Hava Durumu

#Filistin

Haberin Analizi - Filistin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Filistin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel'den önemli açıklamalar Haber

Özgür Özel'den önemli açıklamalar

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in geçtiğimiz hafta grup toplantısında Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için çağrıda bulunmuş ve 'bir hafta süre' vermişti. Özel'in verdiği süre bugün doldu. Açıklama yapmadığı için Özel'in, Gürlek'in mal varlığını grup toplantısında açıklaması bekleniyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in geçtiğimiz hafta grup toplantısında Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için çağrıda bulunmuş ve 'bir hafta süre' vermişti. Özel'in verdiği süre bugün doldu. Açıklama yapmadığı için Özel'in, Gürlek'in mal varlığını grup toplantısında açıklaması bekleniyor. CHP Lideri Özgür Özel, partisinin Grup Toplantısı'nda konuşuyor: Hep beraber yoğun bir haftayı geride bıraktık. İstanbul'da 39 ilçemiz var. 19 Mart'tan sonra 26 Mart Çarşamba akşamı Saraçhane'deki son mitingimizi yaptığımızda bir karar ilan etmiştik. Demiştik ki, "Burayı Ekrem Başkan'ı tutukladılar ama bir seçilmişe, belediye meclisi içinden seçilen bir Cumhuriyet Halk Partiliye emanet ediyoruz. Buradaki 7 günlük zorunlu ikametimiz ve hep birlikte demokrasi nöbetimiz Saraçhane'de bitti. "TÜRKİYE İTTİFAKI'NIN MENSUBU TÜM DEMOKRATLARA YÜREKTEN TEŞEKKÜR EDİYORUM" Ama Cumartesi günü Maltepe'ye, yani Anadolu'ya ayak basıp bundan sonra her Cumartesi Türkiye'de bir şehirde ve her Çarşamba akşamı İstanbul'da bir ilçede olacağız. O gün buna başladığımızda birkaç hafta sonra, "Ya yaz gelince ne olacak? O sıcakta üniversiteler boşalınca, İstanbul boşalınca nasıl olacak? Sonbahara gelince, kış geliyor nasıl olacak? Yağmuru, dolusu, fırtınası, karı nasıl olacak?" dendi. Biz dedik ki, "Gerçekten dediğiniz şartlarda miting olmaz. Miting dediğin hava şartlarını gözetir. Miting dediğin katılımın en yüksek olacağı yeri, coğrafyayı, siyasi atmosferi gözetir. Ama biz İstanbul'da her akşam bir ilçede miting yapmayacağız. Biz İstanbullu seçtiğine ve seçme iradesine, yani Cumhuriyetin en önemli kazanımı sandığa sahip çıkacak, seçtiğine sahip çıkacak." Biz orada miting değil eylem yapacağız dedik. 46 derecede yaptık, -4 derecede yaptık. Bir miting, bir eylem sırasında 12 kişinin bayıldığı da oldu. Üzerimize kar yağdı, dolu yağdı da oldu. Ama geçen hafta 39. ilçeyi Ataşehir'de tamamladık istisnasız bir şekilde ve 91. eylemde de Kocaeli'ndeydik. Hukuksuzluklar, adaletsizlikler, haksızlıklar, tarihin görülmediği bu zulüm... Görmediği bu zulüm ve üzerimize yargı erkini elinde bulunduranların yürütme erkinin emrine girmesiyle birlikte yaptıkları siyasi operasyonlar sürdükçe mücadelemiz devam edecek. Ben İstanbul il örgütümüze, 39 ilçe başkanımıza ve örgütümüze bugüne