Hava Durumu

#Saraçhane

Haberin Analizi - Saraçhane haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Saraçhane haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel'den önemli açıklamalar Haber

Özgür Özel'den önemli açıklamalar

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in geçtiğimiz hafta grup toplantısında Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için çağrıda bulunmuş ve 'bir hafta süre' vermişti. Özel'in verdiği süre bugün doldu. Açıklama yapmadığı için Özel'in, Gürlek'in mal varlığını grup toplantısında açıklaması bekleniyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in geçtiğimiz hafta grup toplantısında Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için çağrıda bulunmuş ve 'bir hafta süre' vermişti. Özel'in verdiği süre bugün doldu. Açıklama yapmadığı için Özel'in, Gürlek'in mal varlığını grup toplantısında açıklaması bekleniyor. CHP Lideri Özgür Özel, partisinin Grup Toplantısı'nda konuşuyor: Hep beraber yoğun bir haftayı geride bıraktık. İstanbul'da 39 ilçemiz var. 19 Mart'tan sonra 26 Mart Çarşamba akşamı Saraçhane'deki son mitingimizi yaptığımızda bir karar ilan etmiştik. Demiştik ki, "Burayı Ekrem Başkan'ı tutukladılar ama bir seçilmişe, belediye meclisi içinden seçilen bir Cumhuriyet Halk Partiliye emanet ediyoruz. Buradaki 7 günlük zorunlu ikametimiz ve hep birlikte demokrasi nöbetimiz Saraçhane'de bitti. "TÜRKİYE İTTİFAKI'NIN MENSUBU TÜM DEMOKRATLARA YÜREKTEN TEŞEKKÜR EDİYORUM" Ama Cumartesi günü Maltepe'ye, yani Anadolu'ya ayak basıp bundan sonra her Cumartesi Türkiye'de bir şehirde ve her Çarşamba akşamı İstanbul'da bir ilçede olacağız. O gün buna başladığımızda birkaç hafta sonra, "Ya yaz gelince ne olacak? O sıcakta üniversiteler boşalınca, İstanbul boşalınca nasıl olacak? Sonbahara gelince, kış geliyor nasıl olacak? Yağmuru, dolusu, fırtınası, karı nasıl olacak?" dendi. Biz dedik ki, "Gerçekten dediğiniz şartlarda miting olmaz. Miting dediğin hava şartlarını gözetir. Miting dediğin katılımın en yüksek olacağı yeri, coğrafyayı, siyasi atmosferi gözetir. Ama biz İstanbul'da her akşam bir ilçede miting yapmayacağız. Biz İstanbullu seçtiğine ve seçme iradesine, yani Cumhuriyetin en önemli kazanımı sandığa sahip çıkacak, seçtiğine sahip çıkacak." Biz orada miting değil eylem yapacağız dedik. 46 derecede yaptık, -4 derecede yaptık. Bir miting, bir eylem sırasında 12 kişinin bayıldığı da oldu. Üzerimize kar yağdı, dolu yağdı da oldu. Ama geçen hafta 39. ilçeyi Ataşehir'de tamamladık istisnasız bir şekilde ve 91. eylemde de Kocaeli'ndeydik. Hukuksuzluklar, adaletsizlikler, haksızlıklar, tarihin görülmediği bu zulüm... Görmediği bu zulüm ve üzerimize yargı erkini elinde bulunduranların yürütme erkinin emrine girmesiyle birlikte yaptıkları siyasi operasyonlar sürdükçe mücadelemiz devam edecek. Ben İstanbul il örgütümüze, 39 ilçe başkanımıza ve örgütümüze bugüne kadarki mücadeleleri, İstanbul'da katılan milyonlar için Anadolu'da katılan milyonlar için her bir sadece Cumhuriyet Halk Partiliye değil Türkiye İttifakı'nın mensubu tüm demokratlara yürekten teşekkür ediyorum. "BAKIRKÖY'DEKİ BÖLGE MİTİNGİYLE DEVAM EDİYORUZ" Tarih bu tarihi mücadeleyi yazacak ve yarın akşam ilçe mitinglerini tamamladık 3. bölge mitingiyle, 3. bölgedeki ilçeler adına yapacağımız Bakırköy'deki bölge mitingiyle devam ediyoruz. 3, 2, 1 diye bölgeleri sayıp 18 Mart akşamı da hep birlikte o tarihi gecede İstanbul'da ayakta olacağız. "MUHALEFETİN İFTAR SOFRASINDAN KORKAR OLMUŞLAR" Cumartesi günü İstanbul'da mübarek Ramazan'ın üçüncü gününde Saadet Partisi'nin düzenlediği iftara katıldık. Genel Başkan Sayın Mahmut Arıkan'a bir kez daha teşekkür ediyorum. DEVA Partisi'nin, Gelecek Partisi'nin ve Yeniden Refah Partisi'nin Sayın Genel Başkan yardımcıları ve Genel Başkanları oradaydı. