Hava Durumu

#Dolandırıcılık

Haberin Analizi - Dolandırıcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dolandırıcılık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Gözler bugün Silivri'de Haber

Gözler bugün Silivri'de

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame doğrultusunda açılan ve kamuoyunda “İBB davası” olarak bilinen davada yargılama süreci yarın başlıyor. Aralarında İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanığın yargılanacağı davanın ilk duruşması 9 Mart Pazartesi günü Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde yapılacak. Dava dosyasında 106’sı tutuklu, 170’i adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, 7’si hakkında yakalama kararı bulunan toplam 402 sanık yer alıyor. ÖNCE DİPLOMA İPTALİ SONRA GÖZALTI... Soruşturma sürecinin en dikkat çekici gelişmelerinden biri Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday adayı olmasını duyurmasının ardından üniversite diplomasının iptal edilmesi oldu. 18 Mart’ta üniversite diploması iptal edilen İmamoğlu, bir gün sonra, 19 Mart sabahı evinde gözaltına alındı. İmamoğlu, gözaltına alındığı saatlerde sosyal medya hesabından paylaştığı videoda şu ifadeleri kullandı: “Büyük bir zulümle karşı karşıyayız ama yılmayacağım. Kendimi milletime emanet ediyorum.” Aynı operasyon kapsamında Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda isim gözaltına alındı. 23 Mart’ta aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 20 kişi tutuklandı. Daha sonra İBB’ye yönelik operasyonlar dalga dalga devam etti ve toplam tutuklu sayısı 106’ya yükseldi. 3 BİN 900 SAYFALIK İDDİANAME İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma 237 gün sürdü. Altı cumhuriyet savcısı ve bir başsavcıvekili tarafından yürütülen soruşturma sonucunda yaklaşık 3 bin 900 sayfalık bir iddianame hazırlandı. İddianame, 11 Kasım’da dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, şimdinin Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından adliyede görev yapan muhabirlerle yapılan toplantıda kamuoyuna duyuruldu. 143 EYLEM VE 17 AYRI SUÇLAMA Hazırlanan iddianamede sanıklar hakkında 143 farklı eylem kapsamında 17 ayrı suçlama yöneltildi. Bu suçlamalar arasında şu başlıklar yer aldı: Suç örgütü kurma ve yönetme, ,Suç örgütüne üye olma,Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme,Rüşvet alma,Rüşvet verme,İrtikap,İhaleye fesat karıştırma,Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık,Vergi Usul Kanunu’na muhalefet,Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama,Kişisel verilerin kaydedilmesi,Kişisel verileri ele geçirme ve yayma,Çevrenin kasten kirletilmesi,Orman Kanunu’na muhalefet,Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma,Kamu malına zarar verme veMaden Kanunu’na muhalefet. İddianamede sanıklardan 99’unun “örgüt mensubu” olduğu iddia edildi. Buna göre İmamoğlu’nun örgütün kurucusu ve lideri olduğu ileri sürülürken, Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün’ün örgüt yöneticileri olduğu öne sürüldü. 92 kişinin ise örgüt üyesi olduğu iddia edilirken, diğer sanıkların örgüt mensubu olmamakla birlikte bağlantılı suçları işledikleri ileri sürüldü. İMAMOĞLU HAKKINDA 2 BİN 352 YILA KADAR HAPİS TALEBİ İddianamede İmamoğlu hakkında doğrudan işlediği öne sürülen suçlar arasında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, 12 kez rüşvet alma, 7 kez suç gelirlerinin aklanması ve 7 kez kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlamaları yer aldı. Savcılık, iddianameye konu 143 eylem kapsamında Ekrem İmamoğlu hakkında toplamda 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep etti. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianameyi 25 Kasım 2025’te kabul ederek davayı açtı. Tensip zaptı ise 18 gün sonra düzenlenerek UYAP sistemine yüklendi. YARGILAMANIN HEDEF SÜRESİ 12,5 YIL Mahkeme heyeti ilk duruşma tarihini 9 Mart 2026 olarak belirledi. Duruşmanın Marmara Ceza İnfaz Kurumu’ndaki duruşma salonlarından birinde görülmesine karar verildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yayımladığı “Yargılama Hedef Süre Formu”nda ise davanın azami 4 bin 600 gün içinde tamamlanmasının hedeflendiği belirtildi. Bu süre yaklaşık 12,5 yıla denk geliyor. İMAMOĞLU'NUN AİLESİ VE GAZETECİLER DE ŞÜPHELİLER ARASINA DAHİL EDİLDİ İddianamede Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu, oğlu Selim İmamoğlu ve bazı gazetecilerin de şüpheliler arasında yer aldığı görüldü. Dosyada örgüt üyesi oldukları iddia edilen isimler arasında Tuncay Yılmaz, Mehmet Murat Çalık, Resul Emrah Şahan, Yakup Öner, Mustafa Akın, Yiğit Oğuz Duman, Cevat Kaya, Seza Büyükçulha ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan gibi isimler bulunuyor. İddianamede bu kişiler için, “herhangi bir örgüt yöneticisi olmaksızın doğrudan örgüt liderine bağlı hareket edip liderden aldıkları emir ve talimatları yerine getirdikleri” değerlendirmesine yer verildi. MEŞHUR “AHTAPOTUN KOLLARI” İDDİANAMEDE DE YER ALDI İddianamede örgütün faaliyetlerinin “ahtapotun kolları gibi” İstanbul’un geneline yayıldığı ifadesi