Hava Durumu

#New York

Haberin Analizi - New York haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, New York haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk girişimciden 7 milyon dolarlık vurgun! Haber

Türk girişimciden 7 milyon dolarlık vurgun!

26 yaşındaki Türk girişimci Gökçe Güven, yatırımcılarını 7 milyon dolar dolandırmak ve sahte belgelerle "olağanüstü yetenek" vizesi almak suçlamalarıyla ABD'de tutuklandı. Güven hakkında da iddianame hazırlandı. Kurduğu startup Kalder ile dikkatleri üzerine çeken, hatta 2025 yılında ünlü Forbes dergisinin “30 yaş altı 30 kişi” listesine de giren Güven hakkında ABD New York Güney Bölgesi Savcılığı iddianame hazırlandığını duyurdu. Gökçe Güven iddianamede menkul kıymet dolandırıcılığı, vize sahtekarlığı ve nitelikli kimlik hırsızlığı gibi suçlarla itham ediliyor. BALON HESABI YAPMIŞ Savcılığın iddialarına göre Güven, "fintech-pazarlama platformu" olarak tanıttığı Kalder için yatırım toplarken sistematik bir aldatma yöntemi izledi. Potansiyel yatırımcılara şirketin mali durumu ve partnerlikleri hakkında hayali veriler paylaşıldı. Güven'in, aralarında hiçbir anlaşma bulunmayan dev markaları "aktif müşteri" gibi gösterdiği de iddia ediliyor. Ayrıca Güven'in “çift defter" tuttuğu, yani, şirketin gerçek mali durumunu gösteren bir iç muhasebe kaydı tutulurken, yatırımcılara tamamen şişirilmiş rakamlardan oluşan ikinci bir "sahte defter" sunulduğu belirtiliyor. Bu yöntemle Güven'in, onlarca yatırımcıyı yaklaşık 7 milyon dolar zarara uğrattığı öne sürülüyor. “OLAĞANÜSTÜ YETENEK” VİZESİ İÇİN SAHTE İMZA Gökçe Güven hakkındaki suçlamalar sadece finansal dolandırıcılıkla sınırlı değil. İddianameye göre genç girişimci, öğrenci vizesi bittikten sonra ABD'de kalabilmek için sadece bilim, iş veya spor alanında üstün başarı gösterenlere verilen O-1A (Olağanüstü Yetenek) vizesine başvurdu. Bu başvuru sırasında, tanınmış iş insanlarının imzalarını taklit ederek kendi adına sahte referans mektupları düzenlediği iddia edilen Güven, 2025 sonbaharında bu vizeyi haksız yere elde etmekle suçlanıyor. ABD Savcısı Jay Clayton konuyla ilgili yaptığı açıklamada sert ifadeler kullandı, "Gökçe Güven, tohum yatırım turunu sahte gelirler ve uydurma belgeler üzerine inşa etti. Girişimcilik maskesi altına gizlenen dolandırıcılığa karşı tetikte olun." dedi.GÜVEN'İN OLASI CEZASI NE? Tutuklanan Güven'i oldukça zorlu bir yargı süreci bekliyor. Suçlu bulunması halinde karşı karşıya kalabileceği cezaların yaklaşık 52 yıl hapis olabileceği belirtiliyor. Menkul Kıymet ve Elektronik Dolandırıcılık için 40 yıla kadar hapis, vize sahtekarlığından 10 yıla kadar hapis ve nitelikli kimlik hırsızlığına da mevcut cezalara ek olarak zorunlu 2 yıl hapis. Güven'in davası daha önce kripto para borsası FTX'in kurucusu Sam Bankman-Fried gibi profili yüksek isimleri yargılayan Bölge Yargıcı Lewis Kaplan tarafından görülecek.