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Genel Başkan vekili oradaydı ve oturduk bir iftar yaptık. İftarda kürsüde siyaset yoktu, sadece Gazze, Filistin vardı. Her konuşan Türkiye'nin özlediği bu güzel masa dedi. İftar bitti dağıldık. Artık iktidarda kalmayı sadece kötülüğe endekslemiş olanlar kendilerinin içinde olduklarını dahi fark etmeden muhalefetin bir arada olmasını, birlikte iftar yapmasını, hal hatır sormasını, beraber Filistin davasına sahip çıkmasını öylesine gözlerini köreltmiş ki kötülük, masadaki AK Parti Genel Başkan vekilini bile görmeden o masaya döndüler ve dediler ki, "Bu iftarı Saadet Partisi yapmadı. Bu iftarı İstanbul Büyükşehir Belediyesi yaptı, onun kaynaklarıyla yapıldı." Tabii bu Saadet Partilileri, Milli Görüş hareketinin sadık savunucularını çok üzdü, biz de çok rahatsız olduk. Aslında sonra da bu tartışmalar sürerken bir Saadet Partili bana böyle tuttu kolumu dedi ki geçen "Genel başkanım, genel başkanım sen onlara bakma. Zaten iftarı İBB kasasından verenler AK Parti'ye gitmişti, kendi cebinden dayanışmayla iftar yapabilenler Milli Görüş'ün Saadet Partisi'nde devam ediyorlar." Kişiler kendinden biliyor işi ama iktidar öyle zor bir durumda ki meydanlardan korkuyor, tartışmaktan korkuyor, karşıma çıkmaktan korkuyor. Belediyelerimize çöküyorlar "Ya ne yapıyorsun?" diyorum. Gel mesela Aydın'da koyalım sandığı, Aydınlılar karar versin Aydın'ı kimin yöneteceğine. Geçen sefer bir karar verdiler sen tehditle ya bize katılacaksın ya Silivri'ye atılacaksın diye topuklayıp kaçana karşı koyalım sandığı. Gaziosmanpaşa'da koy bakalım sandığı, Hakan'ı mı seçiyorlar yoksa senin o bilmem ne yöntemiyle oraya getirdiğin kabiliyetsizi mi seçiyorlar? Koy bakalım Cumhuriyet Halk Partisi'nden seçilip de sizin tehditle, şantajla, onunla bununla parti değiştirmeye zorladığınız yerlerde sandığı, ondan kaçıyorlar. Emekliden korkuyorlar, işçi sesini yükseltiyor irkiliyorlar, en sonunda muhalefetin iftar sofrasından korkar olmuşlar. Köşe yazarları yazıyor ki "Baktım oraya neyi gördüm?" Neyi gördün? Altılı masayı gördüm, yok üstünde şu vardı altında bu vardı. O masada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Genel Başkan vekilinin olduğunu dahi göremeyip bir iftar masasından husumet çıkarmaya çalışanlara sözüm şudur: Vallahi de billahi de iyilik kazanacak, kötülük kaybedecek. Helal lokma yiyenler kazanacak, haramzadeler kaybedecek. O masada kardeşliği görenler kazanacak, o masadan düşmanlık çıkaranlar tarihe gömülecek. "VERGİ HAFTASI UTANILACAK BİR HAFTAYA DÖNÜŞTÜ" Her yıl Şubat ayının son haftası Vergi Haftası. Bu hafta Vergi Haftası’nın içindeyiz. Tabii bu hafta Türkiye’nin, Avrupa’nın en adaletsiz vergi düzeni olan ülkesi olmasından dolayı kutlanacak bir hafta değil, utanılacak bir haftaya dönüştü. "HERKESİN İHTİYAÇ DUYDUĞU HER ŞEYDE ÖTV VAR" Zaman zaman meydanlarda söylüyorum, söyledikçe daha fazla ilgi uyandırıyor. Türkiye’nin AK Parti’nin kara düzenindeki vergi meselesini olabilecek en basit şekilde anlatan bir grafiğimiz var. Türkiye’de 100 lira vergi toplanıyor. Gerçekleşmesi 65 falan oluyor da, buradan beklediğini alamayınca buradan yüzdeye yansıyor. Bu seneki niyetleri: Dünyanın en adaletsiz vergisi dolaylı vergiler; %62.4. Kim veriyor bunu? Bu işçi kardeşim veriyor, bu elinde çocuğuyla ev hanımı kardeşim veriyor, bu çiftçi veriyor, bu emekli veriyor, hemşire hanım veriyor, doktor hanım veriyor. Bu vergiler, dünyanın en adaletsiz vergisini toplam verginin %62,5’i. Elektrik yakınca verdiğin vergi, doğalgaza verdiğin vergi, çocuğuna üst baş ayakkabı alırken verdiğin vergi... Parayı verip karşılığında fişi aldığında, parayı verdiğin anda ödediğin vergi %62.5. Kalanı gelir vergisi. Şuradaki üzgün, maaşının 12 maaşın 3’ünün vergiye gittiği maaşından vergi kesilen herkes veriyor. İçinde bir miktar stopaj var; bankadaki paradan kazanılandan kesilen stopaj gelir vergisinin