Hava Durumu

#Demokrasi

Haberin Analizi - Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

CHP lideri Özgür Özel Karaman'da konuşuyor Haber

CHP lideri Özgür Özel Karaman'da konuşuyor

Ekrem İmamoğlu'nun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Mart 2025'te tutuklanmasıyla CHP tarafından "İmamoğlu'na özgürlük" talebiyle başlatılan "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 96'ncısı, Karaman Aktekke Meydanı'nda gerçekleştiriliyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel mitingde kalabalığa sesleniyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Millet iradesine sahip çıkıyor" eylemlerinin 96'ncısı kapsamında Karaman'da, Aktekke Meydanı'nda halka seslendi. Özel'in konuşmasında öne çıkan başlıklar şu şekilde: "Karaman'ın güzel insanları Ermenek'e, Sarıveliler'e, Türkçe'nin başkentine, Karamanoğlu Mehmet Bey'in torunlarına merhaba. Kumpaslara direnmek için geldik. Karaman'a sarılmaya geldik. Karaman'a gireceğiz deyince orası AK Parti'nin kalesidir, dediler. Ama bugün burada bu meydanı görünce, meydana sığmayan Karamanlıları görünce iyi ki Karaman'a gelmişiz. Karaman kimsenin kalesi değildir; milletin kalesidir. Bu soğukta, köyünden, ilçesinden kalkıp gelen, Karaman tarihinin en büyük mitingini bize yaşatan Karaman'ın yiğit evlatlarına selam olsun. Son 30 yıldır maalesef Karaman'ı kazanamadık ama kusuru kendimizde aradık. Bundan sonra daha çok çalışacağız Karaman'ı da, Türkiye'yi de kazanacağız. Karaman MHP'li bir belediye başkanı seçti; biz kendisine de belediye meclis üyelerine de başarılar diliyoruz. Bu demokrasinin gereğidir ama kaybettiğin zaman oraya kayyum atarsan o demokrasi değildir. Bu ülkenin en sevileni Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ülkenin üzerindeki işgali kaldırıp, vatanı kurtarıp tam başa geçecekken ona sordular ne yapacaksın diye? O da dedi ki: Bir Meclis kurduk. Meclis'i millet seçer ve millet ne derse onu yaparız dediler. İstese padişah da kral da olurdu. Ondan sonra Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa görevi ondan aldı. Çok partili rejime önem veriyordu. 14 Mayıs 1950'de sandığa gidildi. Millet karar verdi ve dedi ki millet, 'Bizi biraz Demokrat Parti yönetsin, Paşa biraz dinlensin' dediler. İsmet Paşa'ya, 'Her halde iktidarı onlara vermeyeceksin değil mi' dediler. Ama o, oğlu Erdal'a yazdığı mektupta, 'Bu benim en büyük yenilgim ancak en büyük zaferimdir aynı zamanda' dedi. Biz kaybedince asla çamur yapmayız, çirkef yapmayız, seçilmişlere darbe yapmaya, onları hapse atmaya kalkmayız. Demokrasi işte budur. Bu meydanı bugün dolduran da budur. Bu meydan bugün seçme, seçilme hakkına gelmiştir."

CHP Lideri Özgür Özel'den kritik mesajlar Haber

CHP Lideri Özgür Özel'den kritik mesajlar

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısında konuşuyor. Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde: Yoğun bir haftayı hep beraber geride bıraktık, daha yoğununa da hep birlikte başlıyoruz. Çarşamba günü İstanbul’da üçüncü bölge mitingimizi gerçekleştirdik. Ardından da Burdur’da il mitingimizi, eylemimizi gerçekleştirdik. Bir sivil darbeye karşı duyduğumuz; işçinin, emeklinin, çiftçinin, kadınların, gençlerin derdini konuştuğumuz 93 eylemi geride bıraktık. "DÜNYA SİYASİ TARİHİNİN EN GÜÇLÜ SEÇİM KAMPANYASINA HAZIRLANIYORUZ" Dün ise Cumhurbaşkanlığı aday ofisimizin tanıtım toplantısında liyakatli, güçlü kadrolarımızı tanıtırken parti programımızın hükümet programı çalışmasına evrildiği ilk çıktıları; milletvekillerimizin, parti meclis üyelerimizin ve Cumhuriyet Halk Partisi örgütünün… Yetmez, dünya siyasi tarihinin en kalabalık seçim kampanyasına, en güçlü seçim kampanyasına hazırlanıyoruz. 19 Mart darbesine karşı 23 Mart’ta dayanışma sandıklarına koşan 15,5 milyon gönüllünün ve devamında Ekrem Başkan’a ve yol arkadaşlarımıza sahip çıkan herkesin, darbenin karşısında duran bütün demokratlarla birlikte önemli bir yürüyüşü gerçekleştiriyoruz. Bunun için dünkü tanıtım toplantımıza kulak kabartan, ardından il başkanlıklarımıza, ilçe başkanlıklarımıza bu vaatlerden, bu seçim yürüyüşünden duyduğu memnuniyeti ifade eden ve bizimle birlikte bir devri kapatıp bir devir açmak isteyen; yüz yıl sonra yine Cumhuriyet için, demokrasi için ve yokluktan, yoksulluktan kurtulmak, hep birlikte kalkınmak ve eşitçe paylaşmak için ümidi bizde olanlara selam olsun, selam olsun! Ayrıntılar geliyor... Kaynak: Halktv

