Hava Durumu

#Duruşma

Haberin Analizi - Duruşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Duruşma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İBB davasında beşinci gün Haber

İBB davasında beşinci gün

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davada yargılama ikinci haftasında sürüyor. Tansiyonun yüksek olduğu son duruşmanın ardından verilen üç günlük aranın ardından mahkeme bugün yeniden toplanacak. Geçen Perşembe günü görülen duruşmada tutuklanmasının ardından iki defa etkin pişmanlıktan ifade veren ancak tahliye edilmeyen Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat ifade vermişti. Avukatların soru sorduğu sırada duruşmaya öğle arası verilmiş, Polat ifadesinde 'para alışverişi görmediğini' söylemişti. Duruşmaya verilen arada gazetecilere kısa bir açıklama yapan Ekrem İmamoğlu ise savcılığın iddianameye eklediği bir belgeye itiraz etti. Söz konusu belgede yıllık bütçesi 5 milyar TL olan Ağaç A.Ş.’nin bir ayda 20 milyar TL harcadığı öne sürülüyor. Ağaç A.Ş.’nin tutuklu Genel Müdürü Ali Sukas, itirafçı sanık Ümit Polat’a soru sordu. Sukas’ın “Az önce gösterdiğin tabloda Ağaç A.Ş.’nin bütçesi 5 milyardan 20 milyara çıktı. Ağaç A.Ş.’nin 20 milyar bütçesi var mıydı? 20 milyarlık ödeme var mı?” sorusuna Polat, “Hayır yok” diyerek yanıt verdi İmamoğlu’nun açıklamalarının ardından mahkeme başkanı gazetecilerin yerini değiştirmek istedi. Basın mensuplarının bu karara itiraz etmesi üzerine mahkeme duruşmayı Pazartesi günü (bugüne) saat 10.00’a erteledi. Bugün görülecek duruşmada, etkin pişmanlıktan yararlanma talebi iki kez reddedilen Ümit Polat’ın sorgusu kaldığı yerden devam edecek. Ayrıca Ağaç A.Ş.'de ihale tutuklu sanık Fatih Yağcı’nın da savunma yapması bekleniyor. Halk TV'den Gamze Altunay Silivri'den gelişmeleri anbean aktaracak. İşte Silivri'de yaşananlar.... 08.57 | GÜVENLİK ÖNLEMLERİ DİKKAT ÇEKTİ İBB Davası’nın gergin biten 4. duruşmasının ardından 5. duruşma öncesinde arttırılan güvenlik önlemleri dikkat çekiyor. Arama noktalarına gelen araçlar cezaevi kampüsü girişine sokulmuyor. Salon önünde bekleyen gazeteciler ise henüz içeri alınmadı. Kaynak: Halktv