Epstein skandalının Türkiye ayağı merak uyandırdı Haber

Epstein skandalının Türkiye ayağı merak uyandırdı

Kamuoyuna yeni açılan 3 milyondan fazla Epstein belgesi tüm dünyada gündem oldu. Ülkemizi ziyaret ettiği bilinen Epstein'ın Türkiye bağlantıları da tekrar konuşulmaya başladı. CHP 1328 NO'LU DOSYAYI GÜNDEME GETİRMİŞTİ CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç’la birlikte 9 CHP’li, 16 Ocak 2024'te Epstein belgeleriyle ilgili Meclis’te araştırma açılmasını talep etmişti. Bakan Yerlikaya'ya sorular yönelten CHP dilekçe metninde şu ifadeleri kullanıyordu: “Kamuoyunda Epstein davası olarak bilinen dava dosyalarından, 1328 No’lu dosya içinde yer alan, 407-6, 407-8, 407-9 numaralı ek belgelerinde, Epstein’ın özel pilotu olan Nadya Marçinko’nun sorguları yer aldı. Marçinko, kaçırılan çocukların avukatlığını üstlenen Katherine W. Ezell’in soruları karşısında susma hakkını kullansa da avukatın tespitleri dikkat çekici bir noktadadır. Haberin ulusal ve uluslararası basın organlarında yayımlanmasından bu yana dikkatler Türkiye’den kaçırılan kız çocuklarının durumuna çevrilmiştir. “6 Şubat depreminin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen hâlâ çocuklarını arayan aileler varken, 17 Ağustos 1999 depremine ilişkin kayıp çocuklar vakası ise tam bir muammaya dönüşmüştür. “Epstein davası dosyalarının yetkililer tarafından talep edilerek incelenmesi, araştırılması, tespit edilmesi, uluslararası fuhuş şebekesinin Türkiye’deki bağlarının araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasını…” EPSTEIN’IN PİLOTUNA SORULDU: 102 KOD ADLI MAĞDUR CHP'nin işaret ettiği 1328 No'lu dosyayı köşesine taşıyan Nefes yazarı Aytunç Erkin'in aktardığına göre; 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarında yayımlanan belgelere göre kaçırılan kız çocuklarının avukatlığını üstlenen Katherine W. Ezell, Epstein’ın özel pilotu olan Nadya Marçinko’ya Epstein’ın birçok ülkeden çocuk kaçırdığını sorarken, bu ülkeler arasında Türkiye’yi de saydı. Avukat Ezell soruları sırasında Türkiye ile ilgili şu tespitlerde bulundu: 15 yaşındaki Jane Doe #102 kod adlı mağdur için Jefrrey Epstein ve Gislaine Maxwell tarafından çeşitli pasaportlar alındığını ve daha sonra Palm Beach, New York, Santa Fe, Los Angeles, San Francisco, St. Louis, Avrupa, Karayipler ve Afrika’ya götürüldüğünü biliyor muydunuz?Bu aynı zamanda Jeffrey Epstein’ın Türkiye’den, Çek Cumhuriyeti’nden (Çekya) ve Asya ülkelerinden çocuk kaçırdığı ve getirdiği anlamına geliyor. Bunun farkında mıydınız?Jean Luc Brunel, uluslararası çocuk ticaretinde Epstein’in ortağı mı?Jeffrey Epstein’ın, Jane Done #102 kod adlı mağduru istismar ettikten sonra, soylulara, siyasetçilere, akademisyenlere, iş adamlarına da pazarladığını biliyor muydunuz? CHP'Lİ KILIÇ: "BU DOSYALARI ÖNCELERİ KİMSE CİDDİYE ALMADI" CHP'li Kılıç, konuyla ilgili Erkin'e yeni açıklamalarda da bulundu: "Pilota soru soruluyor. 1999 depreminde kayıp çocuklar meselesi vardı biliyorsunuz. Epstein belgeleriyle deprem arasında bir bağ olabilir mi? Araştırma yapılarak uluslararası fuhuş şebekesinin Türkiye ayağının ortaya çıkarılması için araştırma önergesi verdim. Bu dosyayı önceleri kimse ciddiye almadı. Tüm belgeler açıklanınca haberleri okudum ve 2024’te yaptığım açıklamayı paylaştım kamuoyuyla. Epstein, Türkiye’ye geldi mi? Geldiyse kimlerle görüştü? Bunlar önemli. Merkez Bankası’yla ilgili bazı yazışmaları var Epstein’ın. Açıkçası o videoları izleyemedim anne olarak. İnsanlar zengin, siyasetçi ya da ayrıcalıklı diye dosyayı görmediler belki de. Ama bu dosya Kırmızı Pazartesi. (Gabriel Garcia Marquez’in romanı. Asıl adı İşleneceğini Herkesin Bildiği Bir Cinayetin Öyküsü.) Herkes biliyor, görüyor ama kimse konuşmuyordu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan : “Amerika’yla ilişkilerimizi siyasi düzlemde ilerletirken, ekonomik alandaki iş birliğimizi de çeşitlendirmemiz gerekiyor” Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan : “Amerika’yla ilişkilerimizi siyasi düzlemde ilerletirken, ekonomik alandaki iş birliğimizi de çeşitlendirmemiz gerekiyor”