Özel’den Tarkan'a çağrı Haber

Özel’den Tarkan'a çağrı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Kocaeli'de düzenlenen 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinginde konuşuyor. İMAMOĞLU'NUN MEKTUBU OKUNDU CHP Kocaeli İl Başkanı Erdem Arcan, Ekrem İmamoğlu'nun Silivri Cezaevi'nden kaleme aldığı mektubu okudu. İmamoğlu'nun mektubu şöyle: "Güzel Kocaeli’nin koca yürekli güzel insanları, kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, yiğit gençler, güler yüzlü çocuklar; her birinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum, gönülden kucaklıyorum. Bugün bir arada olmamıza vesile olan örgütümüzün güçlü iradesini temsil eden kıymetli il başkanım Erdem Arcan’a teşekkür ediyorum. Ramazan ayımız mübarek olsun. Ramazan’ın ruhumuza sevgi, sabır ve hoşgörüyle doldurmasını temenni ediyorum. Evlerinize, işlerinize bereket getirmesini diliyorum. ''HERKES BEREKETSİZLİKTEN ŞİKAYETÇİ'' Maalesef ülkemizin dört bir yanında herkes bereketsizlikten şikayetçi. Az kazanan da çok kazanan da o eski bereketli günleri arıyor. Enerjisi tükenmiş, millete saygısı, sevgisi kalmamış bu iktidar, ülkenin bereketini kaçırıyor. Adaletten, faziletten o kadar uzaklaştılar ki hiçbir işleri vatandaşın hayrına olmuyor. Bereket kapısının iki anahtarı vardır: Gayret ve Adalet. Gayret göstermez, adaletli davranmazsanız hiçbir işinizde bereket olmaz. Gücünüz, zenginliğiniz size de başkasına da fayda getirmez. İktidar işte tam bu durumda. Ülkenin sorunlarını çözmek için gayret gösterecek enerjisi de hevesi de kadrosu da kalmadı. Milletten o kadar uzaklaştılar ki kibir ve hırsa o kadar yenik düştüler ki vicdanlarını, adalet duygularını tamamen kaybettiler. Onlar artık ülkenin sorunlarını çözmek için iş başında değiller; onlar sadece iş peşindeler. Koltuklarını korumak için kirli ve karanlık işler peşindeler. Demokratik koşullar altında asla seçimi kazanamayacaklarını bildikleri için milletin iradesini baskı altına alarak, zorbalıkla istediklerini elde etmeye uğraşıyorlar. Demokrasi tarihimizde rakibiyle adil bir seçim yarışına girmekten bu kadar çok korkan başka bir siyasetçi yoktur. Rakibini saf dışı etmek için devletin tüm imkanlarını bu kadar çok istismar eden başka bir yöneticiyi görmedi bu ülke. ''BENİ TAMAMEN TECRİT ETMEYE ÇALIŞIYORLAR'' Sosyal medya hesaplarımı, sesimi, görüntümü yasaklayan bu akıl şimdi de beni zindanda tamamen tecrit etmeye uğraşıyor. Yeni Adalet Bakanı göreve başladığından beri milletvekillerinin beni ziyaret etmesine izin vermiyorlar. Sırf beni tecrit etmek maksadıyla avukatların tutuklu müvekkillerini ziyaret etmesini zorlaştıracak düzenlemeler getirmeye çalışıyorlar. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dedikleri bu rejimde bakanlar, devletin ve milletin değil sadece bir şahsın bakanı konumundalar. İşte bu bir şahsın adalet bakanı; beni ve arkadaşlarımı yargılama müsameresinde her türlü figüranlığı bizzat üstlenmiş durumda. Bu yargılama müsameresini yazıp yöneten şahsa sesleniyorum: Vaktiyle sen de yargılandın. Bir gün bile tutuklanmadan, bir sanık olarak bütün haklarına riayet edilerek yargılandın. Ne ailenle tehdit edildin ne milletvekilleriyle, avukatlarınla