İBB Davası'nda ikinci gün protestoyla başladı! Haber

İBB Davası'nda ikinci gün protestoyla başladı!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan yaklaşık 3 bin 900 sayfalık iddianameyle açılan ve aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanıklı davanın ilk celsesi 9 Mart Pazartesi günü Silivri’de başladı. İMAMOĞLU KÜRSÜYE ÇIKTI | 11.57 Ekrem İmamoğlu, iddianame özetinin okunmasının ardından sanık kürsüsüne çıktı. İmamoğlu, davanın başlangıcından bu yana ilk kez özgürce kürsüde konuşuyor: “Bir iddia makamı var. Bana göre şaibelidir. Bana göre suçludur. 16 milyonun belediye başkanı burada Şu an karşınızda. Toplumunun takdirini almışken ben sizi dinlemiyorum demek meşruiyet sorunu yaratır” İDDİANAME ÖZETİ 33 DAKİKADA OKUNDU | 11.53 İddianame özetinin okunması tamamlandı. 33 dakika sürdü. TANAL'DAN İDDİANAMENİN 'ŞEMASINA' TEPKİ | 11.30 CHP Şanlıura Milletvekili Mahmut Tanal, iddianamedeki 'örgüt şemasının' İBB'nin düzeni olmasına dikkat çekti. Tanal, bu anlayışın esas alınması ile ilerdeki herhangi bir devlet kurumunun 'örgüt' olarak yorumlanabileceğini ifade etti: "Duruşmada okunan iddianame özetinde en dikkat çekici nokta şuydu: Belediyenin normal idari hiyerarşik yapısı, adeta bir “örgüt şeması” gibi anlatıldı. Oysa bir belediyede başkan, başkan yardımcıları, daire başkanları ve bürokratlardan oluşan yapı kanunla kurulmuş yasal bir idari organizasyondur. Yasal bir yönetim şemasını suç örgütü şeması gibi sunmak, hukuki bir tespit değil, algı yaratma çabasıdır. Eğer bu anlayış kabul edilirse, yarın herhangi bir bakanlığın teşkilat şeması da aynı şekilde “örgüt şeması” diye gösterilebilir. Devlet kurumlarının kanunla belirlenmiş idari yapısı suç değildir. Hukuk, yasal idari düzeni suç gibi göstermek için değil, gerçek suçları ortaya çıkarmak için vardır." İDDİANAME ÖZETİ OKUNUYOR | 11.19 Yoklamanın ardından iddianame özeti okunuyor... CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, yoklamanın yapıldığı fakat kimlik tespiti yapılmadığını söyledi. Tanal, kanuni sıralamaya göre işlem yapılmadığını söyledi. "Sanıkların yoklaması yapıldı ancak; Kimlik tespiti yapılmadan; Cumhuriyet savcısı İddianamenin özetini okuyor. Kanuni sıralamaya göre işlemler yapılmıyor…" SANDALYE KALDIRILDI KRİZ ÇÖZÜLDÜ | 11.08 Ekrem İmamoğlu, kürsüye yönelmemesi için önüne konan saldalyeye "Sayın avukatımla nasıl görüşeceğim ben söyler misiniz şu an önümde duvar var göremiyorum belki soru soracağım" dedi. Mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu’nun söz hakkı verilmeden kürsüye çıkmayacağını taahhüt etmesini istedi. İmamoğlu mahkeme başkanının isteğini kabul etti. Bunun üzerine mahkeme başkanı jandarmaları yerinden kaldırdı, İmamoğlu'nun önündeki sandalye kaldırıldı, kriz çözüldü. Duruşma yoklamanın yapılmasıyla başladı. İMAMOĞLU'NA JANDARMA ÇEMBERİ! MAHKEME BAŞKANI İLE ÇOK SERT TARTIŞTI | 11.04 Hasan İmamoğlu sanık sandalyesinden kalktı. İmamoğlu’nun çıkarıldığı merdivene doğru gitti, selamladı. Ağlayarak oturdu. İmamoğlu, kürsüye gitmesine engel olunması nedeniyle Mahkeme Başkanı ile tartıştı. İmamoğlu'nun etrafına dört jandarma personeli getirildi. İmamoğlu herkesi ayağa kaldırdı, tüm sanıkları. Halk TV Muhabiri Gamze Altunay, İmamoğlu ve mahkeme başkanı arasındaki sert tartışmayı şöyle aktardı: İmamoğlu: Usulsüzlük var. Mahkeme başkanı: Nerede usulsüzlük var? İmamoğlu: Ayağa kalkın kardeşim ya. Mahkeme başkanı: Bu duruşmanın bir düzeni var, söz hakkı vereceğiz. İmamoğlu: Söz hakkı vermediniz. Ben buradan kalkmam gereken zamanı da bilirim, siz söylemeyeceksiniz. Mahkeme başkanı: Duruşma düzenini sağlamadan, sanıklar yerini almadan başlamıyorum. İmamoğlu: Bu şekilde yapmanız yüz karasıdır, bu da alnınıza yapıştı. Biz buraya gelip sakin sakin güne başlamak istedik. Buraya jandarma yığarak gerginlik yaratmaya çalışıyorsunuz. Kimden talimat alıyorsunuz? Başkan: Biz kimseden talimat almıyoruz. İmamoğlu: Benden korkmayın, ben seni korumaya geldim. Mahkeme başkanı: Ekrem Bey, beni korumayın. Benim sizin korumanıza ihtiyacım yok. İmamoğlu: Sizin yargılamaya niyetiniz yok. Mahkeme başkanı: Biz sizin yüzünüzden dünden beri yargılamaya başlayamadık. Dün söz hakkı vermediğim hâlde ısrarla kürsüye geldiniz. İmamoğlu: Ben belki avukatımın yanına geldim şu an. Mahkeme başkanı: Burası sizin rahat rahat gezeceğiniz yer değil. İMAMOĞLU'NA KÜRSÜ ÖNLEMİ | 11.00 Ekrem İmamoğlu'na kürsü önlemi... İBB Davası'nın ikinci gününde mahkeme heyeti, kürsünün önüne jandarma personeli koydu. İlk gün İmamoğlu'nun kürsüye doğru yürümesi nedeniyle bu önlemin alındığı düşünülüyor. Kendisini çembere almak ve diğer sanıklardan ayrı oturtmak isteyen jandarma personeline tepki gösteren İmamoğlu, "Ayaktayım" dedi. Bunun üzerine diğer sanıklar da ayağa kalktı Ekrem İmamoğlu ile jandarma arasında kısa süreli bir gerginlik yaşandı. İlk gün yaşananların ardından, İmamoğlu’nun kürsüye yönelmesini engellemek amacıyla önüne sandalye konulduğu görüldü. Bu uygulamaya tepki gösteren İmamoğlu, “Ağzımı bantla mı kapatacaksınız, kimin önünü kesiyorsunuz? Hakim gelecek, neden koyduğunu söyleyecek. Ayaktayım. Oturmuyorum” sözleriyle itiraz etti. Bu sırada mahkeme başkanı salona geldi. İmamoğlu ile birlikte tutuklu sanıkların da ayakta beklediği görüldü. Salondaki tartışmanın, mahkeme heyetinin yerini almasının ardından da bir süre devam ettiği öğrenildi. Duruşma salonunda ayrıca kürsü önüne jandarma personeli yerleştirildi. Bu önlemin, ilk gün İmamoğlu’nun söz almak için kürsüye yönelmesinin ardından alındığı değerlendirildi. Jandarmanın kendisini diğer sanıklardan ayrı bir alana oturtmak istemesine de tepki gösteren İmamoğlu’nun “Ayaktayım” dediği, bunun üzerine diğer bazı sanıkların da ayağa kalktığı aktarıldı. MURAT ONGUN'A DA MÜDAHALE EDİLDİ | 10.54 Tutuksuz sanıkların