Birleşmiş Milletler (BM) 78. Genel Kurulu nedeniyle New York'ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk-Amerikan İş Konseyince (TAİK) düzenlenen yemekte iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Buradaki konuşmasında, iş dünyası temsilcileriyle yeniden bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve ABD'nin, NATO çerçevesinde uzun yıllara dayanan müttefiklik ilişkileri bulunduğuna işaret etti. “2022 YILI SONU İTİBARIYLA İKİLİ TİCARET HACMİMİZ YÜZDE 15'İN ÜZERİNDE ARTIŞLA 32 MİLYAR DOLARI GEÇTİ” Avrupa-Atlantik coğrafyasının güvenlik, barış ve istikrarına önemli katkılarda bulunan bu ortaklığı güçlendirerek sürdürmeyi arzu ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Amerika ile ekonomik ve ticari faaliyetlerimiz, ikili ilişkilerimizin önemli bir boyutudur. İkili ticaret hacmimiz son 10 yılda 1,5 katına çıktı. Amerika Birleşik Devletleri, geçtiğimiz yıl en fazla ihracat yaptığımız ikinci, en fazla ithalat yaptığımız beşinci ülke oldu. 2022 yılı sonu itibarıyla ikili ticaret hacmimiz yüzde 15'in üzerinde artışla 32 milyar doları geçti" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile ticaret hacminde yakalanan bu artış eğiliminin memnuniyet verici olduğunu belirterek, "Ancak hedefimiz 100 milyar doları yakalamaktır. Bunun için karşılıklı olarak gayretlerimizi artırmamız gerekiyor. Bu bağlamda sizlerden beklentimiz yüksektir. Amerika ile ilişkilerimizi siyasi düzlemde ilerletirken, ekonomik alandaki iş birliğimizi de çeşitlendirmeliyiz" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye ve ABD arasında yeni teknolojilerden kritik sektörlere, inovasyondan imalata, yapay zekâdan siber güvenliğe büyük potansiyel bulunduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerji sektörünün de iş birliğinin ilerletilebileceği bir başka kritik alan olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye olarak Karadeniz'deki tarihî keşfimizin ardından doğal gaz ve petrol arama ile üretimine yönelik çalışmalarımızı hızlandırdık. Biliyorsunuz, kısa süre önce İstanbul Finans Merkezimizi hizmete açtık. İstanbul Finans Merkezi ile ülkemizi finans ve katılım finans alanında global bir merkeze dönüştürmek istiyoruz. Merkez içinde doğal gazdan madenlere birçok ürünün pazarlamasının, değerlendirmesinin yapılacağı yeni bir yapı tesis edeceğiz. İstanbul Finans Merkezini aynı zamanda 'enerji hub'ımız hâline getirmeyi arzu ediyoruz." “TÜRKİYE, AMERİKAN ŞİRKETLERİ İÇİN ÖNEMLİ BİR BÖLGESEL ÜRETİM VE HİZMET ÜSSÜ KONUMUNDADIR” Türk Hava Yollarının 121 ülkeden 342 destinasyona uçuş gerçekleştirdiğini, ABD'de 12 noktaya İstanbul'dan doğrudan uçuş yapıldığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "13'üncü uçuş noktasını teşkil edecek Detroit uçuşlarının 15 Kasım'da başlaması planlanıyor" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ile turizm alanındaki ilişkilerin seyrinden de memnuniyet duyduklarını vurgulayarak, salgının etkisinin azalmasıyla 2022'de 1 milyonun üzerinde ABD'li turistin Türkiye'de ağırlandığını, gelecek dönemde bu sayının daha da artmasını ümit ettiklerini söyledi. Türkiye'nin son 21 yılda ekonomiden ticarete, savunma sanayisinden altyapı yatırımlarına büyük bir başarı hikâyesi yazdığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaptığımız reformlar sayesinde ülkemiz son 20 yılda, 252 milyar doların üzerinde uluslararası doğrudan yatırım çekti. Türkiye'nin küresel yatırımlardaki payı 2022'de yüzde 1,03. Amerika Birleşik Devletleri'nden Türkiye'ye yaklaşık 14,4 milyar dolar doğrudan yatırım girişi oldu. Ülkemize