içinde. Ve maaşlardan kesilen vergi... Bu iki mavi yakalı ya da devlet memuru, maaşından kim maaş alıyorsa ondan kesilen %25.5. Geriye ne kalıyor? %11 kurumlar vergisi. Bu sırıtan zengin kardeşimden... Esas parayı kazanandan... Dünyada esas vergiyi verenlerden Türkiye’de %11 alınıyor. İşçiden, emekliden, emekçiden, memurdan, çiftçiden alınan vergilerin toplamı %62; kazanandan ve kâr edenden, para kazanandan alınan vergilerin oranı %11. Böyle bir adaletsizliğin içindeyiz. Ve Türkiye’de ayrıca Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) alınıyor. İlk çıktığında 'lüks vergisi' demişlerdi. Duyunca da şey diye düşünüyorsun; 'E lüks harcama yapanlar çok versin, hiç olmazsa zorunlu harcama yapandan, çocuğuna mont alandan, okul için kırtasiye alandan daha makul vergi alınır.' Şu anda lüks vergisi diye başlayan, adı Özel Tüketim Vergisi olan vergi alınıyor; ne de var? Tırnak makasında var, mutfak tüpünde var, doğalgazda var. Yani olmazsa olmaz, herkesin ihtiyaç duyduğu her şeyde ÖTV var. Nede yok? Lüks vergisi diye getirdikleri vergi; elmasta yok, pırlantada yok, o hani milletvekilinin -AK Parti Eskişehir milletvekilinin- oyları Eskişehir’de İYİ Parti’den alan, sonra AK Parti’ye kaçan milletvekilinin taktığı o saatin saatinde lüks vergisi yok ama sen gidip de mutfak tüpü aldığında, doğalgaz parası ödediğinde Özel Tüketim Vergisi var. Türkiye’de vergi öyle bir hale geldi ki anlatılması, farkındalığının yaratılması ve hesabının sorulması belki Türkiye’nin önümüzdeki dönem hem seçimine damga vuracak hem de gelen iktidara kimden vergi alacağını, kimden daha az alacağını, kimi kayıracağını ortaya koyan ilk ve en önemli temenni olacak, görev olacak; o iktidarın birinci görevi bu olacak. "DÜNYADA BİR TEK TÜRKİYE’DE VERGİSİ TELEFONDAN FAZLA" Bugünlerde piyasaya gençlerin çok sahip olmak istedikleri bir cep telefonu çıktı, yeni bir model, pahalı bir model. Bu cep telefonunun yurt dışında yarı fiyata satılıyor, Türkiye’de fiyatı 107.999 lira, 108 bin lira. Telefon alıyor ya, doğal devlet bu alışverişten bir vergi alır; %10 alır, 15 alır; dünyada, Amerika’da %8 alıyor, 4’ü eyalete 4’ü merkezi yönetime. Türkiye’de 108 bin liralık telefonun 54.959 lirası vergi, 53 bin lirası telefon. Dünyada bir tek Türkiye’de vergisi telefondan fazla. Telefon alacaksın; 55 bin lira vergi ödüyorsun, 53 bin lira da o dünyanın en gelişmiş her bir gencimizin sahip olmak istediği telefona sahip oluyorsun. Tabii buna sahip olmak için Türkiye’de o gencin babasının 4 ay çalışması lazım, Avrupa ülkelerinin bazısında 19 gün; bir ay bile değil, 19 gün çalışması lazım. İşte bu telefonda %50 Özel Tüketim Vergisi var (30 bin lira), %20 KDV var, %12 TRT bandrol ücreti var (Neden? Telefondan radyo açar ya da TRT’yi açar izlersen diye 6.400 lira TRT bandrol ücreti alıyor), %1 de Kültür Bakanlığı payı var (530 lira). Toplam 54 bin lira. Ve işin enteresanı, bu ÖTV’den sonra KDV uygulandığı için verginin de vergisini alıyor. Geçen gün mitingde söyledim; benim memleketim Manisa çok sevdiğim, çok özlediğim, çok anlattığım bir yer. Lidyalılar, şimdiki Salihli’nin Sard mahallesinde -beldeydi mahalle oldu- Sardes’te ilk parayı bulmuşlar. Parayı basmışlar ve ilk kullanmışlar; paranın mucidi Lidyalılar. Sonra Sümerliler vergiyi bulmuşlar; yani bir alışveriş yapıyorsun para kazanıyorsun bunun bir kısmını devlete vermen lazım, bunu bulmuşlar. Hepimizin övünmesi gereken değilse de birazcık böyle acı acı tebessüm etmesi gereken bir şey; bu konuda en büyük icadın sahibi Sayın Erdoğan. O, vergiden vergi almayı bulmuş. Geçen gün ben bunu söyledim, gençler hızlı şekilde sosyal medyada yapay zekayla birtakım çizimler, karikatürler yaptırıyorlar. Bir köşede Sümerliler vergi topluyor parayla, Sayın Erdoğan da gelmiş; 'O iş o kadar kolay değil, onun da vergisi var' diyor. Vergiden vergi... Ayrıntılar geliyor...