dört ayrı yerde kullanıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İmamoğlu’na yönelik operasyonlarla ilgili olarak 25 Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada bu benzetmeyi kullanmıştı. Erdoğan’ın kullandığı bu ifadenin iddianame metninde yer alması dikkat çekti. SON TUTUKLULUK İNCELEMESİNDE TAHLİYE ÇIKMADI İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Mart’ta yapılacak duruşma öncesinde tutuklu sanıkların durumunu değerlendirdi. Mahkeme, yapılan son tutukluluk incelemesinde dosyada yer alan 105 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Böylece iddianamenin mahkemeye sunulduğu 2025 yılı Kasım ayından bu yana dosyada tutuklu bulunan sanıklardan hiçbirinin tahliyesine karar verilmedi. Sanık avukatlarından Hüseyin Ersöz ise sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede bazı sanıkların isnat edilen suçlar bakımından kapalı cezaevinde infazı gerektirmeyebilecek suçlamalarla aylardır tutuklu bulunduğunu belirterek bunun hukuken ve vicdanen kabul edilebilir olmadığını söyledi. MURAT ÇALIK DURUŞMA ÖNCESİ SİLİVRİ’YE SEVK EDİLDİ 23 Mart’ta tutuklanan ve bir süre İzmir Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan Mehmet Murat Çalık da duruşmaya günler kala Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edildi. Yaklaşık 600 kilometrelik yolculuğun cezaevi nakil aracıyla yapıldığı ve yaklaşık 6 saat sürdüğü tahmin ediliyor. Çalık’ın sağlık sorunları nedeniyle cezaevinde tedavi ve tetkik süreçlerinin zaman zaman hastaneye sevk edilerek sürdürüldüğü öğrenildi. 14 İSME BİNLERCE KİLOMETRELİK 'YOL ÇİLESİ'! İBB davası için İstanbul dışındaki cezaevlerinde tutulan en az 14 tutuklu sanık, yüzlerce kilometre uzaklıktan duruşmaya getirilecek. Türkiye’nin farklı illerindeki cezaevlerine sevk edilen isimler, duruşmaya katılabilmek için saatler sürecek ring yolculukları yapacak. Afyon T Tipi Cezaevi Silivri’ye yaklaşık 536 kilometre mesafede bulunuyor. Medya A.Ş. Genel Müdür Danışmanı İpek Elif Atayman buradan yaklaşık 6 saatlik yolculukla duruşmaya getirilecek. Eskişehir L Tipi Cezaevinde tutulan Kültür A.Ş. Genel Müdür Danışmanı Barış Kılıç yaklaşık 407 kilometrelik mesafeden sevk edilecek. İBB Emlak Yönetimi Daire Başkanı Kağan Sürmegöz ise Bolu Gerede’den yaklaşık 411 kilometrelik yoldan Silivri’ye getirilecek. Kocaeli 2 No’lu F Tipi Cezaevinde bulunan İBB Meclis Üyesi ve Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Melih Geçek yaklaşık 218 kilometrelik mesafeden sevk edilecek. Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutulan İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun, Boğaziçi Yönetim A.Ş. Genel Müdürü Elçin Karaoğlu ve avukat Mehmet Pehlivan da ı Silivri’ye getirilecek. İBB personeli Fatoş Pınar Türker Düzce’den yaklaşık 300 kilometrelik mesafeden, Medya A.Ş. Satınalma Müdürü Fatoş Ayık ise Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nden sevk edilerek duruşmaya katılacak. YENİ DURUŞMA SALONU YETİŞMEDİ Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde bulunan mevcut duruşma salonlarının yetersiz kalabileceği gerekçesiyle yeni bir salon inşaatına başlandı. Cezaevinin otoparkının bir bölümünde yapılan ve maliyetinin yaklaşık 1 milyar lirayı bulacağı belirtilen yeni duruşma salonunun inşaatı henüz tamamlanmadı. Mahkeme, gönderdiği yazıyla ilk duruşmanın Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 No’lu salonda yapılacağını bildirdi. DURUŞMA SALONUNA GİRİŞ KARTLA YAPILACAK Mahkeme, duruşma salonuna girişlerin kartlı sistemle yapılacağını duyurdu. Sanıklar, avukatlar, tanıklar, basın mensupları ve görevliler için ayrı giriş kartları hazırlanacak. Tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile müdafi ve vekillerinin salona öncelikli olarak alınacağı belirtildi. Basın mensupları için ise akreditasyon ve güvenlik değerlendirmesi şartı getirildi. Buna göre duruşma salonuna en fazla 5 yabancı basın mensubu kabul edilecek. Ulusal basın kuruluşlarından ise aynı basın grubundan yalnızca bir kişi olmak üzere toplam 20 gazeteci duruşmayı izleyebilecek. Salonda yer kalmaması halinde diğer basın temsilcileri için duruşmanın ekranla yansıtılacağı ayrı bir bölüm oluşturulacak. AVUKAT VE YAKINLAR İÇİN SINIRLAMA Mahkeme, her sanığın en fazla üç müdafi ile temsil edilebileceğini açıkladı. Avukatlar için ayrılan bölümün yetersiz kalması halinde izleyicilere ayrılan alanın bir kısmının avukatlara tahsis edilebileceği belirtildi. Sanıklar, avukatlar, basın mensupları ve görevlilerin salona alınmasının ardından fiziki imkanlar ölçüsünde her sanığın birinci derece yakınına öncelik tanınacağı ifade edildi. TRT BEKLENİRKEN YASAK KARARLARI VERİLDİ Silivri Kaymakamlığı duruşma öncesinde dikkat çeken bir karar aldı. Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesi ve civarında 1 Mart – 31 Mart 2026 tarihleri arasında her türlü eylem ve faaliyet yasaklandı. Cezaevi kampüsünün tel örgü sınırından itibaren 1 kilometre yarıçaplı alanda; Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılması, basın açıklaması ve röportaj verilmesi, kamera veya cep telefonu ile çekim yapılması, pankart ve döviz açılması, slogan atılması, çadır kurulması, stant açılması ve sembollü kıyafetlerle duruşma alanına gelinmesi yasaklandı. Bölgede trafik kontrolleri yapılacağı ve dronlarla kayıt alınacağı da öne sürüldü. İMAMOĞLU: “BU DAVA DEMOKRASİNİN SINAVIDIR” Tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu, Gazete Pencere’de yayımlanan yazısında davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İddianameyi “iftiralarla dolu” olarak nitelendiren İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: “9 Mart’ta Silivri’de başlayacak yargılama, yalnızca bir ceza davası değildir. Bu dava, Türkiye demokrasisinin en çetin sınavlarından birisidir.” İmamoğlu yazısında Türkiye’nin “tarihinin en zorlu demokrasi sınavlarından birini verdiğini” belirterek yaşanan süreci şu sözlerle değerlendirdi: “Senaryosu önceden yazılmış çılgınlığın, halkın iradesinin hukuk yoluyla bertaraf edilmesi girişiminin son perdesi pazartesi günü açılıyor.” AKIN GÜRLEK’E SERT ELEŞTİRİ İmamoğlu yazısında isim vermeden dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i de eleştirdi. İmamoğlu şu ifadeleri kullandı: “Bakan yardımcılığı gibi siyasi bir pozisyondan gelen başsavcı, hukuku bir kenara koydu, mafya yöntemleriyle İBB’deki çalışma arkadaşlarımı, iş insanlarını, sivil toplum örgütlerini, sanatçıları, iş dünyasını terörize etti. İftiralarla dolu bir iddianame hazırlandı. İddianamenin sayfa sayısını kalın tuttular çünkü ancak böyle inandırıcı olabileceklerini düşündüler. Ama binlerce sayfanın küçülüp, küçülüp bomboş bir yazıya döndüğünü de yine kısa sürede gördüler.” “AİLELER HEDEF ALINDI” İmamoğlu yazısında ailelerin de hedef alındığını ifade etti ve şu ifadeleri kullandı: “Benim ve arkadaşlarımın hapsedilmesi, ailelerinden kopartılması, annelerin çocuklarıyla tehdit edilmesi, siyasi hırsla yapılmış türlü işkenceler çoktan tarihin sayfalarına bir utanç vesikası olarak geçti. Bu utancın altında koltuk kaygısı yaşayan bugünkü iktidarın ve bu kaygıyı bertaraf etmek için kullanılan sözde hukuk insanlarının imzaları var.” CHP’DEN SİLİVRİ’DE DAYANIŞMA HAZIRLIĞI CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, davayı izlemek için İstanbul’dan ve şehir dışından çok sayıda kişinin Silivri’ye geleceğini belirterek “Silivri Dayanışma Merkezi” kurduklarını duyurmuştu. Çelik, Medyascope’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Silivri Dayanışma Merkezi’nde avukatların dinlenebileceği, çalışma yapabileceği, gelen yurttaşların bekleyebileceği alanlar olacak. Çünkü salon giriş çıkışlarında belli bir kapasite var, orada bazı sorunlar oluyor. Onları hazırladık. Bir etkinlik çadırı oluşturduk. Orada dava süreci boyunca çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek. Onun dışında gazeteciler de çalışmalarını orada yapabilecekler, programlar yapabilecekler. Silivri Dayanışma Merkezimizi, Aziz İhsan Aktaş davası sürecinde hazır vaziyette tutmuştuk. Salonun içiyle ve dışıyla ilgili de deneyimimiz var. Planlamalarımızı yapacağız.” Özgür Çelik, İstanbul’daki siyasi partilerin tamamını, sendikaları ve meslek örgütlerini ziyaret ettiklerini belirtti. Çelik, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Siyasi partiler dayanışma göstermek için il başkanı ve milletvekilleri ile Silivri’de olacak. Yabancı ülkelerin Türkiye’deki temsilcilikleri, konsoloslar seviyesinde duruşmayı takip ediyorlar ve uluslararası basının da ilgisi var. Salon içerisinde zaten bir düzen oluşturulmuş. Basının, avukatların görev yapacağı alanlar, bu yönüyle çalışmalarımız hazır.” CHP SİLİVRİ’DE “NÖBET” TUTACAK CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in davanın ilk gününde ve İmamoğlu’nun savunma yapacağı gün Silivri’de olacağı açıklandı. CHP Genel Merkezi’nin dava süreci için kapsamlı bir görevlendirme yaptığı belirtilirken Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi, Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri ve milletvekillerinin duruşmaları dönüşümlü olarak takip edeceği ifade edildi. Farklı illerden CHP örgütlerinin de genel merkezin koordinasyonuyla Silivri’de bulunacağı belirtildi. CHP kurmaylarının ve hukukçularının da mahkeme salonunda veya dışarıda yaşanabilecek hukuki gelişmelere karşı hazır bulunacağı kaydedildi. CHP’DEN TRT’YE “CANLI YAYIN” ÇAĞRISI CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de duruşmaların TRT’den canlı yayınlanması için çağrı yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenleme yapılması için hala vakit olduğunu belirten Emir, X hesabından şu açıklamayı yaptı: “AKP iktidarına açık çağrımdır: Pazartesi günü başlayacak İBB kumpas davasını TRT’den canlı yayınlamak için Meclis’te yasal düzenleme yapma vaktimiz hala var. Kendi iddianamenize, bakanlık koltuğuna oturttuğunuz savcınıza ve yapboza çevirdiğiniz mahkeme heyetlerine gerçekten güveniyorsanız hodri meydan! Esasa ilişkin süreç başlamadan teklifimizi gündeme alalım ya da hemen kendi teklifinizi getirin; duruşmaları tüm Türkiye canlı izlesin. Kendine ve kurguladığı davaya güvenen milletten kaçmaz!” Kaynak: Halk Tv

