Hava Durumu

#Seçim

Haberin Analizi - Seçim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Seçim haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

CHP Lideri Özgür Özel'den kritik mesajlar Haber

CHP Lideri Özgür Özel'den kritik mesajlar

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısında konuşuyor. Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde: Yoğun bir haftayı hep beraber geride bıraktık, daha yoğununa da hep birlikte başlıyoruz. Çarşamba günü İstanbul’da üçüncü bölge mitingimizi gerçekleştirdik. Ardından da Burdur’da il mitingimizi, eylemimizi gerçekleştirdik. Bir sivil darbeye karşı duyduğumuz; işçinin, emeklinin, çiftçinin, kadınların, gençlerin derdini konuştuğumuz 93 eylemi geride bıraktık. "DÜNYA SİYASİ TARİHİNİN EN GÜÇLÜ SEÇİM KAMPANYASINA HAZIRLANIYORUZ" Dün ise Cumhurbaşkanlığı aday ofisimizin tanıtım toplantısında liyakatli, güçlü kadrolarımızı tanıtırken parti programımızın hükümet programı çalışmasına evrildiği ilk çıktıları; milletvekillerimizin, parti meclis üyelerimizin ve Cumhuriyet Halk Partisi örgütünün… Yetmez, dünya siyasi tarihinin en kalabalık seçim kampanyasına, en güçlü seçim kampanyasına hazırlanıyoruz. 19 Mart darbesine karşı 23 Mart’ta dayanışma sandıklarına koşan 15,5 milyon gönüllünün ve devamında Ekrem Başkan’a ve yol arkadaşlarımıza sahip çıkan herkesin, darbenin karşısında duran bütün demokratlarla birlikte önemli bir yürüyüşü gerçekleştiriyoruz. Bunun için dünkü tanıtım toplantımıza kulak kabartan, ardından il başkanlıklarımıza, ilçe başkanlıklarımıza bu vaatlerden, bu seçim yürüyüşünden duyduğu memnuniyeti ifade eden ve bizimle birlikte bir devri kapatıp bir devir açmak isteyen; yüz yıl sonra yine Cumhuriyet için, demokrasi için ve yokluktan, yoksulluktan kurtulmak, hep birlikte kalkınmak ve eşitçe paylaşmak için ümidi bizde olanlara selam olsun, selam olsun! Ayrıntılar geliyor... Kaynak: Halktv

Milliyetçi İttifak senaryosu ankette dengeleri değiştirdi! Haber

Milliyetçi İttifak senaryosu ankette dengeleri değiştirdi!

Ankara kulislerinde son günlerde anket sonuçları ve ittifak ihtimalleri konuşulmaya başlandı. Nefes Gazetesi yazarı Aytunç Erkin’in köşesinde paylaştığı 208 sayfalık “Türkiye Gündemi” raporundan çarpıcı sonuçlar çıktı. 60 ilde 2 bin 255 kişiyle yapılan araştırmada, “Milliyetçi İttifak” senaryosu test edildi. Buna göre İYİ Parti, Zafer Partisi ve Anahtar Parti’nin birlikte seçime girmesi halinde toplam oy oranı yüzde 20,72’ye yükseliyor. Üç partinin ayrı ayrı girdiği tabloda ise toplam oran yüzde 16,34’te kalıyor. İttifak senaryosu yalnızca milliyetçi blokta değil, büyük partilerin oy dağılımında da dikkat çekici değişimlere işaret ediyor. İşte Nefes Gazetesi yazarı Aytunç Erkin’in bugünkü köşe yazısında yer alan ilgili bölüm: GÜNDEMAR’ın 208 sayfalık “Türkiye Gündemi” başlıklı raporunu ve araştırmasını okudum. 60 ilden 2 bin 255 yurttaşla görüşülmüş. Hangi parti ne kadar oy alıyor ya da cumhurbaşkanı adaylarının performansına geleceğim. ÜÇ PARTİ AYRI AYRI GİRERSE YÜZDE 16.34 ALIYOR İlk önce “Bu Pazar seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz? (Kararsızlar dağıtıldıktan sonra)” sorusunun yanıtlarına bakalım. CHP’nin oy oranı yüzde 33.33, AK Parti yüzde 28.56 ile ikinci sırada. DEM Parti yüzde 9.38, Zafer Partisi yüzde 5.95, Anahtar Parti yüzde 5.82, MHP yüzde 5.35, İYİ Parti yüzde 4.54, Yeniden Refah Partisi yüzde 3.79, diğer partiler toplamda yüzde 2.15, Türkiye İşçi Partisi yüzde 1.13 oy oranında. Peki “Milliyetçi İttifak Senaryosu” yaşanırsa. Okuyalım: “Ocak 2025 Türkiye Gündemi araştırmasında olası bir Milliyetçi İttifak senaryosu test edilmiş ve katılımcılara, ‘İYİ Parti, Zafer Partisi ve Anahtar Parti’nin birlikte milliyetçi bir ittifak kurduğu bir seçimde oyunuzu hangi partiye verirsiniz?’ sorusu yöneltilmiştir. Bu durumda CHP’nin oy oranı yüzde 30,07’ye yükselirken, AK Parti yüzde 25.82 ile ikinci sıradadır. Milliyetçi İttifak yüzde 20.72, MHP yüzde 6.89, DEM Parti yüzde 9.41, Yeniden Refah Partisi yüzde 3.01, TİP yüzde 0.82, Diğer partiler yüzde 2.63 oy oranına sahiptir.” Bu noktada; Zafer Partisi, İYİ Parti, Anahtar Parti seçime ayrı ayrı girerse oy oranlarının toplamı 16.34. Ancak “Milliyetçi İttifak” kurulursa oy oranları 20.72 oluyor yani yüzde 4.38 artış sağlıyorlar. CHP’nin oyları yüzde 3.26, AKP’nin oyları yüzde 2.74, YRP’nin oyları yüzde 0.78 düşüyor. DEM oylarını koruyor. MHP de yüzde 1.54 oylarını artırıyor.

