Hava Durumu

#Yatırım

Haberin Analizi - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Başkan Bozbey: Bursa, Avrupa'ya örnek kent olacak Haber

Başkan Bozbey: Bursa, Avrupa'ya örnek kent olacak

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, yıllarca halkın talep ve önerilerini dinleyerek yönettikleri Nilüfer’i, Türkiye’de ve yurt dışında örnek alınan bir ilçe haline getirdiklerini söyleyerek, “Hayata geçireceğimiz projelerle Bursa’yı da Türkiye’nin ve Avrupa’nın örnek kentlerinden biri yapacağız” dedi. BURSA (İGFA) - Bursa’da sorunları yerinde tespit edip hızlı çözümler üretmek ve Bursa’yı ortak akılla yönetmek amacıyla başlatılan ‘Başkan Bozbey Burada’ projesinin son durağı Nilüfer ilçesi oldu. Karafatma Meydanı’nda vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan Başkan Mustafa Bozbey, Nilüferlerle sohbet edip fotoğraf çektirdi. Ramazan ayının bereketini ve manevi iklimini her gün farklı bir ilçede düzenlenen iftar programıyla, hep beraber yaşadıklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, proje kapsamında da her 15 günde bir farklı bir ilçeyi ziyaret ettiklerini hatırlattı. Nilüfer ilçesinin hizmet yolculuğunda ayrı bir yeri olduğunu vurgulayan Başkan Bozbey, “Yıllarca halkımızın talep ve önerilerini dinleyerek yönettiğimiz Nilüfer’i, Türkiye’de ve yurt dışında öncü olan, en iyi tanınan ve örnek alınan bir ilçe haline getirdik. Bu eser, halkımızın eseridir. Edindiğimiz birikimleri şimdi diğer ilçelere yayıyoruz. Amacımız, kentimizi katılımcı bir anlayışla yönetmektir. Kentin geleceğini, mahallesini düşünen, fikirlerini beyan eden tüm hemşehrilerime teşekkür ediyorum. Hayata geçireceğimiz projelerle Bursa’yı da Türkiye’nin ve Avrupa’nın örnek kentlerinden birisi yapacağız” diye konuştu. DOĞRU YÖNETİM, GÜÇLÜ VE PLANLI YATIRIM Bursa’nın ve Nilüfer’in hızla büyüdüğünü anlatan Başkan Mustafa Bozbey, büyümeyi doğru yönetmek için güçlü ve planlı yatırımlar yapmak zorunda olduklarını anlattı. Nilüfer’in birçok mahallesinde yol çalışmalarının aralıksız sürdürüldüğünü belirten Başkan Bozbey, yeni kurulan mahallelerde de bulvar düzenlemelerinin devam ettiğini ifade etti. Kırsal mahallelere de ayrıca önem verdiklerini dile getiren Başkan Bozbey, “Vatandaşların köylerini terk etmeden ve gelecek kaygısı taşımadan yaşam sürmesini arzuluyoruz. Bunun için altyapıdan üstyapıya kadar birçok konuda yatırımlarımızı sürdürüyoruz” dedi. Türkiye’nin ve Bursa’nın deprem bölgesinde yer aldığını hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, bu kapsamda lojistik olarak Ürünlü’de yer belirlediklerini söyledi. Yine Ürünlü’deki yaklaşık 700 dönümlük alan için proje hazırladıklarını, Hazine’den talep edildiğini ve onay beklediklerini anlatan Başkan Bozbey, bölgeye Bursa'nın fethinin 700. yılı anısına ‘700. Yıl Kent Parkı’ adının verileceğini belirtti. Diğer taraftan Balkan Mahallesi’nde 34 bin metrekarelik parkın tamamlandığını aktaran Başkan Bozbey, ilçenin farklı noktalarında da park ve yeşillendirme faaliyetlerinin sürdüğünü belirtti. ULAŞIM YATIRIMLARI SÜRÜYOR Nilüfer’in Bursa’nın en genç ilçelerinden birisi olduğunu dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, “Nilüfer, gençlerin de yoğun olarak yaşadığı bir ilçedir. Bu kapsamda ilçede hem sosyal ve kültürel faaliyetleri artırmayı, hem de ulaşım yatırımlarını gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Raylı sistemler, yeni yollar ve köprü geçişleriyle ilgili planlamalarımızı yaptık. Çalı’dan Demirtaş’a kadar gidecek olan raylı sistem projemiz var. Planlama ve proje çalışmaları devam ediyor. Diğer taraftan Görükle’den, üniversiteden Balkan Mahallesi’ne kadar uzanacak olan hatla ilgili depo alanı inşaatı devam ediyor. Bu çalışmayı Bakanlık yapacak. Anlaşmalarımız var. Yakın zamanda ihalesi yapılarak startını vermek istiyoruz” diye konuştu. BAŞKAN BOZBEY’DEN EKOKENT AÇIKLAMASI Yeni bisiklet yollarını da mevcut olanlarla entegre hale getirmeyi planladıklarının altını çizen Başkan Bozbey, kentsel dönüşüm çalışmalarının da hızla sürdüğünü hatırlattı. Zaman zaman yaşanacak sorunlara karşı ekiplerin bölgesel olarak çalışma yaptığını anlatan Başkan Bozbey, kentsel dönüşümü bütüncül düşündüklerini ve parça parça uygulanmasını arzuladıklarını aktardı. Gelen nüfus için okul alanı, sağlık ocağı alanı, kreş alanı, yeşil alan ve otopark gibi ihtiyaçların önceden üretilmesi gerektiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa’da bina yenilenmeleri var ama kentsel dönüşüm olarak ifade edilecek bir alan yok. Ekokent planı da mahkeme tarafından iptal edildi. Sonra yeni bir düzenleme yapıldı. Böylece son aşamaya gelindi. İlk plandan zamanında vazgeçilmiş. Şu anda kalan kısıtlı alana planlama yapılıyor. Aslında 260 bin nüfuslu bir alandı. Uydu bir kentti. Her şey çözülmüştü ama zamanın yöneticileri bunu hasıraltı ettiler. O bölgede kötü yapılaşma ortaya çıktı. Şimdi gerçek ihtiyaçları ortaya koyan bir plan yaptık. Yakın zamanda onaylanacaktır” dedi. Başkan Bozbey, konuşmanın ardından mobil makama geçerek tek tek vatandaşların talep ve önerilerini dinledi. İtalya’nın Jesolo kentinde 10–15 Mart 2026 tarihleri arasında düzenlenecek WAKO Dünya Kupası’nda ülkemizi temsil edecek olan Bursalı kickboks sporcu Esila Esma Sağır da Başkan Mustafa Bozbey’i ziyaret etti. Genç sporcuya başarılar dileyen Başkan Bozbey, Ay-yıldızlı bayrağımızı en iyi şekilde temsil edeceğine yürekten inandığını belirtti. Alanda bulunan sağlık otobüsü vatandaşların muayenesini ücretsiz yaparken, çeşitli stantlarda da Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmaları anlatıldı.

