaman zaman hastaneye sevk edilerek sürdürüldüğü öğrenildi. 14 İSME BİNLERCE KİLOMETRELİK 'YOL ÇİLESİ'! İBB davası için İstanbul dışındaki cezaevlerinde tutulan en az 14 tutuklu sanık, yüzlerce kilometre uzaklıktan duruşmaya getirilecek. Türkiye’nin farklı illerindeki cezaevlerine sevk edilen isimler, duruşmaya katılabilmek için saatler sürecek ring yolculukları yapacak. Afyon T Tipi Cezaevi Silivri’ye yaklaşık 536 kilometre mesafede bulunuyor. Medya A.Ş. Genel Müdür Danışmanı İpek Elif Atayman buradan yaklaşık 6 saatlik yolculukla duruşmaya getirilecek. Eskişehir L Tipi Cezaevinde tutulan Kültür A.Ş. Genel Müdür Danışmanı Barış Kılıç yaklaşık 407 kilometrelik mesafeden sevk edilecek. İBB Emlak Yönetimi Daire Başkanı Kağan Sürmegöz ise Bolu Gerede’den yaklaşık 411 kilometrelik yoldan Silivri’ye getirilecek. Kocaeli 2 No’lu F Tipi Cezaevinde bulunan İBB Meclis Üyesi ve Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Melih Geçek yaklaşık 218 kilometrelik mesafeden sevk edilecek. Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutulan İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun, Boğaziçi Yönetim A.Ş. Genel Müdürü Elçin Karaoğlu ve avukat Mehmet Pehlivan da ı Silivri’ye getirilecek. İBB personeli Fatoş Pınar Türker Düzce’den yaklaşık 300 kilometrelik mesafeden, Medya A.Ş. Satınalma Müdürü Fatoş Ayık ise Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nden sevk edilerek duruşmaya katılacak. YENİ DURUŞMA SALONU YETİŞMEDİ Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde bulunan mevcut duruşma salonlarının yetersiz kalabileceği gerekçesiyle yeni bir salon inşaatına başlandı. Cezaevinin otoparkının bir bölümünde yapılan ve maliyetinin yaklaşık 1 milyar lirayı bulacağı belirtilen yeni duruşma salonunun inşaatı henüz tamamlanmadı. Mahkeme, gönderdiği yazıyla ilk duruşmanın Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 No’lu salonda yapılacağını bildirdi. DURUŞMA SALONUNA GİRİŞ KARTLA YAPILACAK Mahkeme, duruşma salonuna girişlerin kartlı sistemle yapılacağını duyurdu. Sanıklar, avukatlar, tanıklar, basın mensupları ve görevliler için ayrı giriş kartları hazırlanacak. Tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile müdafi ve vekillerinin salona öncelikli olarak alınacağı belirtildi. Basın mensupları için ise akreditasyon ve güvenlik değerlendirmesi şartı getirildi. Buna göre duruşma salonuna en fazla 5 yabancı basın mensubu kabul edilecek. Ulusal basın kuruluşlarından ise aynı basın grubundan yalnızca bir kişi olmak üzere toplam 20 gazeteci duruşmayı izleyebilecek. Salonda yer kalmaması halinde diğer basın temsilcileri için duruşmanın ekranla yansıtılacağı ayrı bir bölüm oluşturulacak. AVUKAT VE YAKINLAR İÇİN SINIRLAMA Mahkeme, her sanığın en fazla üç müdafi ile temsil edilebileceğini açıkladı. Avukatlar için ayrılan bölümün yetersiz kalması halinde izleyicilere ayrılan alanın bir kısmının avukatlara tahsis edilebileceği belirtildi. Sanıklar, avukatlar, basın mensupları ve görevlilerin salona alınmasının ardından fiziki imkanlar ölçüsünde her sanığın birinci derece yakınına öncelik tanınacağı ifade edildi. TRT BEKLENİRKEN YASAK KARARLARI VERİLDİ Silivri Kaymakamlığı duruşma öncesinde dikkat çeken bir karar aldı. Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesi ve civarında 1 Mart – 31 Mart 2026 tarihleri arasında her türlü eylem ve faaliyet yasaklandı. Cezaevi kampüsünün tel örgü sınırından itibaren 1 kilometre yarıçaplı alanda; Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılması, basın açıklaması ve röportaj verilmesi, kamera veya cep telefonu ile çekim yapılması, pankart ve döviz açılması, slogan atılması, çadır kurulması, stant açılması ve sembollü kıyafetlerle duruşma alanına gelinmesi yasaklandı. Bölgede trafik kontrolleri yapılacağı ve dronlarla kayıt alınacağı da öne sürüldü. İMAMOĞLU: “BU DAVA DEMOKRASİNİN SINAVIDIR” Tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu, Gazete Pencere’de yayımlanan yazısında davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İddianameyi “iftiralarla dolu” olarak nitelendiren İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: “9 Mart’ta Silivri’de başlayacak yargılama, yalnızca bir ceza davası değildir. Bu dava, Türkiye demokrasisinin en çetin sınavlarından birisidir.” İmamoğlu yazısında Türkiye’nin “tarihinin en zorlu