Özel’den Tarkan'a çağrı Haber

Özel’den Tarkan'a çağrı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Kocaeli'de düzenlenen 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinginde konuşuyor. İMAMOĞLU'NUN MEKTUBU OKUNDU CHP Kocaeli İl Başkanı Erdem Arcan, Ekrem İmamoğlu'nun Silivri Cezaevi'nden kaleme aldığı mektubu okudu. İmamoğlu'nun mektubu şöyle: "Güzel Kocaeli’nin koca yürekli güzel insanları, kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, yiğit gençler, güler yüzlü çocuklar; her birinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum, gönülden kucaklıyorum. Bugün bir arada olmamıza vesile olan örgütümüzün güçlü iradesini temsil eden kıymetli il başkanım Erdem Arcan’a teşekkür ediyorum. Ramazan ayımız mübarek olsun. Ramazan’ın ruhumuza sevgi, sabır ve hoşgörüyle doldurmasını temenni ediyorum. Evlerinize, işlerinize bereket getirmesini diliyorum. ''HERKES BEREKETSİZLİKTEN ŞİKAYETÇİ'' Maalesef ülkemizin dört bir yanında herkes bereketsizlikten şikayetçi. Az kazanan da çok kazanan da o eski bereketli günleri arıyor. Enerjisi tükenmiş, millete saygısı, sevgisi kalmamış bu iktidar, ülkenin bereketini kaçırıyor. Adaletten, faziletten o kadar uzaklaştılar ki hiçbir işleri vatandaşın hayrına olmuyor. Bereket kapısının iki anahtarı vardır: Gayret ve Adalet. Gayret göstermez, adaletli davranmazsanız hiçbir işinizde bereket olmaz. Gücünüz, zenginliğiniz size de başkasına da fayda getirmez. İktidar işte tam bu durumda. Ülkenin sorunlarını çözmek için gayret gösterecek enerjisi de hevesi de kadrosu da kalmadı. Milletten o kadar uzaklaştılar ki kibir ve hırsa o kadar yenik düştüler ki vicdanlarını, adalet duygularını tamamen kaybettiler. Onlar artık ülkenin sorunlarını çözmek için iş başında değiller; onlar sadece iş peşindeler. Koltuklarını korumak için kirli ve karanlık işler peşindeler. Demokratik koşullar altında asla seçimi kazanamayacaklarını bildikleri için milletin iradesini baskı altına alarak, zorbalıkla istediklerini elde etmeye uğraşıyorlar. Demokrasi tarihimizde rakibiyle adil bir seçim yarışına girmekten bu kadar çok korkan başka bir siyasetçi yoktur. Rakibini saf dışı etmek için devletin tüm imkanlarını bu kadar çok istismar eden başka bir yöneticiyi görmedi bu ülke. ''BENİ TAMAMEN TECRİT ETMEYE ÇALIŞIYORLAR'' Sosyal medya hesaplarımı, sesimi, görüntümü yasaklayan bu akıl şimdi de beni zindanda tamamen tecrit etmeye uğraşıyor. Yeni Adalet Bakanı göreve başladığından beri milletvekillerinin beni ziyaret etmesine izin vermiyorlar. Sırf beni tecrit etmek maksadıyla avukatların tutuklu müvekkillerini ziyaret etmesini zorlaştıracak düzenlemeler getirmeye çalışıyorlar. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dedikleri bu rejimde bakanlar, devletin ve milletin değil sadece bir şahsın bakanı konumundalar. İşte bu bir şahsın adalet bakanı; beni ve arkadaşlarımı yargılama müsameresinde her türlü figüranlığı bizzat üstlenmiş durumda. Bu yargılama müsameresini yazıp yöneten şahsa sesleniyorum: Vaktiyle sen de yargılandın. Bir gün bile tutuklanmadan, bir sanık olarak bütün haklarına riayet edilerek yargılandın. Ne ailenle tehdit edildin ne milletvekilleriyle, avukatlarınla görüşmen engellendi. O gün senin için hukukun gereği yerine getirildi. Bugün benim ve arkadaşlarım için hangi siyasi projenin, hangi koltuk hesabının gereği yerine getiriliyor? Sevgili kardeşlerim; hukuktan, demokrasiden uzaklaşan iktidarlar milletten de uzaklaşırlar. Çünkü hukuk ve demokrasi; milletin adalet ve hürriyetinin teminatıdır. Hukuk ve demokrasi; insanca yaşam ve güvenli gelecek garantisidir. Milletin talebini duymazdan gelip yok saymaya çalıştıkları o sandık kurulacak ve milletçe hukuka, demokrasiye, cumhuriyete sahip çıkacağız. ''MERHAMETSİZ REJİMLERDEN BİRİ OLMAYACAK'' Türkiye bir daha asla hakkını arayanların yargı yoluyla bastırılıp zulme uğratıldığı baskıcı rejimlerden biri olmayacak. Türkiye bir daha asla gelir dağılımında utanç verici bir adaletsizliğin yaşandığı merhametsiz rejimlerden biri olmayacak. Hukukun ve demokrasinin teminatı altında insanca ve hakça bir düzen kuracağız. Milletçe huzura, refaha, mutluluğa hasretimiz bitecek. Bu topraklarda artık sadece adalet, hürriyet, bolluk ve bereket, birlik ve kardeşlik hüküm sürecek. Her şey çok güzel olacak." Özel'in konuşmasından satırbaşları: ''Emeğin başkentinde bu güzel meydanı saygıyla selamlıyorum. Canım Kocaeli'nin yeşiline merhaba, denizine merhaba. Bu meydanı dolduran her görüşten ama iradesine sahip çıkan, haktan hukuktan adaletten yana olan Kocaeli'nin bütün demokratlarına merhaba.'' "BU MEYDAN BİR PARTİYE AİT DEĞİLDİR" "Kocaeli ile aramıza uzun yıllar girdi. 1999’dan bu yana Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadık. Ama burada kusuru Kocaeli’nde aramadık, kusuru kendimizde aradık ve hiç Kocaeli’ye küsmedik. Onun tercihine burun kıvırmadık, Kocaeli’ne sırtımızı dönmedik. İzmit Belediyesi’ni iki seçimdir kazanırken bu seçimde onun yanına Derince’yi ve Karamürsel’i ekledik. Derince’ye, Karamürsel’e, İzmit’e ve bütün Kocaeli’ne selam olsun. Bu güzel bu güzel meydan için ki bu meydan bir partiye ait değildir ama ev sahipliği için Kocaeli örgütümüze, il başkanımıza, tüm ilçe başkanlarımıza teşekkür ediyorum. Kocaeli’nin birbirinden çalışkan üç değerli milletvekiline; Harun Yıldızlı’ya, Nail Çiler’e, Muhip Kanko’ya teşekkür ediyorum. İzmit’te İzmit’te verdiğiniz yetkiyi kullanıp bir dönem hizmet edip bir sonraki dönem iki kişiden birinin oyuyla seçilen ve çok değerli kardeşim Fatma Kaplan Hürriyet’e, Derince’de Sertif Gökçe’ye, Karamürsel’de Ahmet Çalık’a verdiğiniz destekler için bir kez daha hepinize teşekkür ediyorum. "GARİBAN ANNEYE ARAÇ TAHSİS EDENLERE HELAL OLSUN" "Bugün burada İzmit’te Fatma Kaplan Hürriyet’in yaptıkları önümde. Geçmişte mecliste de birlikte çalıştık. Tabii Tahsin Tarhan’ı, Haydar Akar’ı, Kocaeli’nden birlikte çalıştığımız önceki dönem milletvekillerimizi de selamlayarak meclisten sıra arkadaşımın memleketinde yaptıklarını gördüm. 