kadarki mücadeleleri, İstanbul'da katılan milyonlar için Anadolu'da katılan milyonlar için her bir sadece Cumhuriyet Halk Partiliye değil Türkiye İttifakı'nın mensubu tüm demokratlara yürekten teşekkür ediyorum. "BAKIRKÖY'DEKİ BÖLGE MİTİNGİYLE DEVAM EDİYORUZ" Tarih bu tarihi mücadeleyi yazacak ve yarın akşam ilçe mitinglerini tamamladık 3. bölge mitingiyle, 3. bölgedeki ilçeler adına yapacağımız Bakırköy'deki bölge mitingiyle devam ediyoruz. 3, 2, 1 diye bölgeleri sayıp 18 Mart akşamı da hep birlikte o tarihi gecede İstanbul'da ayakta olacağız. "MUHALEFETİN İFTAR SOFRASINDAN KORKAR OLMUŞLAR" Cumartesi günü İstanbul'da mübarek Ramazan'ın üçüncü gününde Saadet Partisi'nin düzenlediği iftara katıldık. Genel Başkan Sayın Mahmut Arıkan'a bir kez daha teşekkür ediyorum. DEVA Partisi'nin, Gelecek Partisi'nin ve Yeniden Refah Partisi'nin Sayın Genel Başkan yardımcıları ve Genel Başkanları oradaydı. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Genel Başkan vekili oradaydı ve oturduk bir iftar yaptık. İftarda kürsüde siyaset yoktu, sadece Gazze, Filistin vardı. Her konuşan Türkiye'nin özlediği bu güzel masa dedi. İftar bitti dağıldık. Artık iktidarda kalmayı sadece kötülüğe endekslemiş olanlar kendilerinin içinde olduklarını dahi fark etmeden muhalefetin bir arada olmasını, birlikte iftar yapmasını, hal hatır sormasını, beraber Filistin davasına sahip çıkmasını öylesine gözlerini köreltmiş ki kötülük, masadaki AK Parti Genel Başkan vekilini bile görmeden o masaya döndüler ve dediler ki, "Bu iftarı Saadet Partisi yapmadı. Bu iftarı İstanbul Büyükşehir Belediyesi yaptı, onun kaynaklarıyla yapıldı." Tabii bu Saadet Partilileri, Milli Görüş hareketinin sadık savunucularını çok üzdü, biz de çok rahatsız olduk. Aslında sonra da bu tartışmalar sürerken bir Saadet Partili bana böyle tuttu kolumu dedi ki geçen "Genel başkanım, genel başkanım sen onlara bakma. Zaten iftarı İBB kasasından verenler AK Parti'ye gitmişti, kendi cebinden dayanışmayla iftar yapabilenler Milli Görüş'ün Saadet Partisi'nde devam ediyorlar." Kişiler kendinden biliyor işi ama iktidar öyle zor bir durumda ki meydanlardan korkuyor, tartışmaktan korkuyor, karşıma çıkmaktan korkuyor. Belediyelerimize çöküyorlar "Ya ne yapıyorsun?" diyorum. Gel mesela Aydın'da koyalım sandığı, Aydınlılar karar versin Aydın'ı kimin yöneteceğine. Geçen sefer bir karar verdiler sen tehditle ya bize katılacaksın ya Silivri'ye atılacaksın diye topuklayıp kaçana karşı koyalım sandığı. Gaziosmanpaşa'da koy bakalım sandığı, Hakan'ı mı seçiyorlar yoksa senin o bilmem ne yöntemiyle oraya getirdiğin kabiliyetsizi mi seçiyorlar? Koy bakalım Cumhuriyet Halk Partisi'nden seçilip de sizin tehditle, şantajla, onunla bununla parti değiştirmeye zorladığınız yerlerde sandığı, ondan kaçıyorlar. Emekliden korkuyorlar, işçi sesini yükseltiyor irkiliyorlar, en sonunda muhalefetin iftar sofrasından