görüşmen engellendi. O gün senin için hukukun gereği yerine getirildi. Bugün benim ve arkadaşlarım için hangi siyasi projenin, hangi koltuk hesabının gereği yerine getiriliyor? Sevgili kardeşlerim; hukuktan, demokrasiden uzaklaşan iktidarlar milletten de uzaklaşırlar. Çünkü hukuk ve demokrasi; milletin adalet ve hürriyetinin teminatıdır. Hukuk ve demokrasi; insanca yaşam ve güvenli gelecek garantisidir. Milletin talebini duymazdan gelip yok saymaya çalıştıkları o sandık kurulacak ve milletçe hukuka, demokrasiye, cumhuriyete sahip çıkacağız. ''MERHAMETSİZ REJİMLERDEN BİRİ OLMAYACAK'' Türkiye bir daha asla hakkını arayanların yargı yoluyla bastırılıp zulme uğratıldığı baskıcı rejimlerden biri olmayacak. Türkiye bir daha asla gelir dağılımında utanç verici bir adaletsizliğin yaşandığı merhametsiz rejimlerden biri olmayacak. Hukukun ve demokrasinin teminatı altında insanca ve hakça bir düzen kuracağız. Milletçe huzura, refaha, mutluluğa hasretimiz bitecek. Bu topraklarda artık sadece adalet, hürriyet, bolluk ve bereket, birlik ve kardeşlik hüküm sürecek. Her şey çok güzel olacak." Özel'in konuşmasından satırbaşları: ''Emeğin başkentinde bu güzel meydanı saygıyla selamlıyorum. Canım Kocaeli'nin yeşiline merhaba, denizine merhaba. Bu meydanı dolduran her görüşten ama iradesine sahip çıkan, haktan hukuktan adaletten yana olan Kocaeli'nin bütün demokratlarına merhaba.'' "BU MEYDAN BİR PARTİYE AİT DEĞİLDİR" "Kocaeli ile aramıza uzun yıllar girdi. 1999’dan bu yana Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadık. Ama burada kusuru Kocaeli’nde aramadık, kusuru kendimizde aradık ve hiç Kocaeli’ye küsmedik. Onun tercihine burun kıvırmadık, Kocaeli’ne sırtımızı dönmedik. İzmit Belediyesi’ni iki seçimdir kazanırken bu seçimde onun yanına Derince’yi ve Karamürsel’i ekledik. Derince’ye, Karamürsel’e, İzmit’e ve bütün Kocaeli’ne selam olsun. Bu güzel bu güzel meydan için ki bu meydan bir partiye ait değildir ama ev sahipliği için Kocaeli örgütümüze, il başkanımıza, tüm ilçe başkanlarımıza teşekkür ediyorum. Kocaeli’nin birbirinden çalışkan üç değerli milletvekiline; Harun Yıldızlı’ya, Nail Çiler’e, Muhip Kanko’ya teşekkür ediyorum. İzmit’te İzmit’te verdiğiniz yetkiyi kullanıp bir dönem hizmet edip bir sonraki dönem iki kişiden birinin oyuyla seçilen ve çok değerli kardeşim Fatma Kaplan Hürriyet’e, Derince’de Sertif Gökçe’ye, Karamürsel’de Ahmet Çalık’a verdiğiniz destekler için bir kez daha hepinize teşekkür ediyorum. "GARİBAN ANNEYE ARAÇ TAHSİS EDENLERE HELAL OLSUN" "Bugün burada İzmit’te Fatma Kaplan Hürriyet’in yaptıkları önümde. Geçmişte mecliste de birlikte çalıştık. Tabii Tahsin Tarhan’ı, Haydar Akar’ı, Kocaeli’nden birlikte çalıştığımız önceki dönem milletvekillerimizi de selamlayarak meclisten sıra arkadaşımın memleketinde yaptıklarını gördüm. 