0-2 yaş bebeği olanlar için örnek bir uygulama Anne Taksi çalışıyor. Türkiye’de yapılan her hizmet bir başka belediyeye ilham oluyor. Anne Taksi uygulaması 2 yaşına kadar çocuğu olan annenin bir telefonuyla emrine amade bir belediye aracı tahsis ediliyor. İstanbul Büyükşehir’i AK Parti’den aldığımızda, İstanbul Büyükşehir’in kamunun parasıyla AK Parti ilçe başkanlığına, il başkanlığına, kadın kollarına tahsis ettiği araçlar koca bir meydana sığmamıştı. Listelerini gösteriyoruz tek birine itiraz edemiyorlar. Partisine, yandaşına değil doğum yapan gariban anneye araç tahsis edenlere helal olsun. "BU KADAR YÜKSEK VERGİ VEREN BİR ŞEHİRDE YOK YOK OLMASI LAZIM" "Kocaeli vergi vermede, vergi sıralamasında bazen üçüncü bazen ikinci. Özellikle kişi başına vergide her zaman Türkiye birincisi. Ayrıca vergi sadakatinde, yani kesinleşen vergiyi ödemede %98’lik oranla açık ara her zaman birinci. Öyle ki, bu kadar yüksek vergi veren bir şehirde yok yok olması lazım, her şeyin tam olması lazım ama söylediler inanmadım, "kontrol edin" dedim, baktım; sağlık hizmetlerinde 81 ilde sağlık yatırımında 61. sırada. Öyle ki, "nasıl olur?" diyorsunuz; mesela Darıca, 250 bin gece nüfusu olan, gündüz nüfusu bunun birkaç katına çıkan Darıca’da hastane var, tabelası yok. Bir başka hastanede şimdi metrolar yüzünden boşaltılması gündemde. Zaten 61. sırada olan yatırım daha da kötüye gidiyor her geçen gün. Kocaeli gibi bir yer, en çok verginin kişi başına toplandığı yerde, örneğin 5 dönemdir bir metro bitirmediler, bir metroyu bitirmekten acizler. Bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi’ne bir karşılaştırma yapmıştım; hem şehrin çok hoşuna gitti hem de AK Partililerin sinirlerini bozdu. Trabzon’a gittim, aynı böyle; 5 dönemdir belediye AK Parti’de, bir tane metro yok. Dedim "Bu nasıl iş? Bu nasıl iş?" İstanbul’da bir tane Trabzonlu 10 tane metro yapıyor; Trabzon’da dördü milletvekili, dördü bakan, biri büyükşehir, biri Ortahisar belediyesi, 10 tane AK Partili bir tane metro yapamamış." "KARTEPE’YE BİR DESTEK DE TARKAN’DAN BEKLİYOR KOCAELİ" "Ben de Tarkan’ı çok seviyorum, bizim ekip de çok seviyor da şurayı bir daha çek. "Oynama şıkıdım şıkıdım" çal bir yandan, ver müziği. Kartepe’yi Kansertepe, İzmit’i Kanserovası yaptırmayacağız. Hurda Demir Çelik Fabrikasına Hayır, Kartepe Çevre ve Yaşam Platformu. Tarkan da inşallah bunu duyar, bu akşam Kartepe’ye bir destek de Tarkan atar inşallah. Tarkan’a bir kocaman alkış. Yıllar sonra döndü geldi, harika konserler yapıyor. Atatürk’e çok saygısı var, bu ülkeyi seviyor, doğasını seviyor. Kartepe’ye bir destek de Tarkan’dan bekliyor Kocaeli." ''DİLOVASI'NDAN AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİ ÇIKTI'' "Bu şehir yakın tarihte bütün Türkiye’yi kahreden, çok üzen olaylar yaşadı. Bunlardan bir tanesi Dilovası’nda denetimsiz, kaçak bir iş yerinde 6 emekçimiz can verdi. Tuğba Taşdemir, Nisa Taşdemir ve Cansu Esatoğlu; 18 yaşından küçük çocuk işçilerdi. Asgari ücret dahi almıyorlardı. SGK girişleri işçilerin yangından sonra, yangın günü yapılmaya çalışıldı. Ve öyle bir noktadayız ki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında 36 bin 626 emekçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Diğer yandan 836 çocuk işçi sadece son 13 yılda hayatını kaybetti. Dilovası’ndaki 3 çocuk işçinin kaybı bir kez daha konuya dikkatleri çekti. Biliyorsunuz o facianın ardından da her zaman olduğu gibi AK Parti’nin kara düzeni çıktı. Niye? 14 Nisan 2022, pandemi. Grup Başkanvekiliyim, Meclis’te bir marka kolonya; Lakton, her yerde o. Dedim ki: "Bu kolonya nereden gelmiş? Bunun ihalesini kim yapmış?" İhale yok. Efendim firma Tekirdağlı, bunları hediye verdi. Eşeledikçe eşeledik, tek firmanın sokulduğu davet usulü bir ihale çıktı. O firmanın üzerine gittik; firma hakkında yurt dışından parfümeri ham maddesi getiriyoruz diye uyuşturucu getirdiği iddiaları çıktı. Yargılandılar, bir şekilde beraat ettiler ancak burada 6 işçinin yandığı o kaçak işletmenin ardından bu aynı firmanın akrabaları, aynı kişinin yeğenleri, kuzenleri çıktı. O günlerde "Soruşturma nereye varırsa varsın" diyorlardı, 104 gün geçti, hâlâ daha kamu görevlisi yok. Yanan yerle ilgili kamu görevlilerinin yargılanmasına yönelik olarak yapılan başvuruların hiçbir tanesine cevap alınamıyor. Bina, İŞKUR binasının yanı başındaydı. 10 adım atılsa kaçak işçiler tespit edilirdi. Mahalleliler "Çocuklar çalışıyor" diye gördü, CİMER’e başvurdular ama buna göz yumdular. Bu durumda bile 104 gündür İŞKUR’un dibinde yaşanan bu felaket örtbas edilmeye çalışılıyor. Bir kez daha bunu buradan, Kocaeli’nden, o acının yaşandığı şehirden bütün Türkiye’ye haykırmak, bunu bir kez daha duyurmak istiyorum." ''GEBZE'DE DE BÜYÜK BİR ACI YAŞADIK'' "Ayrıca Dilovası’nda yüreğimiz yandı yetmedi, Gebze’de de büyük bir acı yaşadık. Metro inşaatı sırasında, üstünde bu metro inşaatının yarattığı sarsıntıdan dolayı bir bina çöktü, 4 canımız, 4 insanımız hayatını kaybetti. Bakın, Makina Mühendisleri Odası, bu iktidarın en çok kızdıkları mühendisler, mimarlar, akademik odalar. Bunlar iktidarın arka odası değil, arka bahçesi değil. Doğruya doğru der, yanlışa yanlış. Bir zaman örneğin asansörlerle ilgili bizim parti bir yanlış karar vermiş bazı belediyeler, bizi de eleştirdiler. Çağırdık, dinledik, doğrusunu söyledik, doğruya döndük. Bunların işi doğruyu söylemek. Ve Makina Mühendisleri, bu iktidarın kızdığı, yetkilerini kıstığı Makina Mühendisleri bu faciadan önce demişler ki: "Bu metro inşaatı tehlikeli, evler çölebilir, hayati tehlike var". Onu dinlememişler. Yaşananlardan sonra biz bunları ifade edince meydana çıkıp ilk hemen hızlı Bakan, ilk açıklama; Ulaştırma Bakanı: "Bizimle ilgisi yok". Arkadan bu rapor çıktı: "Bizimle ilgisi yok". Ama arkadan ön inceleme raporu çıktı, bütün mahalleyi boşalttılar. Onlarla ilgisi var, yenileri de çökecek. 104 gün oldu, rapor yok ortada. Rapor yok ve bu Ulaştırma Bakanı hâlen daha görevde. Öyle bir memleket ki, kuvözdeki yeni doğan bebekleri öldürürler, göreve devam. Otel yanar Kartalkaya’da, sorumlu bakan göreve devam. Attığı her adım bir felaket, tarihteki en büyük rezalet, Milli Eğitim Bakanı göreve devam. İstanbul’daki seyyar giyotin gelmiş Ankara’ya, Türkiye’deki adaletin başını vurmaya. ''SANDIK GELECEK!'' Elle tutulacak tarafları yok ama şu kadarını söyleyeyim şu meydana; artık biz Tayyip Erdoğan’dan bakan değişikliği istemiyoruz. Biz Tayyip Erdoğan’dan emekliye zam, asgari ücrete düzenleme, çiftçiye destek hiçbir şey istemiyoruz. Bir tek şey istiyoruz, ne istiyoruz? Sandığı istiyoruz! Sandık gelecek, AK Parti’nin kara düzeni bitecek; halkın, emekçinin, bu milletin iktidarı başlayacak."