CHP'li Sarıgül'den 'sokak çağrısı' tespiti Haber

CHP'li Sarıgül'den 'sokak çağrısı' tespiti

CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında Saraçhane'deki gösterilerdeki hakaretlere tepki gösterirken, CHP'nin halkı sokağa çağırmadığını savundu ve ekledi: "Halk, CHP'yi sokağa çağırdı. Halkın partisi olan CHP de halkın çağrısına uymak zorundadır" ANKARA (İGFA) - CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Saraçhane'de düzenlenen izinsiz gösteriler sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, merhum annesine ve ailesine yapılan hakaretlere tepki gösteren Sarıgül, "Sayın Cumhurbaşkanımızın merhum annesine yönelik sözleri söyleyenleri kınıyorum, lanetliyorum. Bu, Türk halkının yapacağı, kabul edeceği bir olay asla değildir. Halkımızın değerleri kutsaldır, halkımızın kutsal değerleri vardır. Yurttaşlarımızın kırmızı çizgileri vardır. Yurttaşlarımız bu kırmızı çizgileri çiğneyenleri asla affetmez. Sayın Cumhurbaşkanımızın annesi hepimizin annesidir." ifadesini kullandı. "CHP SOKAĞA ÇAĞIRMADI! HALKIN ÇAĞRISINA UYULDU!" Türkiye'de son 6 gündür olağanüstü olaylar yaşandığını, sokaklarda hem muhalefete hem de iktidara mesaj verildiğini söyleyen Sarıgül, sokağın sesini dinlemenin, devleti yönetenlerin görevi olduğunu belirterek, CHP'nin, halkı sokağa çağırmadığını savundu. Sarıgül, "Halk, vatandaşlarımız, CHP'yi sokağa çağırdı. CHP halkın partisidir, halkın partisi de her zaman halkın yanındadır. Halkın çağrısına uymak zorundadır." diye konuştu.