0-2 yaş bebeği olanlar için örnek bir uygulama Anne Taksi çalışıyor. Türkiye’de yapılan her hizmet bir başka belediyeye ilham oluyor. Anne Taksi uygulaması 2 yaşına kadar çocuğu olan annenin bir telefonuyla emrine amade bir belediye aracı tahsis ediliyor. İstanbul Büyükşehir’i AK Parti’den aldığımızda, İstanbul Büyükşehir’in kamunun parasıyla AK Parti ilçe başkanlığına, il başkanlığına, kadın kollarına tahsis ettiği araçlar koca bir meydana sığmamıştı. Listelerini gösteriyoruz tek birine itiraz edemiyorlar. Partisine, yandaşına değil doğum yapan gariban anneye araç tahsis edenlere helal olsun. "BU KADAR YÜKSEK VERGİ VEREN BİR ŞEHİRDE YOK YOK OLMASI LAZIM" "Kocaeli vergi vermede, vergi sıralamasında bazen üçüncü bazen ikinci. Özellikle kişi başına vergide her zaman Türkiye birincisi. Ayrıca vergi sadakatinde, yani kesinleşen vergiyi ödemede %98’lik oranla açık ara her zaman birinci. Öyle ki, bu kadar yüksek vergi veren bir şehirde yok yok olması lazım, her şeyin tam olması lazım ama söylediler inanmadım, "kontrol edin" dedim, baktım; sağlık hizmetlerinde 81 ilde sağlık yatırımında 61. sırada. Öyle ki, "nasıl olur?" diyorsunuz; mesela Darıca, 250 bin gece nüfusu olan, gündüz nüfusu bunun birkaç katına çıkan Darıca’da hastane var, tabelası yok. Bir başka hastanede şimdi metrolar yüzünden boşaltılması gündemde. Zaten 61. sırada olan yatırım daha da kötüye gidiyor her geçen gün. Kocaeli gibi bir yer, en çok verginin kişi başına toplandığı yerde, örneğin 5 dönemdir bir metro bitirmediler, bir metroyu bitirmekten acizler. Bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi’ne bir karşılaştırma yapmıştım; hem şehrin çok hoşuna gitti hem de AK Partililerin sinirlerini bozdu. Trabzon’a gittim, aynı böyle; 5 dönemdir belediye AK Parti’de, bir tane metro yok. Dedim "Bu nasıl iş? Bu nasıl iş?" İstanbul’da bir tane Trabzonlu 10 tane metro yapıyor; Trabzon’da dördü milletvekili, dördü bakan, biri büyükşehir, biri Ortahisar belediyesi, 10 tane AK Partili bir tane metro yapamamış." "KARTEPE’YE BİR DESTEK DE TARKAN’DAN BEKLİYOR KOCAELİ" "Ben de Tarkan’ı çok seviyorum, bizim ekip de çok seviyor da şurayı bir daha çek. "Oynama şıkıdım şıkıdım" çal bir yandan, ver müziği. Kartepe’yi Kansertepe, İzmit’i Kanserovası yaptırmayacağız. Hurda Demir Çelik Fabrikasına Hayır, Kartepe Çevre ve Yaşam Platformu. Tarkan da inşallah bunu duyar, bu akşam Kartepe’ye bir destek de Tarkan atar inşallah. Tarkan’a bir kocaman alkış. Yıllar sonra döndü geldi, harika konserler yapıyor. Atatürk’e çok saygısı var, bu ülkeyi seviyor, doğasını seviyor. Kartepe’ye bir destek de Tarkan’dan bekliyor Kocaeli." ''DİLOVASI'NDAN AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİ ÇIKTI'' "Bu şehir yakın tarihte bütün Türkiye’yi kahreden, çok üzen olaylar yaşadı. Bunlardan bir tanesi Dilovası’nda denetimsiz, kaçak bir iş yerinde 6 emekçimiz can verdi. Tuğba Taşdemir, Nisa Taşdemir ve Cansu Esatoğlu; 18 yaşından küçük çocuk işçilerdi. Asgari ücret dahi almıyorlardı. SGK girişleri işçilerin yangından sonra, yangın günü yapılmaya çalışıldı. Ve öyle bir noktadayız ki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında 36 bin 626 emekçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Diğer yandan 836 çocuk işçi sadece son 13 yılda hayatını kaybetti. Dilovası’ndaki 3 çocuk işçinin kaybı bir kez daha konuya dikkatleri çekti. Biliyorsunuz o facianın ardından da her zaman olduğu gibi AK Parti’nin kara düzeni çıktı. Niye? 14 Nisan 2022, pandemi. Grup