Hava Durumu

#Yargılama

Haberin Analizi - Yargılama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargılama haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İŞTE GERGİNLİĞİN ÇIKTIĞI O KONUŞMA! Haber

İŞTE GERGİNLİĞİN ÇIKTIĞI O KONUŞMA!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan yaklaşık 3 bin 900 sayfalık iddianame ile açılan ve aralarında seçilmiş İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu davanın ilk duruşması bugün Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde bulunan 1 No’lu salonda saat 10.00’da başladı. Davada 106’sı tutuklu toplam 402 sanık yargılanacak. İŞTE GERGİNLİĞİN ÇIKTIĞI O KONUŞMA! Mahkeme Başkanı: Sorumlu oldukları eylemlere göre gruplandırma yaptık kendi içerisinde. Sanık Ekrem İmamoğlu'yla ilgili ‘örgüt kuruculuğu’ ve diğer yöneticilerimiz de aynı şekilde. Biz tüm eylemlerden 220/5 hükmü gereği sorumlu olduklarından dolayı, en son savunmalarını alma yönünde planlama yaptık ve bu şekilde ilerleyeceğiz. Mahkeme Başkanı ve Ekrem İmamoğlu arasındaki diyalog… Mahkeme Başkanı: Salondan çıkarmak zorunda kalırız. İmamoğlu: Söz almak istiyorum. Mahkeme Başkanı: Tamam ‘söz almak istiyorum’ dedin, ben de söz vermedim şu an. İmamoğlu: Söz almak istiyorum. Mahkeme Başkanı: Hayır. Devam edemezsin. İmamoğlu: Sayın Hâkim, söz almak istiyorum. Mahkeme Başkanı: Keselim şeyi. Mikrofonu kesin. İmamoğlu: Sayın Hâkim, söz almak istiyorum. (Alkışlar…) Müsaade edin. Size nasıl bir… Mahkeme Başkanı: Ekrem Bey, lütfen yerinize geçin. Ekrem Bey lütfen yerinize geçin. Bu şekilde olmaz. Bakın buranın bir düzeni var. Siz burada, söz hakkı vermeden kalkıp, gelip kürsüye durup bu şekilde konuşamazsınız. İmamoğlu: Hâkim Bey, hüküm kurulurken, burada mağdur edilen insanları ne şekilde bir savunma yapacağı konusunda fikrini almakla yükümlüsünüz Sayın Hâkim. Mahkeme Başkanı: Sanık Ekrem İmamoğlu, kendisine söz hakkı verilmesine… Bu şekil, bu sistem yargılamaya devam edemeyiz. Lütfen yerinize geçin. İmamoğlu: İsterseniz siz, bu süreci çok daha naif, çok daha insanların hakkına hukukuna saygı gösteren bir şekilde devam ettirirsiniz… Mahkeme Başkanı: Biz de o şekilde devam edeceğiz zaten. Bunları daha yargılamaya başlamadan bakın... İmamoğlu: Ne avukatları dinlediniz… Mahkeme Başkanı: Talepleri alacağım. Daha talepleri alma aşamasına geçmedim. İmamoğlu: Hâkim Bey, Hâkim Bey… Avukatlarımızın… Mahkeme Başkanı: Sanık Ekrem İmamoğlu, lütfen yerinize geçin. Ekrem Bey yerinize geçin. Sanık Ekrem İmamoğlu, kendisine söz hakkı verilmemesine rağmen, kendisine söz hakkı verilmemesine rağmen kürsüye gelerek… İmamoğlu: Şimdi son cümlemi söylüyorum… Mahkeme Başkanı: Kendisi defaatle uyarılmasına rağmen… İmamoğlu: Ekranın arkasına gizlenmeyin… Mahkeme Başkanı: Ekranın arkasına gizlendiğim yok. Mikrofon, mikrofon gelmiyor, o nedenle buradayım. Bizim gizlendiğimiz bir durum yok Ekrem Bey. İmamoğlu: Lütfen iyi idrak edelim… Mahkeme Başkanı: Defaatle uyarılmasına rağmen, konuşmaya devam etti. Kendisine yerine geçilmesi söylenmesine rağmen… İmamoğlu: İnsanların kendini savunma düzenine dair, burada üç bin yıla yakın yargılama yapılırken, hakkımızı hukukumuzun ne şekilde ifade edileceğini dinleyerek karar verilmesini talep ediyoruz. Saygılı davranın. Yüce Türk yargısına ve Türk milletine saygılı davranın. Olur mu böyle şey. Ben yine söz alacağım… Mahkeme Başkanı: Sanık Ekrem İmamoğlu, yerinize geçin. Şu an yaptığınız heyete saygısızlık. Yerinize geçin. Komutanım, komutanım beklemeyelim. İzleyici bölümünü boşaltalım. İzleyici bölümü boşaltıldıktan sonra sayın avukatım söz hakkı vereceğim. Geleceğim, dinleyeceğim. Salonu boşaltalım. İzleyici bölümü boşaldıktan sonra söz hakkı vereceğim. Israrla bu şekilde bakın, bu şekilde yargılama yapılmaz. İmamoğlu: (Bağırarak) Sen yargılamaya gelmedin buraya. Öyle kaçarak çıkamazsın. Kaçarak çıkamazsın. Sen yargılamaya gelmedin. Kaynak: Halktv

Gözler bugün Silivri'de Haber

Gözler bugün Silivri'de