duruşma salonuna alınması sürerken, salonda bugün de el sallama nedeniyle kısa süreli gerginlikler yaşandı. Avukat Mehmet Pehlivan’ın el salladığı sırada jandarma müdahale edilmesinin ardından Murat Ongun’un da müdahale dildi. Ongun'un elini indirmeye çalışan jandarma ile Ongun arasında kısa bir tartışma yaşandı. Salonda Elif Atayman ve Kadriye Kasapoğlu’na yönelik ilginin yüksek olduğu görüldü. Duruşmayı CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın yanı sıra CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP’li milletvekilleri Bülent Tezcan, Turan Taşkın Özer, Mahmut Tanal, Mustafa Sarıgül ,Sibel Suiçmez, Yunus Emre ve Lal Denizli ile İYİ Parti Milletvekili Lütfü Türkkan da izliyor. CHP PM Üyesi Güldem Atabay da salonda bulunan isimler arasında yer aldı. CHP Kocaeli Milletvekili Nail Çiler’in çekim yaptığı, jandarmanın uyarısı üzerine Çiler’in, duruşma henüz başlamadığı gerekçesiyle buna itiraz ettiği görüldü. Salonda mahkeme heyetinin gelmesi bekleniyor. CANLI- EKREM İMAMOĞLU SALONA GELDİ | 10.40 Ekrem İmamoğlu da salona getirildi. İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan, meslektaşlarına selam vermek istedi fakat izin verilmedi. İmamoğlu, seyircilere "Millete emanet" kitabını salladı. Seyirciler de Cumhurbaşkanı İmamoğlu sloganı attı. Hasan İmamoğlu, sanık sandalyesinden ayağa kalkıp oğlu Ekrem İmamoğlu'na selam verdi. Mahkeme heyeti bekleniyor. ÇALIK VE ŞAHAN GELDİ | 10.37 Tutuklu bulunan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık, duruşma salonuna getirildiler. Kadriye Kasapoğlu, Murat Ongun, Ramazan Gülten, Mustafa Akın, Buğra Gökçe, Mehmet Pehlivan alona alkışlarla girdi ve diğer tutuklu sakınlar da duruşma salonuna getirilmeye başlandı. Seyircilere selam vermek isteyen tutuklulara, jandarma engel olmaya çalıştı. 78 YAŞINDAKİ İMAMOĞLU SANIK OLARAK GELDİ | 10.34 78 yaşındaki Hasan İmamoğlu, tutuksuz sanık olarak Silivri'deki duruşma salonuna geldi. Selim İmamoğlu, dedesi Hasan İmamoğlu'nu adliye binası önünde karşıladı. Selim İmamoğlu da tutuksuz sanık olarak yargılanıyor. Böylece Ekrem İmamoğlu, Selim İmamoğlu ve Hasan İmamoğlu, üç kuşak olarak hakim karşısına çıkacaklar. KİMLİK KONTROLÜ KRİZİ ÇÖZÜLDÜ | 10.19 Duruşma salonu önündeki kimlik kontrolü krizi çözüldü. Avukatlar duruşa salonuna alındı. AVUKAT KRİZİ BÜYÜYOR! SAĞKAN VE KABOĞLU BAŞKAN İLE GÖRÜŞMEYE GİTTİ | 10.00 Avukatların içeri alınmaması nedeniyle İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı'nın yanına gitti. Duruşma salonuna daha hiç kimse alınmadı. Duruşma salonu önünde, "Aç, aç" sloganları atılıyor. Sadece davada müvekkili olan avukatların içeri alınacağı öğrenildi. İçeri alınmayan avukatlar, duruşma salonu kapısına vurarak protesto etti.Halk TV Muhabiri Altunay, avukatların hem binaya girişte hem de duruşma salonuna girişte kart ibraz etmelerine tepki gösterdiğini aktardı. DİLEK VE SELİM İMAMOĞLU DURUŞMA SALONU ÖNÜNDE | 09.35 Davada yargılanan tutuksuz sanıklar ise duruşma salonunda bekletiliyor. Halk TV Muhabiri Gamze Altunay da Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu'nun duruşma salonu önünde beklediğini görüntüledi. DURUŞMA ÖNCESİ GERGİNLİK | 09.30 CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, avukatların duruşma salonuna alınmadığını söyledi. Tanal, duruşmaya sadece ismi yazılı olan avukatların alma talimatı nedeniyle tartışma çıktığını ifade etti: "Silivri’de duruşma saat 10:00’da başlıyor. Ancak saat şu anda 9:30 avukatlari duruşma salonuna alınmıyor. Avukatlara duruşma salonuna listede adı yazılı olan avukatlari alacağız şeklinde talimatlar var. Adliye avukatların iş yeridir. Duruşmalar anayasa ve uluslararası sözleşmeleri hükümleri uyarınca alenidir. Halka açık olmayan tüm yargılamalar adil yargılama ilkesini ihlal eder. Vatandaşın ve herkesin gerçekleri öğrenme hakkı engellenmiş oluyor." HALK TV MUHABİRİ UMUT TAŞTAN AKTARDI! ÖZEL KONUŞMA YAPACAK | 09.15 Halk TV Muhabiri Umut Taştan, Silivri'de İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve tutuklular için desteğe gelenler için kurulan Dayanışma Merkezi'ne bugün de gitti. Taştan, Silivri'de yoğun güvenlik önlemlerinin devam ettiğini bildirdi. Taştan, Bugün de hazırlıkların sürdüğü alanda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in grup toplantısı konuşmasını yapması beklendiğini fade etti. Özel’in saat 13.30’da Dayanışma Merkezi’ndeki çadırda konuşacağı, ardından yeniden duruşma salonuna geçeceğini aktardı. HALK TV MUHABİRİ GAMZE ALTUNAY GELİŞMELERİ AKTARDI | 09.00 Halk TV Muhabiri Gamze Altunay, Silivri'de güncel gelişmeleri ve dün yaşananları aktardı. Altunay, Silivri'de yavaş yavaş hareketliliğinin başladığını belirtti. Altunay, Silivri'de tutukluluların yakınlarının sabah erken saatlerde Silivri'deki kampüse geldiğini belirtti. NELER OLDU ? Marmara (Silivri) Kapalı Cezaevi yerleşkesindeki 1 No’lu duruşma salonunda görülen davada 106 tutuklu sanık yargılanıyor. Mahkeme heyeti, ilk aşamada tutuklu sanıkların savunmalarının alınacağını ve yargılamanın haftada dört gün süreceğini açıkladı. İlk günün en dikkat çeken başlığı, İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında yaşanan “söz hakkı” gerilimi oldu. Duruşma sırasında söz almak isteyen İmamoğlu’na izin verilmemesi üzerine salonda tansiyon yükseldi. Tartışmanın ardından mahkeme heyeti salonu boşaltmak istedi, oturuma ara verildi ve bir süre sonra duruşmaya yeniden başlandı. İlk gün boyunca salondaki usul tartışmaları, yargılamanın önüne geçti. Aranın ardından savunma tarafı peş peşe reddi hâkim taleplerinde bulundu. Avukatlar, mahkeme heyetinin tarafsızlığına ilişkin itirazlarını dile getirdi. Ancak heyet, reddi hâkim ve dosyanın ayrılması yönündeki talepleri kabul etmedi. Böylece ilk celse esas savunmalara geçilemeden tamamlandı. Kaynak: Halktv