demokrasi sınavlarından birini verdiğini” belirterek yaşanan süreci şu sözlerle değerlendirdi: “Senaryosu önceden yazılmış çılgınlığın, halkın iradesinin hukuk yoluyla bertaraf edilmesi girişiminin son perdesi pazartesi günü açılıyor.” AKIN GÜRLEK’E SERT ELEŞTİRİ İmamoğlu yazısında isim vermeden dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i de eleştirdi. İmamoğlu şu ifadeleri kullandı: “Bakan yardımcılığı gibi siyasi bir pozisyondan gelen başsavcı, hukuku bir kenara koydu, mafya yöntemleriyle İBB’deki çalışma arkadaşlarımı, iş insanlarını, sivil toplum örgütlerini, sanatçıları, iş dünyasını terörize etti. İftiralarla dolu bir iddianame hazırlandı. İddianamenin sayfa sayısını kalın tuttular çünkü ancak böyle inandırıcı olabileceklerini düşündüler. Ama binlerce sayfanın küçülüp, küçülüp bomboş bir yazıya döndüğünü de yine kısa sürede gördüler.” “AİLELER HEDEF ALINDI” İmamoğlu yazısında ailelerin de hedef alındığını ifade etti ve şu ifadeleri kullandı: “Benim ve arkadaşlarımın hapsedilmesi, ailelerinden kopartılması, annelerin çocuklarıyla tehdit edilmesi, siyasi hırsla yapılmış türlü işkenceler çoktan tarihin sayfalarına bir utanç vesikası olarak geçti. Bu utancın altında koltuk kaygısı yaşayan bugünkü iktidarın ve bu kaygıyı bertaraf etmek için kullanılan sözde hukuk insanlarının imzaları var.” CHP’DEN SİLİVRİ’DE DAYANIŞMA HAZIRLIĞI CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, davayı izlemek için İstanbul’dan ve şehir dışından çok sayıda kişinin Silivri’ye geleceğini belirterek “Silivri Dayanışma Merkezi” kurduklarını duyurmuştu. Çelik, Medyascope’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Silivri Dayanışma Merkezi’nde avukatların dinlenebileceği, çalışma yapabileceği, gelen yurttaşların bekleyebileceği alanlar olacak. Çünkü salon giriş çıkışlarında belli bir kapasite var, orada bazı sorunlar oluyor. Onları hazırladık. Bir etkinlik çadırı oluşturduk. Orada dava süreci boyunca çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek. Onun dışında gazeteciler de çalışmalarını orada yapabilecekler, programlar yapabilecekler. Silivri Dayanışma Merkezimizi, Aziz İhsan Aktaş davası sürecinde hazır vaziyette tutmuştuk. Salonun içiyle ve dışıyla ilgili de deneyimimiz var. Planlamalarımızı yapacağız.” Özgür Çelik, İstanbul’daki siyasi partilerin tamamını, sendikaları ve meslek örgütlerini ziyaret ettiklerini belirtti. Çelik, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Siyasi partiler dayanışma göstermek için il başkanı ve milletvekilleri ile Silivri’de olacak. Yabancı ülkelerin Türkiye’deki temsilcilikleri, konsoloslar seviyesinde duruşmayı takip ediyorlar ve uluslararası basının da ilgisi var. Salon içerisinde zaten bir düzen oluşturulmuş. Basının, avukatların görev yapacağı alanlar, bu yönüyle çalışmalarımız hazır.” CHP SİLİVRİ’DE “NÖBET” TUTACAK CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in davanın ilk gününde ve İmamoğlu’nun savunma yapacağı gün Silivri’de olacağı açıklandı. CHP Genel Merkezi’nin dava süreci için kapsamlı bir görevlendirme yaptığı belirtilirken Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi, Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri ve milletvekillerinin duruşmaları dönüşümlü olarak takip edeceği ifade edildi. Farklı illerden CHP örgütlerinin de genel merkezin koordinasyonuyla Silivri’de bulunacağı belirtildi. CHP kurmaylarının ve hukukçularının da mahkeme salonunda veya dışarıda yaşanabilecek hukuki gelişmelere karşı hazır bulunacağı kaydedildi. CHP’DEN TRT’YE “CANLI YAYIN” ÇAĞRISI CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de duruşmaların TRT’den canlı yayınlanması için çağrı yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenleme yapılması için hala vakit olduğunu belirten Emir, X hesabından şu açıklamayı yaptı: “AKP iktidarına açık çağrımdır: Pazartesi günü başlayacak İBB kumpas davasını TRT’den canlı yayınlamak için Meclis’te yasal düzenleme yapma vaktimiz hala var. Kendi iddianamenize, bakanlık koltuğuna oturttuğunuz savcınıza ve yapboza çevirdiğiniz mahkeme heyetlerine gerçekten güveniyorsanız hodri meydan! Esasa ilişkin süreç başlamadan teklifimizi gündeme alalım ya da hemen kendi teklifinizi getirin; duruşmaları tüm Türkiye canlı izlesin. Kendine ve kurguladığı davaya güvenen milletten kaçmaz!” Kaynak: Halk Tv