Fatih Altaylı'dan bomba kulis Haber

Fatih Altaylı'dan bomba kulis

Silivri’de 190 gün tutuklu kalan Altaylı, kişisel internet sitesinde yayımladığı köşe yazılarına geri döndü. Altaylı, son yazısını 1 Aralık 2025’te yayımlamıştı. Altaylı’nın yazıları, tutuklu kaldığı dönemde editörü tarafından YouTube kanalında da okunuyordu. Altaylı, aylar sonra yazdığı ilk yazısına “CHP Keçiören Belediye Başkanı’na teşekkür etmeliydi” başlığını attı. Altaylı, Özarslan’ın istifasının CHP’nin aleyhine değil, lehine olduğunu savundu. İddiaya göre Ekrem İmamoğlu’nun adaylığının engellenmesi ihtimalinde, adı öne çıkan Mansur Yavaş’a dönük olası bir “yolsuzluk operasyonu” Keçiören üzerinden kurgulanabilirdi. Altaylı'ya göre; Özarslan’ın istifası ve AKP'ye geçiş ihtimali, Yavaş açısından “riski azaltan” bir gelişmeydi. SEÇİM İÇİN İKİ ŞART Altaylı, erken ve baskın seçim tartışmalarına da değindi. Seçimin olabilmesi için, Ekrem İmamoğlu’nun adaylığını “kesin” biçimde engelleyecek bir yargı kararının çıkması ve Mehmet Şimşek’in görevden ayrılması gerektiğini yazdı. Altaylı, şunları ifade etti: "Ekrem İmamoğlu’nun seçime katılamaması kesinleşmeden seçim olmaz. Bu gerek şart ama yeter şart değil. Bir diğer önemli emare ise Mehmet Şimşek’in kabine dışı kalması. Mehmet Şimşek ekonomiden sorumlu bakanlık koltuğunda otururken AK Parti seçime gitmez. Eğer bir seçim olacaksa, en az altı ay öncesinde Mehmet Şimşek görevden affını ister ve yerine gelecek Bakan, ismi hiç önemli değil, muslukları açar, zamlar yapılır, gerekli gereksiz tüm yatırımlar onaylanır, seçim ekonomisine geçilir. Bu ikisi olmadan seçim falan olmaz." BOMBA MEHMET ŞİMŞEK KULİSİ Altaylı, yazısında Mehmet Şimşek’le ilgili dikkat çeken bir kulis de paylaştı. Buna göre Şimşek’in yurt dışı ziyareti sırasında, diğer bakanlar apar topar “ödenek, yatırım, kadro” taleplerini imzalatmaya çalıştı. Altaylı, şunları yazdı: "Geçen hafta kabine toplantısı vardı ve Mehmet Şimşek, çeşitli toplantılar için yurt dışında olduğundan toplantıya katılamadı. Bu durum bilindiği için kabine toplantısı öncesi tüm bakanlar arasında şöyle bir mesaj trafiği yaşandı. “Herkes imzalanacak ne kadar ödenek talebi, yatırım talebi, kadro tahsis talebi varsa getirsin. Hazır Şimşek yokken hepsi imzalanır.” Hangi bakanlar ne getirdi, neler imzalandı bilmiyorum. Ama Şimşek’in yokluğunun kabinede böyle bir heyecan dalgası yarattığını biliyorum" Öte yandan Altaylı'nın yazısı da şöyle: "Uzun bir aradan sonra yeniden yazmaya başlamak kolay değilmiş. Tıpkı ciddi bir sakatlıktan dönen sporcular gibi… Ama başlamak lazım, sonsuza kadar düz koşu yapacak halimiz yok. Form kazanmak zaman alabilir ama sahaya çıkmak bunun ilk şartı. Bugün sahalara dönüyoruz. Aslında birikmiş çok şey var yazacak ama öncelikle gündemden düşmek üzere olan bir konuyu yeniden konuşmak lazım. Ankara Keçiören’in CHP’li belediye başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa edip, AK Parti’ye katılamaması epey konuşuldu. Özellikle de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in müstafi CHP’li başkana mesajları ilgiyle takip edildi. Küfür yoktu belki de ama oldukça ağır mesajlardı. Hak edilmemiş olduklarını söylemek güç. Özel biraz da aldatılmışlık hissi ile ağır cümleler sarf etmiş Özarslan’a. Türk siyasetinin son yıllarındaki genel seviyeye uygun laflar aslında, “Aaa, bunlar nasıl cümleler” diyecek halim yok. Son 20 yılda neler neler duydu bu kulaklar, Özgür Özel’inkiler hafif bile kalır. Ancak ben Özgür Bey’in Mesut Özarslan’a bu kadar kızmasını garipsedim. Çünkü aslında Keçiören Belediye Başkanı’nın istifası CHP’nin aleyhine değil, lehine bir gelişmeydi. Hem partiyi hem de partinin önemli isimlerinden, cumhurbaşkanlığı adaylığının ikinci ama güçlü adayı Mansur Yavaş’ı rahatlatacak bir istifa idi. Keçiören Belediye Başkanı’nın CHP’den istifası, hele hele bir de AK Parti’ye katılması, CHP ve Yavaş açısından duble kaymaklı ekmek kadayıfı idi. Niyesini merak ediyorsanız anlatacaklarımı dinleyin lütfen. Biliyorsunuz, cezaevinde bulunduğum 7 aya yakın süre boyunca muhalefet siyasetçileri ile normal hayatta görüşmediğim kadar çok görüştüm. Ekrem İmamoğlu’nun adaylığının engellenmesi halinde, CHP’nin alternatif cumhurbaşkanı adayının Mansur Yavaş olma ihtimalinin çok yüksek olduğu hepinizin malumu. Ancak CHP içinde de Yavaş’ın aday olmaktan çekindiği, daha doğru bir tabirle “tırstığı” yolunda genel bir kanaat hakim. Bu “çekingenliğe” hak vermiyor da değiller. İmamoğlu’nun başına gelenlerden sonra, adaylığının açıklanması durumunda Yavaş’ın da bir operasyona tabi tutulacağından kimsenin kuşkusu yok. Bunun da üç beş dandik konser soruşturması ile olması mümkün değil. Polis derneklerine sanatçıların neredeyse bedava verdiği konserlerin ücretleri ile belediyelere kesilen faturaları karşılaştırıp, oradan bir sonuç çıkarmak suretiyle Yavaş’ın engellenemeyeceği aşikar. Oradan çıksa çıksa birkaç açgözlü bürokratın yapım şirketleri üzerinden nemalanması çıkar ki, Türkiye’nin ortamında buna kimse yolsuzluk gözüyle bakmaz. Mansur Yavaş’ı siyaset sahnesinden aşağı itmek için daha sağlam bir gereçle itelemek gerekir. Gerek CHP’deki gerekse diğer muhalif partilerdeki görüş, Mansur Yavaş’a yapılacak