Hava Durumu

#Erdoğan

Haberin Analizi - Erdoğan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erdoğan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Saldırılardan derin üzüntü ve endişe duyuyoruz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Saldırılardan derin üzüntü ve endişe duyuyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İl Teşkilatı İftarı programında değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar: Milletimizin destekleriyle kurulan iftar sofralarında Türkiye için dualar yükseliyor. Bu önemli mücadelede kalıcı bir zafer elde edeceğimize yürekten inanıyorum. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik eylemlerinden derin üzüntü ve endişe duyuyoruz. İran'a yönelik bu tür girişimleri kabul edilemez buluyoruz. Aynı şekilde İran'ın bölge ülkelerine yönelik olası her türlü karşılık verme eylemini de tasvip etmiyoruz. Bu durumun önüne geçilmelidir. Bölgenin daha fazla acı çekmemesi için tüm tarafların derhal harekete geçmesi gerekmektedir. Bizim elimizden geleni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Yetkili arkadaşlarımız ilgili muhataplarla temaslarını sürdürüyor. Ülkemizin sınır güvenliği ve hava sahası açısından herhangi bir sorun bulunmuyor. Gerekli tüm önlemleri en üst seviyede alıyoruz. Ülkemizin güvenliğini ön planda tutarak bu kritik süreci yönetiyoruz. Diplomatik çabalarımızı artıracağız. Bu zorlu dönemde bölgedeki tüm kardeşlerimizle dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz. 28 Şubat postmodern darbesinin üzerinden 29 yıl geçti. 28 Şubat olarak adlandırılan müdahale, darbeler zincirinin bir parçasıdır. Aynı düşünce yapısının ve kibirli ideolojinin bir sonucudur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Galatasaray'a tebrik Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Galatasaray'a tebrik

Uefa Şampiyonlar Ligi play-off turu ilk maçında konuk ettiği Juventus'u 5-2'lik skorla geçen Galatasaray, rövanşta 3-2 yenilse de ilk karşılaşmada aldığı skorla adını son 16 turuna yazdırdı. İŞTE MUHTEMEL RAKİPLER Juventus'u eleyen sarı kırmızılılar, Şampiyonlar Ligi son 16 turunda İngiliz ekipleri Liverpool ya da Tottenham'dan biriyle karşılaşacak. UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu kura çekimi, 27 Şubat 2026 Cuma günü saat 14.00'te İsviçre'nin Nyon kentinde gerçekleştirilecek. ERDOĞAN'DAN GALATASARAY'A TEBRİK Bu sonucun ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Juventus'u geçerek son 16 turuna yükselen Galatasaray Futbol Takımı'nı tebrik etti. Teknik direktör Okan Buruk ve futbolcular tur başarısını, doğum günü olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hediye etti. OKAN BURUK İLE GÖRÜŞTÜ Erdoğan, İtalya'nın Torino kentindeki Allianz Stadı'nda Juventus ile oynanan maçın ardından sarı-kırmızılı takımı soyunma odasında aradı. Maçtan sonra soyunma odasında teknik direktör Okan Buruk ile telefonda görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan sarı kırmızılı ekibin başarısını tebrik etti. "ÜLKEMİZ İÇİN ÇOK ÇOK BÜYÜK BİR BAŞARI" Erdoğan "Ülkemiz için çok çok büyük bir başarı oldu. Gözlerinden öpüyorum." derken Okan Buruk "Biz de çok mutluyuz. Size de doğum günü hediyesi olsun Sayın Cumhurbaşkanım." yanıtı verdi. BARIŞ ALPER'LE ÖZEL GÖRÜŞME Erdoğan görüştüğü futbolcu Barış Alper Yılmaz'a da "53 numarayla gereğini yaptın. Aferin. Gözlerinden öpüyorum." dedi.