Gözler bugün Silivri'de Haber

Gözler bugün Silivri'de

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame doğrultusunda açılan ve kamuoyunda “İBB davası” olarak bilinen davada yargılama süreci yarın başlıyor. Aralarında İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanığın yargılanacağı davanın ilk duruşması 9 Mart Pazartesi günü Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde yapılacak. Dava dosyasında 106’sı tutuklu, 170’i adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, 7’si hakkında yakalama kararı bulunan toplam 402 sanık yer alıyor. ÖNCE DİPLOMA İPTALİ SONRA GÖZALTI... Soruşturma sürecinin en dikkat çekici gelişmelerinden biri Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday adayı olmasını duyurmasının ardından üniversite diplomasının iptal edilmesi oldu. 18 Mart’ta üniversite diploması iptal edilen İmamoğlu, bir gün sonra, 19 Mart sabahı evinde gözaltına alındı. İmamoğlu, gözaltına alındığı saatlerde sosyal medya hesabından paylaştığı videoda şu ifadeleri kullandı: “Büyük bir zulümle karşı karşıyayız ama yılmayacağım. Kendimi milletime emanet ediyorum.” Aynı operasyon kapsamında Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda isim gözaltına alındı. 23 Mart’ta aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 20 kişi tutuklandı. Daha sonra İBB’ye yönelik operasyonlar dalga dalga devam etti ve toplam tutuklu sayısı 106’ya yükseldi. 3 BİN 900 SAYFALIK İDDİANAME İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma 237 gün sürdü. Altı cumhuriyet savcısı ve bir başsavcıvekili tarafından yürütülen soruşturma sonucunda yaklaşık 3 bin 900 sayfalık bir iddianame hazırlandı. İddianame, 11 Kasım’da dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, şimdinin Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından adliyede görev yapan muhabirlerle yapılan toplantıda kamuoyuna duyuruldu. 143 EYLEM VE 17 AYRI SUÇLAMA Hazırlanan iddianamede sanıklar hakkında 143 farklı eylem kapsamında 17 ayrı suçlama yöneltildi. Bu suçlamalar arasında şu başlıklar yer aldı: Suç örgütü kurma ve yönetme, ,Suç örgütüne üye olma,Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme,Rüşvet alma,Rüşvet verme,İrtikap,İhaleye fesat karıştırma,Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık,Vergi Usul Kanunu’na muhalefet,Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama,Kişisel verilerin kaydedilmesi,Kişisel verileri ele geçirme ve yayma,Çevrenin kasten kirletilmesi,Orman Kanunu’na muhalefet,Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma,Kamu malına zarar verme veMaden Kanunu’na muhalefet. İddianamede sanıklardan 99’unun “örgüt mensubu” olduğu iddia edildi. Buna göre İmamoğlu’nun örgütün kurucusu ve lideri olduğu ileri sürülürken, Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün’ün örgüt yöneticileri olduğu öne sürüldü. 92 kişinin ise örgüt üyesi olduğu iddia edilirken, diğer sanıkların örgüt mensubu olmamakla birlikte bağlantılı suçları işledikleri ileri sürüldü. İMAMOĞLU HAKKINDA 2 BİN 352 YILA KADAR HAPİS TALEBİ İddianamede İmamoğlu hakkında doğrudan işlediği öne sürülen suçlar arasında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, 12 kez rüşvet alma, 7 kez suç gelirlerinin aklanması ve 7 kez kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlamaları yer aldı. Savcılık, iddianameye konu 143 eylem kapsamında Ekrem İmamoğlu hakkında toplamda 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep etti. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianameyi 25 Kasım 2025’te kabul ederek davayı açtı. Tensip zaptı ise 18 gün sonra düzenlenerek UYAP sistemine yüklendi. YARGILAMANIN HEDEF SÜRESİ 12,5 YIL Mahkeme heyeti ilk duruşma tarihini 9 Mart 2026 olarak belirledi. Duruşmanın Marmara Ceza İnfaz Kurumu’ndaki duruşma salonlarından birinde görülmesine karar verildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yayımladığı “Yargılama Hedef Süre Formu”nda ise davanın azami 4 bin 600 gün içinde tamamlanmasının hedeflendiği belirtildi. Bu süre yaklaşık 12,5 yıla denk geliyor. İMAMOĞLU'NUN AİLESİ VE GAZETECİLER DE ŞÜPHELİLER ARASINA DAHİL EDİLDİ İddianamede Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu, oğlu Selim İmamoğlu ve bazı gazetecilerin de şüpheliler arasında yer aldığı görüldü. Dosyada örgüt üyesi oldukları iddia edilen isimler arasında Tuncay Yılmaz, Mehmet Murat Çalık, Resul Emrah Şahan, Yakup Öner, Mustafa Akın, Yiğit Oğuz Duman, Cevat Kaya, Seza Büyükçulha ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan gibi isimler bulunuyor. İddianamede bu kişiler için, “herhangi bir örgüt yöneticisi olmaksızın doğrudan örgüt liderine bağlı hareket edip liderden aldıkları emir ve talimatları yerine getirdikleri” değerlendirmesine yer verildi. MEŞHUR “AHTAPOTUN KOLLARI” İDDİANAMEDE DE YER ALDI İddianamede örgütün faaliyetlerinin “ahtapotun kolları gibi” İstanbul’un geneline yayıldığı ifadesi dört ayrı yerde kullanıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İmamoğlu’na yönelik operasyonlarla ilgili olarak 25 Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada bu benzetmeyi kullanmıştı. Erdoğan’ın kullandığı bu ifadenin iddianame metninde yer alması dikkat çekti. SON TUTUKLULUK İNCELEMESİNDE TAHLİYE ÇIKMADI İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Mart’ta yapılacak duruşma öncesinde tutuklu sanıkların durumunu değerlendirdi. Mahkeme, yapılan son tutukluluk incelemesinde dosyada yer alan 105 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Böylece iddianamenin mahkemeye sunulduğu 2025 yılı Kasım ayından bu yana dosyada tutuklu bulunan sanıklardan hiçbirinin tahliyesine karar verilmedi. Sanık avukatlarından Hüseyin Ersöz ise sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede bazı sanıkların isnat edilen suçlar bakımından kapalı cezaevinde infazı gerektirmeyebilecek suçlamalarla aylardır tutuklu bulunduğunu belirterek bunun hukuken ve vicdanen kabul edilebilir olmadığını söyledi. MURAT ÇALIK DURUŞMA ÖNCESİ SİLİVRİ’YE SEVK EDİLDİ 23 Mart’ta tutuklanan ve bir süre İzmir Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan Mehmet Murat Çalık da duruşmaya günler kala Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edildi. Yaklaşık 600 kilometrelik yolculuğun cezaevi nakil aracıyla yapıldığı ve yaklaşık 6 saat sürdüğü tahmin ediliyor. Çalık’ın sağlık sorunları nedeniyle cezaevinde tedavi ve tetkik süreçlerinin zaman zaman hastaneye sevk edilerek sürdürüldüğü öğrenildi. 14 İSME BİNLERCE KİLOMETRELİK 'YOL ÇİLESİ'! İBB davası için İstanbul dışındaki cezaevlerinde tutulan en az 14 tutuklu sanık, yüzlerce kilometre uzaklıktan duruşmaya getirilecek. Türkiye’nin farklı illerindeki cezaevlerine sevk edilen isimler, duruşmaya katılabilmek için saatler sürecek ring yolculukları yapacak. Afyon T Tipi Cezaevi Silivri’ye yaklaşık 536 kilometre mesafede bulunuyor. Medya A.Ş. Genel Müdür Danışmanı İpek Elif Atayman buradan yaklaşık 6 saatlik yolculukla duruşmaya getirilecek. Eskişehir L Tipi Cezaevinde tutulan Kültür A.Ş. Genel Müdür Danışmanı Barış Kılıç yaklaşık 407 kilometrelik mesafeden sevk edilecek. İBB Emlak Yönetimi Daire Başkanı Kağan Sürmegöz ise Bolu Gerede’den yaklaşık 411 kilometrelik yoldan Silivri’ye getirilecek. Kocaeli 2 No’lu F Tipi Cezaevinde bulunan İBB Meclis Üyesi ve Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Melih Geçek yaklaşık 218 kilometrelik mesafeden sevk edilecek. Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutulan İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun, Boğaziçi Yönetim A.