bir operasyonun en önemli manivelasının Keçiören Belediye Başkanı olacağı şeklindeydi. Kendisini oldukça temiz tutmayı başaran ve toplumu da bu konuda ikna eden Yavaş’a yönelik “yolsuzluk operasyonunun” Keçiören Belediyesi üzerinden başlayacağına ve Özarslan’ın Yavaş’a yakınlığı nedeniyle Yavaş’a bulaştırılacağından hemen herkes emindi. Keçiören Belediye Başkanı, Mansur Yavaş’ın yumuşak karnı, siyasi ve ahlaki temizliğinin üzerindeki leke, Yavaş’a sıçrayacak çamur, cumhurbaşkanlığının güçlü adayının sırtındaki kambur idi. Yavaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı engellenecekse, bunun anahtarı Keçiören’di. Özarslan’ın CHP’den istifası ve hele hele AK Parti’ye katılarak, Çerçioğlu benzeri bir dokunulmazlık kazanması CHP’nin ve Yavaş’ın isteseler sahip olamayacakları bir avantaj, bir çıkar yoldu. Körün istediği bir gözdü, Özarslan’ın istifası ve hele hele AK Parti’ye katılımı Allah’ın verdiği iki göz olacaktı. Mansur Yavaş’ın lehine bundan daha iyi bir gelişme olamazdı. Bu nedenle, Özgür Özel’in Keçiören Belediye Başkanı’na bu kadar kızmasına, bu kadar hakaret etmesine şaşırdım. Bu istifaya hakaret değil, teşekkür edilmeliydi. “Mesut Bey sağ olun. Mansur Bey’in adaylığına büyük destek sağladınız. Ne kadar teşekkür etsek azdır” mesajı yollanmalıydı. Zaten muhtemelen bu yüzden CHP’den gelen herkese kapısını ardına kadar açan, pis mi temiz mi bakmayan AK Parti, Mesut Özarslan’a aynı hevesle yaklaşmadı. Beklenenin aksine Özarslan kapağı iktidar partisinin “güvenli” ve “dokunulmaz” kucağına atamadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk grup toplantısında Özarslan’a AK Parti rozeti takmadı. Çünkü hâlâ Keçiören’in çamuru, Yavaş’ın setresine bulaşacak en önemli pislik. Bunu da herkes biliyor… Seçimi ne haber verir? CHP haklı olarak seçim istiyor. Kimileri de kabinedeki değişikliklerden yola çıkarak iktidarın baskın bir erken seçim yapacağından söz ediyor. Medyadaki çok bilmişler de bu ihtimali gündeme getirince, beni gören herkes de her şeyi bildiğim zannıyla “AK Parti baskın seçim yapacak mı?” diye soruyor. AK Parti’nin, parti yönetiminin ne yapacağını bilemem ama bir baskın seçim yapmayacağını bilmek için alim olmaya ya da müthiş bir istihbarat ağı ile Saray kulislerine hakim olmaya gerek yok. İktidarın seçime gitmesi için iki şey lazım ve bunu bilmek seçim olup olmayacağı ile ilgili öngörü için yeterli. Bunlardan birincisi, Ekrem İmamoğlu ile ilgili davalardan birinin kesinleşmesi lazım. Yani ya diploma iptalinin ya da siyasi yasak getiren mahkeme kararlarından birinin. Ekrem İmamoğlu’nun seçime katılamaması kesinleşmeden seçim olmaz. Bu gerek şart ama yeter şart değil. Bir diğer önemli emare ise Mehmet Şimşek’in kabine dışı kalması. Mehmet Şimşek ekonomiden sorumlu bakanlık koltuğunda otururken AK Parti seçime gitmez. Eğer bir seçim olacaksa, en az altı ay öncesinde Mehmet Şimşek görevden affını ister ve yerine gelecek Bakan, ismi hiç önemli değil, muslukları açar, zamlar yapılır, gerekli gereksiz tüm yatırımlar onaylanır, seçim ekonomisine geçilir. Bu ikisi olmadan seçim falan olmaz. Diyeceksiniz ki, Mehmet Şimşek bu kadar önemli mi! O zaman geçin alttaki yazıya… Hazır Şimşek yokken Geçen hafta kabine toplantısı vardı ve Mehmet Şimşek, çeşitli toplantılar için yurt dışında olduğundan toplantıya katılamadı. Bu durum bilindiği için kabine toplantısı öncesi tüm bakanlar arasında şöyle bir mesaj trafiği yaşandı. “Herkes imzalanacak ne kadar ödenek talebi, yatırım talebi, kadro tahsis talebi varsa getirsin. Hazır Şimşek yokken hepsi imzalanır.” Hangi bakanlar ne getirdi, neler imzalandı bilmiyorum. Ama Şimşek’in yokluğunun kabinede böyle bir heyecan dalgası yarattığını biliyorum. Deli mi satılmış mı! Biliyorsunuz, sporla daha doğrusu futbolla eskisi gibi ilgilenmiyorum. Futbolun hali, kalitesizliği bir yana Federasyonu’nun başkanının böyle bir tip olduğu bir sporla ilgilenmek zaten zül. Cem Yılmaz’ın oğlu Kemal gibi ben de “İngiliz ligi”ni takip ediyorum daha çok. Ancak bu durum, Galatasaray taraftarı olduğunu söyleyen güruhun saçma sapan tavırlarını görmeme engel olmuyor. Galatasaray’ın taraftar grubu hakkındaki fikirlerimi zaten biliyorsunuz, bununla ilgili söylemlerim internette gezip duruyor. Ama durum giderek daha berbat bir hal alıyor. Bu gruplar bir süreden beri “Okan Buruk istifa, yönetim istifa” diye sosyal medyada örgütleniyor. Bu şuursuz kitlenin maksadını anlamak ve bu talebi anlamlandırmak mümkün değil. Galatasaray futbol takımı son 3 yıl üst üste şampiyon olmuş. En önemli rakibi, Türkiye’nin en güçlü, en zengin ailesinin bir ferdini başkan yaparak Galatasaray’la mücadele etmek istemiş, olmamış. Ali Koç başarılı olamadığı için kongresi tarafından yollanmış. Futbol takımına Avrupa’nın en iyi kadrolarından biri oluşturulmuş. Taraftarın isteği üzerine kulüp tarihinde ilk defa 75 milyon bonservis bedeli ile bir golcü alınmış. Banka borçları kapatılmış. Şampiyonlar liginde bir üst aşamaya çıkılmış ve Juventus’un elenmesi muhtemel. Hal böyle iken “Yönetim istifa, Okan Buruk istifa” demek için ya delirmiş olmak lazım. Ya da satılmış. Seçip beğenip alsınlar. NE ZAMAN İNSAN OLURUZ? Lafına kızıp fiiline sessiz kalmadığımız zaman."