korkar olmuşlar. Köşe yazarları yazıyor ki "Baktım oraya neyi gördüm?" Neyi gördün? Altılı masayı gördüm, yok üstünde şu vardı altında bu vardı. O masada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Genel Başkan vekilinin olduğunu dahi göremeyip bir iftar masasından husumet çıkarmaya çalışanlara sözüm şudur: Vallahi de billahi de iyilik kazanacak, kötülük kaybedecek. Helal lokma yiyenler kazanacak, haramzadeler kaybedecek. O masada kardeşliği görenler kazanacak, o masadan düşmanlık çıkaranlar tarihe gömülecek. "VERGİ HAFTASI UTANILACAK BİR HAFTAYA DÖNÜŞTÜ" Her yıl Şubat ayının son haftası Vergi Haftası. Bu hafta Vergi Haftası’nın içindeyiz. Tabii bu hafta Türkiye’nin, Avrupa’nın en adaletsiz vergi düzeni olan ülkesi olmasından dolayı kutlanacak bir hafta değil, utanılacak bir haftaya dönüştü. "HERKESİN İHTİYAÇ DUYDUĞU HER ŞEYDE ÖTV VAR" Zaman zaman meydanlarda söylüyorum, söyledikçe daha fazla ilgi uyandırıyor. Türkiye’nin AK Parti’nin kara düzenindeki vergi meselesini olabilecek en basit şekilde anlatan bir grafiğimiz var. Türkiye’de 100 lira vergi toplanıyor. Gerçekleşmesi 65 falan oluyor da, buradan beklediğini alamayınca buradan yüzdeye yansıyor. Bu seneki niyetleri: Dünyanın en adaletsiz vergisi dolaylı vergiler; %62.4. Kim veriyor bunu? Bu işçi kardeşim veriyor, bu elinde çocuğuyla ev hanımı kardeşim veriyor, bu çiftçi veriyor, bu emekli veriyor, hemşire hanım veriyor, doktor hanım veriyor. Bu vergiler, dünyanın en adaletsiz vergisini toplam verginin %62,5’i. Elektrik yakınca verdiğin vergi, doğalgaza verdiğin vergi, çocuğuna üst baş ayakkabı alırken verdiğin vergi... Parayı verip karşılığında fişi aldığında, parayı verdiğin anda ödediğin vergi %62.5. Kalanı gelir vergisi. Şuradaki üzgün, maaşının 12 maaşın 3’ünün vergiye gittiği maaşından vergi kesilen herkes veriyor. İçinde bir miktar stopaj var; bankadaki paradan kazanılandan kesilen stopaj gelir vergisinin içinde. Ve maaşlardan kesilen vergi... Bu iki mavi yakalı ya da devlet memuru, maaşından kim maaş alıyorsa ondan kesilen %25.5. Geriye ne kalıyor? %11 kurumlar vergisi. Bu sırıtan zengin kardeşimden... Esas parayı kazanandan... Dünyada esas vergiyi verenlerden Türkiye’de %11 alınıyor. İşçiden, emekliden, emekçiden, memurdan, çiftçiden alınan vergilerin toplamı %62; kazanandan ve kâr edenden, para kazanandan alınan vergilerin oranı %11. Böyle bir adaletsizliğin içindeyiz. Ve Türkiye’de ayrıca Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) alınıyor. İlk çıktığında 'lüks vergisi' demişlerdi. Duyunca da şey diye düşünüyorsun; 'E lüks harcama yapanlar çok versin, hiç olmazsa zorunlu harcama yapandan, çocuğuna mont alandan, okul için kırtasiye alandan daha makul vergi alınır.' Şu anda lüks vergisi diye başlayan, adı Özel Tüketim Vergisi olan vergi alınıyor; ne de var? Tırnak makasında var, mutfak tüpünde var, doğalgazda var. Yani olmazsa