yatırım yapan 2 bin 88 Amerikan firmasına ve Amerikalı girişimcilere Türk ekonomisine duydukları güven için özellikle teşekkür ediyorum. Türkiye, Amerikan şirketleri için önemli bir bölgesel üretim ve hizmet üssü konumundadır. Halihazırda Amerikalılar dahil birçok uluslararası şirket, Türkiye'yi bölgesel bir imalat, ihracat, yönetim, lojistik, mühendislik ve araştırma geliştirme merkezi olarak tercih ediyor. Salgın sonrası dönemde ülkemizin bu konumu daha fazla öne çıkmıştır.” “ÜLKEMİZDEKİ SEÇİMLERİN TAMAMLANMASIYLA BİRLİKTE OLUMLU BİR ATMOSFER YAKALADIĞIMIZI GÖRÜYORUZ” Türk iş çevrelerinin Amerikan ekonomisine yaptığı katkıların da azımsanmayacak seviyeye ulaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk firmalarının ABD'deki doğrudan yatırımlarının son 10 yılda yaklaşık 8,6 milyar doları bulduğunu bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş dünyası temsilcilerinin gayretleriyle bu yatırım rakamlarını karşılıklı olarak yükselteceklerinin altını çizerek, şöyle devam etti: "Ülkemizdeki seçimlerin tamamlanmasıyla birlikte olumlu bir atmosfer yakaladığımızı görüyoruz. Yüzde 90'lara ulaşan rekor katılımla ve demokrasi şöleni içinde gerçekleşen 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde milletimizin teveccühüne mazhar olduk. Cumhur İttifakı olarak Meclis çoğunluğunu elde ederken Cumhurbaşkanlığında yüzde 52,18 oy oranıyla 5 sene daha milletimize hizmet etme imkânına kavuştuk. Seçimlerin üzerinden bir hafta bile geçmeden hükûmetimizi kurduk. Kalkınma yolculuğumuza kaldığımız yerden başladık. Ekonomi yönetimini, uluslararası ekonomi çevrelerinin de çok yakından tanıdığı ehil isimlerden seçtik. Seçimler sonrasında ülkemizin ekonomik istikrarına olan güvenin pekiştiğini memnuniyetle müşahede ediyoruz." “TÜRKİYE, OECD ÜYELERİ ARASINDA EN YÜKSEK ORANDA BÜYÜYEN İKİNCİ ÜLKE” Türkiye'nin bir yandan 6 Şubat'taki Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaralarını sararken diğer yandan ikinci çeyrekte yüzde 3,8 büyüme kaydettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin böylelikle OECD üyeleri arasında en yüksek oranda büyüyen ikinci, G20 ülkeleri arasında ise üçüncü ülke olmayı başardığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin ihracatta 8 aylık dönemde 165 milyar doları, yıllık bazda ise 253,5 milyar doları yakaladığını belirterek, turizmde de önceki seneye göre çok daha yoğun bir sezon geçirildiğine işaret etti. İstihdamda ise herhangi bir düşüşün söz konusu olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yılın ilk altı ayında depreme rağmen net 220 bin istihdam artışının sağlandığını kaydetti. “ENFLASYONU ARTIRAN YAPISAL UNSURLARIN ORTADAN KALDIRILMASINI HEDEFLİYORUZ” Dünyada son 60-70 yılın zirvelerine çıkan enflasyonun doğal olarak Türkiye'nin de sorunu olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda geçen hafta üç yılın yol haritası mahiyetindeki Orta Vadeli Program'ı kamuoyuyla paylaştıklarını anımsattı. Büyüme ve ticaretten fiyat istikrarı ve finansal istikrara, beşeri sermaye ve istihdamdan yeşil ve dijital dönüşüme, afet yönetiminden kamu maliyesi ile iş ve yatırım ortamına yedi temel alanda öncelikli reform adımlarını belirlediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Ekonomik büyümeden kesinlikle taviz vermeyeceğiz. Para, maliye ve gelirler politikalarının tüm araçlarını uygulayarak, enflasyonu artıran yapısal unsurların ortadan kaldırılmasını hedefliyoruz. Temel odağımız, yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımız sayesinde sürdürülebilir bir büyüme ikliminin tesisidir. Yüksek katma değerli özel sektör yatırımlarının öncülüğünde ortalama yüzde 4,5 oranında büyümeyi hedefliyoruz." Türkiye'nin satın alma gücüne göre dünyanın 11'inci, nominal olarak ise 17'nci büyük ekonomisi olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2026 sonunda tarihimizde ilk kez 1,3 trilyon doları aşan bir ekonomik büyüklük ve 14 bin 850 dolara çıkan fert başına millî gelire ulaşacağız. 