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame doğrultusunda açılan ve kamuoyunda “İBB davası” olarak bilinen davada yargılama süreci yarın başlıyor. Aralarında İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanığın yargılanacağı davanın ilk duruşması 9 Mart Pazartesi günü Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde yapılacak. Dava dosyasında 106’sı tutuklu, 170’i adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, 7’si hakkında yakalama kararı bulunan toplam 402 sanık yer alıyor. ÖNCE DİPLOMA İPTALİ SONRA GÖZALTI... Soruşturma sürecinin en dikkat çekici gelişmelerinden biri Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday adayı olmasını duyurmasının ardından üniversite diplomasının iptal edilmesi oldu. 18 Mart’ta üniversite diploması iptal edilen İmamoğlu, bir gün sonra, 19 Mart sabahı evinde gözaltına alındı. İmamoğlu, gözaltına alındığı saatlerde sosyal medya hesabından paylaştığı videoda şu ifadeleri kullandı: “Büyük bir zulümle karşı karşıyayız ama yılmayacağım. Kendimi milletime emanet ediyorum.” Aynı operasyon kapsamında Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda isim gözaltına alındı. 23 Mart’ta aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 20 kişi tutuklandı. Daha sonra İBB’ye yönelik operasyonlar dalga dalga devam etti ve toplam tutuklu sayısı 106’ya yükseldi. 3 BİN 900 SAYFALIK İDDİANAME İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma 237 gün sürdü. Altı cumhuriyet savcısı ve bir başsavcıvekili tarafından yürütülen soruşturma sonucunda yaklaşık 3 bin 900 sayfalık bir iddianame hazırlandı. İddianame, 11 Kasım’da dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, şimdinin Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından adliyede görev yapan muhabirlerle yapılan toplantıda kamuoyuna duyuruldu. 143 EYLEM VE 17 AYRI SUÇLAMA Hazırlanan iddianamede sanıklar hakkında 143 farklı eylem kapsamında 17 ayrı suçlama yöneltildi. Bu suçlamalar arasında şu başlıklar yer aldı: Suç örgütü kurma ve yönetme, ,Suç örgütüne üye olma,Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme,Rüşvet alma,Rüşvet verme,İrtikap,İhaleye fesat karıştırma,Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık,Vergi Usul Kanunu’na muhalefet,Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama,Kişisel verilerin kaydedilmesi,Kişisel verileri ele geçirme ve yayma,Çevrenin kasten kirletilmesi,Orman Kanunu’na muhalefet,Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma,Kamu malına zarar verme veMaden Kanunu’na muhalefet. İddianamede sanıklardan 99’unun “örgüt mensubu” olduğu iddia edildi. Buna göre İmamoğlu’nun örgütün kurucusu ve lideri olduğu ileri sürülürken, Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün’ün örgüt yöneticileri olduğu öne sürüldü. 92 kişinin ise örgüt üyesi olduğu iddia edilirken, diğer sanıkların örgüt mensubu olmamakla birlikte bağlantılı suçları işledikleri ileri sürüldü. İMAMOĞLU HAKKINDA 2 BİN 352 YILA KADAR HAPİS TALEBİ İddianamede İmamoğlu hakkında doğrudan işlediği öne sürülen suçlar arasında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, 12 kez rüşvet alma, 7 kez suç gelirlerinin aklanması ve 7 kez kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlamaları yer aldı. Savcılık, iddianameye konu 143 eylem kapsamında Ekrem İmamoğlu hakkında toplamda 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep etti. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianameyi 25 Kasım 2025’te kabul ederek davayı açtı. Tensip zaptı ise 18 gün sonra düzenlenerek UYAP sistemine yüklendi. YARGILAMANIN HEDEF SÜRESİ 12,5 YIL Mahkeme heyeti ilk duruşma tarihini 9 Mart 2026 olarak belirledi. Duruşmanın Marmara Ceza İnfaz Kurumu’ndaki duruşma salonlarından birinde görülmesine karar verildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yayımladığı “Yargılama Hedef Süre Formu”nda ise davanın azami 4 bin 600 gün içinde tamamlanmasının hedeflendiği belirtildi. Bu süre yaklaşık 12,5 yıla denk geliyor. İMAMOĞLU'NUN AİLESİ VE GAZETECİLER DE ŞÜPHELİLER ARASINA DAHİL EDİLDİ İddianamede Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu, oğlu Selim İmamoğlu ve bazı gazetecilerin de şüpheliler arasında yer aldığı görüldü. Dosyada örgüt üyesi oldukları iddia edilen isimler arasında Tuncay Yılmaz, Mehmet Murat Çalık, Resul Emrah Şahan, Yakup Öner, Mustafa Akın, Yiğit Oğuz Duman, Cevat Kaya, Seza Büyükçulha ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan gibi isimler bulunuyor. İddianamede bu kişiler için, “herhangi bir örgüt yöneticisi olmaksızın doğrudan örgüt liderine bağlı hareket edip liderden aldıkları emir ve talimatları yerine getirdikleri” değerlendirmesine yer verildi. MEŞHUR “AHTAPOTUN KOLLARI” İDDİANAMEDE DE YER ALDI İddianamede örgütün faaliyetlerinin “ahtapotun kolları gibi” İstanbul’un geneline yayıldığı ifadesi dört ayrı yerde kullanıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İmamoğlu’na yönelik operasyonlarla ilgili olarak 25 Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada bu benzetmeyi kullanmıştı. Erdoğan’ın kullandığı bu ifadenin iddianame metninde yer alması dikkat çekti. SON TUTUKLULUK İNCELEMESİNDE TAHLİYE ÇIKMADI İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Mart’ta yapılacak duruşma öncesinde tutuklu sanıkların durumunu değerlendirdi. Mahkeme, yapılan son tutukluluk incelemesinde dosyada yer alan 105 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Böylece iddianamenin mahkemeye sunulduğu 2025 yılı Kasım ayından bu yana dosyada tutuklu bulunan sanıklardan hiçbirinin tahliyesine karar verilmedi. Sanık avukatlarından Hüseyin Ersöz ise sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede bazı sanıkların isnat edilen suçlar bakımından kapalı cezaevinde infazı gerektirmeyebilecek suçlamalarla aylardır tutuklu bulunduğunu belirterek bunun hukuken ve vicdanen kabul edilebilir olmadığını söyledi. MURAT ÇALIK DURUŞMA ÖNCESİ SİLİVRİ’YE SEVK EDİLDİ 23 Mart’ta tutuklanan ve bir süre İzmir Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan Mehmet Murat Çalık da duruşmaya günler kala Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edildi. Yaklaşık 600 kilometrelik yolculuğun cezaevi nakil aracıyla yapıldığı ve yaklaşık 6 saat sürdüğü tahmin ediliyor. Çalık’ın sağlık sorunları nedeniyle cezaevinde tedavi ve tetkik süreçlerinin zaman zaman hastaneye sevk edilerek sürdürüldüğü öğrenildi. 14 İSME BİNLERCE KİLOMETRELİK 'YOL ÇİLESİ'! İBB davası için İstanbul dışındaki cezaevlerinde tutulan en az 14 tutuklu sanık, yüzlerce kilometre uzaklıktan duruşmaya getirilecek. Türkiye’nin farklı illerindeki cezaevlerine sevk edilen isimler, duruşmaya katılabilmek için saatler sürecek ring yolculukları yapacak. Afyon T Tipi Cezaevi Silivri’ye yaklaşık 536 kilometre mesafede bulunuyor. Medya A.Ş. Genel Müdür Danışmanı İpek Elif Atayman buradan yaklaşık 6 saatlik yolculukla duruşmaya getirilecek. Eskişehir L Tipi Cezaevinde tutulan Kültür A.Ş. Genel Müdür Danışmanı Barış Kılıç yaklaşık 407 kilometrelik mesafeden sevk edilecek. İBB Emlak Yönetimi Daire Başkanı Kağan Sürmegöz ise Bolu Gerede’den yaklaşık 411 kilometrelik yoldan Silivri’ye getirilecek. Kocaeli 2 No’lu F Tipi Cezaevinde bulunan İBB Meclis Üyesi ve Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Melih Geçek yaklaşık 218 kilometrelik mesafeden sevk edilecek. Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutulan İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun, Boğaziçi Yönetim A.Ş. Genel Müdürü Elçin Karaoğlu ve avukat Mehmet Pehlivan da ı Silivri’ye getirilecek. İBB personeli Fatoş Pınar Türker Düzce’den yaklaşık 300 kilometrelik mesafeden, Medya A.Ş. Satınalma Müdürü Fatoş Ayık ise Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nden sevk edilerek duruşmaya katılacak. YENİ DURUŞMA SALONU YETİŞMEDİ Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde bulunan mevcut duruşma salonlarının yetersiz kalabileceği gerekçesiyle yeni bir salon inşaatına başlandı. Cezaevinin otoparkının bir bölümünde yapılan ve maliyetinin yaklaşık 1 milyar lirayı bulacağı belirtilen yeni duruşma salonunun inşaatı henüz tamamlanmadı. Mahkeme, gönderdiği yazıyla ilk duruşmanın Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 No’lu salonda yapılacağını bildirdi. DURUŞMA SALONUNA GİRİŞ KARTLA YAPILACAK Mahkeme, duruşma salonuna girişlerin kartlı sistemle yapılacağını duyurdu. Sanıklar, avukatlar, tanıklar, basın mensupları ve görevliler için ayrı giriş kartları hazırlanacak. Tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile müdafi ve vekillerinin salona öncelikli olarak alınacağı belirtildi. Basın mensupları için ise akreditasyon