Uzmanlardan taban uyarısı: Asıl düşüş daha başlamadı Haber

Uzmanlardan taban uyarısı: Asıl düşüş daha başlamadı

Heraeus kıymetli metaller analistlerine göre altın ve gümüş fiyatları tarihi yükselişlerin ardından gelen düzeltme sürecini henüz tamamlamadı. Ocak ayı sonunda sona eren dramatik rallide gümüş yıllık bazda yüzde 322, altın ise yüzde 115 değer kazanmıştı. Geçmişteki (1980 ve 2011) benzer zirveleri inceleyen analistler, bu tür keskin yükselişlerin ardından genellikle yüzde 40 ila yüzde 70 arasında bir fiyat düşüşü yaşandığını hatırlatıyor. Şu anki düşüşün henüz birkaç hafta sürdüğüne dikkat çeken uzmanlar, kalıcı taban oluşumunun aylar, hatta yıllar alabileceğini belirtiyor. JEOPOLİTİK RİSKLER VE "GÜVENLİ LİMAN" DESTEĞİ Fiyatların daha derin düşüş yaşamasını engelleyen en büyük faktör ise jeopolitik riskler. • İran Çatışması: Hafta sonu ABD, İsrail ve İran arasında karşılıklı füze saldırılarıyla tırmanan gerilim, güvenli liman talebiyle altın fiyatlarını destekledi. • Gümrük Vergisi Belirsizliği: ABD Başkanı Trump’ın genel yüzde 10 gümrük vergisi getirmesi ve ticaret anlaşmalarının geleceğine dair şüpheler, piyasalardaki ekonomik belirsizliği artırarak altına olan ilgiyi canlı tutuyor. GÜMÜŞTE ETF YATIRIMCISI İYİMSER, ÇİN’DE LİKİDİTE ADIMI Gümüş cephesinde ise yatırımcı davranışları farklılık gösteriyor: • ETF Hareketleri: Küresel gümüş ETF varlıkları geçen hafta 18 milyon onsun üzerinde artış göstererek yatırımcı iştahının devam ettiğini kanıtladı. Ancak toplam varlıklar hala aralık ayı sonundaki seviyelerin altında seyrediyor. • Çin’den Müdahale: Şanghay Altın Borsası (SGE), piyasadaki likiditeyi artırmak amacıyla gümüş için teminat oranlarını yüzde 27'den yüzde 24'e düşürdü. Altın için de teminat oranları 3 puan indirilerek yüzde 18 seviyesine çekildi. KÂR SATIŞLARI SONRASI GÜNCEL TABLO Altın ons başına 5.400 dolar zirvelerinden geri çekilerek 5.294,29 dolar seviyelerinde dengelenme çabasında. Gümüş ise seans içinde 96 doların üzerini görse de altın fiyatlarındaki düşüşe paralel olarak geri çekilme kaydediyor. Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Kaynak: Mynet

Altın yatırımcıları dikkat! Haber

Altın yatırımcıları dikkat!

Yeni haftadaki piyasa durumunu değerlendiren Eryılmaz, "Petrol fiyatları son dönemde yükseldi; gıda fiyatlarında Ramazan etkisi hissediliyor. Sahada, pazarda ve markette fiyat artışları net şekilde gözleniyor. Restoran ve hizmet sektöründe de ciddi fiyat farklılıkları var. Elbette tüm artışları fırsatçılıkla açıklamak doğru değil; maliyet baskısı gerçek. Ancak bazı alanlarda artışların maliyetle tam açıklanamadığı da görülüyor. Bu tablo, kısa vadede aylık enflasyonun yüzde 3’ün altına inmesini zorlaştırıyor. Yıllık enflasyonda da geçici yukarı yönlü hareketler görülebilir" dedi. 2026 perspektifinde ise bazı sektörlerin öne çıktığından bahseden Eryılmaz, "Bankalar ve holdingler yabancı yatırımcının ilk baktığı alanlar olmaya devam eder. Faiz indirim süreci bankacılık sektörü için destekleyici olur" dedi. YILIN İKİNCİ YARISINDA İVME ARTABİLİR Perakende tarafının zaten güçlü bir ivme yakaladığını değerlendiren uzman isim; yılın ikinci yarısında bu ivmenin artabileceğini belirtti. "Savunma sanayii hisseleri değerleme olarak pahalı görünse de güçlü hikâye fiyatlamayı destekliyor. Gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve çimento şirketleri de faiz indirimi ve olası canlanma senaryosunda dikkat çekebilir. Ulaştırma tarafında jeopolitik risklere bağlı baskı var" diyen Eryılmaz, riskler azalırsa ikinci yarıda toparlanma görülebileceğini ifade etti. Mart–Nisan döneminde faiz indirim sürecinin hız kesmesi ihtimalini açıklayan Eryılmaz, "Böyle bir durumda borsada sert bir düşüşten ziyade yükseliş hızının azalması ve dönemsel düzeltmeler daha olası görünüyor. Ekstra bir jeopolitik şok olmadığı sürece ana yönün yukarı kalması beklenebilir" dedi. Merkez Bankası’nın 50 baz puanlık bir indirim yapması temel senaryo olabileceğini değerlendiren Eryılmaz, "Ancak enflasyon ve petrol fiyatları belirleyici olacak. Gerekirse pas geçme ihtimali de tamamen masadan kalkmış değil. Küresel tarafta ise ABD verileri, Fed’in faiz indirim takvimi ve jeopolitik gelişmeler yakından izlenmeli" dedi. ALTIN BELİRSİZ SEYRE DEVAM Altın fiyatları tarafında belirsizlik temasının güçlü kalmaya devam ettiğinin altını çizen Eryılmaz, küresel riskler, jeopolitik gerilimler ve büyüme endişelerinin altını desteklediğini söyledi. Gram altın iki bileşene bağlı hareket ediyor: Ons altın, Dolar/TL Eryılmaz, "Küresel belirsizlikler (jeopolitik riskler, ABD verileri, Fed belirsizliği, Orta Doğu gerilimleri) devam ettiği sürece ons altın destek bulmaya devam edebilir. Altın zaten “belirsizlikten beslenen” bir varlık. Risk arttıkça talep artıyor" dedi. GERİLİM ARTARSA ALTIN UÇAR Eryılmaz, "Gram altında yukarı yönlü potansiyel sürüyor; özellikle küresel belirsizlikler devam ederse bu eğilim korunabilir" dedi. Gümüşte son dönemde görülen güçlü yükselişin tamamen sürpriz olmadığını belirten Eryılmaz, "Öncesinde altına göre daha sert bir düzeltme yapmıştı. Hem teknik tepki hem de sanayi metali olması nedeniyle küresel büyüme beklentilerindeki değişime daha duyarlı. Tarifelerin gevşetilmesi ve küresel ticaretin canlanması beklentisi gümüşü destekliyor" dedi. Uzun vadeli “adil değer” olarak 70–75 dolar bandının makul bir denge alanı olarak görülebildiğinden bahseden Eryılmaz, "Bundan sonraki hareketlerde temel dinamikler, küresel büyüme görünümü ve merkez bankalarının politikaları belirleyici olacaktır" dedi.

