Hava Durumu

#Uzman Uyarısı

Haberin Analizi - Uzman Uyarısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uzman Uyarısı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İş başvurularında yeni dönem: Şirketler uyuşturucu testi istemeye başladı Haber

İş başvurularında yeni dönem: Şirketler uyuşturucu testi istemeye başladı

Gündemden düşmeyen uyuşturucu operasyonları; güvenlik birimleri ve magazin dünyasının ötesine geçerek iş hayatını doğrudan etkileyen bir faktör haline geldi. Birçok işletme, işe alım süreçlerinde yepyeni bir dönemin kapılarını araladı. SADECE SÜRÜCÜ VE GÜVENLİK GÖREVLİLERİ İÇİN DEĞİL Geçmişte yalnızca ağır sanayi, sürücülük veya güvenlik gibi sınırlı alanlarda zorunlu tutulan uyuşturucu madde testleri, günümüzde birçok sektörün standart işe giriş prosedürleri arasına yerleşti. Sağlık raporlarına eklenen bu testler; bazı şirketlerde yazılı bir prosedür olarak, bazı firmalarda ise mülakatın ilerleyen aşamalarında zorunlu bir kriter olarak adayların karşısına çıkıyor. Laboratuvar firmalarından alınan verilere göre, işverenlerin bu yöndeki taleplerinde 6-7 katlık bir artış yaşanıyor. Kurumsal Risk Yönetimi ve "Toplu Test" Kampanyaları İstanbul'da faaliyet gösteren laboratuvarlar, artan talebe yetişebilmek için yeni stratejiler geliştiriyor. Bireysel sağlık kontrolünden çıkarak kurumsal risk yönetiminin bir parçası haline gelen bu testler için laboratuvarlar; Kurumsal paketler hazırlıyor,Toplu test anlaşmaları imzalıyor,Hızlı sonuç garantisi sunuyor,İş yerlerine özel mobil numune ekipleri gönderiyor.LABORATUVARLAR ARASINDA "GOOGLE" REKABETİ: SGK İNDİRİMİ DETAYI İş dünyasında resmi adıyla "Bağımlılık Yapıcı Madde Tarama Testi" olarak bilinen bu işleme olan yoğun ilgi, laboratuvar sektöründe kıyasıya bir yarış başlattı. Türkiye'nin önde gelen laboratuvarlarından alınan bilgilere ve yerinde yapılan incelemelere göre, sadece İstanbul'da her gün 20 binden fazla işveren talepli tarama testi gerçekleştiriliyor. Bu devasa pazar, firmaları Google reklamlarında üst sıralara çıkma yarışına itti. Örneğin, bu alanda hizmet veren Galenlab adlı firmanın Google'da "uyuşturucu madde testi SGK'lıya indirim fırsatı" başlığıyla yayınladığı reklamlar, durumun ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. HANGİ ŞİRKETLER VE SEKTÖRLER MADDE TESTİ İSTİYOR? Uygulamanın en hızlı yayıldığı sektörlerin başında; güvenlik, sağlık, lojistik, enerji, ağır sanayi, savunma ve yazılım geliyor. İş dünyasından yansıyan dikkat çekici örnekler ise şöyle: TÜPRAŞ: Türkiye'nin en stratejik kurumlarından olan Tüpraş, stajyerler dahi olmak üzere tüm adaylar için bu testi zorunlu hale getirdiğini doğruladı.Belediye ulaşım kurumları: Büyükşehir belediyelerine bağlı ulaşım iştiraklerinde düzenli testler başladı. Son iki yılda madde kullanımı tespiti nedeniyle yaklaşık 