İmamoğlu diploma davasında karar! Haber

İmamoğlu diploma davasında karar!

31 yıllık diploması iptal edilen CHP’li Ekrem İmamoğlu, ‘resmi belgede sahtecilik’ iddiasıyla bir kez daha hakim karşısına çıktı.. Diploma davası 6 Temmuz'a ertelendi İmamoğlu alkışlar eşliğinde duruşma salonuna geldi ve duruşma başladı. Mahkeme başkanı, İmamoğlu’na “Önceki celseyi, idare mahkemesindeki davanın beklenmesi için ertelemiştik. Bir karar çıktı ama kesinleşmedi. Önceki savunmanıza ekleyeceğiniz bir şey var mı?” diye sordu. İmamoğlu, savunmasına ek yapmak istediğini söyledi. Sözcü'nün aktardığına göre, İmamoğlu, şunları söyledi: “RAMAZAN BEREKETTİR AMA YİNE RAMAZAN’DA YARGILANIYORUZ” "Teşekkürler hakim bey. Bu hafta Ramazan ayına giriyoruz. Ne yazık ki böyle talihsiz durumlarla yorulduğumuz durumları yaşıyoruz. Halbuki Ramazan berekettir, vicdanı harekete geçirir. Makam mevki varlık yokluk gözden geçirmesine razı olur ve yaradana sığınır. İnsanların eşitlendiğini hissetmesi adına bir fırsat ayıdır. Ama üzücüdür ki 2019’daki Ramazan’da seçimi iptal eden zihniyet 2025 yılında yine Ramazan’da diplomamı iptal eden zihniyet, bunu yine Ramazan’a denk düşürerek içi yalan ve iftirayla doldurulmuş şekilde yargılanacağımız bir süreci yaşayacağız. Ümidim çok değil ama dilerim ve isterim ki ülkemiz ve yargı düzeni açısından bu dava sağlıklı bir sürece evrilir. Ramazan’da bir kez daha ‘çirkin davasında’ buluşacağız. Ne kadar olmaz denilen şey varsa yargı düzeni içerisinde bize bu dönemde yaşatılıyor. İnancı kullanarak kendine bir yol çizenlerin utanç verici şeyler yapan insanlara haddini bildirme yolu olarak ben Ramazan’ı karşılıyorum ve dua ediyorum. Allah bu insanlara akıl versin. İnşallah bu şekilde üst makamlara gelmiş insanların diline terbiye gelir bu vesileyle. Yargı adına görev yapan insanların da arkadan iş çevirmenin, tuzak kurmanın, kumpas kurmanın, insanların ailesine göz dikmenin ne kadar ahlaksız bir tutum olduğunun hissettirilmesini diliyorum. İnanç akılda ve beyinde yaşar, göstermeye hiç gerek yoktur. Ancak insanların gözüne sokularak gösterilmeye yaşayan zihniyete yönelik bu bizim inancımız değildir diye düşünüyorum. “YÜZ KARASI DAVALARLA DOLU BİR SİYASİ TARİH” Aziz milletimiz siyasi tarihi ne yazık ki demokrasiyi, insanların iradesini ve umudunu hapsetmeye çalışan yüz karası davalarla doludur. Bugün öyle skandal bir iddianameyle buradayız ki yüce Türk yargısının düşürüldüğü durumdan hicap duyuyorum. Planlanan ne var onu bilmiyorum ama oluşan davalar zinciri tarihte görülmemiş davaları milletimize yaşatmıştır. Böyle bir dönemin çöp bir iddianameyle oluşan sürecinde, hakimlerin değişerek adil yargılanma hakkımın ihlal edildiği bir dönemden geçiyoruz. "ALNIM AK BAŞIM DİK" Bu utanç verici iddianameyi yazan savcı amacına ulaşarak İstanbul’da bir ilçenin başsavcı vekili olarak görevine getirilmiştir. Bütün bunların ana sebebi çok net, korkudur. Sadece iktidarın başındaki zihniyete karşı 4 seçim kazandığım için ve önümüzdeki seçimleri kazanacağım için kurulan kirli tezgahlardan buradayım. Milletimizin gönlündeki temizliğimi gördükleri için buradayım ama milletimizle bağım sahte değil, temiz ve samimidir. Milletimizin yüzde 70’i yanımdadır, yurttaşlarımın verdiği güçle alnım ak başım dik bir şekilde buradayım ama olan milletimize ve geleceğimize oluyor. Adalete olan güvenci yerle bir ettiniz, insanların yüzde 80’inden fazlası adalete inanmıyor. Ucube, ‘cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’ dedikleri yapı iki kişinin dudağının arasında çalışıyor. Devletimizin bütün kurumları dağıtıldı. Asırlık devlet ve devlet geleneğimizin geleceği tek bir adama mahkum edilmek isteniyor. Mevzu çok ciddidir. Bu kesinlikle beka sorunudur. Demokrasiyi yok etmeye çalışan zihniyet yüzünden aylardır Silivri’deyim. “SAHTE SÜREÇ, HUKUKSUZ VE GEÇERSİZ” Bu iktidar zihniyeti 2024 yılı yazından itibaren düğmeye bastı. Yerel seçimlerden 4 ay sonra İstanbul’a atanan başsavcı başarılı olursa, getirileceği makam çoktan belirlenmiştir. Sürecin savcılığına soyunan da iktidarın başındaki kişi olmuştur. Esenyurt’la birlikte yalanlarla operasyonlarla sürece başlanmıştır. 65 yaşındaki saygın bir belediye başkanını (Ahmet Özer) almak nasıl bir vicdan çöküşüyse tüm belediye başkanlarımızın yaşadığı da o’dur. Hapiste yatan bütün arkadaşlarım aynı şekilde masumdur. Bu sahte sürecin içindeki tüm uygulamalar siyasidir ve hedefi bellidir. 19 Mart süreci öncesi ve sonrasıyla çöptür. Hukuksuzdur ve geçersizdir. Bu süreçte makam menfaat elde edenlerin makamları liyakatle elde edilmiş yerler değildir. O insanlara ifade ediyorum ki, siz kaçacaksınız ama bu fetret devri sona erecek ve 86 milyon yurttaşımız kazanacak. Zaman o kadar kısa değildir, yakındır ve kapının eşiğindedir. Tüm bunların hesabını adil mahkemelerde veriyor olacaksınız. Yaşattıklarınız sahtedir ve sahteciliktir. "SIÇAN GİBİ KAÇACAKLAR" Asıl makam milletin gönlündedir. Benim tek derdim de o olmuştur. İktidar bu makamı unutmuştur, bir kişinin gönlünün makamına dönmüştür. O makam da sahtedir ve aldatmacadır. Vakti dolduğunda anlayacaksınız. Güç, kendinden emin olana değil korkana sertleşir. Koltuk kaybetmekten korkanların yolu hep sahtecilik ve ahlak dışı yöntemler olmuştur. Dosya üretenler, manşet üretenler, TRT, Anadolu Ajansı; bir ıslık çalındığında sıçan gibi kaçtıklarını göreceksiniz. Sıçan gibi kaçacaklar. Ben hakikat tarafındayım ve o taraftaki konumumu hiç değiştirmeyeceğim. Yer yüzünde benimki gibi, bu kadar didik didik edilen bir insan yaşamı yoktur. Buraya 12 metrekare hücreden geliyorum. Tarihte böyle bir tecrit yaşanmamıştır. Ne yapmışsak bu tecritin içerisindeyiz. Maşallah aramıza mikrop gelemiyor ama şunu söyleyeyim, mikrop aranızda. Bunu net olarak ifade ediyorum.”