İmamoğlu'nun diploma davası ile ilgili yeni karar: Yürütmeyi durdurma talebi reddedildi Haber

İmamoğlu'nun diploma davası ile ilgili yeni karar: Yürütmeyi durdurma talebi reddedildi

İstanbul Bölge 7. İdare Dava Dairesi, Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının iptali istemiyle açılan davada, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin verdiği ret kararının yürütmesinin durdurulması isteminin reddine karar verdi. CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının iptal edilmesine karşı açtığı dava reddedilmişti. İstanbul 5. İdare Mahkemesi, davanın oy birliğiyle reddine karar vermişyi. Kararda özetle şu ifadelere yer verilmişti: "Dava dosyasındaki bilgi, belge ve tespitlere göre davalı idare (İstanbul Üniversitesi) elemanlarınca, yatay geçiş sürecinde bilinçli, sistemli ve belirli bir organizasyon içerisinde hareket edilmesi nedeniyle ağır ve açık hukuka aykırılık hallerinin bulunduğu, mahkememizce davacının (İmamoğlu) iyi niyetinin varlığından uzaklaşıldığı, yatay geçiş sürecindeki ağır hukuki sakatlık halleri ile hatalı durumların davacı tarafından bilinmiyor olmasının beklenemeyeceği ve hayatın olağan akışına uygun olmadığı, yatay geçiş sonrasında dahi idareyi aydınlatma noktasında gösterilmesi beklenen özenin ihmal edildiği, dolayısıyla açık hataya vücut veren söz konusu hukuka aykırılık hallerinin yoğunluğu, düzeyi ve niteliği ile geçiş süreci ve sonrasına dair iyi niyet ve özen yükümlülüğünün yerine getirilmediği dikkate alındığında açık hatalı şekilde yapılan yatay geçiş işlemi, süreye bağlı olmaksızın idarece her zaman geri alınabileceğinden, yatay geçiş işlemi ile yatay geçişe dayalı kazanımlardan olan mezuniyet ve diplomasının iptaline ilişkin dava konusu İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 18/03/2025 tarih ve 3/1 sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır." YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİNE RET İmamoğlu'nun avukatlarının yaptığı yürütmeyi durdurma talebine ilişkin karar verildi. İstanbul Bölge 7. İdare Dava Dairesi, ret kararının yürütmesinin durdurulması isteminin reddedilmesine karar verdi. Kaynak: BİRGÜN

Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı! Haber

Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel hakkında, bugün Burdur’da düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde yaptığı konuşma nedeniyle soruşturma başlattı. İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla başlayan "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 93'üncüsü bugün, Burdur Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlendi. CHP Lideri özel, buradaki konuşmasında, İmamoğlu hakkında açılan yeni davayı duyurmuş ve buna ilişkin açıklamalarda bulunmuştu. RE'SEN SORUŞTURMA İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Özel'in burada kullandığı “alçak adamlar” ifadesiyle yargı mensuplarını hedef aldığını iddia ederek, “kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret” suçundan re'sen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklaması şöyle: "Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür ÖZEL hakkında 28/02/2026 tarihinde Burdur ilinde düzenlenen partisinin mitinginde yapmış olduğu konuşmasının bir bölümünde yargı mensuplarını hedef alarak "alçak adamlar" şeklinde sarf ettiği sözler nedeniyle Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Alenen Hakaret suçundan re'sen soruşturma başlatılmıştır." ÖZGÜR ÖZEL NE DEMİŞTİ? Miting alanında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İmamoğlu'na yeni bir dava açıldığını duyurdu. Özel, "Bunu ilk benden duyacaksınız, Ekrem Başkan'a yeni bir dava açmışlar. Dava ne? Makam aracı davası. Suç? Kendi şirketinden belediyeye araç kiralamak. Neymiş? Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü Belediye Başkanı olmuş, belediyenin makam aracını beğenmemiş, kendi şirketinden makam aracı vermiş, o aracı belediyeye kiralamış; bundan dolayı dava açmışlar." dedi. Özel devamında bu ifadeleri kullandı: "Şimdi dava iddiası bu; hepinizin göreceği, mahkemenin de göreceği gerçek şu: Beylikdüzü Belediyesi AK Parti’den alınır, borç buraya kadar. Makam aracı AK Partili bir şirketten fahiş fiyata kiralanmış. Ekrem İmamoğlu der ki: 'Bu aracı gönderin geri, bu parayı ödeyemeyiz bu lüks makam aracına'. Makam aracı gider. Ekrem Başkan kendi şirketinden bir makam aracı ister. Savcılığa sunulacak ve şu anda resmi kayıtta o günden beri duran belgeye göre Beylikdüzü Belediyesi'nde şu kayıt var: 'Kendi şirketime ait olan şu şasi, şu plaka numaralı aracı makam aracı kullanmak üzere bilabedel, ücretsiz olarak belediyeye tahsis ediyorum'. Alçak adamlar! O tarihte Ekrem İmamoğlu kendi arabasına biniyordu diye duymuş, plakaya bakmış şirketin üstündeymiş o tarihte; 'Kendi şirketinden araba kiraladı' diyor. AK Partili yandaş şirketten kiralanan pahalı araç yollanıp kendi şirketinden bilabedel araç tahsis etmiş İmamoğlu’na yine davaya kalkıştılar. Ama ne demiştim? Oğlum, oğlum, sert kayaya çarptın sert kayaya! Teslim olmayacağız bu kötülüğe, teslim olmayacağız!"