Bursa'da ATIŞ Yapı soruşturmasında iddianame hazırlandı Haber

Bursa'da ATIŞ Yapı soruşturmasında iddianame hazırlandı

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 457 sayfalık iddianame Bursa 50. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianame, bir müştekinin, Nilüfer ilçesinde söz konusu firmadan satış vaadi sözleşmesiyle daire aldığı, şirketin konkordato ilan etmesiyle taşınmazın hazineye aitken toplu konut projesi kapsamında ön alım hakkıyla Bursa Büyükşehir Belediyesine trampa (bir taşınmazın başka bir taşınmazla değiştirilmesi) yoluyla intikal ettiği, üzerinde kat irtifakının hiç kurulmadığı, şirket yetkililerinin Bursa Büyükşehir Belediyesinin malik olduğu taşınmazda malik gibi hareket ederek müştekiyi ve birçok kişiyi hileli hareketlerle aldatıp haksız menfaat temin edildiğini belirtmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca Atış Yapı Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında soruşturma işlemlerine başlanıldığı belirtildi. İddialara ilişkin Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğünden gelen yazıda, arsaların mülkünün tamamının Bursa Büyükşehir Belediyesine ait olduğu belirtildi. Dolandırıcılık faaliyeti kapsamında işlenen suçlara yer verilen iddianamede, "Carrefour" projesiyle ilgili yapılan çalışmalarda müştekilerin taşınmaz satışıyla ilgili sözleşmeye göre açılan "Hasılat Hesabı"nın ödeme yeri olarak gösterildiği, bunun arsa sahibinin bilgisi olmadan değiştirilemeyeceği, satış bedelleriyle sair gider ve gelirlerin, taraflar adına açılan müşterek hesap dışında başkaca bir hesaba yönlendirilemeyeceği, kayıt dışı elden tahsilat yapılamayacağı belirtildiği vurgulandı. Buna rağmen, müştekilerin beyanları da dikkate alındığında satışı yapılan taşınmazlara ait ödemeleri elden ve banka hesabı üzerinden firmaya ve onların yönlendirdiği hesaplara yaptıkları, taşınmaz satışıyla ilgili Atış Yapı firmasının mülk sahibi olan Baınbrıdge Gayrimenkul Ticaret Anonim Şirketinin bilgisi dışında proje üzerinden satış yaptığı da dikkate alındığında, "Carrefour" projesinde müşteki şahıslara yapılan taşınmaz satışının "nitelikli dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu kaydedildi. İddianamede Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından satış sözleşmesi 2024 yılında feshedildikten sonra mülkü halen belediyeye ait olan taşınmaz üzerinde yapılması planlanan "Smart 5" projesinde firma tarafından gerçekleştirilen taşınmaz satışının da "nitelikli dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu belirtildi. Müştekilerin ifade ve ödeme işlemlerine yer verilen iddianamenin hukuki değerlendirme kısmında, firmaya ait bazı projeler üzerinde yapılması planlanan arsaların satışının Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından farklı tarihlerde feshedildiği, projelere ait satış sözleşmelerinin, arsa ihalesinin fesih sonrası yapıldığı kaydedildi. Smart 1,2,3 ve Babylon Projesi ile ilgili yapılan çalışmalarda, firmanın müştekilerle imzalanan sözleşmede belirtilen edimlerini yerine getirme hususunda ifa kabiliyetinin bulunmadığı, sanıkların firmaların mali durumunun yetersiz olduğunu ve sözleşmede belirtilen edimleri yerine getiremeyeceklerini en baştan beri bilmelerine rağmen, sırf maddi menfaat temin etmek amacıyla hileli hareketlerle müştekilerden ödemeler aldıklarının anlaşıldığı ifade edildi. Atış Yapı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'nin tek ortağının Hüsamettin A. olduğu, Ahmet A. ve Ercan T'nin müdürlüklerinin, şirketlere TMSF'nin kayyım olarak atanmasına sürecine kadar devam ettiği, Atış Gayrimenkul Pazarlama Limited Şirketinin tek ortağının Ahmet A. olduğu, müdür olarak Ahmet A. ve Ercan T'nin müdürlüklerinin şirketlere TMSF'nin kayyım olarak atanmasına sürecine kadar devam ettiği kaydedildi. Metin A'nın ise ilgili firmalarda mimar olarak çalıştığı, dijital materyal ön inceleme raporlarına göre müştekileri taşınmaz almaları konusunda yönlendirdiği, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri ve iştirak halinde hileli hareketlerle maddi menfaat temin etmek suretiyle "nitelikli dolandırıcılık" suçunu işledikleri, bununla birlikte gerçek içtima kuralı gereği şüphelilerin her bir eylem için ayrı ayrı sorumluluklarının bulunduğu iddianamede yer aldı. Cumhuriyet savcısı sanıkların, "tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık" suçundan 534'er kez 10 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını, suçun 3 veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi nedeniyle verilecek cezaların yarı oranında artırılmasını istedi. Sanıkların yargılanmasına nisan ayında başlanacak. Olay Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü ekiplerince Hüsamettin A, Ahmet A, Ercan T. ve Metin A. gözaltına alınmıştı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Hüsamettin A, Ahmet A. ve Ercan T. tutuklanmış, Metin A, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Soruşturma kapsamında şüphelilere ait gayrimenkullere, araçlara, banka ve kripto para hesaplarına el konulmuştu. Ayrıca bu kişilere ait 2 şirkete Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca (TMSF) kayyum atanmıştı. Kaynak: AA