2026 yılında 300 milyar doları aşan ihracat ve 70 milyar doların üzerinde turizm gelirine ulaşacağız. Program döneminde 2,7 milyon istihdam artışı, yıllık ortalamada da 900 bin istihdam artışı hedefliyoruz" diye konuştu. “ÜLKEMİZİN STRATEJİK KONUMUNUN SAĞLADIĞI TÜM AVANTAJLARI EN ETKİLİ ŞEKİLDE KULLANMAYA ÇALIŞIYORUZ” Atılan adımlara bağlı olarak döviz kurunun dengeye kavuştuğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Türkiye, siyasi istikrarı, eğitimli iş gücü, genç nüfusu, geniş iç pazarı ve bölgesel pazarlara erişimiyle, stratejik konumu ve modern lojistik altyapısıyla uluslararası yatırımcılar için güvenli liman olmayı sürdürüyor. Bölge ülkeleriyle tesis ettiğimiz yakın diyalog sayesinde bu konumumuzu daha da perçinliyoruz. Geçen ay Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yaptığımız ziyarette toplam değeri 50 milyar doları aşan anlaşmalar imzaladık. Rusya-Ukrayna Savaşı'na çözüm arayışlarımızı ilk günden itibaren sürdürüyoruz. İsrail ve Yunanistan ile aramızdaki meseleleri hal yoluna koyma yönünde güçlü bir irade sergiledik. Bu ziyaretimizde her iki ülkenin başbakanıyla bir araya gelerek, gündemimizdeki konuları ele aldık. Mısır ile yeniden güçlenen diyaloğumuza büyük önem atfediyoruz. Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefimizi önümüze çıkarılan engellere ve 60 yıldır maruz kaldığımız haksızlıklara rağmen hâlen koruyoruz." "NATO'nun en büyük ikinci kara ordusuna sahip müttefikiyiz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk dünyasıyla iş birliğimiz hamdolsun giderek güçleniyor. Afrika kıtasındaki mevcudiyetimiz kendini daha fazla hissettiriyor. Dış politikaya geniş bir perspektiften yaklaşarak ülkemizin stratejik konumunun sağladığı tüm avantajları en etkili şekilde kullanmaya çalışıyoruz. Diyalog ve diplomasiye imkân tanındığında tüm ülkelerle ortak bir zeminde bulaşabileceğimize inanıyoruz" ifadelerini kullandı. “SAVUNMA SANAYİİ ALANINDAKİ ENGELLERİN ORTADAN KALDIRILMASINI BEKLİYORUZ" ABD ile çelik ve alüminyum sektöründeki ilave gümrük vergileri gibi tek taraflı uygulamalardan kaynaklanan sorunları aşmayı ümit ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Aynı şekilde savunma sanayii alanındaki iş birliğimizin geliştirilmesinin önüne çıkarılan engellerin de bir an evvel ortadan kaldırılmasını bekliyoruz. Bölgesinin istikrar abidesi olan Türkiye'nin jeopolitik öneminin ve ekonomide sunduğu fırsatların buralarda tanıtılmasında sizlere de önemli görevler düşüyor. Türkiye-Amerika ilişkilerinin ilerletilmesi için özel sektörün, siz değerli iş dünyasının ve iş konseylerinin çabalarını her zaman takdirle karşılıyoruz. Bu alandaki gayretlerinizin artarak sürmesini temenni ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisimizin yanı sıra büyükelçiliklerimizin, konsolosluklarımızın, ticaret müşavirliklerimizin ve devletimizin tüm kurumlarının sizlere her türlü desteği vermeye hazır olduğunu tekrar ifade ediyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kurulu'nda konuşma yaptı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kurulu'nda konuşma yaptı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, “Rusya-Ukrayna savaşının başından beri ‘savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz’ teziyle, hem Rus, hem Ukraynalı dostlarımızı masada tutmaya gayret ediyoruz” ifadesini kullandı. Savaşın, Ukrayna’nın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü temelinde, diplomasi ve diyalogla sona erdirilmesine yönelik çabaları artırarak sürdüreceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Birleşmiş Milletlerle birlikte başlattığımız Karadeniz Girişimi’yle, dünya piyasalarına 33 milyon ton tahıl ürünü sevk