Bursa'ya 4 yeni baraj geliyor Haber

Bursa'ya 4 yeni baraj geliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, “Bursa’nın su potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak için durmaksızın çalışıyoruz. Şu an inşaatı devam eden 4 büyük barajımız, Bursa’nın geleceğine can suyu olacak. Bu dev eserler tamamlandığında, 145 bin 275 dekar araziyi daha modern sulamayla buluşturacak ve şehrimize yıllık 34,38 milyon m³ içme suyu takviyesi sağlayacağız.” dedi. BURSA (İGFA) - Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için tüm gücüyle çalışırken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla da suyun her damlasına sahip çıkıyor. Son yıllarda etkileri güçlü şekilde hissedilen küresel ısınma ve iklim değişikliği suyun ve su yapılarının önemini her geçen gün daha da artığının altını çizen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’İklim değişikliğinin etkisiyle suyun zamansal ve mekânsal dağılımında yaşanan belirsizlikler ve aşırılıklar suya bağlı afetlerin hem sayısında hem etkinlik alanında hem de şiddetinde artışlara sebep olmaktadır. Bu çerçevede başta depolama tesislerimiz olmak üzere inşa ederek ekonomik ve sosyal yaşama kazandırdığımız tüm su yapıları kritik bir öneme sahiptir. Özellikle kurak periyotlarda vatandaşlarımızın ve tüm sektörlerin en büyük güvencesi olan depolama tesislerimiz büyük önem taşımaktadır. Havza özelliklerine göre planladığımız su depolama tesisleri, tüm sistemin sigortası olarak su çevriminin en önemli halkasını teşkil etmekte hem kuraklık hem de taşkın gibi ekstrem hidrolojik olaylar karşısında toplumsal ve ekonomik direnci artıran hayati altyapı tesisleri olarak öne çıkmaktadır. ‘’dedi. Suyu depolamak kadar önemli olan bir diğer husus, suyu asgari kayıpla son kullanıcısına iletmek olduğunu ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, ’Bu çerçevede, suyun ülkemizde ve dünyada en çok tüketildiği sektör olan tarım sektöründe hayata geçirdiğimiz modern uygulamalarla bu alanda önemli ilerleme kaydedilmiştir. Özellikle basınçlı borulu sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yapay zeka destekli sulama otomasyonu uygulamaları ve elektronik ölçüm sistemi (sayaç) takılan sulama tesisi sayısının artırılmasıyla suyun verimli kullanımı adına çok önemli adımlar atıldığını belirtti. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA,’ Günümüzde suyla alakalı meselelerde madalyonun bir yüzünde kuraklık varken diğer yüzünde taşkınların yer aldığını belirterek. Suyun verimli kullanımı ne kadar önemli ise taşan suların kontrolü de o denli önemlidir. Bu çerçevede sayılarını hızla artırdığımız yenilikçi taşkın kontrol tesislerimiz ve taşkın erken uyarı sistemlerimizle taşkın zararlarının asgariye düşürülmesi hususunda önemli başarılar elde ediyor, rekor denilebilecek nitelikteki yağışlarda can ve mal kayıplarının önüne geçiyoruz. ‘’dedi. DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, Bursa’ya kazandırılan dev eserlerin altını çizerek şunları kaydetti: “Su medeniyettir düsturuyla, kadim su kültürümüzü teknolojiyle harmanladık. Son 23 yılda Bursa’da hayata geçirdiğimiz 54 sulama tesisi sayesinde 493 bin 510 dekar araziyi suyla buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Toprağa düşen her damla su, Bursalı çiftçimizin emeğini berekete, memleketimizin ekonomisini ise güce dönüştürdü.” "Bursa’nın Su Hazinesini Baraj ve Göletlerimizle Geleceğe Taşıyoruz" DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, Bursa’nın tarımsal ve coğrafi gücüne vurgu yaparak şunları söyledi: “Bursa’nın iklimi üretim, toprağı bereket demek. Biz de bu potansiyeli en üst seviyeye çıkarmak için son 23 yılda 75 milyar 998 milyon TL’lik bir yatırım rekoruna imza attık. Şehrimize kazandırdığımız 25 baraj, 17 gölet ve 8 yer altı depolama tesisiyle tam 538 milyon m³ su depolama hacmine ulaştık. Modern su yapılarımızla Bursa’nın suyunu koruyor, toprağımızın gücüne güç katıyoruz.” "Bursa’da Yatırım Hamlesi Sürüyor: 4 Yeni Baraj ile Bereket Katlanacak!" DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, devam eden projeler hakkında müjdeler vererek şunları söyledi: “Bursa’nın su potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak için durmaksızın çalışıyoruz. Şu an inşaatı devam eden 4 büyük barajımız, Bursa’nın geleceğine can suyu olacak. Bu dev eserler tamamlandığında, 145 bin 275 dekar araziyi daha modern sulamayla buluşturacak ve şehrimize yıllık 34,38 milyon m³ içme suyu takviyesi sağlayacağız. Bizim için her damla su kutsaldır; o damlanın israf olmadan çiftçimize ulaşması en büyük önceliğimizdir.” “Bursa’ya Dev Koruma Kalkanı: Taşkın Riskine Karşı 27 Kalıcı Eser” Değişen küresel iklim koşullarının getirdiği riskleri, modern mühendislik projelerimizle yönetiyoruz. Bursa’da son 23 yılda tamamladığımız 27 taşkın koruma tesisi; şehir merkezimizden en uzak yerleşim yerlerimize kadar geniş bir alanda koruma kalkanı oluşturdu. 19 bin dekar verimli toprağımızı ve yerleşim yerlerimizi güvence altına alırken, yapımı devam eden 20 yeni projemizle riskleri minimize etmeyi sürdürüyoruz. Bursa’nın huzuru için projeler üretiyor, suyun gücünü kontrol altında tutuyoruz. Bursa’da Topraklar Birleşiyor, Tarımda Verimlilik Artıyor Bursa’da yürütülen arazi toplulaştırma çalışmalarının bölge tarımı için bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, tescil işlemlerinde gelinen son noktayı paylaştı. Bursa genelinde tamamlanan 5 büyük projede 439 bin 560 dekar alanın tescilinin tamamlandığını belirterek, inşaat aşamasındaki işlerden gelen 38 bin 200 dekarlık kısmi tescille birlikte, toplamda 477 bin 760 dekar arazinin toplulaştırıldığını açıkladı. Sahadan gelen geri dönüşlerin projenin başarısını tescillediğini ifade eden DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif BALTA, şunları kaydetti: “Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerimizin çiftçimiz nezdindeki karşılığını yakından takip ediyoruz. Projenin ilk aşamalarında belirli bir çekince ve ön yargıyla yaklaşan üreticilerimiz, uygulamalar neticelendikçe toplulaştırmanın sağladığı kolaylıkları ve ekonomik faydayı bizzat tecrübe ettiler. Bugün o ön yargıların yerini büyük bir memnuniyet ve teşekkür almış durumda. Çiftçimizin işini kolaylaştıran, yakıt ve zaman tasarrufu sağlayan bu projelerimize, sahadan aldığımız bu güvenle ara vermeden devam ediyoruz.” "Yeşil Bursa’da Temiz Enerji Hamlesi: 12 Dev HES Tesisi Devrede" Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına dikkat çeken Genel Müdür Mehmet Akif Balta, Bursa’daki enerji yatırımları hakkında şunları söyledi: “Suyumuzu sadece tarımda değil, enerjide de en verimli şekilde değerlendiriyoruz. İşletmeye aldığımız 12 HES tesisi ile yıllık 660 milyon kWh temiz enerji üreterek Bursa’nın ve Türkiye’nin kalkınmasına destek oluyoruz. Suyumuzdan aldığımız bu temiz gücü enerjiye dönüştürerek, geleceğe daha aydınlık bir Bursa bırakmak için çalışıyoruz.” Genel Müdür Mehmet Akif BALTA; “Biz DSİ olarak suyla alakalı tüm alanlarda su vatandır anlayışıyla çalışmalarımıza devam ediyor, suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında hiçbir fark görmüyoruz. Kullandığımız her damla suyu son damlasıymış gibi kullanmamız’ tavsiyesiyle sözlerimi noktalıyorum.” dedi.

Bu sene onun yılı olacak ! Haber

Bu sene onun yılı olacak !