50 kişinin iş akdine son verildi.TCDD: Devlet Demiryolları, madde kullanımına yönelik kontrolleri işe alım kriterlerinde en üst sıralara taşıdı.Savunma sanayii (ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, TUSAŞ): Çalışan ve üretim güvenliği kapsamında, yeni yıl itibarıyla hem işe alımlarda hem de mevcut personelde denetimler daha sistematik hale getirildi.Küresel şirketler: ExxonMobil, BP, UPS ve FedEx gibi uluslararası devler, bu testleri uzun süredir standart bir prosedür olarak uyguluyor. UZMAN UYARISI: TEK BİR HATA MİLYONLARCA VERİYİ RİSKE ATABİLİR Uzmanlara göre; makine operatörlerinin yaşayacağı küçük bir dikkat kaybı ölümcül iş kazalarına yol açabilirken, bilişim sektöründeki bir personelin hatası milyonlarca veriyi tehlikeye atabiliyor. Bu nedenle çalışanların dikkat seviyesi ve karar alma kabiliyeti, şirket performansından öte insan hayatını, kamu güvenliğini ve veri bütünlüğünü doğrudan etkiliyor. MADDE TESTİ İSTEMEK YASAL MI? HUKUKİ ÇERÇEVE NE DİYOR? İşverenlerin iş başvurularında madde testi talep etmesi hukuken tamamen yasak değil. Ancak hukukçular, bu hassas sürecin belirli şartlara bağlanması gerektiği konusunda uyarıyor: İşin niteliği: Test talebi, adayın yapacağı işin niteliği ile (iş güvenliği vb.) doğrudan bağlantılı olmalı.Açık rıza: Adaydan mutlaka açık rıza alınmalı.Gizlilik ve KVKK: Sonuçlar kesinlikle gizli tutulmalı. Keyfi test talepleri, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği ihlali sayılabilir.Tazminatsız fesih sebebi: Hukukçular ayrıca, işyerinde uyuşturucu kullanılması veya bulundurulmasının İş Kanunu'nun 25/II maddesi (Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller) kapsamında değerlendirildiğini ve işverene çalışanı tazminatsız işten çıkarma hakkı verdiğini hatırlatıyor. TESTİN FİYATI 2.200 TL: SÜREÇ NASIL İŞLİYOR? Laboratuvar kaynaklarından edinilen bilgilere göre, standart bir bağımlılık yapıcı madde tarama testinin ortalama piyasa fiyatı 2.200 TL civarında. Büyük şirketlerin yaptığı toplu anlaşmalarda bu rakam daha aşağı çekilebiliyor. Testler genellikle idrar, kan veya tükürük analizi yoluyla yapılıyor. SONUÇLAR İŞVERENE DOĞRUDAN GİDİYOR MU? KVKK (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu) gereği işleyiş oldukça sıkı kurallara bağlı: Laboratuvarlar, sonuçları yalnızca testi yaptıran kişiye teslim ediyor.Sonuçların doğrudan işverene iletilebilmesi için kişinin özel bir "açık rıza" vermesi şart.Genel uygulamada sonuçlar kişiye kapalı zarfla veriliyor veya dijital ortamda sadece adayın kendi erişimine açılıyor.Çalışan veya aday, uygun görmesi halinde bu sonucu işverene elden teslim ediyor. Yetkililer son olarak; bu testlerin amacının hukuki bir cezai sorumluluk doğurmak olmadığını, sonuçların yalnızca işe uygunluk değerlendirmesi kapsamında kullanıldığının altını çiziyor.