Başkanvekiliyim, Meclis’te bir marka kolonya; Lakton, her yerde o. Dedim ki: "Bu kolonya nereden gelmiş? Bunun ihalesini kim yapmış?" İhale yok. Efendim firma Tekirdağlı, bunları hediye verdi. Eşeledikçe eşeledik, tek firmanın sokulduğu davet usulü bir ihale çıktı. O firmanın üzerine gittik; firma hakkında yurt dışından parfümeri ham maddesi getiriyoruz diye uyuşturucu getirdiği iddiaları çıktı. Yargılandılar, bir şekilde beraat ettiler ancak burada 6 işçinin yandığı o kaçak işletmenin ardından bu aynı firmanın akrabaları, aynı kişinin yeğenleri, kuzenleri çıktı. O günlerde "Soruşturma nereye varırsa varsın" diyorlardı, 104 gün geçti, hâlâ daha kamu görevlisi yok. Yanan yerle ilgili kamu görevlilerinin yargılanmasına yönelik olarak yapılan başvuruların hiçbir tanesine cevap alınamıyor. Bina, İŞKUR binasının yanı başındaydı. 10 adım atılsa kaçak işçiler tespit edilirdi. Mahalleliler "Çocuklar çalışıyor" diye gördü, CİMER’e başvurdular ama buna göz yumdular. Bu durumda bile 104 gündür İŞKUR’un dibinde yaşanan bu felaket örtbas edilmeye çalışılıyor. Bir kez daha bunu buradan, Kocaeli’nden, o acının yaşandığı şehirden bütün Türkiye’ye haykırmak, bunu bir kez daha duyurmak istiyorum." ''GEBZE'DE DE BÜYÜK BİR ACI YAŞADIK'' "Ayrıca Dilovası’nda yüreğimiz yandı yetmedi, Gebze’de de büyük bir acı yaşadık. Metro inşaatı sırasında, üstünde bu metro inşaatının yarattığı sarsıntıdan dolayı bir bina çöktü, 4 canımız, 4 insanımız hayatını kaybetti. Bakın, Makina Mühendisleri Odası, bu iktidarın en çok kızdıkları mühendisler, mimarlar, akademik odalar. Bunlar iktidarın arka odası değil, arka bahçesi değil. Doğruya doğru der, yanlışa yanlış. Bir zaman örneğin asansörlerle ilgili bizim parti bir yanlış karar vermiş bazı belediyeler, bizi de eleştirdiler. Çağırdık, dinledik, doğrusunu söyledik, doğruya döndük. Bunların işi doğruyu söylemek. Ve Makina Mühendisleri, bu iktidarın kızdığı, yetkilerini kıstığı Makina Mühendisleri bu faciadan önce demişler ki: "Bu metro inşaatı tehlikeli, evler çölebilir, hayati tehlike var". Onu dinlememişler. Yaşananlardan sonra biz bunları ifade edince meydana çıkıp ilk hemen hızlı Bakan, ilk açıklama; Ulaştırma Bakanı: "Bizimle ilgisi yok". Arkadan bu rapor çıktı: "Bizimle ilgisi yok". Ama arkadan ön inceleme raporu çıktı, bütün mahalleyi boşalttılar. Onlarla ilgisi var, yenileri de çökecek. 104 gün oldu, rapor yok ortada. Rapor yok ve bu Ulaştırma Bakanı hâlen daha görevde. Öyle bir memleket ki, kuvözdeki yeni doğan bebekleri öldürürler, göreve devam. Otel yanar Kartalkaya’da, sorumlu bakan göreve devam. Attığı her adım bir felaket, tarihteki en büyük rezalet, Milli Eğitim Bakanı göreve devam. İstanbul’daki seyyar giyotin gelmiş Ankara’ya, Türkiye’deki adaletin başını vurmaya. ''SANDIK GELECEK!'' Elle tutulacak tarafları yok ama şu kadarını söyleyeyim şu meydana; artık biz Tayyip Erdoğan’dan bakan değişikliği istemiyoruz. Biz Tayyip Erdoğan’dan emekliye zam, asgari ücrete düzenleme, çiftçiye destek hiçbir şey istemiyoruz. Bir tek şey istiyoruz, ne istiyoruz? Sandığı istiyoruz! Sandık gelecek, AK Parti’nin kara düzeni bitecek; halkın, emekçinin, bu milletin iktidarı başlayacak."