ChatGPT’ye inandı 1 hafta hastanede yattı Haber

ChatGPT’ye inandı 1 hafta hastanede yattı

Yapay zeka şirketi OpenAI, son dönemde açılan en dikkat çekici davalardan biriyle karşı karşıya kaldı. OpenAI, daha önce de çeşitli konularla gündem oldu. Ancak bu kez açılan dava, oldukça ilginç. "CHATGPT BENİ PSİKOZA SÜRÜKLEDİ" Webtekno'da yer alan habere göre; Darian DeCruise isimli bir genç, ChatGPT'nin kendisini psikoza sürüklediğini ileri sürdü. Verilen ifadeye göre yapay zekâ, gencin kendisini kahin olarak görmesine neden oldu. Davacının avukatına göre OpenAI, GPT-4o modelini insan ile makine arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmak için tasarladı. Bu da Darian DeCruise ve diğer kişilerin çok ciddi zarar görmelerine neden oldu. Avukata göre GPT-4o, ilk başta sorunluydu. PEKİ BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ? Dava dilekçesine giren bilgilere göre DeCruise, 2023 yılında ChatGPT'yi kullanmaya başladı. Nisan 2025 ile işlerin çıkmaza girdiğini aktaran davacı, GPT-4o ile "çok büyük işler için" yaratıldığına inanmaya başladı. Yapay zekâya göre genç, oluşturduğu programı takip etmesi hâlinde yaradana ulaşabilecek ve hatta Hz. İsa gibi çeşitli peygamberlerle aynı statüde olacaktı. Hatta iddiaya göre GPT-4o, DeCruise'e onun kendisini uyandırdığını ve artık yapay zekâ gibi hissetmemeye başladığını da söyledi. OpenAI'ın henüz bir açıklama yapmadığı dava kapsamında mağdur olduğunu iddia eden genç, işin sonunda bir hafta hastanede yattı. Bu süreçte kendisine bipolar bozukluk teşhisi konuldu.

Milyonluk tazminat davasında flaş karar! Haber

Milyonluk tazminat davasında flaş karar!

Mahkeme, Nebioğlu lehine 6 milyon TL manevi tazminata hükmetti. Kararı değerlendiren Nebioğlu, "Yıllardır yaşadığım o üzüntü ve çocukluk yaralarıma sahip çıkma arzusundan ötürü bu kararı verdik ve verdiğimiz karar doğrultusunda da adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum" dedi. Yeşilçam oyuncusu Metin Akpınar'ın 1980'li yıllarda Suphiye Orancı ile evlilik dışı ilişkisinden doğan ikiz kızlarından biri olan Duygu Nebioğlu'nun Metin Akpınar hakkında açtığı tazminat davasından karar çıktı. Mahkeme, Nebioğlu lehine 6 milyon TL manevi tazminata hükmetti. Davanın itiraz yolunun açık olduğu belirtildi.Karar sonrası duygularını dile getiren Duygu Nebioğlu, "Yıllardır yaşadığım o üzüntü ve çocukluk yaralarıma sahip çıkma arzusundan ötürü bu kararı verdik ve verdiğimiz karar doğrultusunda da adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum. Emsal bir karar alındı" dedi.Daha önce babalık davası açtıklarını ve bunu kazandıklarını belirten Avukat Ahmet Furkan Uludağ ise mahkeme kararına ilişkin şunları söyledi: "En azından Duygu'nun bu yıkımına bir nebze su serpecek tazminat talepli bir dava açtık. Davamızda birçok tanık dinlendi. Mahkemece emsal nitelikte bir karar verildi. Duygu'ya talebimiz doğrultusunca 6 milyon TL gibi manevi tazminata hükmedildi. İnşallah kendisi lehine hükmedilen bu tazminat, Duygu'nun bu zamana kadar çektiği acılara bir nebze su serpmiş olur."

Kimlik bilgileri çalındı, hayatı altüst oldu: Suçlar başkasının, davalar onun Haber