Ev sahibi olmak isteyenler konut piyasasını yakından takip ediyor. 2025 yılı satış rakamlarının açıklanmasının ardından 2026 yılı için beklentiler de şekillenmeye başladı. Ev almayı düşünenler konut piyasasında yaşanan gelişmeleri merak ediyor. Ev alacaklar için bir yandan konut kredisi faiz oranları, bir yandan konut satışlarındaki hareketlilik, bir yandan da konut fiyatları tercihleri belirlemede etkili oluyor. Hem yatırım hem de oturum amaçlı konut almayı düşünenler 2026 yılına dair konut piyasası beklentilerini de araştırıyor. Sektördeki isimlerden milyonlarca kişinin merak ettiği piyasaya dair dikkat çeken değerlendirmeler geldi. İşte ayrıntılar... Gayrimenkul sektöründen Ramazan Taş, TGRT Haber'de yayınlanan Evrim Kırmızıtaş ile Emlak Dünyası programında 2025'deki konut satışlarını ve 2026 yılına dair beklentileri değerlendirerek şu ifadeleri kullandı: "2024 yılında 1.478.000 konut satışımız vardı ülkece. Yüzde 14.3'lük bir artışla 1.688.000 bir satış rakamına eriştik. Bu da gerçekten son yılların rekor bir rakamı. Burada tabii birinci el, ikinci el ayrımı var. Yaklaşık bunun 3'te 2'si yani %67'si ikinci el, %33'ü de birinci el oluyor. İkinci elde daha bir hareket vardı piyasada baktığımızda. Ama birinci elde yeni projeler de artık biraz arz da azalmıştı. Yeni yeni projeler şu an devreye giriyor. O tarafta da ufak ufak bir artış zaten var. 2025 baktığımızda aslında piyasada sektöre biraz durağanlık da hissediliyordu. Ona rağmen TÜİK rakamları gerçekten bayağı iddialı oldu. Yüksek bir rakamla satışlar kapanmış oldu. Orada şöyle bir şey de var tabii ki. Dediğimiz gibi ikinci elin orada bir yansıması çok. Orada biraz daha ucuz konutlarda da biraz hareketlenme vardı. Sıfırlar nispetten biraz daha azdı oradaki rakamlara baktığımızda da. KREDİ FAİZ ORANLARI DÜŞER Mİ? Kredi faizleri biz sektör olarak işte 0,99'lu oranlar vardı, 1'li oranlar, altın orandı o dönemde. Tabii o zaman diğer günkü 100 konutun 50'si krediyle satılırken şu anda geçen sene toplamda yüzde 14'lük kredili satışlara vesilesiyle oldu. Bu sene için tabii ki bütün sektör bekliyor. Merkez Bankası faiz indirimleri oluyor ama arzu edilen hızda değil, biraz daha yavaş yavaş iniyor. Orada bu sene için yani 1.99 bile olması en azından biraz daha hareketlendirir. Sene ikinci yarısından itibaren inşallah olur diye bekliyoruz. Enflasyon da biraz daha düşüşünü hızlandırırsa Ocak ayı verileri tabii çok arzu edilen gibi gelmedi ama sonraki etkiyle beraber baz etkisiyle beraber daha iyi olacağını umuyoruz. KONUT PİYASASI İÇİN 2026, 2025'TEN DAHA MI İYİ GEÇER? 2025 gerçekten artık en durgun dönemi aştık. 2026 zaten bütün sektör oyuncuları ve piyasadaki diğer yatırımcılar da daha iyi geçeceğini umuyor. İkinci yarı yıl itibarıyla 6. aydan sonra da daha hızlanacaktır. Biliyorsunuz faiz iki taraflı sektörümüzü etkiliyordu. Faiz getirisi yüksek olduğu zaman yatırımcı tarafında faizle değerlendirme durumu oluyordu. Bir de krediye erişebilmekte fark oluşuyor. Uygun faiz oranları olduğunda kredili satışlar artarak sektöre hareketlenme getirecek. 2026 daha iyi geçecek kesinlikle.