Bahçeli: Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına... Haber

Bahçeli: Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına...

Bahçeli konuşmasında Türkiye'deki süreçten CHP lideri Özgür Özel'in 'erken seçim' çağrılarına ilişkin açıklamalara ye verirken; grup toplantısını, "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir" çıkışıyla bitirdi. Bahçeli'nin konuşmasında öne çıkanlar şöyle: "MHP ve Cumhur İttifakı bütün Türkiye'nin hatta Türk İslam dünyasının siyaset kutbudur. Üç hilal sadece bugünün değil, yarınların da partisidir. Türkiye tarihi bir eşikten geçiyor. Bizim çamur zihniyetlerine yüzümüz dönük, kapımız süngülüdür. Gerçek yüreklilik aklın ve ahlakın adalet çizgisinden sapmadan neticelenecektir. Gerçek yüreklilik bilek gücü veya kas birikimiyle değil, aklın ve ahlakın adalet çizgisinde sapmadan ve savrulmadan ilerleyişiyle tecelli edecektir. İşte böylesi bir erdeme ve bundan mütevellit erinç hâline müstakim bir tutumla müstahak olanlar, yaptıkları her işle, attıkları her adımla, ağızlarından çıkan her sözle hayranlık ve hürmet uyandıracak, yanlışın ve yanılgının boşluğuna da hiçbir zaman düşmeyeceklerdir. Terörsüz Türkiye hedeflerini sekteye uğratmak için bekliyorsa işbirlikçilerdir. Demokrasimizin, insan hakları politikalarını işbirliği ile geliştirmenin makul yollarını bulup hayata geçirmek önemlidir. Siyaset kurumunun itibar kaybının temel sebeplerinden biri olan seviyesiz, günü birlik söylemlerden uzak durulmalıdır. Cumhuriyet ile demokrasi birbirinin sigortasıdır. Türk milletinin hangi kökenden olursa olsun bütün mensuplarının kardeşçe yaşamasını teşvik etmek demokratik rejimin asli gerekçesidir. Demokrasimizin özgürlükleri ve insan hakları politikalarını el birliği ile geliştirmenin yollarını bulup hayata geçirmek önemli ve zorunludur. Siyaset kurumunun itibar kaybının sebeplerinden biri olan tutarsız söylemlerden uzak durulmalıdır. Siyasetçinin siyaseti zenginleştirme ve itibar kazandırma işlevi bulunmaktadır. Türk milletinin tüm mensuplarının kardeşçe yaşamasını temin etmek asli görevdir. Birliktelik ve dayanışma öneminin kabul etmeyenlerin, çatışmaya sürekli vurgu yapması anarşiye çanak tutmaktadır. "KÜRT KARDEŞLERİMİZLE YPG'Yİ YAN YANA GETİRMEK GAFİLLİKTİR" Hamasetin ilkesiz çekiciliği hakikat ve haysiyetin itibarlı çehresini gölgelerse, emin olunuz ki atılan hiçbir adımın, söylenen hiçbir sözün bağlayıcılığı ve kalıcılığı olmayacaktır. Türkiye’mizin geçtiği tarihî eşik, hepimize, özellikle siyaset müessesesine ve siyaset yapan zevata ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. Mâkeste buluşmak varken makusun tezgâhında bocalamak, akıl ve mantık ihlalinden başka bir şey değildir. Eğer taşımasını bildikten sonra insanda iki tür şuur hâli vardır. Birisi adalet şuuru, diğeri de tarih şuurudur. Kemale ermiş adalet şuuru bizi imanımızla bütünleştirip Allah’ın yolundan ayırmayacak, tarih şuuru ise vatan ve millet sevgisinin ana yatağı olacaktır. Deniz fenerini andıran, aydınlık bir meşaleyi çağrıştıran bu yatakta oluşacak ve ortaya çıkacak fikrî atılımın tanım ve tarifi de elbette ve kesinlikle milliyetçiliğin ta kendisidir. Kürt kardeşlerimizle YPG'yi yan yana getirmek gafilliktir. Suriye Cumhuriyeti’nde yeni bir denklem, yeni bir paradigma, yeni bir yapı oluşmuştur. Bu durum beklenen ve olması gereken bir gayedir, ayrıca devletin egemenlik haklarıyla, siyasal, toplumsal ve toprak bütünlüğüyle doğrudan ilişkilidir ve bunu destekleyen, tescilleyen bir gelişmedir. 