Hava Durumu

#Ramazan

Haberin Analizi - Ramazan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ramazan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Erkan Aydın’dan Varna’da birlik ve kardeşlik mesajı Haber

Erkan Aydın’dan Varna’da birlik ve kardeşlik mesajı

Ramazan’ın bereketini Bulgaristan’ın Varna kentinde soydaşlarla paylaşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, aynı kökten beslenen kültürün insanlarıyla bir araya gelmenin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi. Başkan Aydın, “Burada soydaşlarımızın kendilerini asla yalnız hissetmelerini istemiyoruz. Bizim güçlü, kuvvetli bağlarımız var. Bu bağları biz, daha derine taşımak istiyoruz.” sözleriyle birlik mesajı verdi. BURSA (İGFA) - Balkan coğrafyasıyla kültürel, tarihi ve insani bağların güçlenmesine büyük önem veren Osmangazi Belediyesi, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu bu kez Bulgaristan’ın Varna kentinde kurulan iftar sofrasında yaşattı. Varna’da ilk kez bu ölçekte düzenlenen iftar programında Balkanlar’daki soydaşlar aynı sofrada buluşarak Ramazan’ın bereketini ve huzurunu paylaştı. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ile Osmangazi Belediyespor Kulübü Başkanı Fatih Karayılan’ın da katıldığı iftar programında 700 soydaş bir araya gelerek, sıcak ve samimi görüntüler oluşturdu. Varna’da kurulan gönül sofrası, Türkiye ile Balkanlar arasındaki tarihi bağların ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha ortaya koydu. “Bizim Güçlü, Kuvvetli Bağlarımız Var” İftar programında konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Balkanlar’ın Türkiye için çok önemli bir coğrafya olduğuna dikkat çekti. Bursa ile Balkanlar arasında güçlü bir bağ bulunduğunu ifade eden Aydın, şu sözleri dile getirdi: “Bu güzel ortamı, kalabalığı görmek bizleri de son derece mutlu ediyor. Balkanlar’ın Türkiye için çok önemi var, özellikle Bursa için önemi çok fazla çünkü birçoğunuzun akrabası, eşi, dostu, komşusu Bursa’da yaşıyor ve biz bu köprüyü kurabilmek, o bağı yaratabilmek açısından da Balkanlar’daki hem iftarlar, hem de diğer kültür etkinliklerine son derece önem veriyoruz. Bu bağı, bu köprüyü daha da ileri götürmek istiyoruz. Burada soydaşlarımızın kendilerini asla yalnız hissetmelerini istemiyoruz. Bizim güçlü, kuvvetli bağlarımız var. Bu bağları biz daha derine taşımak istiyoruz.” Ramazan’ın Manevi Atmosferine Yakışan Buluşma Osmangazi’de Ramazan ayı boyunca yaklaşık 120 bin vatandaşla iftar sofralarında bir araya gelindiğine işaret eden Başkan Aydın, Varna’da düzenlenen iftar programının da Ramazan ayının ruhuna yakışır bir dayanışma ve birlik tablosu ortaya koyduğunu belirterek, aynı kökten beslenen kültürün insanlarıyla bir araya gelmenin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi. Başkan Aydın, iftar programına katılan herkese teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı: “Bizlerle birlikte olan Varna Belediye Başkanı Blagomir Kotsev’e, Çorlu Belediye Başkanımız Ahmet Sarıkurt’a, Varna Bölge Müftüsü İsmail Ahmedov’a, Turkuaz Halk Kültür Evi Yönetim Kurulu ve Başkanı Salih Sunay’a, Şumnu, Dobriç, Razgrad, Burgaz ve Varna kültür evi başkanlarına, Varna’daki özel eğitim ve rehabilitasyon okulunun kıymetli öğrencilerine ve değerli velilerine, ayrıca Varna merkez ve ilçelerinden gelen yüzlerce dostumuza çok teşekkür ediyorum. Kurduğumuz bu büyük sofra, dostluğumuzu ve gönül coğrafyamızdaki birliğimizi daim etsin.” Konuşmaların ardından programın düzenlenmesine katkı sunan kurum ve temsilciler tarafından Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür plaketi takdim edildi. Başkan Aydın, kendisine sunulan plaket için teşekkür ederek, Balkanlar’daki soydaşlarla kurulan gönül bağının güçlenmesi adına bu tür buluşmaların büyük önem taşıdığını ifade etti. Başkan Aydın, Varna’daki çocuklara ise Bursaspor atkısı hediye etti.