Özgür Özel'den önemli açıklamalar Haber

Özgür Özel'den önemli açıklamalar

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in geçtiğimiz hafta grup toplantısında Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için çağrıda bulunmuş ve 'bir hafta süre' vermişti. Özel'in verdiği süre bugün doldu. Açıklama yapmadığı için Özel'in, Gürlek'in mal varlığını grup toplantısında açıklaması bekleniyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in geçtiğimiz hafta grup toplantısında Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için çağrıda bulunmuş ve 'bir hafta süre' vermişti. Özel'in verdiği süre bugün doldu. Açıklama yapmadığı için Özel'in, Gürlek'in mal varlığını grup toplantısında açıklaması bekleniyor. CHP Lideri Özgür Özel, partisinin Grup Toplantısı'nda konuşuyor: Hep beraber yoğun bir haftayı geride bıraktık. İstanbul'da 39 ilçemiz var. 19 Mart'tan sonra 26 Mart Çarşamba akşamı Saraçhane'deki son mitingimizi yaptığımızda bir karar ilan etmiştik. Demiştik ki, "Burayı Ekrem Başkan'ı tutukladılar ama bir seçilmişe, belediye meclisi içinden seçilen bir Cumhuriyet Halk Partiliye emanet ediyoruz. Buradaki 7 günlük zorunlu ikametimiz ve hep birlikte demokrasi nöbetimiz Saraçhane'de bitti. "TÜRKİYE İTTİFAKI'NIN MENSUBU TÜM DEMOKRATLARA YÜREKTEN TEŞEKKÜR EDİYORUM" Ama Cumartesi günü Maltepe'ye, yani Anadolu'ya ayak basıp bundan sonra her Cumartesi Türkiye'de bir şehirde ve her Çarşamba akşamı İstanbul'da bir ilçede olacağız. O gün buna başladığımızda birkaç hafta sonra, "Ya yaz gelince ne olacak? O sıcakta üniversiteler boşalınca, İstanbul boşalınca nasıl olacak? Sonbahara gelince, kış geliyor nasıl olacak? Yağmuru, dolusu, fırtınası, karı nasıl olacak?" dendi. Biz dedik ki, "Gerçekten dediğiniz şartlarda miting olmaz. Miting dediğin hava şartlarını gözetir. Miting dediğin katılımın en yüksek olacağı yeri, coğrafyayı, siyasi atmosferi gözetir. Ama biz İstanbul'da her akşam bir ilçede miting yapmayacağız. Biz İstanbullu seçtiğine ve seçme iradesine, yani Cumhuriyetin en önemli kazanımı sandığa sahip çıkacak, seçtiğine sahip çıkacak." Biz orada miting değil eylem yapacağız dedik. 46 derecede yaptık, -4 derecede yaptık. Bir miting, bir eylem sırasında 12 kişinin bayıldığı da oldu. Üzerimize kar yağdı, dolu yağdı da oldu. Ama geçen hafta 39. ilçeyi Ataşehir'de tamamladık istisnasız bir şekilde ve 91. eylemde de Kocaeli'ndeydik. Hukuksuzluklar, adaletsizlikler, haksızlıklar, tarihin görülmediği bu zulüm... Görmediği bu zulüm ve üzerimize yargı erkini elinde bulunduranların yürütme erkinin emrine girmesiyle birlikte yaptıkları siyasi operasyonlar sürdükçe mücadelemiz devam edecek. Ben İstanbul il örgütümüze, 39 ilçe başkanımıza ve örgütümüze bugüne kadarki mücadeleleri, İstanbul'da katılan milyonlar için Anadolu'da katılan milyonlar için her bir sadece Cumhuriyet Halk Partiliye değil Türkiye İttifakı'nın mensubu tüm demokratlara yürekten teşekkür ediyorum. "BAKIRKÖY'DEKİ BÖLGE MİTİNGİYLE DEVAM EDİYORUZ" Tarih bu tarihi mücadeleyi yazacak ve yarın akşam ilçe mitinglerini tamamladık 3. bölge mitingiyle, 3. bölgedeki ilçeler adına yapacağımız Bakırköy'deki bölge mitingiyle devam ediyoruz. 3, 2, 1 diye bölgeleri sayıp 18 Mart akşamı da hep birlikte o tarihi gecede İstanbul'da ayakta olacağız. "MUHALEFETİN İFTAR SOFRASINDAN KORKAR OLMUŞLAR" Cumartesi günü İstanbul'da mübarek Ramazan'ın üçüncü gününde Saadet Partisi'nin düzenlediği iftara katıldık. Genel Başkan Sayın Mahmut Arıkan'a bir kez daha teşekkür ediyorum. DEVA Partisi'nin, Gelecek Partisi'nin ve Yeniden Refah Partisi'nin Sayın Genel Başkan yardımcıları ve Genel Başkanları oradaydı. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Genel Başkan vekili oradaydı ve oturduk bir iftar yaptık. İftarda kürsüde siyaset yoktu, sadece Gazze, Filistin vardı. Her konuşan Türkiye'nin özlediği bu güzel masa dedi. İftar bitti dağıldık. Artık iktidarda kalmayı sadece kötülüğe endekslemiş olanlar kendilerinin içinde olduklarını dahi fark etmeden muhalefetin bir arada olmasını, birlikte iftar yapmasını, hal hatır sormasını, beraber Filistin davasına sahip çıkmasını öylesine gözlerini köreltmiş ki kötülük, masadaki AK Parti Genel Başkan vekilini bile görmeden o masaya döndüler ve dediler ki, "Bu iftarı Saadet Partisi yapmadı. Bu iftarı İstanbul Büyükşehir Belediyesi yaptı, onun kaynaklarıyla yapıldı." Tabii bu Saadet Partilileri, Milli Görüş hareketinin sadık savunucularını çok üzdü, biz de çok rahatsız olduk. Aslında sonra da bu tartışmalar sürerken bir Saadet Partili bana böyle tuttu kolumu dedi ki geçen "Genel başkanım, genel başkanım sen onlara bakma. Zaten iftarı İBB kasasından verenler AK Parti'ye gitmişti, kendi cebinden dayanışmayla iftar yapabilenler Milli Görüş'ün Saadet Partisi'nde devam ediyorlar." Kişiler kendinden biliyor işi ama iktidar öyle zor bir durumda ki meydanlardan korkuyor, tartışmaktan korkuyor, karşıma çıkmaktan korkuyor. Belediyelerimize çöküyorlar "Ya ne yapıyorsun?" diyorum. Gel mesela Aydın'da koyalım sandığı, Aydınlılar karar versin Aydın'ı kimin yöneteceğine. Geçen sefer bir karar verdiler sen tehditle ya bize katılacaksın ya Silivri'ye atılacaksın diye topuklayıp kaçana karşı koyalım sandığı. Gaziosmanpaşa'da koy bakalım sandığı, Hakan'ı mı seçiyorlar yoksa senin o bilmem ne yöntemiyle oraya getirdiğin kabiliyetsizi mi seçiyorlar? Koy bakalım Cumhuriyet Halk Partisi'nden seçilip de sizin tehditle, şantajla, onunla bununla parti değiştirmeye zorladığınız yerlerde sandığı, ondan kaçıyorlar. Emekliden korkuyorlar, işçi sesini yükseltiyor irkiliyorlar, en sonunda muhalefetin iftar sofrasından korkar olmuşlar. Köşe yazarları yazıyor ki "Baktım oraya neyi gördüm?" Neyi gördün? Altılı masayı gördüm, yok üstünde şu vardı altında bu vardı. O masada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Genel Başkan vekilinin olduğunu dahi göremeyip bir iftar masasından husumet çıkarmaya çalışanlara sözüm şudur: Vallahi de billahi de iyilik kazanacak, kötülük kaybedecek. Helal lokma yiyenler kazanacak, haramzadeler kaybedecek. O masada kardeşliği görenler kazanacak, o masadan düşmanlık çıkaranlar tarihe gömülecek. "VERGİ HAFTASI UTANILACAK BİR HAFTAYA DÖNÜŞTÜ" Her yıl Şubat ayının son haftası Vergi Haftası. Bu hafta Vergi Haftası’nın içindeyiz. Tabii bu hafta Türkiye’nin, Avrupa’nın en adaletsiz vergi düzeni olan ülkesi olmasından dolayı kutlanacak bir hafta değil, utanılacak bir haftaya dönüştü. "HERKESİN İHTİYAÇ DUYDUĞU HER ŞEYDE ÖTV VAR" Zaman zaman meydanlarda söylüyorum, söyledikçe daha fazla ilgi uyandırıyor. Türkiye’nin AK Parti’nin kara düzenindeki vergi meselesini olabilecek en basit şekilde anlatan bir grafiğimiz var. Türkiye’de 100 lira vergi toplanıyor. Gerçekleşmesi 65 falan oluyor da, buradan beklediğini alamayınca buradan yüzdeye yansıyor. Bu seneki niyetleri: Dünyanın en adaletsiz vergisi dolaylı vergiler; %62.4. Kim veriyor bunu? Bu işçi kardeşim veriyor, bu elinde çocuğuyla ev hanımı kardeşim veriyor, bu çiftçi veriyor, bu emekli veriyor, hemşire hanım veriyor, doktor hanım veriyor. Bu vergiler, dünyanın en adaletsiz vergisini toplam verginin %62,5’i. Elektrik yakınca verdiğin vergi, doğalgaza verdiğin vergi, çocuğuna üst baş ayakkabı alırken verdiğin vergi... Parayı verip karşılığında fişi aldığında, parayı verdiğin anda ödediğin vergi %62.5. Kalanı gelir vergisi. Şuradaki üzgün, maaşının 12 maaşın 3’ünün vergiye gittiği maaşından vergi kesilen herkes veriyor. İçinde bir miktar stopaj var; bankadaki paradan kazanılandan kesilen stopaj gelir vergisinin içinde. Ve maaşlardan kesilen vergi... Bu iki mavi