30 Ocak 2026 tarihinde Şam yönetimi ile SDG ve YPG arasında, 10 Mart mutabakatı ile 18 Ocak mutabakatı temelinde kapsamlı bir ateşkes ve askerî ile idari yapıların Suriye Cumhuriyeti’ne aşamalı entegrasyonu hususunda anlaşmaya varılmıştır. Bu gelişme, Suriye’nin egemenliğinin güçlendirilmesi ve uzun vadeli istikrarın sağlanması açısından belirleyici ve memnuniyet verici bir kavşak noktasıdır. Devlet otoritesi sağlanmıştır. SDG-YPG’li teröristler bulundukları mevcut hatlardan çekilecek, hükümete bağlı birlikler Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlanacaktır. SDG-YPG’ye bağlı üç tugaydan oluşan bir tümen kurulacak, Ayn el-Arab’daki silahlı unsurlar ise Halep’e bağlı birer tugay olarak yapılandırılacaktır. Askerî ve güvenlik entegrasyonunun tugaylar içinde bireysel bazda gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır. Yapılan anlaşmanın uygulama süreci dün başlamıştır. ABDULLAH ÖCALAN ÇIKIŞI Suriye’de devlet içinde devletin olmayacağı, paralel bir ordunun hayalden ibaret kalacağı netleşmiştir. Artık komşu ülkemiz Suriye’nin haritası tek bir renge bürünmüş, Siyonist emperyalizme kiralık tetikçilik yapanlar işgal ettikleri alanlardan çıkarılmıştır. 27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderliği tarafından yapılan Barış ve Demokratik Toplum çağrısı, 337 gün sonra Suriye’de de müspet karşılığını bulmuş ve böylelikle çok önemli bir etap geçilmiştir. Onun bunun saçma sapan telkin ve tazyikine kapılmadan, su katılmamış mühtemelere aldırış etmeden, elimizi vicdanımıza koyup düşünelim ve sorgulayalım: PKK’nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı mı? Sağladı. 27 Şubat çağrısı PKK ile birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu mu? Oldu. Madem maksat tahassül oldu, o hâlde bize düşen de PKK’nın kurucu önderliğine, DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir. ÖZGÜR ÖZEL'İ HEDEF ALDI Nefreti aşılayanlar kaybedecek, fitneyi körükleyenler kaybedecek, ebedî Türk-Kürt kardeşliğini bozmayı planlayanlar kaybedecek, Kürt kardeşlerimizi malum terör örgütüyle bir ve eşit görenler kaybedecek, bölücü terör örgütünün Kürt kardeşlerimizi vesayet altında tutmasına hizmet edenler, bunu dileyenler ve bunu görmek için çılgına dönenler iki cihanda da yatacak yer bulamayacaklardır. Türk bizimdir, Kürt bizimdir. Türk milleti de biziz ve alayımızız. CHP Genel Başkanı’nın Suriye Devleti’nin terörle mücadelesini endişe verici bulması, Sayın Ahmed Şara’nın Suriye’nin tamamını temsil edemediğini dile getirmesi hüsran verici bir hezeyandır. Hesabı kalbinde taşıyan, aklını ve gönlünü YPG’ye kaptıran bu zatın ne sözü söz, ne de siyaseti mert ve millidir. Gürültü patırtı çıkarmanın siyaset olmadığını, laf ola beri gele türünden konuşmaların komik durumlara düşürdüğünü anlamalı ve kabullenmelidir. Dilinin altındaki baklayı çıkarmalı, Suriye’nin siyasî ve toprak bütünlüğünü sağlamasından dolayı uykularının kaçtığını da itiraf etmelidir. Merhum Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sözlerinden esinlenerek söylüyorum ki, dünyaya baktığın zaman ayrı görür, kendi kendine kaldığın zaman ayrı düşünürsün, yıllarca tezat içinde bir tevile çırpınırsın. Ahlaken sorunlu siyaset zar atmaktan farksızdır. Gelecek olan da her zaman hep tektir. "ERKEN SEÇİM DİYE BİR ŞEY ASLA GÜNDEME ALINMAYACAKTIR" CHP Genel Başkanı’nın erken seçim ezberine takılması ve şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasî ahmaklıktır. Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir, erken seçim diye bir şey asla gündeme alınmayacaktır. CHP Genel Başkanı seçim kapısını aralamaya vursa da biz Cumhur İttifakı olarak arayacağımız kapının Türkiye’nin ve Türk Yüzyılı’nın cümle kapısı olduğunu biliyoruz. Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir."