Ş. Genel Müdürü Elçin Karaoğlu ve avukat Mehmet Pehlivan da ı Silivri’ye getirilecek. İBB personeli Fatoş Pınar Türker Düzce’den yaklaşık 300 kilometrelik mesafeden, Medya A.Ş. Satınalma Müdürü Fatoş Ayık ise Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nden sevk edilerek duruşmaya katılacak. YENİ DURUŞMA SALONU YETİŞMEDİ Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde bulunan mevcut duruşma salonlarının yetersiz kalabileceği gerekçesiyle yeni bir salon inşaatına başlandı. Cezaevinin otoparkının bir bölümünde yapılan ve maliyetinin yaklaşık 1 milyar lirayı bulacağı belirtilen yeni duruşma salonunun inşaatı henüz tamamlanmadı. Mahkeme, gönderdiği yazıyla ilk duruşmanın Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 No’lu salonda yapılacağını bildirdi. DURUŞMA SALONUNA GİRİŞ KARTLA YAPILACAK Mahkeme, duruşma salonuna girişlerin kartlı sistemle yapılacağını duyurdu. Sanıklar, avukatlar, tanıklar, basın mensupları ve görevliler için ayrı giriş kartları hazırlanacak. Tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile müdafi ve vekillerinin salona öncelikli olarak alınacağı belirtildi. Basın mensupları için ise akreditasyon ve güvenlik değerlendirmesi şartı getirildi. Buna göre duruşma salonuna en fazla 5 yabancı basın mensubu kabul edilecek. Ulusal basın kuruluşlarından ise aynı basın grubundan yalnızca bir kişi olmak üzere toplam 20 gazeteci duruşmayı izleyebilecek. Salonda yer kalmaması halinde diğer basın temsilcileri için duruşmanın ekranla yansıtılacağı ayrı bir bölüm oluşturulacak. AVUKAT VE YAKINLAR İÇİN SINIRLAMA Mahkeme, her sanığın en fazla üç müdafi ile temsil edilebileceğini açıkladı. Avukatlar için ayrılan bölümün yetersiz kalması halinde izleyicilere ayrılan alanın bir kısmının avukatlara tahsis edilebileceği belirtildi. Sanıklar, avukatlar, basın mensupları ve görevlilerin salona alınmasının ardından fiziki imkanlar ölçüsünde her sanığın birinci derece yakınına öncelik tanınacağı ifade edildi. TRT BEKLENİRKEN YASAK KARARLARI VERİLDİ Silivri Kaymakamlığı duruşma öncesinde dikkat çeken bir karar aldı. Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesi ve civarında 1 Mart – 31 Mart 2026 tarihleri arasında her türlü eylem ve faaliyet yasaklandı. Cezaevi kampüsünün tel örgü sınırından itibaren 1 kilometre yarıçaplı alanda; Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılması, basın açıklaması ve röportaj verilmesi, kamera veya cep telefonu ile çekim yapılması, pankart ve döviz açılması, slogan atılması, çadır kurulması, stant açılması ve sembollü kıyafetlerle duruşma alanına gelinmesi yasaklandı. Bölgede trafik kontrolleri yapılacağı ve dronlarla kayıt alınacağı da öne sürüldü. İMAMOĞLU: “BU DAVA DEMOKRASİNİN SINAVIDIR” Tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu, Gazete Pencere’de yayımlanan yazısında davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İddianameyi “iftiralarla dolu” olarak nitelendiren İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: “9 Mart’ta Silivri’de başlayacak yargılama, yalnızca bir ceza davası değildir. Bu dava, Türkiye demokrasisinin en çetin sınavlarından birisidir.” İmamoğlu yazısında Türkiye’nin “tarihinin en zorlu demokrasi sınavlarından birini verdiğini” belirterek yaşanan süreci şu sözlerle değerlendirdi: “Senaryosu önceden yazılmış çılgınlığın, halkın iradesinin hukuk yoluyla bertaraf edilmesi girişiminin son perdesi pazartesi günü açılıyor.” AKIN GÜRLEK’E SERT ELEŞTİRİ İmamoğlu yazısında isim vermeden dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i de eleştirdi. İmamoğlu şu ifadeleri kullandı: “Bakan yardımcılığı gibi siyasi bir pozisyondan gelen başsavcı, hukuku bir kenara koydu, mafya yöntemleriyle İBB’deki çalışma arkadaşlarımı, iş insanlarını, sivil toplum örgütlerini, sanatçıları, iş dünyasını terörize etti. İftiralarla dolu bir iddianame hazırlandı. İddianamenin sayfa sayısını kalın tuttular çünkü ancak böyle inandırıcı olabileceklerini düşündüler. Ama binlerce sayfanın küçülüp, küçülüp bomboş bir yazıya döndüğünü de yine kısa sürede gördüler.” “AİLELER HEDEF ALINDI” İmamoğlu yazısında ailelerin de hedef alındığını ifade etti ve şu ifadeleri kullandı: “Benim ve arkadaşlarımın hapsedilmesi, ailelerinden kopartılması, annelerin çocuklarıyla tehdit edilmesi, siyasi hırsla yapılmış türlü işkenceler çoktan tarihin sayfalarına bir utanç vesikası olarak geçti. Bu utancın altında koltuk kaygısı yaşayan bugünkü iktidarın ve bu kaygıyı bertaraf etmek için kullanılan sözde hukuk insanlarının imzaları var.” CHP’DEN SİLİVRİ’DE DAYANIŞMA HAZIRLIĞI CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, davayı izlemek için İstanbul’dan ve şehir dışından çok sayıda kişinin Silivri’ye geleceğini belirterek “Silivri Dayanışma Merkezi” kurduklarını duyurmuştu. Çelik, Medyascope’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Silivri Dayanışma Merkezi’nde avukatların dinlenebileceği, çalışma yapabileceği, gelen yurttaşların bekleyebileceği alanlar olacak. Çünkü salon giriş çıkışlarında belli bir kapasite var, orada bazı sorunlar oluyor. Onları hazırladık. Bir etkinlik çadırı oluşturduk. Orada dava süreci boyunca çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek. Onun dışında gazeteciler de çalışmalarını orada yapabilecekler, programlar yapabilecekler. Silivri Dayanışma Merkezimizi, Aziz İhsan Aktaş davası sürecinde hazır vaziyette tutmuştuk. Salonun içiyle ve dışıyla ilgili de deneyimimiz var. Planlamalarımızı yapacağız.” Özgür Çelik, İstanbul’daki siyasi partilerin tamamını, sendikaları ve meslek örgütlerini ziyaret ettiklerini belirtti. Çelik, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Siyasi partiler dayanışma göstermek için il başkanı ve milletvekilleri ile Silivri’de olacak. Yabancı ülkelerin Türkiye’deki temsilcilikleri, konsoloslar seviyesinde duruşmayı takip ediyorlar ve uluslararası basının da ilgisi var. Salon içerisinde zaten bir düzen oluşturulmuş. Basının, avukatların görev yapacağı alanlar, bu yönüyle çalışmalarımız hazır.” CHP SİLİVRİ’DE “NÖBET” TUTACAK CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in davanın ilk gününde ve İmamoğlu’nun savunma yapacağı gün Silivri’de olacağı açıklandı. CHP Genel Merkezi’nin dava süreci için kapsamlı bir görevlendirme yaptığı belirtilirken Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi, Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri ve milletvekillerinin duruşmaları dönüşümlü olarak takip edeceği ifade edildi. Farklı illerden CHP örgütlerinin de genel merkezin koordinasyonuyla Silivri’de bulunacağı belirtildi. CHP kurmaylarının ve hukukçularının da mahkeme salonunda veya dışarıda yaşanabilecek hukuki gelişmelere karşı hazır bulunacağı kaydedildi. CHP’DEN TRT’YE “CANLI YAYIN” ÇAĞRISI CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de duruşmaların TRT’den canlı yayınlanması için çağrı yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenleme yapılması için hala vakit olduğunu belirten Emir, X hesabından şu açıklamayı yaptı: “AKP iktidarına açık çağrımdır: Pazartesi günü başlayacak İBB kumpas davasını TRT’den canlı yayınlamak için Meclis’te yasal düzenleme yapma vaktimiz hala var. Kendi iddianamenize, bakanlık koltuğuna oturttuğunuz savcınıza ve yapboza çevirdiğiniz mahkeme heyetlerine gerçekten güveniyorsanız hodri meydan! Esasa ilişkin süreç başlamadan teklifimizi gündeme alalım ya da hemen kendi teklifinizi getirin; duruşmaları tüm Türkiye canlı izlesin. Kendine ve kurguladığı davaya güvenen milletten kaçmaz!” Kaynak: Halk Tv