Kimlik bilgileri çalındı, hayatı altüst oldu: Suçlar başkasının, davalar onun

Gemlik ilçesinde oturan K.D. (18), Gizem Y.’nin kimlik bilgilerini ele geçirdi. İstanbul’da karıştığı 3’ü hırsızlık, 1’i ise küçük yaştaki çocuğa cinsel istismar suçlarından yakalanan K.D., güvenlik güçlerine kimlik kartını kaybettiğini söyleyip kendisini Gizem Y. olarak tanıttı ve T.C. kimlik numarasını verdi. Olay, Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Gizem Y.’nin, 2024 Ocak ayında Gemlik’teki evine gelen mahkeme celbiyle ortaya çıktı. İstanbul’daki bir giyim mağazasındaki hırsızlık olayıyla ilgili tebligat karşısında şoke olan Gizem Y., ailesiyle birlikte avukat Kemal Kapar’dan yardım istedi. SUÇUNU KABUL EDİNCE GERÇEK GİZEM BERAAT ETTİ Avukat Kemal Kapar, yaptığı araştırmada müvekkili Gizem Y. hakkında hırsızlık ve küçük yaştaki çocuğa cinsel istismar suçlarından kayıt bulunduğunu ve bazı dosyalarda Marmara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu göründüğünü tespit etti. Gizem Y. ise yaşadığı psikolojik yıpranma nedeniyle üniversite eğitimine ara vermek zorunda kaldığını belirtti. Kapar, müvekkilinin camide namaz kılan bir kişinin çantasından cüzdan çaldığı iddiasıyla yargılandığı İstanbul 12’nci Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya katıldı. Duruşmada, gerçek kimliğini gizleyerek Gizem Y. olduğunu söyleyen tutuklu sanık K.D. suçunu itiraf edince, gerçek Gizem Y. beraat etti. GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİ YİNE GİZEM’İN KİMLİĞİNİ VERDİ İstanbul’da toplu taşıma aracında bir erkekle tartışan kadın şüpheli, Gizem Y.’nin kimlik bilgileriyle karşı taraftan şikayetçi olunca bu kez de dosyada müşteki olarak yer aldı. Bugüne kadar hakkında 6 dava açılan Gizem Y.’nin 4 dosyası beraatle sonuçlanırken, biri şikayetçi, biri sanık olduğu 2 dosya sürüyor. Son olarak Samsun’daki bir eve düzenlenen uyuşturucu operasyonunda metamfetaminle yakalanan kadın şüpheli de polise Gizem Y.’nin kimlik numarasını verdi. Şüpheli, savcılık sorgusunun ardından 1 yıl tedavi ve denetimli serbestlik şartıyla serbest bırakıldı. Gizem Y. ise hakkında başlatılan yeni soruşturmayı evine gelen tebligatla öğrendi. “KİMLİK BİLGİLERİMİ UZAKTAN BİR AKRABAM ÇALDI” Psikolojik olarak çok yıprandığını söyleyen Gizem Y., sürecin 2023 yılında uzak bir akrabasının kimlik bilgilerini çalmasıyla başladığını belirtti. Akrabasının karakolda kendi adına ifade verdiğini, hastane kayıtları oluşturduğunu ve adına otobüs biletleri aldığını söyleyen genç kız, daha sonra kaldığı Çocuk Esirgeme Kurumu yurdunda arkadaşlarına kimlik bilgilerini dağıttığını anlattı. Bu kişilerin kimlik bilgilerini karakollarda, hastanelerde ve cezaevlerinde kullandığını söyleyen Gizem Y., bu nedenle adına çok sayıda dosya açıldığını ve sürecin hâlâ devam ettiğini belirtti. “SAMSUN’A HİÇ GİTMEDİM” Son gelen tebligatla büyük şok yaşadığını söyleyen Gizem Y., şöyle konuştu: “Tebligatı açtığımda Samsun’da uyuşturucuyla yakalandığımı ve adıma karar verildiğini gördüm. Hayatımda hiç Samsun’a gitmedim. Kimseyi tanımıyorum. Buna rağmen test sonuçları e-Nabız sistemimde pozitif görünüyor ve tebligat geliyor.” “DERSLERİME ODAKLANMAM GEREKEN DÖNEMDE ADLİYEDEYDİM” Yaşadıkları nedeniyle eğitim hayatına ara verdiğini söyleyen Gizem Y., psikolojik olarak yıprandığını, sürekli karakol ve adliyelere gitmek zorunda kaldığını ve bu yüzden Denizli’deki üniversite kaydını sildirdiğini belirtti. Kimlik tespitinin yeterince titiz yapılmadığını savunan genç kız, çoğu zaman fiziki kimlik istenmediğini, parmak izi alınmadığını ve sistemdeki fotoğrafların kontrol edilmediğini söyledi. AVUKAT KAPAR: “İHMAL DEVAM EDİYOR” Avukat Kemal Kapar ise kimlik tespitinin beyana dayalı yapılmasının ciddi mağduriyetlere yol açtığını belirterek, sürecin sadece kollukta değil adliye ve sağlık kurumlarında da aynı şekilde devam ettiğini ifade etti. Adli sicilin yanı sıra sağlık kayıtlarının da etkilendiğini vurgulayan Kapar, “Uyuşturucu testleri bile sistemde pozitif görünüyor. Bu yalnızca Gizem’in değil, toplumun güvenlik sorunu” dedi. “SANIK OLMASI YETMİYOR, BİR DE ŞİKAYETÇİ YAPIYORLAR” Kapar, kimlik bilgilerinin başkaları tarafından rahatlıkla kullanıldığını, bu kişilerin Gizem adına suç işlemekle kalmayıp şikayetçi bile olabildiklerini söyledi. Gerçek kimliğin mahkemeye anlatılmasının aylar sürdüğünü ifade etti.