İstanbul'da bir grup maskeli cami ve hazirelere zarar verdi! Vali Gül vatandaşları uyardı! Haber

İstanbul'da bir grup maskeli cami ve hazirelere zarar verdi! Vali Gül vatandaşları uyardı!

İstanbul Valisi Davut Gül, emniyet teşkilatının Saraçhane’de 5 gündür kamu düzenini bozan gruplara karşı büyük bir sabır ve kararlılıkla görevini sürdürdüğünü belirterek, cami ve hazirelere zarar vererek, halkın kutsalına yönelik açık provokasyona tepki gösterdi. Vali Gül, vatandaşları da yüzü maskeli kişilerin bulunduğu ortamlardan uzak durmalarını istedi. İSTANBUL (İGFA) - İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik düzenlenen soruşturma kapsamındaki tutuklamalarla birlikte Saraçhane'de 5 gündür kamu düzenini bozan gruplara karşı büyük bir sabır ve kararlılıkla görevini sürdürdüklerini belirtti. Emniyet teşkilatımız, Saraçhane’de beş gündür kamu düzenini bozan gruplara karşı büyük bir sabır ve kararlılıkla görevini sürdürmektedir. Polisimize taş, havai fişek ve benzeri maddelerle saldıran kişiler tek tek tespit edilmekte, haklarında gerekli adli işlemler… pic.twitter.com/4vOViYpBdO — Davut GÜL (@gul_davut) March 23, 2025 "Polisimize taş, havai fişek ve benzeri maddelerle saldıran kişiler tek tek tespit edilmekte, haklarında gerekli adli işlemler yürütülmektedir" diyen Vali Gül, "Cami ve hazirelere zarar vermek, halkın kutsalına yönelik açık bir provokasyondur. Bu alçakça eylemleri gerçekleştiren şahıslara hakettikleri cezalar verilecektir. Vatandaşlarımızdan istirhamımız; yüzü maskeli kişilerin bulunduğu ortamlardan uzak durmaları ve izinsiz hiçbir gösteriye katılmamalarıdır. Kamu düzenini bozan hiçbir girişime müsamaha gösterilmeyecektir" diye konuştu.