ve güvenlik değerlendirmesi şartı getirildi. Buna göre duruşma salonuna en fazla 5 yabancı basın mensubu kabul edilecek. Ulusal basın kuruluşlarından ise aynı basın grubundan yalnızca bir kişi olmak üzere toplam 20 gazeteci duruşmayı izleyebilecek. Salonda yer kalmaması halinde diğer basın temsilcileri için duruşmanın ekranla yansıtılacağı ayrı bir bölüm oluşturulacak. AVUKAT VE YAKINLAR İÇİN SINIRLAMA Mahkeme, her sanığın en fazla üç müdafi ile temsil edilebileceğini açıkladı. Avukatlar için ayrılan bölümün yetersiz kalması halinde izleyicilere ayrılan alanın bir kısmının avukatlara tahsis edilebileceği belirtildi. Sanıklar, avukatlar, basın mensupları ve görevlilerin salona alınmasının ardından fiziki imkanlar ölçüsünde her sanığın birinci derece yakınına öncelik tanınacağı ifade edildi. TRT BEKLENİRKEN YASAK KARARLARI VERİLDİ Silivri Kaymakamlığı duruşma öncesinde dikkat çeken bir karar aldı. Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesi ve civarında 1 Mart – 31 Mart 2026 tarihleri arasında her türlü eylem ve faaliyet yasaklandı. Cezaevi kampüsünün tel örgü sınırından itibaren 1 kilometre yarıçaplı alanda; Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılması, basın açıklaması ve röportaj verilmesi, kamera veya cep telefonu ile çekim yapılması, pankart ve döviz açılması, slogan atılması, çadır kurulması, stant açılması ve sembollü kıyafetlerle duruşma alanına gelinmesi yasaklandı. Bölgede trafik kontrolleri yapılacağı ve dronlarla kayıt alınacağı da öne sürüldü. İMAMOĞLU: “BU DAVA DEMOKRASİNİN SINAVIDIR” Tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu, Gazete Pencere’de yayımlanan yazısında davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İddianameyi “iftiralarla dolu” olarak nitelendiren İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: “9 Mart’ta Silivri’de başlayacak yargılama, yalnızca bir ceza davası değildir. Bu dava, Türkiye demokrasisinin en çetin sınavlarından birisidir.” İmamoğlu yazısında Türkiye’nin “tarihinin en zorlu demokrasi sınavlarından birini verdiğini” belirterek yaşanan süreci şu sözlerle değerlendirdi: “Senaryosu önceden yazılmış çılgınlığın, halkın iradesinin hukuk yoluyla bertaraf edilmesi girişiminin son perdesi pazartesi günü açılıyor.” AKIN GÜRLEK’E SERT ELEŞTİRİ İmamoğlu yazısında isim vermeden dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i de eleştirdi. İmamoğlu şu ifadeleri kullandı: “Bakan yardımcılığı gibi siyasi bir pozisyondan gelen başsavcı, hukuku bir kenara koydu, mafya yöntemleriyle İBB’deki çalışma arkadaşlarımı, iş insanlarını, sivil toplum örgütlerini, sanatçıları, iş dünyasını terörize etti. İftiralarla dolu bir iddianame hazırlandı. İddianamenin sayfa sayısını kalın tuttular çünkü ancak böyle inandırıcı olabileceklerini düşündüler. Ama binlerce sayfanın küçülüp, küçülüp bomboş bir yazıya döndüğünü de yine kısa sürede gördüler.” “AİLELER HEDEF ALINDI” İmamoğlu yazısında ailelerin de hedef alındığını ifade etti ve şu ifadeleri kullandı: “Benim ve arkadaşlarımın hapsedilmesi, ailelerinden kopartılması, annelerin çocuklarıyla tehdit edilmesi, siyasi hırsla yapılmış türlü işkenceler çoktan tarihin sayfalarına bir utanç vesikası olarak geçti. Bu utancın altında koltuk kaygısı yaşayan bugünkü iktidarın ve bu kaygıyı bertaraf etmek için kullanılan sözde hukuk insanlarının imzaları var.” CHP’DEN SİLİVRİ’DE DAYANIŞMA HAZIRLIĞI CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, davayı izlemek için İstanbul’dan ve şehir dışından çok sayıda kişinin Silivri’ye geleceğini belirterek “Silivri Dayanışma Merkezi” kurduklarını duyurmuştu. Çelik, Medyascope’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Silivri Dayanışma Merkezi’nde avukatların dinlenebileceği, çalışma yapabileceği, gelen yurttaşların bekleyebileceği alanlar olacak. Çünkü salon giriş çıkışlarında belli bir kapasite var, orada bazı sorunlar oluyor. Onları hazırladık. Bir etkinlik çadırı oluşturduk. Orada dava süreci boyunca çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek. Onun dışında gazeteciler de çalışmalarını orada yapabilecekler, programlar yapabilecekler. Silivri Dayanışma Merkezimizi, Aziz İhsan Aktaş davası sürecinde hazır