Fatih Altaylı'dan bomba kulis Haber

Fatih Altaylı'dan bomba kulis

Silivri’de 190 gün tutuklu kalan Altaylı, kişisel internet sitesinde yayımladığı köşe yazılarına geri döndü. Altaylı, son yazısını 1 Aralık 2025’te yayımlamıştı. Altaylı’nın yazıları, tutuklu kaldığı dönemde editörü tarafından YouTube kanalında da okunuyordu. Altaylı, aylar sonra yazdığı ilk yazısına “CHP Keçiören Belediye Başkanı’na teşekkür etmeliydi” başlığını attı. Altaylı, Özarslan’ın istifasının CHP’nin aleyhine değil, lehine olduğunu savundu. İddiaya göre Ekrem İmamoğlu’nun adaylığının engellenmesi ihtimalinde, adı öne çıkan Mansur Yavaş’a dönük olası bir “yolsuzluk operasyonu” Keçiören üzerinden kurgulanabilirdi. Altaylı'ya göre; Özarslan’ın istifası ve AKP'ye geçiş ihtimali, Yavaş açısından “riski azaltan” bir gelişmeydi. SEÇİM İÇİN İKİ ŞART Altaylı, erken ve baskın seçim tartışmalarına da değindi. Seçimin olabilmesi için, Ekrem İmamoğlu’nun adaylığını “kesin” biçimde engelleyecek bir yargı kararının çıkması ve Mehmet Şimşek’in görevden ayrılması gerektiğini yazdı. Altaylı, şunları ifade etti: "Ekrem İmamoğlu’nun seçime katılamaması kesinleşmeden seçim olmaz. Bu gerek şart ama yeter şart değil. Bir diğer önemli emare ise Mehmet Şimşek’in kabine dışı kalması. Mehmet Şimşek ekonomiden sorumlu bakanlık koltuğunda otururken AK Parti seçime gitmez. Eğer bir seçim olacaksa, en az altı ay öncesinde Mehmet Şimşek görevden affını ister ve yerine gelecek Bakan, ismi hiç önemli değil, muslukları açar, zamlar yapılır, gerekli gereksiz tüm yatırımlar onaylanır, seçim ekonomisine geçilir. Bu ikisi olmadan seçim falan olmaz." BOMBA MEHMET ŞİMŞEK KULİSİ Altaylı, yazısında Mehmet Şimşek’le ilgili dikkat çeken bir kulis de paylaştı. Buna göre Şimşek’in yurt dışı ziyareti sırasında, diğer bakanlar apar topar “ödenek, yatırım, kadro” taleplerini imzalatmaya çalıştı. Altaylı, şunları yazdı: "Geçen hafta kabine toplantısı vardı ve Mehmet Şimşek, çeşitli toplantılar için yurt dışında olduğundan toplantıya katılamadı. Bu durum bilindiği için kabine toplantısı öncesi tüm bakanlar arasında şöyle bir mesaj trafiği yaşandı. “Herkes imzalanacak ne kadar ödenek talebi, yatırım talebi, kadro tahsis talebi varsa getirsin. Hazır Şimşek yokken hepsi imzalanır.” Hangi bakanlar ne getirdi, neler imzalandı bilmiyorum. Ama Şimşek’in yokluğunun kabinede böyle bir heyecan dalgası yarattığını biliyorum" Öte yandan Altaylı'nın yazısı da şöyle: "Uzun bir aradan sonra yeniden yazmaya başlamak kolay değilmiş. Tıpkı ciddi bir sakatlıktan dönen sporcular gibi… Ama başlamak lazım, sonsuza kadar düz koşu yapacak halimiz yok. Form kazanmak zaman alabilir ama sahaya çıkmak bunun ilk şartı. Bugün sahalara dönüyoruz. Aslında birikmiş çok şey var yazacak ama öncelikle gündemden düşmek üzere olan bir konuyu yeniden konuşmak lazım. Ankara Keçiören’in CHP’li belediye başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa edip, AK Parti’ye katılamaması epey konuşuldu. Özellikle de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in müstafi CHP’li başkana mesajları ilgiyle takip edildi. Küfür yoktu belki de ama oldukça ağır mesajlardı. Hak edilmemiş olduklarını söylemek güç. Özel biraz da aldatılmışlık hissi ile ağır cümleler sarf etmiş Özarslan’a. Türk siyasetinin son yıllarındaki genel seviyeye uygun laflar aslında, “Aaa, bunlar nasıl cümleler” diyecek halim yok. Son 20 yılda neler neler duydu bu kulaklar, Özgür Özel’inkiler hafif bile kalır. Ancak ben Özgür Bey’in Mesut Özarslan’a bu kadar kızmasını garipsedim. Çünkü aslında Keçiören Belediye Başkanı’nın istifası CHP’nin aleyhine değil, lehine bir gelişmeydi. Hem partiyi hem de partinin önemli isimlerinden, cumhurbaşkanlığı adaylığının ikinci ama güçlü adayı Mansur Yavaş’ı rahatlatacak bir istifa idi. Keçiören Belediye Başkanı’nın CHP’den istifası, hele hele bir de AK Parti’ye katılması, CHP ve Yavaş açısından duble kaymaklı ekmek kadayıfı idi. Niyesini merak ediyorsanız anlatacaklarımı dinleyin lütfen. Biliyorsunuz, cezaevinde bulunduğum 7 aya yakın süre boyunca muhalefet siyasetçileri ile normal hayatta görüşmediğim kadar çok görüştüm. Ekrem İmamoğlu’nun adaylığının engellenmesi halinde, CHP’nin alternatif cumhurbaşkanı adayının Mansur Yavaş olma ihtimalinin çok yüksek olduğu hepinizin malumu. Ancak CHP içinde de Yavaş’ın aday olmaktan çekindiği, daha doğru bir tabirle “tırstığı” yolunda genel bir kanaat hakim. Bu “çekingenliğe” hak vermiyor da değiller. İmamoğlu’nun başına gelenlerden sonra, adaylığının açıklanması durumunda Yavaş’ın da bir operasyona tabi tutulacağından kimsenin kuşkusu yok. Bunun da üç beş dandik konser soruşturması ile olması mümkün değil. Polis derneklerine sanatçıların neredeyse bedava verdiği konserlerin ücretleri ile belediyelere kesilen faturaları karşılaştırıp, oradan bir sonuç çıkarmak suretiyle Yavaş’ın engellenemeyeceği aşikar. Oradan çıksa çıksa birkaç açgözlü bürokratın yapım şirketleri üzerinden nemalanması çıkar ki, Türkiye’nin ortamında buna kimse yolsuzluk gözüyle bakmaz. Mansur Yavaş’ı siyaset sahnesinden aşağı itmek için daha sağlam bir gereçle itelemek gerekir. Gerek CHP’deki gerekse diğer muhalif partilerdeki görüş, Mansur Yavaş’a yapılacak