yakalı ya da devlet memuru, maaşından kim maaş alıyorsa ondan kesilen %25.5. Geriye ne kalıyor? %11 kurumlar vergisi. Bu sırıtan zengin kardeşimden... Esas parayı kazanandan... Dünyada esas vergiyi verenlerden Türkiye’de %11 alınıyor. İşçiden, emekliden, emekçiden, memurdan, çiftçiden alınan vergilerin toplamı %62; kazanandan ve kâr edenden, para kazanandan alınan vergilerin oranı %11. Böyle bir adaletsizliğin içindeyiz. Ve Türkiye’de ayrıca Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) alınıyor. İlk çıktığında 'lüks vergisi' demişlerdi. Duyunca da şey diye düşünüyorsun; 'E lüks harcama yapanlar çok versin, hiç olmazsa zorunlu harcama yapandan, çocuğuna mont alandan, okul için kırtasiye alandan daha makul vergi alınır.' Şu anda lüks vergisi diye başlayan, adı Özel Tüketim Vergisi olan vergi alınıyor; ne de var? Tırnak makasında var, mutfak tüpünde var, doğalgazda var. Yani olmazsa olmaz, herkesin ihtiyaç duyduğu her şeyde ÖTV var. Nede yok? Lüks vergisi diye getirdikleri vergi; elmasta yok, pırlantada yok, o hani milletvekilinin -AK Parti Eskişehir milletvekilinin- oyları Eskişehir’de İYİ Parti’den alan, sonra AK Parti’ye kaçan milletvekilinin taktığı o saatin saatinde lüks vergisi yok ama sen gidip de mutfak tüpü aldığında, doğalgaz parası ödediğinde Özel Tüketim Vergisi var. Türkiye’de vergi öyle bir hale geldi ki anlatılması, farkındalığının yaratılması ve hesabının sorulması belki Türkiye’nin önümüzdeki dönem hem seçimine damga vuracak hem de gelen iktidara kimden vergi alacağını, kimden daha az alacağını, kimi kayıracağını ortaya koyan ilk ve en önemli temenni olacak, görev olacak; o iktidarın birinci görevi bu olacak. "DÜNYADA BİR TEK TÜRKİYE’DE VERGİSİ TELEFONDAN FAZLA" Bugünlerde piyasaya gençlerin çok sahip olmak istedikleri bir cep telefonu çıktı, yeni bir model, pahalı bir model. Bu cep telefonunun yurt dışında yarı fiyata satılıyor, Türkiye’de fiyatı 107.999 lira, 108 bin lira. Telefon alıyor ya, doğal devlet bu alışverişten bir vergi alır; %10 alır, 15 alır; dünyada, Amerika’da %8 alıyor, 4’ü eyalete 4’ü merkezi yönetime. Türkiye’de 108 bin liralık telefonun 54.959 lirası vergi, 53 bin lirası telefon. Dünyada bir tek Türkiye’de vergisi telefondan fazla. Telefon alacaksın; 55 bin lira vergi ödüyorsun, 53 bin lira da o dünyanın en gelişmiş her bir gencimizin sahip olmak istediği telefona sahip oluyorsun. Tabii buna sahip olmak için Türkiye’de o gencin babasının 4 ay çalışması lazım, Avrupa ülkelerinin bazısında 19 gün; bir ay bile değil, 19 gün çalışması lazım. İşte bu telefonda %50 Özel Tüketim Vergisi var (30 bin lira), %20 KDV var, %12 TRT bandrol ücreti var (Neden? Telefondan radyo açar ya da TRT’yi açar izlersen diye 6.400 lira TRT bandrol ücreti alıyor), %1 de Kültür Bakanlığı payı var (530 lira). Toplam 54 bin lira. Ve işin enteresanı, bu ÖTV’den sonra KDV uygulandığı için verginin de vergisini alıyor. Geçen gün mitingde söyledim; benim memleketim Manisa çok sevdiğim, çok özlediğim, çok anlattığım bir yer. Lidyalılar, şimdiki Salihli’nin Sard mahallesinde -beldeydi mahalle oldu- Sardes’te ilk parayı bulmuşlar. Parayı basmışlar ve ilk kullanmışlar; paranın mucidi Lidyalılar. Sonra Sümerliler vergiyi bulmuşlar; yani bir alışveriş yapıyorsun para kazanıyorsun bunun bir kısmını devlete vermen lazım, bunu bulmuşlar. Hepimizin övünmesi gereken değilse de birazcık böyle acı acı tebessüm etmesi gereken bir şey; bu konuda en büyük icadın sahibi Sayın Erdoğan. O, vergiden vergi almayı bulmuş. Geçen gün ben bunu söyledim, gençler hızlı şekilde sosyal medyada yapay zekayla birtakım çizimler, karikatürler yaptırıyorlar. Bir köşede Sümerliler vergi topluyor parayla, Sayın Erdoğan da gelmiş; 'O iş o kadar kolay değil, onun da vergisi var' diyor. Vergiden vergi... Ayrıntılar geliyor...