olmaz, herkesin ihtiyaç duyduğu her şeyde ÖTV var. Nede yok? Lüks vergisi diye getirdikleri vergi; elmasta yok, pırlantada yok, o hani milletvekilinin -AK Parti Eskişehir milletvekilinin- oyları Eskişehir’de İYİ Parti’den alan, sonra AK Parti’ye kaçan milletvekilinin taktığı o saatin saatinde lüks vergisi yok ama sen gidip de mutfak tüpü aldığında, doğalgaz parası ödediğinde Özel Tüketim Vergisi var. Türkiye’de vergi öyle bir hale geldi ki anlatılması, farkındalığının yaratılması ve hesabının sorulması belki Türkiye’nin önümüzdeki dönem hem seçimine damga vuracak hem de gelen iktidara kimden vergi alacağını, kimden daha az alacağını, kimi kayıracağını ortaya koyan ilk ve en önemli temenni olacak, görev olacak; o iktidarın birinci görevi bu olacak. "DÜNYADA BİR TEK TÜRKİYE’DE VERGİSİ TELEFONDAN FAZLA" Bugünlerde piyasaya gençlerin çok sahip olmak istedikleri bir cep telefonu çıktı, yeni bir model, pahalı bir model. Bu cep telefonunun yurt dışında yarı fiyata satılıyor, Türkiye’de fiyatı 107.999 lira, 108 bin lira. Telefon alıyor ya, doğal devlet bu alışverişten bir vergi alır; %10 alır, 15 alır; dünyada, Amerika’da %8 alıyor, 4’ü eyalete 4’ü merkezi yönetime. Türkiye’de 108 bin liralık telefonun 54.959 lirası vergi, 53 bin lirası telefon. Dünyada bir tek Türkiye’de vergisi telefondan fazla. Telefon alacaksın; 55 bin lira vergi ödüyorsun, 53 bin lira da o dünyanın en gelişmiş her bir gencimizin sahip olmak istediği telefona sahip oluyorsun. Tabii buna sahip olmak için Türkiye’de o gencin babasının 4 ay çalışması lazım, Avrupa ülkelerinin bazısında 19 gün; bir ay bile değil, 19 gün çalışması lazım. İşte bu telefonda %50 Özel Tüketim Vergisi var (30 bin lira), %20 KDV var, %12 TRT bandrol ücreti var (Neden? Telefondan radyo açar ya da TRT’yi açar izlersen diye 6.400 lira TRT bandrol ücreti alıyor), %1 de Kültür Bakanlığı payı var (530 lira). Toplam 54 bin lira. Ve işin enteresanı, bu ÖTV’den sonra KDV uygulandığı için verginin de vergisini alıyor. Geçen gün mitingde söyledim; benim memleketim Manisa çok sevdiğim, çok özlediğim, çok anlattığım bir yer. Lidyalılar, şimdiki Salihli’nin Sard mahallesinde -beldeydi mahalle oldu- Sardes’te ilk parayı bulmuşlar. Parayı basmışlar ve ilk kullanmışlar; paranın mucidi Lidyalılar. Sonra Sümerliler vergiyi bulmuşlar; yani bir alışveriş yapıyorsun para kazanıyorsun bunun bir kısmını devlete vermen lazım, bunu bulmuşlar. Hepimizin övünmesi gereken değilse de birazcık böyle acı acı tebessüm etmesi gereken bir şey; bu konuda en büyük icadın sahibi Sayın Erdoğan. O, vergiden vergi almayı bulmuş. Geçen gün ben bunu söyledim, gençler hızlı şekilde sosyal medyada yapay zekayla birtakım çizimler, karikatürler yaptırıyorlar. Bir köşede Sümerliler vergi topluyor parayla, Sayın Erdoğan da gelmiş; 'O iş o kadar kolay değil, onun da vergisi var' diyor. Vergiden vergi... Ayrıntılar geliyor...