bir operasyonun en önemli manivelasının Keçiören Belediye Başkanı olacağı şeklindeydi. Kendisini oldukça temiz tutmayı başaran ve toplumu da bu konuda ikna eden Yavaş’a yönelik “yolsuzluk operasyonunun” Keçiören Belediyesi üzerinden başlayacağına ve Özarslan’ın Yavaş’a yakınlığı nedeniyle Yavaş’a bulaştırılacağından hemen herkes emindi. Keçiören Belediye Başkanı, Mansur Yavaş’ın yumuşak karnı, siyasi ve ahlaki temizliğinin üzerindeki leke, Yavaş’a sıçrayacak çamur, cumhurbaşkanlığının güçlü adayının sırtındaki kambur idi. Yavaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı engellenecekse, bunun anahtarı Keçiören’di. Özarslan’ın CHP’den istifası ve hele hele AK Parti’ye katılarak, Çerçioğlu benzeri bir dokunulmazlık kazanması CHP’nin ve Yavaş’ın isteseler sahip olamayacakları bir avantaj, bir çıkar yoldu. Körün istediği bir gözdü, Özarslan’ın istifası ve hele hele AK Parti’ye katılımı Allah’ın verdiği iki göz olacaktı. Mansur Yavaş’ın lehine bundan daha iyi bir gelişme olamazdı. Bu nedenle, Özgür Özel’in Keçiören Belediye Başkanı’na bu kadar kızmasına, bu kadar hakaret etmesine şaşırdım. Bu istifaya hakaret değil, teşekkür edilmeliydi. “Mesut Bey sağ olun. Mansur Bey’in adaylığına büyük destek sağladınız. Ne kadar teşekkür etsek azdır” mesajı yollanmalıydı. Zaten muhtemelen bu yüzden CHP’den gelen herkese kapısını ardına kadar açan, pis mi temiz mi bakmayan AK Parti, Mesut Özarslan’a aynı hevesle yaklaşmadı. Beklenenin aksine Özarslan kapağı iktidar partisinin “güvenli” ve “dokunulmaz” kucağına atamadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk grup toplantısında Özarslan’a AK Parti rozeti takmadı. Çünkü hâlâ Keçiören’in çamuru, Yavaş’ın setresine bulaşacak en önemli pislik. Bunu da herkes biliyor… Seçimi ne haber verir? CHP haklı olarak seçim istiyor. Kimileri de kabinedeki değişikliklerden yola çıkarak iktidarın baskın bir erken seçim yapacağından söz ediyor. Medyadaki çok bilmişler de bu ihtimali gündeme getirince, beni gören herkes de her şeyi bildiğim zannıyla “AK Parti baskın seçim yapacak mı?” diye soruyor. AK Parti’nin, parti yönetiminin ne yapacağını bilemem ama bir baskın seçim yapmayacağını bilmek için alim olmaya ya da müthiş bir istihbarat ağı ile Saray kulislerine hakim olmaya gerek yok. İktidarın seçime gitmesi için iki şey lazım ve bunu bilmek seçim olup olmayacağı ile ilgili öngörü için yeterli. Bunlardan birincisi, Ekrem İmamoğlu ile ilgili davalardan birinin kesinleşmesi lazım. Yani ya diploma iptalinin ya da siyasi yasak getiren mahkeme kararlarından birinin. Ekrem İmamoğlu’nun seçime katılamaması kesinleşmeden seçim olmaz. Bu gerek şart ama yeter şart değil. Bir diğer önemli emare ise Mehmet Şimşek’in kabine dışı kalması. Mehmet Şimşek ekonomiden sorumlu bakanlık koltuğunda otururken AK Parti seçime gitmez. Eğer bir seçim olacaksa, en az altı ay öncesinde Mehmet Şimşek görevden affını ister ve yerine gelecek Bakan, ismi hiç önemli değil, muslukları açar, zamlar yapılır, gerekli gereksiz tüm yatırımlar onaylanır, seçim ekonomisine geçilir. Bu ikisi olmadan seçim falan olmaz. Diyeceksiniz ki, Mehmet Şimşek bu kadar önemli mi! O zaman geçin alttaki yazıya… Hazır Şimşek yokken Geçen hafta kabine toplantısı vardı ve Mehmet Şimşek, çeşitli toplantılar için yurt dışında olduğundan toplantıya katılamadı. Bu durum bilindiği için kabine toplantısı öncesi tüm bakanlar arasında şöyle bir mesaj trafiği yaşandı. “Herkes imzalanacak ne kadar ödenek talebi, yatırım talebi, kadro tahsis talebi varsa getirsin. Hazır Şimşek yokken hepsi imzalanır.” Hangi bakanlar ne getirdi, neler imzalandı bilmiyorum. Ama Şimşek’in yokluğunun kabinede böyle bir heyecan dalgası yarattığını biliyorum. Deli mi satılmış mı! Biliyorsunuz, sporla daha doğrusu futbolla eskisi gibi ilgilenmiyorum. Futbolun hali, kalitesizliği bir yana Federasyonu’nun başkanının böyle bir tip olduğu bir sporla ilgilenmek zaten zül. Cem Yılmaz’ın oğlu Kemal gibi ben de “İngiliz ligi”ni takip ediyorum daha çok. Ancak bu durum, Galatasaray taraftarı olduğunu söyleyen güruhun saçma sapan tavırlarını görmeme engel olmuyor. Galatasaray’ın taraftar grubu hakkındaki fikirlerimi zaten biliyorsunuz, bununla ilgili söylemlerim internette gezip duruyor. Ama durum giderek daha berbat bir hal alıyor. Bu gruplar bir süreden beri “Okan Buruk istifa, yönetim istifa” diye sosyal medyada örgütleniyor. Bu şuursuz kitlenin maksadını anlamak ve bu talebi anlamlandırmak mümkün değil. Galatasaray futbol takımı son 3 yıl üst üste şampiyon olmuş. En önemli rakibi, Türkiye’nin en güçlü, en zengin ailesinin bir ferdini başkan yaparak Galatasaray’la mücadele etmek istemiş, olmamış. Ali Koç başarılı olamadığı için kongresi tarafından yollanmış. Futbol takımına Avrupa’nın en iyi kadrolarından biri oluşturulmuş. Taraftarın isteği üzerine kulüp tarihinde ilk defa 75 milyon bonservis bedeli ile bir golcü alınmış. Banka borçları kapatılmış. Şampiyonlar liginde bir üst aşamaya çıkılmış ve Juventus’un elenmesi muhtemel. Hal böyle iken “Yönetim istifa, Okan Buruk istifa” demek için ya delirmiş olmak lazım. Ya da satılmış. Seçip beğenip alsınlar. NE ZAMAN İNSAN OLURUZ? Lafına kızıp fiiline sessiz kalmadığımız zaman."