Özel:Anketlerde kim kazanırsa aday o Haber

Özel:Anketlerde kim kazanırsa aday o

Özel, partisinin cumhurbaşkanı adayı içinse anketleri işaret etti: “Kim kazanıyorsa onu aday yapacağız.” Özgür Özel. Fotoğraf: CHP CHP, üniversite diplomaları (lisans-yüksek lisans) iptal edilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu tutuklandığı 23 Mart 2025’te ön seçimle cumhurbaşkanı adayı ilan etmişti. İmamoğlu’nun diploma iptaline karşı açtığı dava, 23 Ocak’ta reddedilmiş, İBB başkanı, 19 Şubat’ta istinafa başvurmuştu. İmamoğlu aynı zamanda diplomasında usulsüzlük nedeniyle ‘resmi belgede sahtecilik’ suçlamasıyla yargılanıyor. O dava 16 Şubat’ta, 6 Temmuz’a ertelendi. Cumhurbaşkanlığı için adaylık şartlarından biri üniversite mezuniyeti. Bu nedenle CHP’nin adayı kim olacağı tartışma konusu. Dün Nefes gazetesini ziyaret eden Özel, CHP’nin adayıyla ilgili Aytunç Erkin’e konuştu ve anketleri işaret etti: “Ekrem İmamoğlu’nun hapiste olması ve aday olamaması bir maliyettir. Rakibinden korkan korkağa maliyettir. Bu maliyeti ortadan kaldırmamak lazım. Benim ‘A, B, C, Z planım İmamoğlu’ dememin sebebi bu. Önce bir görelim Tayyip bey rakibini hapse attı ve onu aday yapmamak için diplomasını iptal ettirdi ama mahkeme sürüyor. Bunun daha Danıştay’ı var. İçerde de olsa adayımız Ekrem başkandır. Yeter ki diploması dönsün. Bir bunu yaptırmadığını görelim. ‘Anadolu irfanı…’ Rakibinden korkanın Anadolu seçmeninin ona keseceği faturayı görelim. Tekrar eden seçimde 13 bin farkı 806 bine çıkaran şey Anadolu irfanı denilen şey. Faturasını Erdoğan’a ödetmeden yeni aday çıkartmak doğru değil’ Mansur bey istedikten sonra, toplum istedikten sonra. Anketlere bakılır. Anketlerde kazanıyorsa açık farkla. Kim kazanıyorsa onu aday yapacağız. Ama Ekrem başkanın aday olamamasının faturasını Erdoğan’a ödetmeden yeni bir aday çıkartmak doğru değil. ‘Mansur Yavaş bu adaysa, engel olmak aklımın ucundan geçmez’ Erdoğan’ı yenecek. Eğer halen hapisteyse arkadaşlarımızı hapisten çıkaracak, Demokrasiye dönecek, parlamenter sisteme dönecek, popüler yönetme yeteneği olan insanların güveneceği becerikli bir adayımız olacak bizim. Mansur Yavaş bu adaysa ona engel olmak aklımın ucundan geçmez.”

Özgür Özel Boğaziçi'nde akademisyenlerin eylemine katıldı Haber

Özgür Özel Boğaziçi'nde akademisyenlerin eylemine katıldı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2021 yılından bu yana rektörlüğe karşı protestolarını sürdüren Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerine destek olmak üzere Güney Kampüs'te protestoya eylemine katıldı.Özel'e CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın, Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş eşlik etti. Özel'i Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri karşıladı. ÖZEL REKTÖRLÜĞE SIRTINI DÖNDÜ Boğaziçi Üniversitesi'ni ziyaret eden Özel, akademisyenlerin 1262 gündür süren nöbet eylemine katıldı. Özel de akademisyenlerle birlikte rektörlük binasına sırtını döndü. CHP lideri Özel, “Özerk, özgür, demokratik üniversite” pankartı taşıdığı görüldü. "DERSLER İPTAL EDİLMEYECEK, YURTLAR ZORLA BOŞALTILMAYACAK" CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Özel'in ziyaretine ilişkin açıklamalarda bulundu. Bulut, "Bugün saat 12.00’de Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, Boğaziçi Üniversitesi’nde akademisyenlerin haklı direnişine destek vermek üzere kampüste olacak" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Boğaziçi ziyaretindeki tartışmalı uygulamalara atıf yapan Bulut, şu şekilde konuştu: •Tayyip Erdoğan’ın ziyaretinin aksine öğrenciler ve akademisyenler kampüslerine özgürce girebilecek. •Yüz yüze dersler iptal edilmeyecek. •Yurtlar zorla boşaltılmayacak. •Kampüs içindeki ve çevresindeki işletmeler kapatılmayacak. •Fotoğraf karesini doldurmak için başka üniversitelerden ya da öğrenci olmayan kişiler taşınmayacak. Bu buluşma; üniversitenin asıl sahipleri olan öğrencilerle ve akademisyenlerle dayanışma buluşması olacak. Üniversiteler özgürdür. Üniversiteler bilimindir. Üniversiteler gençliğindir!"Özel akademisyenlerin nöbetinin ardından öğrencilerin düzenlediği foruma katılarak gelen soruları yanıtladı. ERDOĞAN ZİYARETİNDE ABLUKAYA ALINMIŞTI Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta "Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları Açılış Töreni"ne katılmıştı. Erdoğan burada AKP'li gençlerle bir araya gelmişti. Erdoğan'ın ziyareti nedeniyle kampüste kapsamlı güvenlik önlemleri alınmış, öğrenci yurtlarında arama yapılmıştı. Öğrencilere ise bazı derslerin uzaktan yapılacağı bildirilmişti. Boğaziçili iki öğrenci ise protesto nedeniyle gözaltına alınmıştı.