CHP İstanbul İl Başkanlığı davasında Çelik ve hâkim karşı karşıya geldi Haber

CHP İstanbul İl Başkanlığı davasında Çelik ve hâkim karşı karşıya geldi

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılması ve yerine Gürsel Tekin’in kayyum olarak atanmasına yönelik itiraz duruşması, İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Tekin’in göreve devam etmesine karar vererek duruşmayı 15 Mayıs’a erteledi. ÇELİK VE HÂKİM ARASINDA TARTIŞMA Duruşma sırasında söz alan Özgür Çelik, “YSK tarafından aldığım 3 mazbata var. Bir siyasi partinin binası ve banka hesapları kullanılamıyor” ifadelerini kullandı. Hâkim, Çelik’e “Beni dinleyecek misiniz? Sizin şu an konuşma hakkınız yok” yanıtını verdi. Çelik’in “Bizim canımız yanıyor” demesi üzerine hâkim, “Orası beni ilgilendirmez” dedi. DAVACI VEKİLİ VE ÇELİK ARASINDA GERİLİM T24'te yer alan habere göre, duruşmaya katılan davacı vekili Cevahir Kılıç, “Para ile delegeler satın alınamaz ama elimde belgeler var. Parti yıpranmasın diye açıklamıyorum” dedi. Çelik, Kılıç’a “Siz burada vatan hainliğinden başka bir şey yapmıyorsunuz” diye tepki gösterdi. Kılıç da karşılık olarak, “Asıl vatan haini sizsiniz” yanıtını verdi. MAHKEME SÜRECİNİN GEÇMİŞİ CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nin iptali istemiyle açılan davada, mahkeme 2 Eylül’de Özgür Çelik ve yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırmış, yerlerine Gürsel Tekin ve heyeti kayyum olarak atamıştı. CHP’nin itirazı duruşmalı olarak değerlendirildi. 24 Eylül’de yapılan olağanüstü kongrede tek aday olan Özgür Çelik, 386 delegenin oyunu alarak yeniden il başkanı seçildi. Böylece mahkeme kararı sonrası iki kez yeniden başkanlığa seçilmiş oldu. TEKİN’İN GÖREVİ VE DURUŞMANIN ERTELENMESİ Mahkeme, istinafın onayı ve kaldırılma koşulları oluşmadığı için Tekin’in tedbir görevine devam etmesine karar verdi. Duruşma 15 Mayıs’a ertelendi. Mahkeme, Tekin ve heyetinin görevinin celse arasında değerlendirilmesini öngörmüş, son duruşmada bu karar duruşmaya bırakılmıştı.