"Altın Vize" alan Türklerin sayısında patlama Haber

"Altın Vize" alan Türklerin sayısında patlama

Yunanistan'ın Temmuz 2013'te yürürlüğe koyduğu Altın Vize programından yararlananlar arasında Türkler, Çinlilerin ardından ikinci sırada yer aldı. Yunan Kathimerini gazetesinin haberine göre Altın Vize için başvuranların sayısı 2024'e göre yüzde 160 artarak 2025'te 3 bin 291'e ulaştı. Haberde, Altın Vize'ye başvuran Türklerin sayısının 2023'ten bu yana "keskin bir artış" gösterdiği, 2024'te zirveye ulaşan başvuru sayısının geçen yıl da devam ettiği ve özellikle "yüksek gelirli Türklerin", Türkiye'de enflasyonun artmasıyla birikimlerinin değer kaybını engellemek için yurt dışında seçenekler aradığı kaydedildi. Gazeteye göre bu bağlamda, hem kira getirisi hem de gelecekte kazanç perspektifi sunan Yunanistan'daki gayrimenkullere yatırım yapmak popüler oldu. Gazete, Türklerin Altın Vize'ye başvurularındaki motivasyonlarının sadece yatırım olmadığını, Schengen bölgesinde vizesiz seyahat imkanının yanı sıra siyasi kaygılar ve ailenin güvenliğinin de önemli faktörler olduğunu okuyucularına aktardı. Habere göre 2025 yılında, Yunanistan'da belli oranda yatırım yaparak Altın Vize sahibi olmaya hak kazananların büyük çoğunluğunu Türkiye Cumhuriyeti, İsrail, Çin Halk Cumhuriyeti, İran İslam Cumhuriyeti ve ABD vatandaşları oluşturdu. Yunan makamları tarafından onaylanan Altın Vize başvurularının sayısında da, bir önceki seneye oranla büyük bir artış kaydedildi. 2024'te 4 bin 535 başvuru kabul edilirken, bu sayı 2025'te 8 bin 879 oldu. Söz konusu sayılar, Altın Vize hakkı elde edenlerin oranının, bir yılda yüzde 95 arttığını ortaya koyuyor. 2025'te başvuruları kabul edilen Çinli yatırımcıların sayısı ise yüzde 53,7'lik artışla 9 bin 926'ya ulaştı.