vaziyette tutmuştuk. Salonun içiyle ve dışıyla ilgili de deneyimimiz var. Planlamalarımızı yapacağız.” Özgür Çelik, İstanbul’daki siyasi partilerin tamamını, sendikaları ve meslek örgütlerini ziyaret ettiklerini belirtti. Çelik, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Siyasi partiler dayanışma göstermek için il başkanı ve milletvekilleri ile Silivri’de olacak. Yabancı ülkelerin Türkiye’deki temsilcilikleri, konsoloslar seviyesinde duruşmayı takip ediyorlar ve uluslararası basının da ilgisi var. Salon içerisinde zaten bir düzen oluşturulmuş. Basının, avukatların görev yapacağı alanlar, bu yönüyle çalışmalarımız hazır.” CHP SİLİVRİ’DE “NÖBET” TUTACAK CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in davanın ilk gününde ve İmamoğlu’nun savunma yapacağı gün Silivri’de olacağı açıklandı. CHP Genel Merkezi’nin dava süreci için kapsamlı bir görevlendirme yaptığı belirtilirken Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi, Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri ve milletvekillerinin duruşmaları dönüşümlü olarak takip edeceği ifade edildi. Farklı illerden CHP örgütlerinin de genel merkezin koordinasyonuyla Silivri’de bulunacağı belirtildi. CHP kurmaylarının ve hukukçularının da mahkeme salonunda veya dışarıda yaşanabilecek hukuki gelişmelere karşı hazır bulunacağı kaydedildi. CHP’DEN TRT’YE “CANLI YAYIN” ÇAĞRISI CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de duruşmaların TRT’den canlı yayınlanması için çağrı yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenleme yapılması için hala vakit olduğunu belirten Emir, X hesabından şu açıklamayı yaptı: “AKP iktidarına açık çağrımdır: Pazartesi günü başlayacak İBB kumpas davasını TRT’den canlı yayınlamak için Meclis’te yasal düzenleme yapma vaktimiz hala var. Kendi iddianamenize, bakanlık koltuğuna oturttuğunuz savcınıza ve yapboza çevirdiğiniz mahkeme heyetlerine gerçekten güveniyorsanız hodri meydan! Esasa ilişkin süreç başlamadan teklifimizi gündeme alalım ya da hemen kendi teklifinizi getirin; duruşmaları tüm Türkiye canlı izlesin. Kendine ve kurguladığı davaya güvenen milletten kaçmaz!” Kaynak: Halk Tv

Özel’den Tarkan'a çağrı Haber

Özel’den Tarkan'a çağrı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Kocaeli'de düzenlenen 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinginde konuşuyor. İMAMOĞLU'NUN MEKTUBU OKUNDU CHP Kocaeli İl Başkanı Erdem Arcan, Ekrem İmamoğlu'nun Silivri Cezaevi'nden kaleme aldığı mektubu okudu. İmamoğlu'nun mektubu şöyle: "Güzel Kocaeli’nin koca yürekli güzel insanları, kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, yiğit gençler, güler yüzlü çocuklar; her birinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum, gönülden kucaklıyorum. Bugün bir arada olmamıza vesile olan örgütümüzün güçlü iradesini temsil eden kıymetli il başkanım Erdem Arcan’a teşekkür ediyorum. Ramazan ayımız mübarek olsun. Ramazan’ın ruhumuza sevgi, sabır ve hoşgörüyle doldurmasını temenni ediyorum. Evlerinize, işlerinize bereket getirmesini diliyorum. ''HERKES BEREKETSİZLİKTEN ŞİKAYETÇİ'' Maalesef ülkemizin dört bir yanında herkes bereketsizlikten şikayetçi. Az kazanan da çok kazanan da o eski bereketli günleri arıyor. Enerjisi tükenmiş, millete saygısı, sevgisi kalmamış bu iktidar, ülkenin bereketini kaçırıyor. Adaletten, faziletten o kadar uzaklaştılar ki hiçbir işleri vatandaşın hayrına olmuyor. Bereket kapısının iki anahtarı vardır: Gayret ve Adalet. Gayret göstermez, adaletli davranmazsanız hiçbir işinizde bereket olmaz. Gücünüz, zenginliğiniz size de başkasına da fayda getirmez. İktidar işte tam bu durumda. Ülkenin sorunlarını çözmek için gayret gösterecek enerjisi de hevesi de kadrosu da kalmadı. Milletten o kadar uzaklaştılar ki kibir ve hırsa o kadar yenik düştüler ki vicdanlarını, adalet duygularını tamamen kaybettiler. Onlar artık ülkenin sorunlarını çözmek için iş başında değiller; onlar sadece iş peşindeler. Koltuklarını korumak için kirli ve karanlık işler peşindeler. Demokratik koşullar altında asla seçimi kazanamayacaklarını bildikleri için milletin iradesini baskı altına alarak, zorbalıkla istediklerini elde etmeye uğraşıyorlar. Demokrasi tarihimizde rakibiyle adil bir seçim yarışına girmekten bu kadar çok korkan başka bir siyasetçi yoktur. Rakibini saf dışı etmek için devletin tüm imkanlarını bu kadar çok istismar eden başka bir yöneticiyi görmedi bu ülke. ''BENİ TAMAMEN TECRİT ETMEYE ÇALIŞIYORLAR'' Sosyal medya hesaplarımı, sesimi, görüntümü yasaklayan bu akıl şimdi de beni zindanda tamamen tecrit etmeye uğraşıyor. Yeni Adalet Bakanı göreve başladığından beri milletvekillerinin beni ziyaret etmesine izin vermiyorlar. Sırf beni tecrit etmek maksadıyla avukatların tutuklu müvekkillerini ziyaret etmesini zorlaştıracak düzenlemeler getirmeye çalışıyorlar. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dedikleri bu rejimde bakanlar, devletin ve milletin değil sadece bir şahsın bakanı konumundalar. İşte bu bir şahsın adalet bakanı; beni ve arkadaşlarımı yargılama müsameresinde her türlü figüranlığı bizzat üstlenmiş durumda. Bu yargılama müsameresini yazıp yöneten şahsa sesleniyorum: Vaktiyle sen de yargılandın. Bir gün bile tutuklanmadan, bir sanık olarak bütün haklarına riayet edilerek yargılandın. Ne ailenle tehdit edildin ne milletvekilleriyle, avukatlarınla görüşmen engellendi. O gün senin için hukukun gereği yerine getirildi. Bugün benim ve arkadaşlarım için hangi siyasi projenin, hangi koltuk hesabının gereği yerine getiriliyor? Sevgili kardeşlerim; hukuktan, demokrasiden uzaklaşan iktidarlar milletten de uzaklaşırlar. Çünkü hukuk ve demokrasi; milletin adalet ve hürriyetinin teminatıdır. Hukuk ve demokrasi; insanca yaşam ve güvenli gelecek garantisidir. Milletin talebini duymazdan gelip yok saymaya çalıştıkları o sandık kurulacak ve milletçe hukuka, demokrasiye, cumhuriyete sahip çıkacağız. ''MERHAMETSİZ REJİMLERDEN BİRİ OLMAYACAK'' Türkiye bir daha asla hakkını arayanların yargı yoluyla bastırılıp zulme uğratıldığı baskıcı rejimlerden biri olmayacak. Türkiye bir daha asla gelir dağılımında utanç verici bir adaletsizliğin yaşandığı merhametsiz rejimlerden biri olmayacak. Hukukun ve demokrasinin teminatı altında insanca ve hakça bir düzen kuracağız. Milletçe huzura, refaha, mutluluğa hasretimiz bitecek. Bu topraklarda artık sadece adalet, hürriyet, bolluk ve bereket, birlik ve kardeşlik hüküm sürecek. Her şey çok güzel olacak." Özel'in konuşmasından satırbaşları: ''Emeğin başkentinde bu güzel meydanı saygıyla selamlıyorum. Canım Kocaeli'nin yeşiline merhaba, denizine merhaba. Bu meydanı dolduran her görüşten ama iradesine sahip çıkan, haktan hukuktan adaletten yana olan Kocaeli'nin bütün demokratlarına merhaba.'' "BU MEYDAN BİR PARTİYE AİT DEĞİLDİR" "Kocaeli ile aramıza uzun yıllar girdi. 1999’dan bu yana Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadık. Ama burada kusuru Kocaeli’nde aramadık, kusuru kendimizde aradık ve hiç Kocaeli’ye küsmedik. Onun tercihine burun kıvırmadık, Kocaeli’ne sırtımızı dönmedik. İzmit Belediyesi’ni iki seçimdir kazanırken bu seçimde onun yanına Derince’yi ve Karamürsel’i ekledik. Derince’ye, Karamürsel’e, İzmit’e ve bütün Kocaeli’ne selam olsun. Bu güzel bu güzel meydan için ki bu meydan bir partiye ait değildir ama ev sahipliği için Kocaeli örgütümüze, il başkanımıza, tüm ilçe başkanlarımıza teşekkür ediyorum. Kocaeli’nin birbirinden çalışkan üç değerli milletvekiline; Harun Yıldızlı’ya, Nail Çiler’e, Muhip Kanko’ya teşekkür ediyorum. İzmit’te İzmit’te verdiğiniz yetkiyi kullanıp bir dönem hizmet edip bir sonraki dönem iki kişiden birinin oyuyla seçilen ve çok değerli kardeşim Fatma Kaplan Hürriyet’e, Derince’de Sertif Gökçe’ye, Karamürsel’de Ahmet Çalık’a verdiğiniz destekler için bir kez daha hepinize teşekkür ediyorum. "GARİBAN ANNEYE ARAÇ TAHSİS EDENLERE HELAL OLSUN" "Bugün burada İzmit’te Fatma Kaplan Hürriyet’in yaptıkları önümde. Geçmişte mecliste de birlikte çalıştık. Tabii Tahsin Tarhan’ı, Haydar Akar’ı, Kocaeli’nden birlikte çalıştığımız önceki dönem milletvekillerimizi de selamlayarak meclisten sıra arkadaşımın memleketinde yaptıklarını gördüm. 