İsrail'in Refah kentine düzenlediği saldırıda yüzlerce kişi hayatını kaybetti Haber

İsrail'in Refah kentine düzenlediği saldırıda yüzlerce kişi hayatını kaybetti

Mısır, İsrail'i Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'a askeri operasyon düzenlemesinin "vahim sonuçları" olacağı konusunda uyardı. Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail hükümetindeki üst düzey yetkililerin Gazze'nin güneyindeki Refah kentine askeri operasyon yapılacağı yönündeki açıklamalarının kesin bir şekilde reddedildiği kaydedildi. Ayrıca, İsrail'in kente yönelik muhtemel bir kara saldırısının vahim sonuçları olacağı konusunda uyarılarak, Gazze'deki son güvenli bölge olması nedeniyle 1,4 milyondan fazla kişinin sığındığı kentin hedef alınmasının engellenmesi için tüm bölgesel ve uluslararası çabaların birleştirilmesi gerektiği vurgulandı. Refah kentinin hedef alınması, uluslararası insan hakları ve Birleşmiş Milletler'in ilgili kararlarının açık bir ihlali olarak kaydedilirken, Mısır'ın ateşkese varılması ve esir takası için tüm taraflarla temaslarını sürdüreceği belirtildi. Ayrıca, uluslararası camiadan İsrail'e baskı yapması ve gerilimi daha fazla tırmandırmaması için olumlu yanıt vermesi istendi. Camp David Anlaşması Tehlikeye Girebilir mi? İsrail devlet televizyonunun haberine göre, Kahire yönetimi, Refah'a karadan girilmesi durumunda barış anlaşmasını askıya alacağını İsrail'e bildirdi. Mısır ayrıca, Hamas'ı da 2 hafta içinde esir takası konusunda anlaşmaya varması gerektiği aksi takdirde İsrail'in Gazze'deki kara harekatını sürdüreceği konusunda uyardı. Habere göre, Mısır sınırdaki savunma sistemini çitler, kameralar, gözetleme kuleleri ve sensörlerle güçlendirdi. Mısır'dan, İsrail basınında çıkan bu habere ilişkin henüz bir açıklama gelmedi. İsrail'den Refah'a Saldırılar İsrail'in güvenli bölge olduğunu iddia ederek Gazze'nin Mısır sınırındaki Refah kentine düzenlediği saldırılarda 100'den fazla kişinin öldüğü ve yüzlerce kişinin yaralandığı bildirildi. Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, Refah'taki hastane yetkilileri, İsrail'in saldırılarında 100'den fazla kişinin öldürüldüğünü ve yüzlerce kişinin hastanelere ulaştığını belirtti. Filistin Kızılayı da İsrail saldırılarının Refah şehir merkezinde yoğunlaştığını ve sivillerin evlerinin de hedef alındığını duyurdu. Kuveyt Hastanesi Müdürü Suhayb el-Hıms ise hastanenin çok tehlikeli durumdaki yaralılarla dolu olduğunu ve yeterli ilaç ve serum bulunmadığını ifade etti. Yerel kaynaklar, savaş uçaklarının, yoğun topçu atışı ve savaş gemilerinin denizden yoğun ateşiyle eş zamanlı olarak yaklaşık 40 hava saldırısı düzenlediğini, özellikle yerinden edilmiş kişilerin barındığı çok sayıda evi ve camiyi hedef aldığını kaydetti. İsrail, Refah'ta tutulan iki rehinenin kurtarıldığını açıkladı. Refah Kenti ve Yaşananlar Gazze Şeridi'nin güneyinde Mısır sınırında yer alan Refah kenti, İsrail saldırıları nedeniyle yerlerinden edilen binlerce kişinin kente sığınmasıyla birlikte 2,3 milyon nüfusa sahip Gazze'nin yaklaşık yarı nüfusuna ev sahipliği yapıyor. İsrail güçleri, Refah kentini sık sık hava saldırılarıyla hedef alıyor. İsrail'in Refah kentine kara saldırısı başlatması halinde sivillerin Gazze Şeridi'nde sığınacak yerlerinin kalmayacağından endişe ediliyor. İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 12 bini çocuk, 8 bin 190'ı kadın olmak üzere 28 bin 176 Filistinli öldürüldü, 67 bin 784 kişi yaralandı. Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapıda tahrip ediliyor.