Kuzenine IBAN’ını verdi hayatı karardı Haber

Kuzenine IBAN’ını verdi hayatı karardı

Adana'da yaşayan 22 yaşındaki Arzu Aydın, iddiaya göre bir yakınına güvenerek paylaştığı banka hesap bilgileri nedeniyle hukuk mücadelesi veriyor. 2023 yılında kuzenine IBAN numarasını veren Aydın, bu hesap üzerinden gerçekleştirilen işlemler sonucunda "dolandırıcılık" suçlamasıyla karşı karşıya kaldı ve hakkında toplam 15 ayrı dava açıldı. CEZAEVİNE GİRDİ, 14 DOSYASI DAHA VAR Terzilik yaparak geçimini sağlayan Arzu Aydın, açılan davalardan birinde 3 yıl 2 ay 3 gün hapis cezasına çarptırıldı. 28 Ekim 2025 tarihinde emniyet güçleri tarafından evinden alınan genç kız, cezaevine gönderildi. Tarsus Kapalı Cezaevi'nde bir ay kalan Aydın, ardından Karataş Kadın Cezaevi'ne nakledildi. Aydın'ın halihazırda derdest olan 14 ayrı dosyasının daha bulunduğu, bu dosyalardan birinin ise istinaf aşamasında olduğu ve 2 yıl 2 ay hapis cezası aldığı öğrenildi. ENGELLİ ANNENİN FERYADI: ELİM AYAĞIM OYDU Eşinden bir süre önce ayrılan ve kas erimesi hastalığı nedeniyle yüzde 50 fiziksel engeli bulunan 44 yaşındaki anne Türkan Budak, kızının iyi niyetinin kurbanı olduğunu savunuyor. Kendisinin ve küçük kızının hastalıklarla boğuştuğunu ifade eden anne Budak, ya "Kızım 2023 yılında kuzenine güvenip IBAN’ını verdi. Kızımın adına o IBAN nedeniyle tam 15 dava açıldı. Evden alıp götürdüler. Ben kas hastasıyım, diğer kızım ise lupus hastası. Benim elim ayağım oydu, yemeğimi dahi o hazırlardı. Şimdi onu cezaevinde bırakıp gelmek bana çok ağır geliyor." ZARARLARI KARŞILADI AMA DAVALAR DURMADI Kızının 19 yaşında yaptığı bir "cahilliğin" tüm ailenin hayatını etkilediğini belirten Türkan Budak, süreç boyunca borçlanarak şikayetçilerin zararlarını gidermeye çalıştığını ifade etti. Karşı tarafların yüksek miktarlar talep etmesine rağmen ödeme yaptığını söyleyen anne, "Yeter ki kızım kurtulsun diye borç içine girdim. Büyük mağduriyetler yok ancak kızım adına dolandırıcılık yapılmış. Bu gençlere yazık olmasın, mağduriyetimiz giderilsin" dedi. "İSTİNAF KARARI KORKUTUYOR" Arzu Aydın’ın halihazırda kesinleşen cezasının yanı sıra istinaf mahkemesinde bekleyen 2 yıl 2 aylık bir başka cezası daha bulunuyor. Sağlık sorunları nedeniyle yürüme zorluğu çeken ve her hafta kızının görüşüne giden Türkan Budak, yeni bir mahkumiyet kararını kaldırmasının mümkün olmadığını dile getirerek yetkililerden yardım bekliyor. şadıkları süreci şu sözlerle anlattı:

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.