0-2 yaş bebeği olanlar için örnek bir uygulama Anne Taksi çalışıyor. Türkiye’de yapılan her hizmet bir başka belediyeye ilham oluyor. Anne Taksi uygulaması 2 yaşına kadar çocuğu olan annenin bir telefonuyla emrine amade bir belediye aracı tahsis ediliyor. İstanbul Büyükşehir’i AK Parti’den aldığımızda, İstanbul Büyükşehir’in kamunun parasıyla AK Parti ilçe başkanlığına, il başkanlığına, kadın kollarına tahsis ettiği araçlar koca bir meydana sığmamıştı. Listelerini gösteriyoruz tek birine itiraz edemiyorlar. Partisine, yandaşına değil doğum yapan gariban anneye araç tahsis edenlere helal olsun. "BU KADAR YÜKSEK VERGİ VEREN BİR ŞEHİRDE YOK YOK OLMASI LAZIM" "Kocaeli vergi vermede, vergi sıralamasında bazen üçüncü bazen ikinci. Özellikle kişi başına vergide her zaman Türkiye birincisi. Ayrıca vergi sadakatinde, yani kesinleşen vergiyi ödemede %98’lik oranla açık ara her zaman birinci. Öyle ki, bu kadar yüksek vergi veren bir şehirde yok yok olması lazım, her şeyin tam olması lazım ama söylediler inanmadım, "kontrol edin" dedim, baktım; sağlık hizmetlerinde 81 ilde sağlık yatırımında 61. sırada. Öyle ki, "nasıl olur?" diyorsunuz; mesela Darıca, 250 bin gece nüfusu olan, gündüz nüfusu bunun birkaç katına çıkan Darıca’da hastane var, tabelası yok. Bir başka hastanede şimdi metrolar yüzünden boşaltılması gündemde. Zaten 61. sırada olan yatırım daha da kötüye gidiyor her geçen gün. Kocaeli gibi bir yer, en çok verginin kişi başına toplandığı yerde, örneğin 5 dönemdir bir metro bitirmediler, bir metroyu bitirmekten acizler. Bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi’ne bir karşılaştırma yapmıştım; hem şehrin çok hoşuna gitti hem de AK Partililerin sinirlerini bozdu. Trabzon’a gittim, aynı böyle; 5 dönemdir belediye AK Parti’de, bir tane metro yok. Dedim "Bu nasıl iş? Bu nasıl iş?" İstanbul’da bir tane Trabzonlu 10 tane metro yapıyor; Trabzon’da dördü milletvekili, dördü bakan, biri büyükşehir, biri Ortahisar belediyesi, 10 tane AK Partili bir tane metro yapamamış." "KARTEPE’YE BİR DESTEK DE TARKAN’DAN BEKLİYOR KOCAELİ" "Ben de Tarkan’ı çok seviyorum, bizim ekip de çok seviyor da şurayı bir daha çek. "Oynama şıkıdım şıkıdım" çal bir yandan, ver müziği. Kartepe’yi Kansertepe, İzmit’i Kanserovası yaptırmayacağız. Hurda Demir Çelik Fabrikasına Hayır, Kartepe Çevre ve Yaşam Platformu. Tarkan da inşallah bunu duyar, bu akşam Kartepe’ye bir destek de Tarkan atar inşallah. Tarkan’a bir kocaman alkış. Yıllar sonra döndü geldi, harika konserler yapıyor. Atatürk’e çok saygısı var, bu ülkeyi seviyor, doğasını seviyor. Kartepe’ye bir destek de Tarkan’dan bekliyor Kocaeli." ''DİLOVASI'NDAN AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİ ÇIKTI'' "Bu şehir yakın tarihte bütün Türkiye’yi kahreden, çok üzen olaylar yaşadı. Bunlardan bir tanesi Dilovası’nda denetimsiz, kaçak bir iş yerinde 6 emekçimiz can verdi. Tuğba Taşdemir, Nisa Taşdemir ve Cansu Esatoğlu; 18 yaşından küçük çocuk işçilerdi. Asgari ücret dahi almıyorlardı. SGK girişleri işçilerin yangından sonra, yangın günü yapılmaya çalışıldı. Ve öyle bir noktadayız ki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında 36 bin 626 emekçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Diğer yandan 836 çocuk işçi sadece son 13 yılda hayatını kaybetti. Dilovası’ndaki 3 çocuk işçinin kaybı bir kez daha konuya dikkatleri çekti. Biliyorsunuz o facianın ardından da her zaman olduğu gibi AK Parti’nin kara düzeni çıktı. Niye? 14 Nisan 2022, pandemi. Grup Başkanvekiliyim, Meclis’te bir marka kolonya; Lakton, her yerde o. Dedim ki: "Bu kolonya nereden gelmiş? Bunun ihalesini kim yapmış?" İhale yok. Efendim firma Tekirdağlı, bunları hediye verdi. Eşeledikçe eşeledik, tek firmanın sokulduğu davet usulü bir ihale çıktı. O firmanın üzerine gittik; firma hakkında yurt dışından parfümeri ham maddesi getiriyoruz diye uyuşturucu getirdiği iddiaları çıktı. Yargılandılar, bir şekilde beraat ettiler ancak burada 6 işçinin yandığı o kaçak işletmenin ardından bu aynı firmanın akrabaları, aynı kişinin yeğenleri, kuzenleri çıktı. O günlerde "Soruşturma nereye varırsa varsın" diyorlardı, 104 gün geçti, hâlâ daha kamu görevlisi yok. Yanan yerle ilgili kamu görevlilerinin yargılanmasına yönelik olarak yapılan başvuruların hiçbir tanesine cevap alınamıyor. Bina, İŞKUR binasının yanı başındaydı. 