Bursa Nilüfer'de Ramazan Sokağı’nı Karadeniz kültürü sardı Haber

Bursa Nilüfer'de Ramazan Sokağı’nı Karadeniz kültürü sardı

Bursa'da Nilüfer Belediyesi’nin Ramazan ruhunu yaşatmak için düzenlediği Nilüfer Ramazan Sokağı, Karadeniz kültürüne ev sahipliği yaptı. Gecede, vatandaşlar soğuk havaya rağmen horon halkalarıyla meydanı ısıttı. Nilüfer Ramazan Sokağı, bu kez Karadeniz’in renkli kültürünü ağırladı. Nilüfer Belediyesi ve Trabzon ve İlçeleri Kültür Dayanışma Kalkınma ve Yardımlaşma Derneği iş birliğiyle düzenlenen etkinliğe, çok sayıda vatandaş katıldı. Nilüfer Belediyesi Halk Evi önündeki Cumhuriyet Meydanı’ndaki etkinlikte sahne alan Medet Şahiner, Özgür Aydın, Utku Çalışkan, Emre Öztürk ve Mustafa Dibiç, Karadeniz’in kendine özgü ezgilerini Nilüferliler için seslendirdi. Bursa Horonder Folklor Ekibi’nin sergilediği performans izleyicilerden tam not alırken, müziğin ritmine kapılan vatandaşlar meydanda dev horon halkaları kurarak renkli görüntüler oluşturdu. Renkli etkinliğe eşi Nuray Özdemir ile katılan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, halk odaklı yönetim anlayışı ile hareket ettiklerini söyledi. Ekonomik zorlukların yaşandığı bu dönemde vatandaşlara nefes alacak alanlar yaratmak istediklerini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Arzu ettiğimiz Nilüfer, herkesin kendini iyi hissettiği ve güven içinde eğlendiği bir yerdir” dedi. Konuşmasında bölgedeki Karadenizli nüfusun yoğunluğuna dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, geçen yıl ilki yapılan Karadeniz Festivali’nin bu yıl da düzenleneceğinin müjdesini de verdi.