edilmesini sağlayarak, küresel açlık krizi tehlikesinin önüne geçtik. Şahsi gayretlerimiz neticesinde girişim 3 kez uzatıldı. Ancak girişimin 17 Temmuz itibarıyla çıkmaza girmesi, dünyayı yeni bir krizle yüz yüze bıraktı.” Küresel açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunan coğrafyalara uzanan bu insani köprünün bir şekilde idamesi için temaslarının sürdüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öncelikle 1 milyon tahılın Afrika ülkelerine sevkini öngören planı, bu bakımdan önemsiyoruz. Amacımız, çevremizdeki çatışma ve ihtilaflar karşısında dünya barışına ve refahına mümkün olan en büyük katkıyı sunmaktır” şeklinde konuştu. “BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’İN İNSANİ YARDIM OPERASYONUNUN KESİNTİYE UĞRAMASI, TALİHSİZ BİR GELİŞMEDİR” Cumhurbaşkanı Erdoğan, 13. yılına giren Suriye’deki insani trajedinin, köken ve inanç fark etmeksizin, bölgedeki herkesin hayat şartlarını daha da zorlaştırdığını aktardı. “Suriye’nin hem siyasi birliğini, hem sosyal bütünlüğünü, hem de ekonomik yapısını tehdit eden gelişmelere karşı ilkeli, yapıcı ve adil tutum ortaya koyan yegâne ülke durumundayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güneyimizdeki krizin, halkın meşru beklentilerini karşılayacak kapsamlı, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümle sona erdirilmesi, giderek daha önemli hâle geliyor. Ülkemizde 14 milyon insanımızı etkileyen 6 Şubat depremlerinin yıkıcı etkisi Suriye’de de kendini göstermiştir. Özellikle kuzeybatı Suriye’de, zaten sıkıntılı olan insani durum, daha da kötüleşmiştir. Tam da böyle bir dönemde, Birleşmiş Milletler’in bölgedeki sınır ötesi insani yardım operasyonunun kesintiye uğraması, talihsiz bir gelişmedir” ifadelerini kullandı. Türkiye olarak, Suriye’nin kuzeyinde zor şartlarda hayat mücadelesi veren dört milyonu aşkın insanı, elbette kaderine terk etmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sınırlarımız ötesinde inşasına öncülük ettiğimiz konutlar tamamlandıkça, sığınmacıların buralara geri dönüşü hızlanacaktır. Ancak, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği konusundaki en büyük tehdit, bu ülke üzerinde hesabı olan güçlerin güdümündeki terör örgütlerine verilen destektir. Bir yandan PKK-PYD terör örgütünün, diğer yandan mezhep ayrışması üzerinden organize edilen radikal grupların cenderesi altında bunalan Suriye halkı, isyan noktasına gelmiştir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta Ahıska Türkleri ile bir araya geldi Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta Ahıska Türkleri ile bir araya geldi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, buradaki konuşmasında, kabulün yapıldığı binanın, adından da anlaşılacağı üzere tüm Türklerin evi olduğunu söyledi. Türkevi’nin Ahıska Türklerine de kapısının her zaman sonuna kadar açık olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerika’nın farklı bölgelerinden yola çıkıp buralara kadar teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu güzel tablo, gönül birliğimizi de en iyi şekilde yansıtıyor. 1944 yılında maruz kaldığınız sürgünle birlikte büyük acılar çektiniz, nice badireler atlattınız. Bugün bu vesileyle sürgünde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Rabb’im hepsini cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahıska Türklerinin, sürgünle birlikte dünyanın 9 farklı ülkesine yayıldığını, yıllar boyunca zorlu şartlar altında yaşadığını ancak onca zorluğa rağmen kimliklerini korumayı, kültürel miraslarını gelecek kuşaklara aktarmayı başardığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Nerede olurlarsa olsunlar, Ahıska Türklerinin yürekleri her zaman Türkiye ile birlikte atmıştır. Türkiye olarak, her türlü sıkıntıya göğüs gererek yazdığınız başarı hikâyelerinden gurur duyuyoruz. Bu başarılara