BTÜ yönetimi Filistinli öğrencilerle buluştu Haber

BTÜ yönetimi Filistinli öğrencilerle buluştu

BURSA (İGFA) -Filistin’de İsrail’in uyguladığı katliam devam ederken, BTÜ yönetimi üniversitede öğrenim gören ve çoğu Gazzeli olan 42 Filistinli öğrenciyi yalnız bırakmıyor. Bu kapsamda BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Beyhan Bayhan, Prof. Dr. Sinan Uyanık ve Prof. Dr. Barış Tamer Tonguç Filistinli öğrencilerle bir araya geldi. Rektör Çağlar ve Rektör Yardımcıları öğrencilerle tek tek ilgilenerek aileleri ve yakınları hakkında bilgi aldı. Yaşanan katliamın bir an önce son bulması temennisinde bulunan Rektör Çağlar, “Ailelerinden 300’den fazla şehit verdiklerini üzülerek öğrendiğimiz, çoğunluğu Gazzeli 42 Filistinli öğrencilerimizle bir araya geldik. Tüm Filistin halkının acılarını yürekten paylaşıyor, soykırımın hesabının sorulmasını temenni ediyor ve İsrail'in bu vahşetini lanetliyoruz. Biz, siz öğrencilerimizin acılarınızı paylaşıyoruz ve yanınızdayız. Ancak sizlerin en büyük görevi çalışarak, başarılı olmak ülkenize faydalı olacak hizmetler vermek” dedi. BTÜ yönetiminin her zaman yanlarında olduğunu ifade eden Filistinli öğrenciler ise Rektör Çağlar nezdinde tüm yönetime teşekkür etti. Öğrenciler, “Filistin’deki yaşanan insanlık dışı vahşet nedeniyle hiçbir şeye konsantre olamıyoruz. Derste tahtaya bakıyoruz ama ne yazdığını göremiyor, algılamıyoruz çünkü aklımız ailelerimizde. Farklı topluluklara üyeyiz ancak yaşanan olaylar nedeniyle etkinliklere katılımda da zorlanıyoruz” diye konuştu. Süreç başladığından beri Filistin’e verdiği destek için Türkiye’ye teşekkür eden öğrenciler, “Farklı ülkelerde yaşayan akraba ve arkadaşlarımız var, hiçbir ülkede, yönetici ve halkın Filistin’i Türkiye’deki kadar desteklemediğini görüyoruz. Avrupa ve Dünyanın farklı ülkelerini anlayabiliriz ancak din kardeşi olduğumuz bazı ülkelerden destek göremediğimiz için üzülüyoruz” ifadelerini kullandı.

Bursa İnegöl'de Filistin'e dua gecesi Haber

Bursa İnegöl'de Filistin'e dua gecesi

BURSA (İGFA) - Bursa'nın İnegöl ilçesinde 11 Kasım Cumartesi akşamı yatsı namazına müteakiben OSB camisinde yapılan Filistin’e dua gecesinde Prof. Dr. Mehmet Emin Ay “Kudüs’ün İslam Dünyası İçin Önemi” konulu anlatımlarında bulundu. Ayasofya Camisi İmam Hatibi Kurra Hafız Ferruh Muştuer ise Kuran-ı Kerim tilavetleri ve duaları, Mevlidhan ve Kasidehan Mustafa Kaya da kasideleri ve mevlidi şerifi ile Filistin’e Dua Gecesinde Müslüman kardeşlerimizin sesi oldu. Filistin’e dua gecesi sonrası açıklama yapan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, “Masum insanların akan kan ve gözyaşına sessiz kalmamak adına Filistin’e Dua Gecesinde bir araya geldik. Kıymetli hocalarımızın anlatımı ve dualarıyla kardeşlerimize dilimizle ve kalbimizle buğuz etmek, ve dualarımızla kardeşlerimize destek olmak istedik. Filistin’de yaşananlar adeta bir soykırım. Dünya sessiz kalsa da Türkiye sessiz kalmaz. Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere ülkemiz her zaman zalimin karşısında, mazlumun yanındadır. Bu gece ellerimizi semaya Filistin başta olmak üzere tüm Müslüman coğrafyamızdaki kardeşlerimiz için açtık. Allah zalime fırsat vermesin. Birlik ve beraberliğimiz daim olsun. Tüm Müslüman kardeşlerimizin yardımcısı olsun" diye konuştu. İnegöllü vatandaşların katılım gösterdiği dua gecesi sonunda İnegöl Belediyesi helva ikramında bulundu

Rektör Çağlar: “İsrail zulmü son bir ayda zirveye çıktı” Haber

Rektör Çağlar: “İsrail zulmü son bir ayda zirveye çıktı”