Bozbey'den Alinur Aktaş'a Belgelerle Sert Yanıt! Haber

Bozbey'den Alinur Aktaş'a Belgelerle Sert Yanıt!

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, son günlerde Bursa ve Türkiye gündemini meşgul eden tartışmalara ilişkin dikkat çeken açıklamalar yaptı. Bursa’nın kaynaklarını siyasete peşkeş çekenlerin, kentin sadece bugününü değil geleceğini de borçlandırarak ipotek altına alanların şimdi de yeni bir algı oluşturma peşinde olduklarını ifade eden Başkan Bozbey, “Bursa’ya yıllarını kaybettirenler iyi dinlesinler! Hani diyorlardı ya! ‘İşimiz gücümüz Bursa’. Bursa’yı resmen bir partinin sponsoru yapmışlar. Bursalının parasını seçim kampanyalarında çarçur etmişler. Hesap vermesi gerekenler, bizden hesap soramazlar” dedi. “Hesap vermesi gerekenler, bizden hesap soramazlar” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, geçmiş dönemde yapılan haksız harcamalarla ilgili çıkan haberlerin ardından, bazı kesimlerin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Bursa ziyareti üzerinden manipülasyon yapmaya çalışması üzerine önemli açıklamalar yaptı. CHP Genel Başkanı Özel’in TBMM Grubu’nda yaptığı açıklamanın geçmiş dönemde yapılan usulsüz seçim harcamalarına dönük olduğunun altını çizen Başkan Bozbey, Özel’in Bursa ziyaretine ilişkin yapılan temsil ve ağırlamanın ise kanunlara ve devlet geleneğine uygun olduğunu vurguladı. Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası’nda basın mensuplarıyla bir araya gelen Başkan Mustafa Bozbey, siyaseten tasfiye olmamak için sürekli gündeme gelmeye çalışanlar olduğuna dikkat çekerek, “Uzun yıllardır kentimizi doğasıyla, ekonomisiyle, ulaşımıyla tahrip edenler, Bursa’mızın kaynaklarına çökenler, Bursa’mızın kaynaklarını siyasete peşkeş çekenler, Bursa’mızın sadece bugününü değil geleceğini de borçlandırarak ipotek altına alanlar, bugün utanmadan bizden hesap sormaya çalışıyorlar. Hesap vermesi gerekenler, bizden hesap soramazlar. Biz zaten şeffafız, katılımcıyız, her ay mali tabloyu ve yaptıklarımızı anlatıyoruz. Bursalılarla paylaşıyoruz. Biz, Bursa’mızın değerli vaktini, siyaseten tasfiye olmamak için sürekli gündeme gelmeye çalışanlar için harcayamayız. Bizim için yok hükmündedirler. Biz hesabımızı şeffaflık ve katılımcılık anlayışımızla her zaman Bursalılara verdik, veririz” dedi. “Ortada yapılan yanlış uygulama yok” Geçmiş dönemde yapılan haksız harcamalarla ilgili çıkan haberlerin bazı kesimleri çok fazla rahatsız ettiğini dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Bursa’da ağırlanması ile ilgili ortada bir hukuksuzluk, suistimal ya da sansasyon olmadığı halde ‘Sanki böyle bir şey varmış gibi’ Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin temsil ve ağırlama giderleri üzerinden bir algı oluşturulmaya çalışıldığını hatırlattı. Her kamu kurumunun temsil ve ağırlama yaptığını anlatan Başkan Bozbey, “Kim olursa olsun, devletimizin her kademesindeki yöneticilere gerekli özeni ve saygıyı gösteririz. Genel Başkanımız Özgür Özel, sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı değildir. Ana muhalefet partisi lideri olarak devlet protokolünün dördüncü sırasındadır. Bugün nereye giderse gitsin protokol ile ağırlanır. Ayrıca Genel Başkanımız Özgür Özel, Bursa’mıza parti kongresine gelmedi, turistik bir geziye gelmedi. Belediyemizin yapmış olduğu çalışmaları yerinde görmek, bilgi almak ve Bursalı hemşehrilerimiz için hizmete açtığımız projelerimizi incelemeye, açılışlarını yapmaya geldi. Bugün karşı karşıya kaldığımız şey, gerçeğin çarpıtılarak bir algı malzemesi haline getirilmesidir. Ortada sansasyon yok ancak haberi var. Böyle şey olur mu demeyin! Oluyor. Ortada suistimal yok, hukuksuzluk yok ve yapılan yanlış uygulama da yok” dedi. “Bursalıların hakkını yedirmeyeceğiz” Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel'in Bursa'da ağırlanmasıyla ilgili giderlerin öne sürülerek Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin töhmet altında bırakılmaya çalışıldığını belirten Başkan Bozbey, şunları söyledi: “Buradan ilan ediyorum. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Bursa'ya geldiğinde, onun da gerektiği şekilde ağırlanacağından emin olabilirsiniz. Devlette devamlılık esastır. Peki, neden bu açıklamalara ve ardından da bu haberlere gerek duydular? Tane tane anlatayım. Geçtiğimiz günlerde önceki dönemde yapılan kimi harcamalar medyada yer aldı. Biz onlar gibi, ‘Çamur at izi kalsın’ siyaseti izlemiyoruz. Biz aslında mümkün olduğunca siyasetten uzak kalarak, Bursa'ya, Bursalı hemşerilerimize en iyi şekilde hizmet etmek için çaba harcıyoruz. Çok fazla tespit ettiğimiz konu var ama hepsini kamuoyuyla paylaşmıyoruz. Biz hizmet için yola çıktık. Elbette Bursalıların hakkını yedirmeyeceğiz. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak için mücadele edeceğiz. Onların dosyalarını peyderpey savcılığa intikal ettiriyoruz. İncelemeler devam ediyor. Biz belgeye bakarız. Belgeye dayanmayan hiçbir şeyi ifade etmeyiz”. “Hepsinin tespitleri var” Bazılarının dosyaların farkında olduğu ve gelecekle ilgili kaygı taşıdığı için kendilerini bir yerlere taşıma sevdasında olduğunu söyleyen Başkan Bozbey; şöyle konuştu: “Bizi ilgilendiren taraf Bursalılara yapılan haksızlıktır. Bursalıların parası hukuksuz yere harcandı mı? Harcanmadı mı? Bursalıların parasını Bursalılara mı harcadı? Yoksa seçim döneminde ihtiyaç sahiplerine diye karar alıp, çekleri başka yerlere mi dağıttılar? Hepsinin tespitleri var. 31 Mart 2024’te devran, bunları bilen Bursalılar tarafından döndürüldü. Bizler ‘Önce insan’ anlayışımızı 20 senedir sürdürüyoruz. Sürdürmeye de kararlıyız. Bundan sonra Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursalının parasını sadece Bursalılara harcayacaktır. Her görüşten hemşehrimizin, ‘Bursa Büyükşehir benim belediyemdir’ dediği dönem başlamıştır”. “Bursalılara yıllarca masal anlattılar” “Bursa’yı kaybedenler, bundan daha önemlisi Bursa’ya yıllarını kaybettirenler iyi dinlesinler” diyen Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’yı resmen bir partinin sponsoru yaptıklarını dile getirdi. Algı peşinde koşanların Bursalıların parasını seçim kampanyalarında çarçur ettiklerini belirten Başkan Bozbey, “Bir bakıyorsunuz kol kola girdikleri kimi siyasi partiler için harcamalar yapmışlar. Milletvekili seçim kampanyası harcamalarının neredeyse tümünü resmen Bursa Büyükşehir kasasından karşılamışlar. Ayrıca partileri için mevzuata uygun olmayan harcamalar yapılmış. Malum yandaş derneklerin matbaa işleri bile karşılanmış. İlave olarak parti gençlik kolları afişleri, kadın kolları broşürleri, saha çalışmalarının harcamaları, kitapçıkları, kartvizitleri dahi Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin kasasından yapmışlar. Yetimlerin hakkı olan paraları parti adına harcamışlar. Kanunen kabul edilmeyen bu harcamalar belediye bütçesinden finanse edilmiştir. Tüm bunları söyleyemeyenler Bursalılara yıllarca masal anlattılar. Ama Bursalı hemşehrilerim sandıkta bunlara cevap verdi” dedi. “Bunlar sadece buz dağının görünen yüzü” Ortada geçmiş dönemde yapılan haksız ve hukuksuz harcamalar varken, yasal mevzuat kapsamındaki işlemler üzerinden sansasyon yaratmaya çalışanlara seslenen Başkan Mustafa Bozbey, şunları söyledi: “Malum medyanın, tarihin çöplüğüne atılmış birçok skandal iddiası var. Ancak Genel Başkanımız Özgür Özel'in Bursa'da ağırlanmasından skandal çıkmaz. Geçmiş dönemde Bursa Büyükşehir Belediyesi kasası, adeta partilerinin seçim propagandasına hizmet eden bir kasa olarak kullanılmıştır. Hiç mi vicdanınız yok? Bursa’nın parası ile seçim kampanyası yapmışsınız. Bursa'nın, Bursalıların parasını partinizin propagandasına sürekli akıtmışsınız. Partiniz ile de yetinmediniz, sponsoru olduğunuz diğer partilere de Bursa'nın Bursalıların parasını aktardınız? Üstelik bunu alışkanlık haline getirip sürekli yapmışsınız. Geçmiş döneme ait haksız hukuksuz harcamalara dair çalışmalar tamamlandıkça, bunları süratle savcılığa suç duyurusu olarak gönderiyoruz.  Bugün bahsettiklerimiz sadece buz dağının görünen yüzü. Bizler Bursalıların sorunlarını çözmek üzere sorumluluk aldık. Geleceğe dair hazırlıklarımızı yapalım. Bursa’da değişimin farkını gösterelim diye gece gündüz çalışan insanlarız. Ama birileri başka şeylerin peşinde. Buz dağının altını bize açtırmasınlar. Biz Bursalılara hizmet için geldik. Şeffaf ve katılımcı bir anlayışla hizmet etmeye, Bursalıları gülümsetmeye ve Bursalıların her kuruşuna sahip çıkmaya devam edeceğiz”. BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BASIN YAYIN HALKA İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.