yenilerinin, daha büyüklerinin eklenmesi için üzerimize düşeni yapmakta kararlıyız. Bu anlayışla, Ahıska Türklerinin durumunu çok yakından takip ediyoruz. Ukrayna’da olaylar başladıktan sonra hemen bu ülke makamlarıyla irtibata geçerek çatışmalardan etkilenen Ahıskalı kardeşlerimizi ülkemize getirdik. Farklı gruplar hâlinde toplam 1000 ailenin Erzincan ve Ahlat’a yerleşmesini sağladık. Bu şekilde ülkemize gelen Ahıska Türkü sayısı 4 bini buluyor.” Ayrıca çeşitli projelerle Ahıska tarihine, sanatına ve kültürel mirasına sahip çıktıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve TİKA’nın bu yönde yürüttüğü çeşitli projeleri takdirle karşıladıklarını bildirdi. “578 SOYDAŞIMIZ İÇİN DE ÇALIŞMALARIMIZI TAMAMLAYACAĞIZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahıska Türklerinin huzur ve esenliğini kendi vatandaşlarından ayrı görmediklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Kendilerinin yıllardır hasretle bekledikleri Türk vatandaşlığını kazanmaları için gerekli adımları atıyor, bu süreci hızlandırıyoruz. 2022 yılından bu yana İçişleri Bakanlığımızın desteği ve büyükelçiliklerimiz, başkonsolosluklarımız ve Dünya Ahıska Türkleri Birliğinin katkılarıyla 820 soydaşımız Türk vatandaşlığını kazandı. İnşallah biraz sonra sizleri temsilen kardeşlerimize Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartlarını takdim edecek, bu sevinci hep birlikte yaşayacağız. İşlemleri devam eden 578 soydaşımız için de çalışmalarımızı süratle tamamlayacağız. Ahıska Türklerine en fazla sahip çıkan, meselelerini çok yakından takip eden hükûmetiz. Bizden önce vatandaşlık verilen Ahıska Türkü sayısı oldukça sınırlıydı. 1992 ile 2003 yılları arasında sadece 4 bin 840 kardeşimiz bu haktan faydalanmıştı. Bizim dönemimizde bu rakam 60 bini geçti. Ahıska Türklerinin vatanlarına gönüllü geri dönüşleri için muhataplarımız nezdinde temaslarımızı devam ettiriyoruz. Bu meselenin dostluk, saygı ve iyi niyet temelinde insani ve hukuki çerçevede çözüme kavuşturulması için çaba harcıyoruz. İnşallah bundan sonra da sizlerin davasını davamız bilecek ve gereken her türlü diplomatik gayreti sergileyeceğiz. “EŞ İÇİNDE HAREKET EDELİM” Bazı hususlara dikkati çekmek istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Toplumlar, birlik ve beraberlik içerisinde olduğu ölçüde güçlüdür ve hak ettikleri saygıyı görürler. Türk vatandaşlığına geçişler dâhil Ahıska Türk toplumunu ilgilendiren tüm konularda eş güdüm içinde hareket edelim. Sizlerden, büyükelçilik ve başkonsolosluklarımızla, Dünya Ahıska Türkleri Birliği ile yakın koordinasyon içinde olmanızı özellikle rica ediyorum. Ahıska Türklerinin bulundukları ülkelerde kimliklerini, dillerini, dinlerini ve kültürlerini korumaları önceliklerimizin başında geliyor” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu doğrultudaki çalışmalara katkılarını sürdüreceklerini anlatarak, şunları kaydetti: “Amerika’daki diğer Türk ve Müslüman sivil toplum kuruluşlarıyla da iş birliğinizi güçlendirmenizde büyük fayda görüyorum. Son dönemde artan ırkçılık ve İslam düşmanlığı karşısında birlikte hareket etmeniz, bu tür eğilimlere birlikte ‘dur’ demeniz gerekiyor. Müslümanları hedef alan haksız, hukuksuz ve ayrımcı anlayış karşısında sizlerin de hassasiyet göstermeniz önemlidir. Kültürünüzü korurken yaşadığınız toplumla bütünleşmenizi, etkin bir şekilde temsil edilmenizi de önemsiyorum. Bu çerçevede Amerikan sivil toplumuna aktif katılımınız, gelecek kuşağa bırakacağınız güçlü bir miras olacaktır. Sizlerden kimsenin aranıza nifak tohumları ekmesine fırsat vermemenizi bekliyoruz. Enerjimizi iç kavgalara değil, mücadelemizin başarısına teksif edeceğiz.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bundan sonra da Ahıska Türklerinin yanında olmaya devam edeceğini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.