Fatih Altaylı'dan bomba kulis Haber

Fatih Altaylı'dan bomba kulis

Silivri’de 190 gün tutuklu kalan Altaylı, kişisel internet sitesinde yayımladığı köşe yazılarına geri döndü. Altaylı, son yazısını 1 Aralık 2025’te yayımlamıştı. Altaylı’nın yazıları, tutuklu kaldığı dönemde editörü tarafından YouTube kanalında da okunuyordu. Altaylı, aylar sonra yazdığı ilk yazısına “CHP Keçiören Belediye Başkanı’na teşekkür etmeliydi” başlığını attı. Altaylı, Özarslan’ın istifasının CHP’nin aleyhine değil, lehine olduğunu savundu. İddiaya göre Ekrem İmamoğlu’nun adaylığının engellenmesi ihtimalinde, adı öne çıkan Mansur Yavaş’a dönük olası bir “yolsuzluk operasyonu” Keçiören üzerinden kurgulanabilirdi. Altaylı'ya göre; Özarslan’ın istifası ve AKP'ye geçiş ihtimali, Yavaş açısından “riski azaltan” bir gelişmeydi. SEÇİM İÇİN İKİ ŞART Altaylı, erken ve baskın seçim tartışmalarına da değindi. Seçimin olabilmesi için, Ekrem İmamoğlu’nun adaylığını “kesin” biçimde engelleyecek bir yargı kararının çıkması ve Mehmet Şimşek’in görevden ayrılması gerektiğini yazdı. Altaylı, şunları ifade etti: "Ekrem İmamoğlu’nun seçime katılamaması kesinleşmeden seçim olmaz. Bu gerek şart ama yeter şart değil. Bir diğer önemli emare ise Mehmet Şimşek’in kabine dışı kalması. Mehmet Şimşek ekonomiden sorumlu bakanlık koltuğunda otururken AK Parti seçime gitmez. Eğer bir seçim olacaksa, en az altı ay öncesinde Mehmet Şimşek görevden affını ister ve yerine gelecek Bakan, ismi hiç önemli değil, muslukları açar, zamlar yapılır, gerekli gereksiz tüm yatırımlar onaylanır, seçim ekonomisine geçilir. Bu ikisi olmadan seçim falan olmaz." BOMBA MEHMET ŞİMŞEK KULİSİ Altaylı, yazısında Mehmet Şimşek’le ilgili dikkat çeken bir kulis de paylaştı. Buna göre Şimşek’in yurt dışı ziyareti sırasında, diğer bakanlar apar topar “ödenek, yatırım, kadro” taleplerini imzalatmaya çalıştı. Altaylı, şunları yazdı: "Geçen hafta kabine toplantısı vardı ve Mehmet Şimşek, çeşitli toplantılar için yurt dışında olduğundan toplantıya katılamadı. Bu durum bilindiği için kabine toplantısı öncesi tüm bakanlar arasında şöyle bir mesaj trafiği yaşandı. “Herkes imzalanacak ne kadar ödenek talebi, yatırım talebi, kadro tahsis talebi varsa getirsin. Hazır Şimşek yokken hepsi imzalanır.” Hangi bakanlar ne getirdi, neler imzalandı bilmiyorum. Ama Şimşek’in yokluğunun kabinede böyle bir heyecan dalgası yarattığını biliyorum" Öte yandan Altaylı'nın yazısı da şöyle: "Uzun bir aradan sonra yeniden yazmaya başlamak kolay değilmiş. Tıpkı ciddi bir sakatlıktan dönen sporcular gibi… Ama başlamak lazım, sonsuza kadar düz koşu yapacak halimiz yok. Form kazanmak zaman alabilir ama sahaya çıkmak bunun ilk şartı. Bugün sahalara dönüyoruz. Aslında birikmiş çok şey var yazacak ama öncelikle gündemden düşmek üzere olan bir konuyu yeniden konuşmak lazım. Ankara Keçiören’in CHP’li belediye başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa edip, AK Parti’ye katılamaması epey konuşuldu. Özellikle de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in müstafi CHP’li başkana mesajları ilgiyle takip edildi. Küfür yoktu belki de ama oldukça ağır mesajlardı. Hak edilmemiş olduklarını söylemek güç. Özel biraz da aldatılmışlık hissi ile ağır cümleler sarf etmiş Özarslan’a. Türk siyasetinin son yıllarındaki genel seviyeye uygun laflar aslında, “Aaa, bunlar nasıl cümleler” diyecek halim yok. Son 20 yılda neler neler duydu bu kulaklar, Özgür Özel’inkiler hafif bile kalır. Ancak ben Özgür Bey’in Mesut Özarslan’a bu kadar kızmasını garipsedim. Çünkü aslında Keçiören Belediye Başkanı’nın istifası CHP’nin aleyhine değil, lehine bir gelişmeydi. Hem partiyi hem de partinin önemli isimlerinden, cumhurbaşkanlığı adaylığının ikinci ama güçlü adayı Mansur Yavaş’ı rahatlatacak bir istifa idi. Keçiören Belediye Başkanı’nın CHP’den istifası, hele hele bir de AK Parti’ye katılması, CHP ve Yavaş açısından duble kaymaklı ekmek kadayıfı idi. Niyesini merak ediyorsanız anlatacaklarımı dinleyin lütfen. Biliyorsunuz, cezaevinde bulunduğum 7 aya yakın süre boyunca muhalefet siyasetçileri ile normal hayatta görüşmediğim kadar çok görüştüm. Ekrem İmamoğlu’nun adaylığının engellenmesi halinde, CHP’nin alternatif cumhurbaşkanı adayının Mansur Yavaş olma ihtimalinin çok yüksek olduğu hepinizin malumu. Ancak CHP içinde de Yavaş’ın aday olmaktan çekindiği, daha doğru bir tabirle “tırstığı” yolunda genel bir kanaat hakim. Bu “çekingenliğe” hak vermiyor da değiller. İmamoğlu’nun başına gelenlerden sonra, adaylığının açıklanması durumunda Yavaş’ın da bir operasyona tabi tutulacağından kimsenin kuşkusu yok. Bunun da üç beş dandik konser soruşturması ile olması mümkün değil. Polis derneklerine sanatçıların neredeyse bedava verdiği konserlerin ücretleri ile belediyelere kesilen faturaları karşılaştırıp, oradan bir sonuç çıkarmak suretiyle Yavaş’ın engellenemeyeceği aşikar. Oradan çıksa çıksa birkaç açgözlü bürokratın yapım şirketleri üzerinden nemalanması çıkar ki, Türkiye’nin ortamında buna kimse yolsuzluk gözüyle bakmaz. Mansur Yavaş’ı siyaset sahnesinden aşağı itmek için daha sağlam bir gereçle itelemek gerekir. Gerek CHP’deki gerekse diğer muhalif partilerdeki görüş, Mansur Yavaş’a yapılacak