Kuzenine IBAN’ını verdi hayatı karardı Haber

Kuzenine IBAN’ını verdi hayatı karardı

Adana'da yaşayan 22 yaşındaki Arzu Aydın, iddiaya göre bir yakınına güvenerek paylaştığı banka hesap bilgileri nedeniyle hukuk mücadelesi veriyor. 2023 yılında kuzenine IBAN numarasını veren Aydın, bu hesap üzerinden gerçekleştirilen işlemler sonucunda "dolandırıcılık" suçlamasıyla karşı karşıya kaldı ve hakkında toplam 15 ayrı dava açıldı. CEZAEVİNE GİRDİ, 14 DOSYASI DAHA VAR Terzilik yaparak geçimini sağlayan Arzu Aydın, açılan davalardan birinde 3 yıl 2 ay 3 gün hapis cezasına çarptırıldı. 28 Ekim 2025 tarihinde emniyet güçleri tarafından evinden alınan genç kız, cezaevine gönderildi. Tarsus Kapalı Cezaevi'nde bir ay kalan Aydın, ardından Karataş Kadın Cezaevi'ne nakledildi. Aydın'ın halihazırda derdest olan 14 ayrı dosyasının daha bulunduğu, bu dosyalardan birinin ise istinaf aşamasında olduğu ve 2 yıl 2 ay hapis cezası aldığı öğrenildi. ENGELLİ ANNENİN FERYADI: ELİM AYAĞIM OYDU Eşinden bir süre önce ayrılan ve kas erimesi hastalığı nedeniyle yüzde 50 fiziksel engeli bulunan 44 yaşındaki anne Türkan Budak, kızının iyi niyetinin kurbanı olduğunu savunuyor. Kendisinin ve küçük kızının hastalıklarla boğuştuğunu ifade eden anne Budak, ya "Kızım 2023 yılında kuzenine güvenip IBAN’ını verdi. Kızımın adına o IBAN nedeniyle tam 15 dava açıldı. Evden alıp götürdüler. Ben kas hastasıyım, diğer kızım ise lupus hastası. Benim elim ayağım oydu, yemeğimi dahi o hazırlardı. Şimdi onu cezaevinde bırakıp gelmek bana çok ağır geliyor." ZARARLARI KARŞILADI AMA DAVALAR DURMADI Kızının 19 yaşında yaptığı bir "cahilliğin" tüm ailenin hayatını etkilediğini belirten Türkan Budak, süreç boyunca borçlanarak şikayetçilerin zararlarını gidermeye çalıştığını ifade etti. Karşı tarafların yüksek miktarlar talep etmesine rağmen ödeme yaptığını söyleyen anne, "Yeter ki kızım kurtulsun diye borç içine girdim. Büyük mağduriyetler yok ancak kızım adına dolandırıcılık yapılmış. Bu gençlere yazık olmasın, mağduriyetimiz giderilsin" dedi. "İSTİNAF KARARI KORKUTUYOR" Arzu Aydın’ın halihazırda kesinleşen cezasının yanı sıra istinaf mahkemesinde bekleyen 2 yıl 2 aylık bir başka cezası daha bulunuyor. Sağlık sorunları nedeniyle yürüme zorluğu çeken ve her hafta kızının görüşüne giden Türkan Budak, yeni bir mahkumiyet kararını kaldırmasının mümkün olmadığını dile getirerek yetkililerden yardım bekliyor. şadıkları süreci şu sözlerle anlattı:

Türkiye'den sonra Almanya'da ortaya çıktı: Sakın efendim demeyin Haber

Türkiye'den sonra Almanya'da ortaya çıktı: Sakın efendim demeyin

Almanya’da son dönemde hızla artış gösteren ve binlerce kişiyi maddi kayıpların yanı sıra manevi olarak da mağdur eden telefon dolandırıcılığına karşı, yargı ve emniyetten sert bir cevap geldi. Halk arasında “torun numarası” olarak anılan dolandırıcılık taktiğini kullanan suç şebekeleri, artık devletin sıkı takibi altında bulunuyor. Almanya’da son dönemde hızla artış gösteren ve binlerce kişiyi maddi kayıpların yanı sıra manevi olarak da mağdur eden telefon dolandırıcılığına karşı, yargı ve emniyetten sert bir cevap geldi. Halk arasında “torun numarası” olarak anılan dolandırıcılık taktiğini kullanan suç şebekeleri, artık devletin sıkı takibi altında bulunuyor. AİLE BAĞLARINI HEDEF ALIYORLAR Dolandırıcıların yöntemi, mağdurların en hassas noktası olan aile bağlarını istismar etmeye dayanıyor. Çoğunlukla yurt dışı kaynaklı çağrı merkezlerinden yapılan aramalarda, şüpheliler kendilerini trafik kazası geçirmiş bir torun, acil ameliyat masrafına ihtiyaç duyan bir akraba ya da güven sağlamak amacıyla "gizli görevdeki bir polis memuru" olarak tanıtıyor. Alman güvenlik birimleri, söz konusu suç ağlarını tamamen çökertmek için Europol ve çevre ülkelerin emniyet teşkilatlarıyla eşgüdüm içinde operasyonlar yürütüyor. Uzmanlar ise bu dolandırıcılık yönteminin yalnızca maddi zarara yol açmadığını, aynı zamanda yaşlı mağdurlar üzerinde derin psikolojik etkiler bıraktığını vurguluyor. Güvenlik güçleri, vatandaşların mağdur olmaması için bazı temel uyarılarda bulundu. Telefonda sizi arayan kişi bir yakınınız olduğunu söylüyorsa, görüşmeyi sonlandırıp ilgili kişiyi kendi kayıtlı numarasından geri arayın. Hiçbir resmi kurum telefon aracılığıyla nakit para ya da ziynet eşyası talebinde bulunmaz. Ayrıca evinizdeki değerli eşyalar veya banka hesap bilgileri gibi hassas detayları kesinlikle telefon üzerinden paylaşmayın. TÜRKİYE’DE DE DOLANDIRICILIK ALARMI Türkiye’de dolandırıcılık vakaları artış gösteriyor. Özellikle telefon ve internet üzerinden yapılan yöntemler, her yaştan vatandaşı hedef alırken, uzmanlar vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. TELEFONDA TEK KELİME TUZAĞI Dolandırıcılar, bilinmeyen numaralardan aradıkları kişilere çeşitli bahaneler sunarak konuşmayı uzatmaya çalışıyor. Amaç, karşı tarafın ses kaydını almak. Özellikle “Evet” ya da “Efendim” gibi kelimelerin kaydedilerek farklı işlemlerde kullanılabileceği belirtiliyor. DİJİTAL DOLANDIRICILIKTA ARTIŞ Sadece telefon değil, sahte SMS ve sosyal medya mesajlarıyla yapılan dolandırıcılık girişimleri de artmış durumda. Vatandaşların resmi kurum adı taşıyan bağlantılara karşı dikkatli olması isteniyor. Yetkililer, en küçük şüphede görüşmenin sonlandırılması ve resmi makamlara bildirim yapılmasının mağduriyetleri önlemede büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Sosyal medyada yatırım vurgunu! 115 milyon TL’lik dolandırıcılıkta 154 şüpheli Haber