10 adım atılsa kaçak işçiler tespit edilirdi. Mahalleliler "Çocuklar çalışıyor" diye gördü, CİMER’e başvurdular ama buna göz yumdular. Bu durumda bile 104 gündür İŞKUR’un dibinde yaşanan bu felaket örtbas edilmeye çalışılıyor. Bir kez daha bunu buradan, Kocaeli’nden, o acının yaşandığı şehirden bütün Türkiye’ye haykırmak, bunu bir kez daha duyurmak istiyorum." ''GEBZE'DE DE BÜYÜK BİR ACI YAŞADIK'' "Ayrıca Dilovası’nda yüreğimiz yandı yetmedi, Gebze’de de büyük bir acı yaşadık. Metro inşaatı sırasında, üstünde bu metro inşaatının yarattığı sarsıntıdan dolayı bir bina çöktü, 4 canımız, 4 insanımız hayatını kaybetti. Bakın, Makina Mühendisleri Odası, bu iktidarın en çok kızdıkları mühendisler, mimarlar, akademik odalar. Bunlar iktidarın arka odası değil, arka bahçesi değil. Doğruya doğru der, yanlışa yanlış. Bir zaman örneğin asansörlerle ilgili bizim parti bir yanlış karar vermiş bazı belediyeler, bizi de eleştirdiler. Çağırdık, dinledik, doğrusunu söyledik, doğruya döndük. Bunların işi doğruyu söylemek. Ve Makina Mühendisleri, bu iktidarın kızdığı, yetkilerini kıstığı Makina Mühendisleri bu faciadan önce demişler ki: "Bu metro inşaatı tehlikeli, evler çölebilir, hayati tehlike var". Onu dinlememişler. Yaşananlardan sonra biz bunları ifade edince meydana çıkıp ilk hemen hızlı Bakan, ilk açıklama; Ulaştırma Bakanı: "Bizimle ilgisi yok". Arkadan bu rapor çıktı: "Bizimle ilgisi yok". Ama arkadan ön inceleme raporu çıktı, bütün mahalleyi boşalttılar. Onlarla ilgisi var, yenileri de çökecek. 104 gün oldu, rapor yok ortada. Rapor yok ve bu Ulaştırma Bakanı hâlen daha görevde. Öyle bir memleket ki, kuvözdeki yeni doğan bebekleri öldürürler, göreve devam. Otel yanar Kartalkaya’da, sorumlu bakan göreve devam. Attığı her adım bir felaket, tarihteki en büyük rezalet, Milli Eğitim Bakanı göreve devam. İstanbul’daki seyyar giyotin gelmiş Ankara’ya, Türkiye’deki adaletin başını vurmaya. ''SANDIK GELECEK!'' Elle tutulacak tarafları yok ama şu kadarını söyleyeyim şu meydana; artık biz Tayyip Erdoğan’dan bakan değişikliği istemiyoruz. Biz Tayyip Erdoğan’dan emekliye zam, asgari ücrete düzenleme, çiftçiye destek hiçbir şey istemiyoruz. Bir tek şey istiyoruz, ne istiyoruz? Sandığı istiyoruz! Sandık gelecek, AK Parti’nin kara düzeni bitecek; halkın, emekçinin, bu milletin iktidarı başlayacak."

Seçil Erzan ilk kez konuştu: "Dolandırıcı değilim" Haber

Seçil Erzan ilk kez konuştu: "Dolandırıcı değilim"

Cezaevinde bulunan eski banka müdürü Seçil Erzan'ın ailesi Kanal D'de yayınlanan "Neler Oluyor Hayatta" programında konuştu. Teyzesi Makbule İnan, bu büyüklükteki para trafiğinin tek başına yürütülemeyeceğini öne sürerek, Erzan'ın suça yönlendirilmiş olabileceğini ve asıl sorumluların yurt dışında olduğunu iddia etti. Ayrıca İnan, Erzan'ın aileden kimseyle görüşmediğini belirterek Alzheimer hastası annesi Fatma Erzan'ın kızını çok özlediğini ve onunla görüşmek istediğini aktararak çağrıda bulundu. Bu gelişmenin ardından Seçil Erzan programın sunucusu Hakan Ural'a bir mektup göndererek sessizliğini bozdu: "Annemi görmeye kalbim dayanamadığı için, programınızı izleyemedim. Fakat yorumlarınızı öğrendim. Size, tarafsız, adil, hakkaniyetli tavrınız için çok teşekkür ederim. Aklın yolu bir. Doğruya, tarafsızlığa, mantığa, gerçeklerin ortaya çıkmasına ve adalete çok ihtiyacım var." Soruşturmanın başlangıcından itibaren, maalesef gerçeklerin bambaşka yansıtıldığı, güçlünün haklı gösterildiği ve kişilerin ‘medyatik olmalarının doğruyu söylüyor' kabulü gördüğü aleyhime İlerleyen yargılama süreçleri yaşadım." Belirttiğim gibi, sizin de gördüğünüz gibi, yansıtılan gerçekle maddi gerçek farklı. Ayrıca yargılama sürecinin neredeyse sonlarına kadar yeterli hukuki desteği de alamadım. Ta ki sn. Avukat Ersan Bakır ve Nazmi Kobal dosyama müdafi olana kadar. Size, tüm samimiyetimle olaylar örgüsünü, yaşananları, gerçekleri ve kusurlarımı da anlatmak isterim." Yüzde yüz emin olabilirsiniz, dolandırıcı değilim ve asla suç işlemek amacıyla hareket etmedim, menfaat sağlamadım, kimsenin menfaat sağlamasını istemedim, her şeyimi bu para hırsı olan insanlara verdim. Ben, para hırsı insani değerlerini yok etmiş kötü şahısların karşısında yalnız, güçsüz bir kadın olarak başa çıkamadım... Sevgiler"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.