bir operasyonun en önemli manivelasının Keçiören Belediye Başkanı olacağı şeklindeydi. Kendisini oldukça temiz tutmayı başaran ve toplumu da bu konuda ikna eden Yavaş’a yönelik “yolsuzluk operasyonunun” Keçiören Belediyesi üzerinden başlayacağına ve Özarslan’ın Yavaş’a yakınlığı nedeniyle Yavaş’a bulaştırılacağından hemen herkes emindi. Keçiören Belediye Başkanı, Mansur Yavaş’ın yumuşak karnı, siyasi ve ahlaki temizliğinin üzerindeki leke, Yavaş’a sıçrayacak çamur, cumhurbaşkanlığının güçlü adayının sırtındaki kambur idi. Yavaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı engellenecekse, bunun anahtarı Keçiören’di. Özarslan’ın CHP’den istifası ve hele hele AK Parti’ye katılarak, Çerçioğlu benzeri bir dokunulmazlık kazanması CHP’nin ve Yavaş’ın isteseler sahip olamayacakları bir avantaj, bir çıkar yoldu. Körün istediği bir gözdü, Özarslan’ın istifası ve hele hele AK Parti’ye katılımı Allah’ın verdiği iki göz olacaktı. Mansur Yavaş’ın lehine bundan daha iyi bir gelişme olamazdı. Bu nedenle, Özgür Özel’in Keçiören Belediye Başkanı’na bu kadar kızmasına, bu kadar hakaret etmesine şaşırdım. Bu istifaya hakaret değil, teşekkür edilmeliydi. “Mesut Bey sağ olun. Mansur Bey’in adaylığına büyük destek sağladınız. Ne kadar teşekkür etsek azdır” mesajı yollanmalıydı. Zaten muhtemelen bu yüzden CHP’den gelen herkese kapısını ardına kadar açan, pis mi temiz mi bakmayan AK Parti, Mesut Özarslan’a aynı hevesle yaklaşmadı. Beklenenin aksine Özarslan kapağı iktidar partisinin “güvenli” ve “dokunulmaz” kucağına atamadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk grup toplantısında Özarslan’a AK Parti rozeti takmadı. Çünkü hâlâ Keçiören’in çamuru, Yavaş’ın setresine bulaşacak en önemli pislik. Bunu da herkes biliyor… Seçimi ne haber verir? CHP haklı olarak seçim istiyor. Kimileri de kabinedeki değişikliklerden yola çıkarak iktidarın baskın bir erken seçim yapacağından söz ediyor. Medyadaki çok bilmişler de bu ihtimali gündeme getirince, beni gören herkes de her şeyi bildiğim zannıyla “AK Parti baskın seçim yapacak mı?” diye soruyor. AK Parti’nin, parti yönetiminin ne yapacağını bilemem ama bir baskın seçim yapmayacağını bilmek için alim olmaya ya da müthiş bir istihbarat ağı ile Saray kulislerine hakim olmaya gerek yok. İktidarın seçime gitmesi için iki şey lazım ve bunu bilmek seçim olup olmayacağı ile ilgili öngörü için yeterli. Bunlardan birincisi, Ekrem İmamoğlu ile ilgili davalardan birinin kesinleşmesi lazım. Yani ya diploma iptalinin ya da siyasi yasak getiren mahkeme kararlarından birinin. Ekrem İmamoğlu’nun seçime katılamaması kesinleşmeden seçim olmaz. Bu gerek şart ama yeter şart değil. Bir diğer önemli emare ise Mehmet Şimşek’in kabine dışı kalması. Mehmet Şimşek ekonomiden sorumlu bakanlık koltuğunda otururken AK Parti seçime gitmez. Eğer bir seçim olacaksa, en az altı ay öncesinde Mehmet Şimşek görevden affını ister ve yerine gelecek Bakan, ismi hiç önemli değil, muslukları açar, zamlar yapılır, gerekli gereksiz tüm yatırımlar onaylanır, seçim ekonomisine geçilir. Bu ikisi olmadan seçim falan olmaz. Diyeceksiniz ki, Mehmet Şimşek bu kadar önemli mi! O zaman geçin alttaki yazıya… Hazır Şimşek yokken Geçen hafta kabine toplantısı vardı ve Mehmet Şimşek, çeşitli toplantılar için yurt dışında olduğundan toplantıya katılamadı. Bu durum bilindiği için kabine toplantısı öncesi tüm bakanlar arasında şöyle bir mesaj trafiği yaşandı. “Herkes imzalanacak ne kadar ödenek talebi, yatırım talebi, kadro tahsis talebi varsa getirsin. Hazır Şimşek yokken hepsi imzalanır.” Hangi bakanlar ne getirdi, neler imzalandı bilmiyorum. Ama Şimşek’in yokluğunun kabinede böyle bir heyecan dalgası yarattığını biliyorum. Deli mi satılmış mı! Biliyorsunuz, sporla daha doğrusu futbolla eskisi gibi ilgilenmiyorum. Futbolun hali, kalitesizliği bir yana Federasyonu’nun başkanının böyle bir tip olduğu bir sporla ilgilenmek zaten zül. Cem Yılmaz’ın oğlu Kemal gibi ben de “İngiliz ligi”ni takip ediyorum daha çok. Ancak bu durum, Galatasaray taraftarı olduğunu söyleyen güruhun saçma sapan tavırlarını görmeme engel olmuyor. Galatasaray’ın taraftar grubu hakkındaki fikirlerimi zaten biliyorsunuz, bununla ilgili söylemlerim internette gezip duruyor. Ama durum giderek daha berbat bir hal alıyor. Bu gruplar bir süreden beri “Okan Buruk istifa, yönetim istifa” diye sosyal medyada örgütleniyor. Bu şuursuz kitlenin maksadını anlamak ve bu talebi anlamlandırmak mümkün değil. Galatasaray futbol takımı son 3 yıl üst üste şampiyon olmuş. En önemli rakibi, Türkiye’nin en güçlü, en zengin ailesinin bir ferdini başkan yaparak Galatasaray’la mücadele etmek istemiş, olmamış. Ali Koç başarılı olamadığı için kongresi tarafından yollanmış. Futbol takımına Avrupa’nın en iyi kadrolarından biri oluşturulmuş. Taraftarın isteği üzerine kulüp tarihinde ilk defa 75 milyon bonservis bedeli ile bir golcü alınmış. Banka borçları kapatılmış. Şampiyonlar liginde bir üst aşamaya çıkılmış ve Juventus’un elenmesi muhtemel. Hal böyle iken “Yönetim istifa, Okan Buruk istifa” demek için ya delirmiş olmak lazım. Ya da satılmış. Seçip beğenip alsınlar. NE ZAMAN İNSAN OLURUZ? Lafına kızıp fiiline sessiz kalmadığımız zaman."