Sosyal medyada yatırım vurgunu! 115 milyon TL’lik dolandırıcılıkta 154 şüpheli

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen operasyon çerçevesinde, sosyal medya üzerinden yatırım sözü vererek vatandaşları dolandırdığı belirlenen organize suç çetesine yönelik, 16 şehirde eş zamanlı operasyonlar yapıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Organize Suçlar Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada, sosyal medya üzerinden "yatırım uzmanı" olarak kendini tanıtan organize bir suç ağı ortaya çıkarıldı. Zanlıların Instagram'da verdikleri reklamlar aracılığıyla yüksek kazanç teklifinde bulunarak, oluşturdukları sahte şirketler ve kripto para platformları üzerinden milyonlarca liralık dolandırıcılık yaptıkları tespit edildi. Soruşturmada, zanlıların borsa işlemleri yapılıyormuş izlenimi verip insanların sermayesini kısa sürede beş katına çıkaracakları vaadinde bulundukları, mağdurlara "IN.Pro" adlı bir yatırım uygulaması yüklettikleri ve paraları sahte şirket hesapları üzerinden kripto paralara dönüştürerek izlerini gizledikleri anlaşıldı. Yapılan araştırmalar sonucunda, yalnızca 5 kişinin toplamda 115 milyon 595 bin 965 TL'lik dolandırıcılığa maruz kaldığı tespit edildi. Teknik takip ve kripto analizleri, farklı kişilere karşı dolandırıcılık eylemlerinin aynı zanlılar tarafından gerçekleştirildiğini gösterdi. Soruşturmanın bir parçası olarak; 50 sahte şirket ve bu organizasyonlarla bağlantılı 42 kişi, Para aklamaya aracılık ettiği ortaya çıkan 3 kuyumcu firma, Banka ve kripto hesaplarını kullandıran 45 şüpheli, TAPDK ve IP/PORT analizleriyle tanımlanan çeşitli zanlılar dahil olmak üzere toplam 154 zanlı belirlendi. Zanlılardan 44'ünün halihazırda cezaevinde olduğu açıklandı. Organize edilen operasyonlar kapsamında; İstanbul öncelikli olmak üzere Gaziantep, İzmir, Ankara, Antalya, Konya, Şanlıurfa, Muğla, Manisa, Trabzon ve 16 şehirde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda, 65 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi, adreslerde arama ve el koyma işlemleri yapıldı. Operasyonlar hakkında yapılan açıklamada, örgütün tamamen açığa çıkarılması, suçla elde edilen gelirlerin izlenmesi ve dijital-finansal kanıtların toplanması amacıyla soruşturmanın dikkatle ve çok yönlü olarak devam ettiği bildirildi.