Babasını nasıl öldürdüğünü anlattı Haber

Babasını nasıl öldürdüğünü anlattı

14 yaşındaki E.D., babasını 9 Aralık 2024'te Güngören'de silahla öldürdüğünü ve olaya intihar süsü vermek için eldiven taktığını belirtti. E.D., babasının kendisine tacizde bulunduğunu ve aileye şiddet uyguladığını iddia etti.Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi, anne Eylem Dilsiz'in tutuklanmasına karar verdi. Güngören'de uyuyan babalarını silahla öldürdükten sonra olaya intihar süsü verdikleri iddiasıyla yargılanan anne Eylem Dilsiz ile kızları Rojin Dilsiz ve suça sürüklenen çocuk E.D. (14) ilk kez hakim karşısına çıktı. Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Mahkeme heyeti ara kararında, tutuksuz yargılanan anne Eylem Dilsiz'in tutuklanmasına hükmetti. Olay, 9 Aralık 2024'te Güngören Sanayi Mahallesi'nde meydana geldi. Eylem Dilsiz polisi arayarak eşinin intihar ettiğini bildirdi. Olay yerine gelen ekipler, Murat Dilsiz'i başından silahla vurulmuş halde buldu. İlk incelemede yanında silah da tespit edildi. Cenaze işlemlerinin ardından kuzenine konuşan E.D.'nin olayı annesiyle birlikte yaptıklarını anlattığı iddiası üzerine ihbar yapıldı ve soruşturma başlatıldı. "BABAM BENİ TACİZ EDİYORDU" Duruşmada savunma yapan 14 yaşındaki E.D., babasının annesine ve kendilerine uzun süredir şiddet uyguladığını öne sürdü. Babasının annesini boğmaya çalıştığını iddia eden E.D., "Ben yapmasaydım o bize daha büyük zararlar verirdi, veriyordu zaten" dedi. Daha önce karakola şikayette bulunduklarını ancak tehditlerle vazgeçirildiklerini öne süren E.D., babasının kendisine tacizde bulunduğunu iddia etti. Silahı daha önce babasının öğrettiğini belirten E.D., olay günü silahı koltuğun altından alıp kendi çekmecesine koyduğunu, gece babasının odasına giderek ateş ettiğini anlattı. "FİLMDE GÖRDÜM, ELDİVEN TAKTIM" Savunmasının devamında izlediği bir filmden etkilendiğini söyleyen E.D., "Filmde biri birini öldürüyor, eldiven takıp parmak izi bırakmıyordu. Benim de aklıma bu geldi. Çekmecemden eldiveni aldım, taktım. Gittim başında bekledim. Sonra elim tetiğe gitti, bastım" ifadelerini kullandı. Ardından saçını yıkadığını, kıyafetini değiştirdiğini ve silahı babasının eline verdiğini söyledi. "EŞİM SÜREKLİ ŞİDDET UYGULUYORDU" Anne Eylem Dilsiz ise eşinin yurt dışından döndükten sonra psikolojisinin bozulduğunu ve aileye sürekli şiddet uyguladığını iddia etti. Olay günü eşinin kendisini boğmaya çalıştığını belirten Dilsiz, sabah kızının durumu anlattığını ve gidip baktığında eşini ölü bulduğunu söyledi. "EVDE SÜREKLİ KAVGA VARDI" Rojin Dilsiz de babasının alkol ve madde kullandığını, evde sık sık kavga çıktığını savundu. Olay sabahı babasının odasına girdiğinde hareketsiz halde bulduğunu ifade etti. ANNE TUTUKLANDI Mahkeme heyeti, suçun niteliği ve mevcut delil durumu dikkate alınarak Eylem Dilsiz'in tutuklanmasına karar verdi. Diğer sanıkların tutuksuz yargılanmasına devam edilirken duruşma ertelendi.