Bakan Yerlikaya: Demokrasi, nefret ve şiddetin kalkanı değildir! Haber

Bakan Yerlikaya: Demokrasi, nefret ve şiddetin kalkanı değildir!

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti ilkesine bağlı, demokrasisi köklü ve kurumları güçlü bir devlet olduğunu söylerken, demokrasinin, nefret söylemi ve şiddetin kalkanı olmadığını belirtti. Bakan Yerlikaya, son yapılan eylemlerle birlikte gözaltına alınan bin 879 şüpheliden 260'ının tutuklandığını, 468'i hakkında adli kontrol verilirken, 662'sinin işlemlerinin sürdüğünü kaydetti. ANKARA (İGFA) -İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonrasında ana muhalefet partisi liderinin yaptığı “sokak çağrısı” üzerine ülkemizin huzur ve güvenliğini tehdit eden bir süreç yaşandığını ifade eden İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bu süreçte; sokak siyaseti meşrulaştırılmak istendiğini söyledi.  . “Demokrasi, nefret söyleminin ve şiddetin kalkanı değildir" diyen Bakan Yerlikaya, " Bizim demokrasi anlayışımız, suistimal zeminine değil, millet iradesine dayanır. Sokak ve gösteri yürüyüşü hak mıdır? Evet, haktır. Anayasal bir haktır. Hepimizi bağlayan Anayasa’mızın 34. maddesi: ‘Herkes önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir’ diye başlar. Bakın, altını çizerek bir kez daha ifade ediyorum: ‘silahsız ve saldırısız’ deniyor. Anayasaya ve kanunlara uygun her gösterinin, başımızın üstünde yeri var. Nitekim, 2024 yılında Bakanlığımıza, toplantı ve gösteri yürüyüşü için 903 başvuru yapıldı. Bunların 863’üne izin verildi. Peki o taşlar, bıçaklar, asitler, baltalar, molotoflar nedir? Demokratik hakların kullanımının sonucu böyle mi olmalı?" diye sordu. “1.879 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI” Boykot çağrısı yapmakla, yerli ve milli markalarımızı çalışanlarını zor durumda bırakmakla amaçlananın da ne olduğunu soran Bakan Yerlikaya, gözaltına alınanlarla ilgili de bilgi verdi. 12 farklı terör örgütüyle iltisaklı şüpheliler ve ‘uyuşturucu, cinsel taciz, hırsızlık, dolandırıcılık, kasten yaralama’ gibi 17 farklı suçtan adli işlem görenler olduğunu vurgulayan Bakan Yerlikaya, “Bu son yapılan eylemler sonrası 1.879 şüpheli gözaltına alındı. Bunların 260’ı tutuklandı, 468’i hakkında adli kontrol kararı verildi. 662’sinin işlemleri devam ediyor. 489’u da serbest bırakıldı. Eylemlerde 150 polisimiz maalesef yaralandı. Yazık değil mi? Günah değil mi? Polisler bu milletin evladı değil mi? Onların da yolunu gözleyen eşleri, evlatları, anaları babaları yok mu? Polislerimiz, sadece şehirlerimizin değil, o gün o alanlara gelenlerin de güvenliğini sağlamak için oralarda bulunuyordu. Ben sizlerin huzurunda bir kez daha Valilerimizi, Emniyet Müdürlerimizi tebrik ediyorum. Yapılan tüm provokasyonlara rağmen sağduyusunu kaybetmeyen, sabırla görevlerini ifa eden tüm kahraman polislerimizle iftihar ediyorum. Aziz milletimizin de bizlerin de duası; kahraman polislerimizle, güvenlik güçlerimizledir. Allah ayaklarına taş değdirmesin.” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.