Başsavcı Kara Uyardı: Banka Hesabını Kullandıran Yandı Haber

Başsavcı Kara Uyardı: Banka Hesabını Kullandıran Yandı

Van Cumhuriyet Başsavcısı Osman Kara, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Başsavcılık koordinesinde bilişim suçlarının önlenmesi amacıyla yürütülen çalışmalarda yaklaşık 4 bin soruşturma dosyasının açıldığını ve çok sayıda operasyonun düzenlendiğini söyledi. İnternet ve telefon yoluyla işlenen dolandırıcılık suçlarında banka hesabının kiralama yoluyla menfaat teminin öne çıktığını ifade eden Kara, dolandırıcılık şebekelerinin özellikle üniversite öğrencilerini hedef aldığına dikkati çekerek "banka hesabı kiralama" yoluyla işlenen suçlara karşı dikkatli olunması uyarısında bulundu. Bu tür girişimlerin vakit kaybedilmeden adli makamlara bildirilmesi gerektiğini vurgulayan Kara, hesaplarını kullandıran kişilerin ağır cezalarla karşı karşıya kalabileceğini dile getirdi. HESAPLARINI KULLANDIRANLAR AĞIR CEZALARLA KARŞI KARŞIYA Son yıllarda artış gösteren ve özellikle gençleri hedef alan dolandırıcılık olaylarına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla üniversitelerde ve okullarda bilgilendirme panellerinin düzenleneceğini söyleyen Kara, "Hesabını kullandırma, suça ortak olma" konulu bilgilendirme videolarının da yayınlandığını hatırlattı. GENÇLER MASUM VAATLERLE TUZAĞA ÇEKİLİYOR Dolandırıcılık şebekelerinin "kısa sürede para kazanacaksın", "hesabını kirala" ve "sadece para transferi yapacaksın" gibi masum görünen vaatlerle gençlerin banka hesaplarını kullandığını anlatan Kara, şunları kaydetti: "Bu hesaplar çoğunlukla nitelikli dolandırıcılık ve kara para aklama suçlarında kullanılıyor. Farkına varıldığında ise artık çok geç oluyor. Banka hesabını kiralamak basit bir hata değildir, ağır bir suçtur. Bu kişiler yargılanabiliyor. Bu da yıllarca hapis cezası ve çok yüksek adli para cezaları anlamına geliyor. 'Ben bilmiyordum' savunması maalesef çoğu dosyada kabul edilmiyor. 'Sadece para geldi, hemen gönderdim' diyen biri de suçlu olur çünkü banka hesabı kişiye özeldir ve üçüncü kişilere kullandırılamaz. Hesaba gelen paranın kaynağını sorgulamak kişinin sorumluluğundadır. Aksi bir hal kişinin eyleme kasten iştirak ettiğini gösterir. Hiç kimse banka hesabınızı masum gerekçelerle kiralamak istemez, suç işleme kastıyla sizden böyle bir talepte bulunur. Kolay para diye bir şey yoktur. Banka kartı, IBAN, mobil bankacılık bilgileri kimseyle paylaşılmaz."

Türk girişimciden 7 milyon dolarlık vurgun! Haber

Türk girişimciden 7 milyon dolarlık vurgun!

26 yaşındaki Türk girişimci Gökçe Güven, yatırımcılarını 7 milyon dolar dolandırmak ve sahte belgelerle "olağanüstü yetenek" vizesi almak suçlamalarıyla ABD'de tutuklandı. Güven hakkında da iddianame hazırlandı. Kurduğu startup Kalder ile dikkatleri üzerine çeken, hatta 2025 yılında ünlü Forbes dergisinin “30 yaş altı 30 kişi” listesine de giren Güven hakkında ABD New York Güney Bölgesi Savcılığı iddianame hazırlandığını duyurdu. Gökçe Güven iddianamede menkul kıymet dolandırıcılığı, vize sahtekarlığı ve nitelikli kimlik hırsızlığı gibi suçlarla itham ediliyor. BALON HESABI YAPMIŞ Savcılığın iddialarına göre Güven, "fintech-pazarlama platformu" olarak tanıttığı Kalder için yatırım toplarken sistematik bir aldatma yöntemi izledi. Potansiyel yatırımcılara şirketin mali durumu ve partnerlikleri hakkında hayali veriler paylaşıldı. Güven'in, aralarında hiçbir anlaşma bulunmayan dev markaları "aktif müşteri" gibi gösterdiği de iddia ediliyor. Ayrıca Güven'in “çift defter" tuttuğu, yani, şirketin gerçek mali durumunu gösteren bir iç muhasebe kaydı tutulurken, yatırımcılara tamamen şişirilmiş rakamlardan oluşan ikinci bir "sahte defter" sunulduğu belirtiliyor. Bu yöntemle Güven'in, onlarca yatırımcıyı yaklaşık 7 milyon dolar zarara uğrattığı öne sürülüyor. “OLAĞANÜSTÜ YETENEK” VİZESİ İÇİN SAHTE İMZA Gökçe Güven hakkındaki suçlamalar sadece finansal dolandırıcılıkla sınırlı değil. İddianameye göre genç girişimci, öğrenci vizesi bittikten sonra ABD'de kalabilmek için sadece bilim, iş veya spor alanında üstün başarı gösterenlere verilen O-1A (Olağanüstü Yetenek) vizesine başvurdu. Bu başvuru sırasında, tanınmış iş insanlarının imzalarını taklit ederek kendi adına sahte referans mektupları düzenlediği iddia edilen Güven, 2025 sonbaharında bu vizeyi haksız yere elde etmekle suçlanıyor. ABD Savcısı Jay Clayton konuyla ilgili yaptığı açıklamada sert ifadeler kullandı, "Gökçe Güven, tohum yatırım turunu sahte gelirler ve uydurma belgeler üzerine inşa etti. Girişimcilik maskesi altına gizlenen dolandırıcılığa karşı tetikte olun." dedi.GÜVEN'İN OLASI CEZASI NE? Tutuklanan Güven'i oldukça zorlu bir yargı süreci bekliyor. Suçlu bulunması halinde karşı karşıya kalabileceği cezaların yaklaşık 52 yıl hapis olabileceği belirtiliyor. Menkul Kıymet ve Elektronik Dolandırıcılık için 40 yıla kadar hapis, vize sahtekarlığından 10 yıla kadar hapis ve nitelikli kimlik hırsızlığına da mevcut cezalara ek olarak zorunlu 2 yıl hapis. Güven'in davası daha önce kripto para borsası FTX'in kurucusu Sam Bankman-Fried gibi profili yüksek isimleri yargılayan Bölge Yargıcı Lewis Kaplan tarafından görülecek.