Zafer Partisi eylemlere katılmayacak Haber

Zafer Partisi eylemlere katılmayacak

Zafer Partisi, CHP'nin sokağa çıkma ve eylem çağrısına olumsuz yanıt vererek, "DEM Partisi’nin Saraçhane önünde oluşan eylemlere katılım kararı aldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Partimizin yönetici ve üyelerinin, DEM Partisi’nin katıldığı, provokasyonlara açık bir ortamda bulunması mümkün olamayacağından; teşkilatlarımızın CHP’nin bu tip toplantılarına katılamayacağını üzülerek kamuoyuyla paylaşmak zorundayız." denildi. ANKARA (İGFA) - Zafer Partisi Genel Merkezi'nden yapılan açıklamada, "Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın gözaltı ve tutukluluk sürecinde, hem kendisinden hem de partimizden desteğini esirgemeyen CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel başta olmak üzere, tüm CHP camiasına tekrar teşekkürü bir borç biliriz. Bu arada, İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun cezaevinde Genel Başkanımızla defalarca görüşme isteğinde bulunması ve Genel Başkanımızın evine ABB Genel Başkanı Sayın Mansur Yavaş ile yaptığı ziyaretin de gönül borcunu kalbimizde hissediyoruz. Zafer Partisi olarak, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçilerinin oluşturduğu, Cumhuriyet ideallerini ve hukukun üstünlüğü ilkesini kabul etmiş, Anayasa ve kanunlarımıza bağlılığı içselleştirmiş bir partiyiz. Bu hükümetin yarattığı hukuksuzluk ortamında, Atatürk ve 1924 Anayasası esaslarında buluşabileceğimizi düşündüğümüz CHP’yi de yaşadıkları bu süreçte; Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ gönderdiği mesajlarla, Genel Başkan Vekilimiz Prof. Dr. Ali Şehirlioğlu, Genel Başkan Yardımcılarımız ve teşkilatlarımızla da bizzat İstanbul ve çeşitli illerde destekledik. Ancak bugün itibarıyla ortaya çıkan tabloda, DEM Partisi’nin Saraçhane önünde oluşan eylemlere katılım kararı aldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Partimizin yönetici ve üyelerinin, DEM Partisi’nin katıldığı, provokasyonlara açık bir ortamda bulunması mümkün olamayacağından; teşkilatlarımızın CHP’nin bu tip toplantılarına katılamayacağını üzülerek kamuoyuyla paylaşmak zorundayız. Bunun dışında, ortaya çıkan hukuksuzluklarla ilgili olarak CHP ile yan yana mücadelemizi sürdüreceğimizi; ülkemizin yeniden güçler ayrılığı olan bir demokratik hukuk devletine dönmesi ve bu iktidardan kurtulması konusunda kararlı olduğumuzu kamuoyuna saygıyla arz ederiz." denildi.

Sokak çağrısı sorumsuzluktur! Haber

Sokak çağrısı sorumsuzluktur!

İstanbul Saraçhane’de dün akşam yapılan gösterilerde 6 polis memurunun yaralanması ardından İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'tan ayrı ayrı paylaşımlar geldi. Bakanlar, "Halkı sokağa, meydanlara çağırmak en hafif tabiriyle “sorumsuzluktur." mesajı verdi. ANKARA (İGFA) - İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk ve terör soruşturmasını protesto amacıyla Saraçhane'de düzenlenen izinsiz gösterilerde 6 polisin yaralanması ardından tepkiler çığ gibi geldi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, halkı sokağa, meydanlara çağırmak en hafif tabiriyle sorumsuzluk olduğunu ifade ederek, "Sokakları karıştırmanın vebalini hiç kimse; ne siyasi, ne hukuki, ne de vicdani olarak ödeyebilir! Göstericilere sesleniyorum: Aranıza karışan provokatörlerin oyununa gelmeyin!" çağrısı yaptı. Bakan Yerlikaya, "Polislerimiz, Aziz Milletimizin huzur ve güvenliğini sağlamak için 7/24 görevinin başındadır" dedi. "HERKES SAĞDUYULU OLMALI" "Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı temel bir haktır. Ancak devam eden adli soruşturmalar üzerinden yapılan sokak çağrıları hukuk dışıdır ve asla kabul edilemez" diyen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise, herkes sağduyulu olmalı; özellikle sorumluluk makamında bulunanların açıklamalarında daha fazla dikkat ve özen göstermesi gerektiğini kaydetti. Bakan Tunç, söz konusu soruşturmanın tamamlandığında dosyanın içeriği, iddialar, savunmalar ve deliller tüm şeffaflığıyla kamuoyunun bilgisine sunulacak, maddi gerçek iddialarıyla ve savunmalarıyla net bir şekilde ortaya çıkacağını belirterek, "Toplanan deliller ışığında kararı bağımsız ve tarafsız yargı verecektir ve bu kararlara karşı hak arama yolları sonuna kadar açık ve hukuk düzenimiz içerisinde denetime tabidir. Bu süreçte peşin hüküm vermeden sükunetle soruşturmanın sonucunu beklemek gerekir. Vatandaşlarımızı polislerimizle karşı karşıya getirmenin, provokasyonlarla sokakları karıştırmanın hiç kimseye bir faydası yoktur" diye konuştu. Bakan Tunç, milletin huzurunu bozmak isteyenlere asla fırsat verilmeyeceğinin de altını çizdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.