Ramazanın ruhu ve dayanışması Yıldırım'da Haber

Ramazanın ruhu ve dayanışması Yıldırım'da

Yıldırım Belediyesi’nin, sosyal belediyecilik çalışmalarına dayanışma ve paylaşma ayı olan Ramazan’da da aratarak devam ediyor. Ramazan ayı ile birlikte ilçenin 14 farklı noktasında iftar sofraları kuran Yıldırım Belediyesi, her gün 3 bin 500 kişiyi iftar, yüzlerce kişiyi de sahur sofralarında buluşturuyor. Evlerinde yemek yapamayan vatandaşları da unutmayan Yıldırım Belediyesi, Yıldırım Beyazıt Aşevi’nde de günlük 250 kişiye sıcak yemek çıkarıyor. Aşevinde özenle hazırlanan yemekler, iftar vakti sıcak şekilde adreslere ulaştırılıyor. Yıldırım Belediyesi mobil hizmet araçları ise ilçenin farklı noktalarında, günlük 950 kişilik çorba, su ve hurma dağıtımı gerçekleştiriyor. DAYANIŞMA ŞEHRİ YILDIRIM Dayanışma ve paylaşma ayı olan Ramazan’da ihtiyaç sahibi vatandaşları da unutmayan Yıldırım Belediyesi, 5 bin aileye gıda kartı desteği sağladı. Yıldırım Belediyesi Kırcılar Aie Konağı Giysi Mağazası ise bayrama kadar ihtiyaç sahibi vatandaşlara hizmet vermeye devam edecek. Yıldırım’da dayanışma ve sevgiyi büyüten sosyal belediyecelik uygulamarından biri olan mağazadan, ihtiyaç sahibi vatandaşlar faydalanabiliyor. Her yaştan vatandaşın yararlanabildiği mağazada, ihtiyaç sahipleri beğendikleri kıyafetleri ücretsiz bir şekilde alabiliyor. KARDEŞLİĞİMİZ PEKİŞİYOR Ramazan ayının bereketini ve dayanışma ruhunu Yıldırım’ın dört bir yanına taşıdıklarını belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Ramazan, sadece oruç tutmak değil; gönülleri birleştirmek, sofraları paylaşmak ve kardeşliği büyütmektir. Bu anlayışla ilçemizin farklı noktalarında kurduğumuz iftar sofralarında hemşehrilerimizle buluşuyoruz. Evlerinde yemek yapma imkanı olmayan vatandaşlarımızın evine iftar vaktinde sıcak yemek ulaştırıyoruz. İhtiyaç sahibi 5 bin ailemize gıda kartı desteği sağladık. Kırcılar Aile Konağı Giysi Mağazamızda ise bayrama kadar ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Her yaştan hemşehrimiz burada ihtiyaç duyduğu kıyafetleri ücretsiz olarak temin edebiliyor. Yıldırım’da kimseyi yalnız bırakmıyoruz. Sosyal belediyecilik çalışmalarımızla, ihtiyaç sahibi her bir vatandaşımıza ulaşmak, onların hayatına dokunmak için gayret ediyoruz. Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhunu büyüterek, birlik ve beraberlik içinde daha güçlü bir Yıldırım inşa etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bursa Büyükşehir'in sofrası bu kez Kestel'e kuruldu Haber

Bursa Büyükşehir'in sofrası bu kez Kestel'e kuruldu

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Kestel ilçesinde düzenlediği iftar programında konuşan Başkan Mustafa Bozbey, kimsenin ötekileştirilmediği, geride bırakılmadığı ve herkesin eşit, adil yaşayarak söz sahibi olduğu bir kent inşa ettiklerini söyledi. BURSA (İGFA) - Bursa Büyükşehir Belediyesi 17 ilçede düzenlediği iftar programlarına Kestel ilçesiyle devam etti. Kestel Kapalı Pazar Alanı’ndaki programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, parti temsilcileri, meclis üyeleri, muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ve vatandaşlar katıldı. Başkan Mustafa Bozbey, iftar öncesinde vatandaşlarla sohbet ederken, akşam ezanının okunmasıyla birlikte oruçlar açıldı. “DAYANIŞMA VARSA UMUT DA VARDIR” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, sabrın, dayanışmanın ve paylaşmanın ayı olan Ramazan’da eşitlik, kardeşlik ve barış gibi duyguları yoğun bir şekilde hissettiklerini söyledi. Ramazan ayının manevi iklimine uygun bir şekilde yaşanması için iftar programları, iftariyelik dağıtımı ve Ramazan sokağı gibi birçok etkinlik düzenlediklerini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Dayanışma varsa umut da vardır. Hiç kimsenin ötekileştirilmediği, hiç kimsenin geride bırakılmadığı herkesin eşit, adil yaşayarak söz sahibi olduğu bir kent inşa ediyoruz. Halkımızla yan yana olmak, düşüncelerini dinlemek ve ortak akılla karar almak bizim yönetim anlayışımızdır” dedi. Geçim şartlarının zorlaştığı bir dönemden geçtiklerini vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, “Dar gelirli ailelerin yükünün arttığını da biliyoruz. Bu nedenle sosyal desteklerimizi artırarak sürdürüyoruz. İlgili Bakanlığın belirlediği kriterlere uygun biçimde desteklerimizi sağlıyoruz. Hayırlı Ramazanlar diliyorum” diye konuştu. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, iftar sofrasında bir araya gelmelerini sağlayan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'e teşekkür ederek Ramazan ayının coğrafyaya huzur, kardeşlik ve bereket getirmesini diledi. İftar yemeğinin ardından Kestel Anadolu Kültür ve Dayanışma Derneği’ni ve Kestel Taksi Durağı’nı ziyaret ederek vatandaşlarla sohbet eden Başkan Mustafa Bozbey, teravih namazının ardından Kestel Merkez Vani Mehmet Camii'nde vatandaşlara tatlı ikramında bulundu.