Aziz İhsan Aktaş savunma yaptı: Beraat edeceğimden eminim Haber

Aziz İhsan Aktaş savunma yaptı: Beraat edeceğimden eminim

Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık 27 Ocak Salı günü ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. Aziz İhsan Aktaş ilk kez hakim karşısında konuştu Hazırlanan iddianamede 187 yıldan 450 yıla kadar hapsi talep edilen Aziz İhsan Aktaş, ilk kez savunma yaptı. Öte yandan Aktaş, 30 Nisan 2025 ve 11 Mayıs 2025 tarihlerinde ek ifade vermişti. Aktaş, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandığı gerekçesiyle 4 Haziran 2025 tarihinde ise 'konutu terk etmemek' şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması şartıyla tahliye edilmişti. Aktaş’ın savunması 5 saat sürdü. "Utku Caner Çaykara, seçim çalışması maliyetlerini kardeşlerine ödetti" Belediyelere yönelik rüşvet iddialarına ilişkin savunmasını sürdüren sanık Aktaş, "Anlattığım eylemlerin hiçbirini Rıza Akpolat ile hiçbir zaman konuşmadım. Bu konuları, Ali Rıza Yılmaz, Alican Abacı ve Ozan İş ile konuşurdum. 5 Aralık günü Rıza Akpolat’ın odasına girdim. Utku Caner Çaykara, seçim çalışması maliyetlerini kardeşlerine ödetti. Çaykara, Alican Abacı’nın samimi dostudur. Bir dönem Rıza Akpolat’ın kalemi olan Abacı, Akpolat’ın talimatlarını herkese iletirdi. Bu hususların değerlendirilmesini mahkemenin kararına bırakıyorum. Sanıkların avukatları, yargılamanın soru cevap seklinde gitmesini istemektedir. Ben bunu kabul etmiyorum. Savunmamın bölünmesini istemiyorum. Tarafıma isnat edilen suçlamalarda yer alan kişilerle hususi bir tanışıklığım veya özel bir ilişkim bulunmamaktadır. Bazı kişiler beni tanıyor olabilir ancak ben kendilerini şahsen tanımıyorum. Hakan Güzel ile 19 Temmuz günü Ankara’da bir araya geldiğim ve karşılığında 1 milyon lira para verildiği yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. HTS ve banka kayıtları incelendiğinde de bu paranın o tarihte gerçekleşen bir işlem olmadığı açıkça görülecektir. 15 Temmuz tarihinde Adana’da, Celal Tekin’in sürekli bulunduğu bir evde yaklaşık 6-7 saatlik bir görüşme yapılmıştır. Bu görüşmenin amacı tamamen farklıdır ve iddia edilen para alışverişiyle ilgisi yoktur. O gün Adana’da bulunduğum, görüşmeye katılan kişiler ve seyahat hareketlerim HTS kayıtları, kamera görüntüleri ve tanık beyanlarıyla sabittir. Restoran ve benzeri mekanlarda yapılan buluşmalar da açık ve olağan görüşmelerdir. Bu görüşmelerde herhangi bir baskı, yönlendirme veya para temini söz konusu değildir. Hiçbir kişi veya kuruma para verilmesi ya da alınması yönünde bir zorlamam, talebim veya aracılığım olmamıştır" ifadelerini kullandı. "CHP'li belediyelerden almış olduğumuz iş sayısı, AK Parti belediyelerinden almış olduğumuz iş sayısından fazladır" Aziz İhsan Aktaş savunmasının devamında, rüşvet veya menfaat temini iddialarını kabul etmediğini yineleyerek, "Herhangi bir suç teşkil eden eylemim bulunmamaktadır. Tüm HTS kayıtları, banka analiz raporları, tanık beyanları ve resmi raporlar incelendiğinde bu husus açıkça görülecektir. Yapılan tüm iş ve işlemler tamamen yazılı sözleşmelere, mevzuata ve ilgili kanun hükümlerine uygun şekilde yürütülmüştür. Faaliyetlerimiz hiçbir şekilde siyasi veya partizan bir yaklaşım taşımamaktadır. İşimizin niteliği siyasete değil, ticari ve hukuki gerekliliklere dayanmaktadır. Bu kapsamda şirketlerimiz ve kadrolarımızla birlikte farklı siyasi partilere mensup belediyeler, kamu kurumları ve bağımsız kuruluşlarla çalışılmıştır. İş hacmi bakımından da benzer bir tablo söz konusudur. CHP’li belediyelerden yaklaşık 10.5 milyar lira, AK Parti belediyelerinden yaklaşık 3.5 milyar lira ve diğer parti ve kurumlardan yaklaşık 800 milyon lira tutarında iş alınmıştır. Bu dağılım, faaliyetlerimizin tamamen ticari esaslara dayandığını ve herhangi bir siyasi ayrıma dayanmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla tarafımıza yöneltilen siyasi veya partizan hareket edildiği yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Tüm iş ve işlemler mevzuata uygun, şeffaf ve ticari teamüller çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Bu işlerden AK Parti belediyelerinden 100, CHP belediyelerinden 120, siyaset üstü kurumlar olan devlet dairelerinden 9, diğer parti, kayyum idareleri ve bağımsız kuruluşlardan 50 sayıda iş alınmıştır. Dolayısıyla CHP'li belediyelerden almış olduğumuz iş sayısı, AK Parti belediyelerinden almış olduğumuz iş sayısından fazladır. Yani söz konusu işlerin dışarıya büyüklüğüne baktığımızda, CHP'li belediyelerden 10.5 milyar civarı, AK Parti belediyelerinden 3 bin 500 milyar civarı, hedef konuları ve diğer partilerden 800 milyon civarı iş alınmıştır" diye konuştu. "Ozan İş, savunmalarında bana iftira atmıştır" İhalelerde bir usulsüzlük yapılmadığını ve çalışmaların şeffaf olarak yürütüldüğünü aktaran sanık Aktaş, "Bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurumlarıyla ve farklı yerel yönetimlerle yürütülen çalışmalarım tamamen hukuki ve ticari çerçevede gerçekleşmiştir. Çalıştığım belediye başkanları ve kamu yöneticileriyle ilişkilerim yalnızca yürütülen projeler ve hizmetler kapsamında olmuştur. Bu çalışmalar, herhangi bir kişisel menfaat, rüşvet veya usulsüzlük ilişkisine dayanmamaktadır. Eğer tarafıma isnat edildiği gibi herhangi bir usulsüz, aracılık veya menfaat ilişkisi söz konusu olsaydı, ulusal ölçekte farklı siyasi görüşlere sahip çok sayıda belediye ve kamu kurumu ile bu şekilde çalışmam mümkün olmazdı. Çalışmalarım, şeffaf, denetlenebilir ve mevzuata uygun şekilde yürütülmüştür. Kamu kaynaklarının kullanımı ve kamuya sunulan hizmetlerde temel ilkem her zaman hukuka uygunluk, dürüstlük ve şeffaflık olmuştur. Usulsüzlük, rüşvet veya haksız kazanç gibi iddiaların hiçbirini kabul etmiyorum. Bugüne kadar yaptığım tüm faaliyetler yasal zeminde ve denetime açık şekilde gerçekleştirilmiştir. Tüm suçlamaları reddediyorum. Sanıkların hepsi, hiçbir şeye imza atmadıklarını iddia ediyorlar. Bilginay şirketi kardeşimin şirketidir. Aramızda çok güçlü bir ticari bağ vardır. Ayrıca, bana ait bir ilaç sanayi firması da bulunmaktadır. Ozan İş, savunmalarında bana iftira atmıştır" diye cevap verdi. Kendi el yazılı not kağıdı sorusunu yanıtlamak istemedi Duruşmada yapılan soru cevap sırasında, Aziz İhsan Aktaş’a sanık İsmail Güven’in avukatı tarafından el yazılı bir sayfa notun kendisine ait olup olmadığı soruldu. Yazıları kürsüde inceleyen sanık, soruyu cevaplamak istemediğini belirtti. Aktaş’ın savunmasının tamamlanmasının ardından duruşma, yarına ertelendi.

Meclis'te taciz davasında tahliye! Haber

Meclis'te taciz davasında tahliye!

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) lokantasında staj yapan lise öğrencisi kız çocuklarına yönelik cinsel taciz ve istismar iddialarıyla ilgili davanın ikinci duruşması Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde tamamlandı. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran davada, mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tamamının tahliyesine karar verdi. SANIKLAR ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST Dava kapsamında yargılanan Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu ve Recep Seven isimli tutuklu sanıklar, mahkemenin verdiği kararla adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Davanın diğer sanığı Ramazan Çetin’in ise tutuksuz yargılanmasına devam ediliyor. Sanıklar hakkında "çocuğa karşı cinsel taciz" ve "sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı" suçlarından toplam 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor. DAVA SÜRECİNDEKİ ÖNEMLİ DETAYLAR Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında Meclis lokantasında görev yapan öğrencilere yönelik gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlere dair dosyada dikkat çeken unsurlar bulunuyor. İlk duruşmada bazı sanıkların kendi aralarındaki mesajlaşmaları kısmen kabul ettikleri ve pişmanlık beyanında bulundukları kayıtlara geçmişti. Mağdur öğrencilerin ifadeleri ise psikolog eşliğinde SEGBİS sistemi üzerinden alınarak dosyaya eklenmişti. BİR SONRAKİ DURUŞMA 15 MAYIS'TA Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tahliyesine karar vermesinin ardından davayı 15 Mayıs tarihine erteledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.