Bakan Göktaş’tan 'aile bağları' için videolu çağrı Haber

Bakan Göktaş’tan 'aile bağları' için videolu çağrı

ANKARA (İGFA) - Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda, ailenin güven, sevgi ve dayanışmanın yuvası olduğunu vurguladı. 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edildiğini anımsatan Bakan Göktaş, “Nerede yaşarsak yaşayalım, bizi birbirimize bağlayan en güçlü bağ ailedir. Aile güçlü olursa, biz de güçlü oluruz” dedi. "Aile, hepimiz için güven, sevgi ve dayanışmanın yuvasıdır." #AileYılı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından başlatılan “Aile ve Sosyal Destek Proje Programı”nda rehberlik, danışmanlık, hukukî destek, ebeveyn eğitimi ve gençlik çalışmaları yer alıyor.… pic.twitter.com/LrPXxpmlil — T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (@tcailesosyal) April 24, 2025 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan bu kapsamda, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından “Aile ve Sosyal Destek Proje Programı” hayata geçirildi. Program, aile bağlarını güçlendirmek için rehberlik, danışmanlık, hukuki destek, ebeveyn eğitimi ve gençlik çalışmaları gibi birçok alanda destek sunulacağını belirten Bakan Göktaş, dernekler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşları 15 Mayıs 2025’e kadar programa başvurmaya davet etti. Bakan Göktaş, videolu paylaşımında, “Gelin, ailemizi birlikte güçlendirelim, geleceğe sağlam adımlarla yürüyelim” çağrısında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.