Bursa Yenişehir ve Bingazi arasında ‘Kardeşlik iyi niyet’ protokolü Haber

Bursa Yenişehir ve Bingazi arasında ‘Kardeşlik iyi niyet’ protokolü

Yenişehir Belediyesi, uluslararası vizyonu doğrultusunda dev bir adım atarak Libya’nın ikinci büyük şehri Bingazi ile "Kardeşlik iyi niyet” protokolü imzaladı. Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, bu iş birliğinin iki şehir arasında ekonomik ve kültürel bir kalkınma başlatacağını vurguladı. BURSA (İGFA) - Bursa Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel ve beraberindeki heyet, Libya’nın kritik ticaret ve kültür merkezlerinden biri olan Bingazi’yi ziyaret etti. Ziyaretin en dikkat çekici detayı ise zamanlaması oldu. Bingazi’de haftanın ilk iş günü olan Pazar sabahı, seçimlerin ardından mazbatasını alan Bingazi Belediye Başkanı Ezzedine Al-Gharabi, koltuğundaki ilk resmi uluslararası görüşmesini Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel ve beraberindeki heyetle gerçekleştirdi. SOSYAL VE EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ KAPIDA Yaklaşık 1 buçuk milyon nüfusa sahip Bingazi ile imzalanan “Kardeşlik İyi niyet Protokolü”, sosyal ve ekonomik ortaklığın da zeminini hazırlıyor. Protokol kapsamında; Yerel yönetim hizmetlerinde belediyecilik birikimlerinin aktarılması, iki şehir arasındaki ticaret ve yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi, ortak projeler ve halklar arasındaki bağın güçlendirilmesi başlıkları öne çıkıyor. ‘YENİŞEHİR’İN VİZYONUNU DÜNYAYA TAŞIYORUZ’ Yapılan protokolün ardından değerlendirmede bulunan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, ilçenin uluslararası görünürlüğünü artırma hedeflerine dikkat çekerek, “Yenişehir’imizin vizyonunu uluslararası alana taşıyoruz. Bingazi ile kurduğumuz bu kardeşlik köprüsü, sadece iki belediyeyi değil, iki halkı birbirine yakınlaştıracaktır. Bu iş birliği vatandaşlarımız için özellikle ekonomik olarak yeni fırsat alanları ve yeni pazarlar yaratacak” dedi.

BUSİAD: Bursa ekonomisinde toparlanma sürüyor... İstihdamda temkinli beklenti Haber

BUSİAD: Bursa ekonomisinde toparlanma sürüyor... İstihdamda temkinli beklenti

BUSİAD’ın Ocak 2026 İktisadi Yönelim Anketi, Bursa iş dünyasında önümüzdeki 6 aya ilişkin iyimser beklentilere işaret ederken, istihdam ve yatırımlarda temkinli bir görünüm ortaya koydu. Anket sonuçlarını değerlendiren BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, ihracat ve enflasyon görünümünün umut verici olduğunu söyledi. BURSA (İGFA) - Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD), üyeleri arasında gerçekleştirdiği Ocak 2026 İktisadi Yönelim Anketinin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Bursa Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Özdemir’in katkılarıyla hazırlanan çalışma, ekonomide büyüme eğiliminin sürdüğüne ve enflasyondaki düşüşün beklentilere yansıdığına işaret etti. Anket sonuçlarına göre, katılımcı firmalar önümüzdeki 6 ayda mevcut ekonomik görünümlerinde iyileşme bekliyor. 2025 yılının dördüncü çeyreğine ilişkin veriler, iktisadi faaliyetin önceki çeyreğe benzer seyrettiğini gösterirken, yıllık büyümenin Orta Vadeli Program’da öngörülen yüzde 3,3’ün üzerine çıkabileceği değerlendiriliyor. Ankete katılan firmalar, gelecek üç ayda üretim hacimlerinin artacağını öngörürken, istihdamda ise bir önceki çeyreğe göre azalış beklentisi taşıyor. Ücret maliyetlerinin artacağı yönündeki beklenti sürse de bu artış eğiliminin önceki çeyreğe kıyasla zayıfladığı gözleniyor. Makine-teçhizat yatırımlarında düşüş beklentisi öne çıkarken, bina ve tesis yatırımlarında sınırlı bir iyileşme öngörülüyor. İHRACAT BEKLENTİLERİ GÜÇLENİYOR İhracat yapan firmalar, önümüzdeki üç ayda ihracat siparişlerinde artış bekliyor. Bu beklentinin özellikle imalat sanayinde güçlü olduğu dikkat çekiyor. Firmaların finansman ihtiyacının azalacağı yönündeki beklentisi işletme sermayesi riskine işaret ederken, kur riskinde genel olarak düşüş gözleniyor. TL cinsi kredi faiz oranlarına ilişkin beklentiler ise belirgin şekilde aşağı yönlü seyrediyor. Firmalar, kısa vadede birim maliyetler ve satış fiyatlarında artış beklerken, yıl sonu üretici fiyatları enflasyonu beklentisinin önemli ölçüde gerilediği anket sonuçlarına yansıdı. Anket sonuçlarını değerlendiren BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, çalışmanın iş dünyasının mevcut durumu ve beklentilerini doğru okumak açısından önemli olduğunu belirterek, ihracat ve enflasyon görünümünün umut verici olduğunu söyledi. Hatunoğlu, üretim ve ihracat yapan firmaların önündeki yapısal engellerin azaltılması gerektiğini vurgulayarak, finansmana erişimin öngörülebilir hale getirilmesi, yatırım süreçlerinin sadeleştirilmesi, enerji ve iş gücü maliyetlerinin dengelenmesi ile yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarının desteklenmesinin önemine dikkat çekti. BUSİAD olarak iş dünyasının sesi olmaya devam edeceklerini ifade eden Hatunoğlu, ankete katkı sunan üye firmalara teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.