Şüpheli ölümler alarm veriyor Haber

Şüpheli ölümler alarm veriyor

Şule Çet ve Tuğba Yavaş vakalarıyla Türkiye’nin gündemine oturan "yüksekten düşme" olayları, son dönemde yeniden artış gösterdi. KCDP tarafından derlenen verilere göre, 2025 yılı çarpıcı bir tablo ortaya koydu: Geçtiğimiz yıl 294 kadın doğrudan cinayete kurban giderken, 297 kadın ise kayıtlara "şüpheli ölüm" olarak geçti. Bu durum, faillerin olay yerlerini manipüle ederek suçtan kaçma olasılığını artırdığına işaret ediyor. SON BİR AYDA 5 ŞÜPHELİ "DÜŞÜŞ" Nefes Gazetesi'nin haberine göre son 30 gün içerisinde Türkiye genelinde beş kadın, yüksekten beton zemine düşerek hayatını kaybetti. Her biri "balkondan düşme" olarak kayda geçen bu olaylar, kamuoyunda ciddi endişelere yol açtı: 12 Ocak (Batman): 22 yaşındaki M.C., 4. kattaki evinin balkonundan düştü. 30 Ocak (Mardin): 76 yaşındaki Türkiye Tunç, 7. kattan düşerek yaşamını yitirdi. 10 Şubat (Siirt): 43 yaşındaki Dilek Danış, 3. kattan düşerek hayatını kaybetti. 12 Şubat (İstanbul): Beyoğlu'nda 21 yaşındaki Kübra Kölge, aile evinin 5. katından düştü. 12 Şubat (Rize): Akademisyen Doç. Dr. Gülçin Bilgin Turna (44), 10. kattan zemine düşerek hayatını kaybetti. UZMAN UYARISI: "CİNAYETİ ÖRTME YÖNTEMİ OLARAK KULLANILIYOR" Şule Çet davasında hazırladığı raporla cinayetin aydınlatılmasında önemli katkı sağlayan Adli Tıp Uzmanı Halis Dokgöz, bu vakaların "intihar gibi gösterilmeye çalışılmış" olabileceğine dikkat çekiyor. Dokgöz, yüksekten düşme vakalarının adli tıp uzmanları tarafından detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğini belirterek şunları ifade etti: "Failin delilleri karartmak ve cezasız kalmak amacıyla bu tür yöntemlere başvurduğunu görüyoruz. Bir düşüşün kaza mı, intihar mı yoksa dış etkenle mi gerçekleştiği; düşüş açısı, tırnak altındaki biyolojik örnekler ve olay yerindeki müsabaka izleriyle belirlenir. Bu ölümlerin 'şüpheli' olarak kalmaması için soruşturmaların derinleştirilmesi büyük önem taşıyor."

Göz sağlığı uzmanı uyarıyor: Çocuklardaki görme sorunları okul başarısını tehdit ediyor Haber

Göz sağlığı uzmanı uyarıyor: Çocuklardaki görme sorunları okul başarısını tehdit ediyor

Yoğun geçen birinci eğitim dönemi sonrasında fiziksel ve mental olarak yorulan çocukların yarıyıl tatilini iyi bir dinlenme süreci olarak geçirmelerinin önemine dikkat çeken İpçioğlu, "Tatil dönemi, çocukların yaşadığı görme problemlerinin çözümü için de kritik bir zaman dilimidir. Tedavi edilmeyen görme bozuklukları, çocukların öğrenme kabiliyetini, derslere uyumunu ve kişilik gelişimini olumsuz etkileyebilir. Aileler, çocuklarının eğitim hayatındaki başarısı için bu konuda önlem almalı ve gerekli tetkikleri yaptırmalıdır. Görme problemleri, okul öncesi çocukların yüzde 5-10'unu, okul çağındaki çocukların ise yüzde 20-30'unu etkilemektedir. Bir çocuğun derslerinde başarısız olmasının sebebi, öğrenme kabiliyetinin yetersizliğinden değil, görme bozukluğundan kaynaklanıyor olabilir. Bu nedenle, okula başlamadan önce ve okul süresince çocuklara düzenli göz muayenesi yapılması önemlidir" dedi. Çocuklarda en sık rastlanan göz sorunlarının göz kayması, göz tembelliği, gözyaşı kanalı tıkanıklığı, miyop, hipermetropi, şaşılık, astigmatizma ve konjonktivit olduğunu belirten İpçioğlu, "Erken teşhis konulmazsa çocuğun tahtayı yeterince iyi görememesi, okurken satır atlaması, cümleleri eliyle takip etmesi, bir gözünü daha öne alarak kitaba bakması, televizyonu yakından seyretmesi, gözlerde sulanma ve ödevlerini yaparken zorlanması gibi durumlar yaşanabiliyor. Bu da okul başarısını olumsuz etkileyebilir" şeklinde açıklamalarda bulundu. Görme bozukluğu farkında olmayan ailelerin, çocuklarının düşük başarı oranını öğrenme yeteneklerine bağladığını vurgulayan İpçioğlu, "Öğrenme kabiliyetinde eksiklik olmayan çocuklar, iyi göremedikleri için derslerinden geri kalabilirler. Göz bozukluğunda önlem alınmadığında gözde tembellik başlar ve bu durum ilerleyen yıllarda çocuğun görme kalitesini daha ciddi oranda etkileyebilir. Çocuk göz sağlığı için 6 ayda bir düzenli kontrol yapılması önemlidir. Erken konulan teşhis ile tedavi süreci kolayca atlatılabilir" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.