BTÜ tarafından Yıldırım Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen ‘İsrail Sorunu ve Filistin’ konulu panelin moderatörlüğünü, Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal İnat üstlendi. Panelin konuşmacıları ise Yalova Üniversitesi Yalova İktisadi ve İdari Bilimler FakültesiUluslararası İlişkiler BölümüÖğretim Üyesi Dr. Mehmet Ali Uğur, Bursa Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Ali Burak Darıcılı ve Doç. Dr. İsmail Akdoğan oldu. Etkinliğe; Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Fethi Yıldız, Yıldırım Belediyesi Başkan Yardımcısı Taner Taştekin, Kent Konseyi Başkanı Şevket Orhan, Mudanya Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Gıyasettin Bingöl, BTÜ’lü akademik ve idari personelin yanı sıra çok sayıda öğrenci katıldı. Panelin dinleyicileri arasında çok farklı ülkelerden gelerek BTÜ’de öğrenim gören uluslararası öğrencilerin yer alması dikkat çekti. Panelin açılış konuşmasını Rektör Çağlar yaptı. Konuşmasına Bosna’nın Bilge Kralı Aliya İzzetbegoviç’in, savaş yıllarında sarf ettiği "Her şey bittiğinde hatırlayacağımız tek şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır" sözlerine atıfta bulunarak başlayan Çağlar, içinde bulunduğumuz sürecin, dostların sessizliğini bozma günü olduğunu hatırlattı. Konuşmasında insanlığa vicdanının gereğini yapma çağrısı da yapan Çağlar, “75 yıldır devam eden İsrail zulmü son bir ayda doruğa çıkmıştır” dedi. Gazze’de büyük bir soykırımın yaşandığının altını çizen Çağlar, sivil yerleşim yerlerinin, ibadethanelerin, hastanelerin, eğitim kurumları ve hatta ambulansların bile İsrail tarafından acımasızca vurulduğunu, saldırıların toplu katliama daha da ötesine giderek sistemli bir soykırıma dönüştüğünü ifade etti. Son bir aydaki saldırılarda hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının 10 bini aştığı bildiren Çağlar, saldırılarda ölenlerin büyük bir bölümünün siviller, kadınlar ve çocuklar olduğunu belirtti. Uluslararası toplumun ve özellikle de Avrupa devletlerinin birçoğunun sessiz kaldığını sözlerine ekleyen Çağlar, başta Amerika olmak üzere birtakım devletlerin İsrail’e açık destek verdiklerini aktardı. Konuşmasında batı medyasının, kamuoyunu şekillendirmek adına sistematik olarak yanıltıcı içerikler yayınlamakta olduğuna da değinen Çağlar, İsrail saldırılarına meşruiyet sağlamaya yönelik medya içerikleri, failleri ve suçu örtbas ederken kurban konumumdaki Filistinlileri de haksız gösterme çabasını sergilediklerini söyledi. İsrail’i, ona destek verenleri ve uluslararası odakları şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz Çağlar konuşmasına şöyle devam etti. “Yaşanan bu zulüm ve haksızlık karşısında; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Dünya Beşten Büyüktür’ söyleminin ne kadar yerinde ve ne kadar gerekli bir çıkış olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Bizler bu vahşet ve soykırım karşısında sessiz kalmayarak tarafımızı belli etmiş bulunuyoruz. Bu barbarca mezalimin sorumlusu ve insanlığa karşı suçları işleyen İsrail’i, ona destek verenleri ve uluslararası odakları şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. Bireysel ve kurumsal olarak çabalar gösteriyoruz. Bugün burada çok değerli akademisyen hocalarımızla birlikte İsrail sorununu tüm yönleri ile ele alacak ve yapılması gerekenleri konuşacağız. Panelimizin organizasyonunda emeği geçen arkadaşlarımıza, her daim yanımızda olan Yıldırım Belediyemize ve bugün bizleri onurlandırarak aramızda bulunan panelist Hocalarımıza ayrı ayrı teşekkür ederim”. Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Fethi Yıldız: “Başarıya ulaşamayacak” Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Fethi Yıldız selamlama konuşmasında şunları söyledi: Bursa Teknik Üniversitesi Rektörümüze çabaları nedeni ile teşekkür ediyor ve bu etkinliği düzenlediği için kutluyorum. Vaat edilmiş topraklar hevesi ile Dünya’nın başına bela olan Siyonist zihniyetinin Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde gerçekleştirilecek mücadele ile başarıya ulaşamayacağını biliyoruz. Cenab-ı Allah’tan Ortadoğu’daki kanın bir önce durmasını diliyorum”. Panel açılışında selamlama konuşması gerçekleştirsen Yıldırım Belediyesi Başkanvekili Taner Taştekin, asıl sorunun Kudüs kenti olduğuna dikkat çekerek; “Batılı devletlerin Ortadoğu’ya yerleştirdiği bu kanser hücresinin oradan çıkmaması için her şeyi yapan bir Hristiyan âlemiyle karşı karşıyayız. Biz Kudüs medeniyetini kaybedebiliriz. Ben orada hayatını kaybeden bütün mazlumlara Allahtan rahmet diliyorum” dedi. Moderatör Prof. Dr. İnat: “İsrail canı istediğinde Filistin’deki katliamlarını tekrarlıyor” Panelin giriş konuşmasını gerçekleştiren Moderatör Prof. Dr. Kemal İnat, “İsrail canı istediğinde Filistin’deki katliamlarını tekrarlıyor” dedi. Sözlerine, “Bu katliamları engellemenin yolu var. Bu işin bir çözümü var. Ancak, maalesef kısa vadede bu katliamları durdurmanın yolu yok. Orta ve uzun vadede olabilir. Şu anda İslam Dünyasının Amerika ve diğer devletlerin destekleri ile İsrail’in katliamlarını durdurma gücü yok” diyerek devam İnat, uluslararası ilişkilerin, hukuka göre değil, devletlerin sahip oldukları güce göre şekillendiğinin altını çizdi. İnat, güç dengesinin Müslümanların lehine değişmesi ile bu sorunun çözüme ulaşabileceğini düşündüğünü bildirerek sözü panelist Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Uğur’a devretti. Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Uğur: “Hukuk adalet demek değildir” Konuşmasında Filistin topraklarındaki İsrail sorununu hukuki bakımdan tarihini özetleyen Uğur, “Hukuk, adalet demek değildir. Hukuk, bilimsel ancak adalet ise felsefi bir kavram. Dünyadaki askeri, iktisadi ve siyasi üstünlüğü elinde bulunduranların tesis ettikleri hukuk, maalesef adalet kavramını tam olarak karşılayamayabiliyor” dedi. Doç. Dr. Ali Burak Darıcalı: “Batıda da sivil kayıplar nedeni ile toplumsal baskı oluşmaya başladı” Doç. Dr. Darıcalı paneldeki sunumunda Filistin - İsrail arasındaki çatışmaları güvenlik bakımından değerlendirdi. Hamas’ın askeri açıdan yenileceğini ifade eden Darıcalı, 7 Ekim’deki Hamas baskının İsrail’in yenilmezlik algısının kırmış olmasının önemli olduğunun altını çizdi. İsrail’in kurulduğundan beri ilk kez evinde baskına uğradığını sözlerine ekleyen Darıcalı. Bu algının kırılmasının Hamas açısından bir başarı olduğunu kaydetti. Doç. Dr. İsmail Akdoğan: “İsrail, Ortadoğu’daki güvenlik ve barışın önündeki en büyük tehlike” Doç. Dr. İsmail Akdoğan, İsrail’in yürüttüğü dış politika ve siyaseti teopolitik bir anlayış ile şekillendirdiğini söyledi. İsrail’in sahibi olduğunu ifade ettiği teopolitik anlayışı, Siyasal Siyonizm olarak tanımlayan Akdoğan, İsrail’in Ortadoğu da bölgesel güvenlik ve barışın önündeki en büyük tehlike olduğunu belirtti. Siyasal Siyonizm’in elde etmeyi hedeflediği topraklar nedeni ile İsrail’in saldırılarının genişleyeceğini, çatışmaların sadece Filistin ile sınırlı kalmayacağını bildirdi.Akdoğan vaat edilmiş topraklar olduğunu iddia ettikleri alandaki Siyasal Siyonizm’in Büyük İsrail Krallığını kurmak ve yurt elde etme ideolojisi nedeni ile bu ateşin Mısır’a, Ürdün’e, Suudi Arabistan’a, Irak’a, Suriye’ye, İran’a ve Türkiye’ye ulaşacağını iddia etti. Filistinlilerin yaşadığı katliama dikkat çekmek üzere Bursa Teknik Üniversitesi tarafından Yıldırım Belediyesi’nin katkıları ile düzenlenen ‘İsrail sorunu ve Filistin’ konulu panel, izleyicilerin sorularının yanıtlaması ile sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.