Bursa İnegöl 'akıllı şehir'le güçleniyor Haber

Bursa İnegöl 'akıllı şehir'le güçleniyor

Bursa'da İnegöl Belediyesi’nin “Akıllı Şehir” uygulamaları kapsamında hayata geçirdiği güvenlik altyapısı, vatandaşlara huzur ve güven ortamı sağlıyor. Şehri 7/24 takip altında tutan İnegöl Belediyesi kameraları, bir olayın daha aydınlatılmasını sağladı. BURSA (İGFA) - Bursa'da İnegöl Belediyesi’nin İzleme ve Değerlendirme Merkezi ile Akıllı Şehir Uygulamaları kapsamında uygulamaya alınan güvenlik kameraları, vatandaşlara huzur ve güven ortamı sağlıyor. Daha önce pek çok olayın aydınlatılmasına olanak sağlayan İnegöl Belediyesi kameraları, Yeni Mahalle Gökhan Çakır Parkı’nda yaşanan dolandırıcılık olayının çözülmesine de yardımcı oldu. Dolandırıcılık olayı emniyet güçlerinin titiz çalışması ve İnegöl Belediyesi’nin Akıllı Şehir uygulamaları kapsamında hayata geçirdiği güvenlik kameraları sayesinde kısa sürede aydınlatıldı. EMNİYET GÜÇLERİ AKILLI ŞEHİR KAMERALARINDAN OLAYI ÇÖZDÜ Edinilen bilgilere göre, bir vatandaş, kendisini “adınız FETÖ terör örgütüne karıştı” şeklinde arayarak yalan beyanda bulunan kişiler tarafından yaklaşık 400 gram altını alınmak suretiyle dolandırıldı. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında suçun işlendiği Gökhan Çakır Parkı’nda İnegöl Belediyesi tarafından Akıllı Şehir uygulamaları kapsamında kurulan ve 7/24 kayıt yapan güvenlik kameraları önemli rol oynadı. Olayın en kısa sürede çözüme kavuşması adına kamera görüntüleri emniyet güçleri tarafından incelenerek şüpheliler tespit edildi ve yakalandı. Dolandırılan vatandaşa da altınları geri verildi. AKILLI ŞEHİR ALTYAPISI GÜÇLENDİRİLİYOR İnegöl Belediyesi, vatandaşların huzur ve güvenliğini önceleyen anlayışla; parklar, sosyal alanlar ve şehrin kritik noktalarında Akıllı Şehir yatırımlarını her geçen gün artırmaya devam ediyor. Kent genelinde yaygınlaştırılan kamera sistemleri bir yandan şehir tertip ve düzeninin sağlanmasına fayda sağlarken, aynı zamanda suçların önlenmesinde ve yaşanan olayların hızlı şekilde aydınlatılmasında da etkin bir rol üstleniyor. İnegöl Belediyesi’nin akıllı şehir uygulamaları ve kurulan altyapıya ilişkin açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Alper Taban, bugün hayata geçirilen sistemlerin altyapısının ilk göreve geldiği dönemden başlayarak adım adım ilerletildiğini söyledi. Gelinen noktada Akıllı Şehir uygulamalarının vatandaş adına da huzur ve güven ortamı sağladığını kaydeden Başkan Taban, “Amacımız bu şekilde şehrimizin tüm noktalarını donatmak ve tüm şehri tek merkezden takip etmek. Bunu yapmamızdaki amaç şehircilik uygulamalarıyla beraber bu gibi asayiş olaylarında da aslında her noktaya tanık olmak. Bizler tüm parklarımızı, şehrimizin tüm sosyal alanlarını, merkezi noktalarını, Pazar yerlerini bu şekilde kontrollü otama dönüştürmeye devam edeceğiz” dedi.

28 ilde 103 şüpheliye 'siber' gözaltı! Haber

28 ilde 103 şüpheliye 'siber' gözaltı!

8 il merkezli 28 ilde “Yasa Dışı Bahis, Nitelikli Dolandırıcılık, Çevrimiçi Çocuk Müstehcenliği ve Tacizi” suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 103 şüpheli yakalandı. ANKARA (İGFA) - Siber suçlara yönelik topyekün mücadelesini sürdüren İçişleri Bakanlığı, 8 il merkezsindeki yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, çevrimiçi çocuk müstehcenliği ve taciz suçlarına yönelik düzenlenen ooperasyon gerçekleştirdi. Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde; İl Emniyet Müdürlükleri Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlükleri tarafından 8 il merkezli toplamda 28 ildeki operasyonda 250 milyon TL değerinde; 13 araç, 3 villa, 3 şirket ve şirketlere ait İstanbul ve Aydın'da 2 otel ile 7 Milyon 500 Bin Dolar değerindeki Kripto varlık hesabı, banka ve kripto varlık hizmet sağlayıcı hesaplarına el konuldu. Operasyonun detaylarını İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından paylaştı. https://twitter.com/AliYerlikaya/status/1897518429722091524 Yakalanan şüphelilerin sosyal medya platformları ve oltalama (phishing) siteler üzerinden “bungalov ve kapora dolandırıcılığı, yüksek kazanç vaadiyle yatırım" temalarını kullanarak dolandırıcılık faaliyetlerinde bulunmak, elebaşılığını G.R.’nin yaptığı organize suç örgütünün yasa dışı bahis sitelerinin finans kısmını yönetmek, suçtan elde edilen paraları paravan şirketler kurarak ve kripto varlıklara dönüştürerek aklama faaliyetinde bulunmak, yasa dışı bahis ve kumar sitelerinde  para nakline aracılık etmek, sosyal medya platformları üzerinden çocuk istismarı görüntülerini satmak suçlarından arandığı bildirildi. Bakan Yerlikaya, "Tanımadığınız kişilere para göndermeyelim, kolay kazanç vaat eden tekliflere aldanmayalım" çağrısında bulunurken, operasyonlar sonucu; ruhsatsız tabancalar, muhtelif miktarda döviz ve Türk Lirası ile çok sayıda dijital materyal ele geçirildiğini belirtti. Bakan Yerlikaya, "Valilerimizi, operasyonları koordine eden Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve operasyonları gerçekleştiren Kahraman Polislerimizi tebrik ediyorum" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.