Ramazan’da tatil algısı değişti Haber

Ramazan’da tatil algısı değişti

Kızılbük Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, Ramazan ayının turizm açısından “bekleme dönemi” olarak görülme algısının değiştiğini belirterek, 2025 verilerinin Ramazan’ı aktif bir seyahat dönemine dönüştürdüğünü söyledi. Türk turizminin artık sadece yaz aylarında “güneş, kum ve deniz” anlayışıyla sınırlı kalmadığını ve yeni konsept termal ve wellness tesislerine ilginin arttığını kaydeden Kızılbük GYO Genel Müdürü Çelik, “2025 yılının ilk çeyrek verilerine göre Ramazan’ın başladığı ve mart ayını kapsayan dönemde seyahat sayısında yüzde 28,4 artış yaşandı. İlk üç ayda ise 10 milyonu aşan bir hareketlilik görüldü. Bu artışın klasik eğlence odaklı tatillerden değil; daha kısa süreli, sakin, doğayla temas eden ve yenilenme temalı konaklamalardan kaynaklandığını düşünüyoruz” dedi. “40 yaş üstü talep öne çıkıyor” Ramazan döneminde tatil talebinin ağırlıklı olarak 40 yaş ve üzeri segmentten geldiğini belirten Çelik, özellikle 50 yaş üstü grubun bu dönemi bilinçli bir dinlenme zamanı olarak değerlendirdiğini söyledi. Bu yaş grubunda eğlence yerine konfor, sağlık ve sakinliğin öncelikli olduğunu dile getiren Kızılbük GYO Genel Müdürü Çelik, genç yetişkinlerin ise daha çok bayram haftasındaki sosyal hareketliliğe yöneldiğini kaydetti. Çelik, “Aileler artık Ramazan ayını daha huzurlu ve düşük tempolu birlikte zaman geçirme fırsatı olarak görmeye başladı. Özellikle ‘tatil evi’ modeli, Ramazan ayının bu içe dönük atmosferiyle güçlü bir uyum yakalıyor. Kişi her yıl bildiği, alıştığı bir yaşam alanına giderek geçici bir misafirlik hissi yerine süreklilik duygusu yaşıyor. Ramazan’da tatil, yeni bir yer keşfetmekten çok, kendi düzenini farklı bir mekânda sürdürme ve aileyle daha nitelikli zaman geçirme imkânı sunuyor. Bu da deneyimi anlık bir kaçamaktan çıkarıp planlı ve anlamlı bir yaşam parçasına dönüştürüyor” dedi. “Termal ve wellness tesislerine ilgi arttı” Ramazan’da seyahat motivasyonunun yavaşlama, dinlenme ve beden-zihin dengesine yöneldiğini ifade eden Çelik, bu nedenle termal ve wellness tesislerinin beklentiyle güçlü bir uyum yakaladığını belirtti. Özellikle 40 yaş üstü misafirlerde artan sağlık bilincinin termal su, SPA ve medikal wellness hizmetlerine ilgiyi yükselttiğini kaydeden Çelik, termal ve wellness odaklı sağlık turizminin yıl geneline yayılan sürdürülebilir bir talep alanı hâline geldiğini vurguladı. Ramazan sürecinin günlük yaşam ritmini yeniden düzenlediğine dikkat çeken Çelik, “Beslenme saatleri değişiyor, tempo yavaşlıyor ve daha içe dönük bir düzen oluşuyor” dedi. “Yeni konsept ‘tatil evi’ modeli Ramazan ayının atmosferine de uyum sağlıyor” Ramazan ayında tatilin ruhunun aidiyet ve düzen kurma fikri etrafında şekillendiğini kaydeden Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, “Özellikle ‘tatil evi’ modeli Ramazan ayının içe dönük atmosferiyle uyumlu bulunuyor. Sinpaş olarak ‘tatil evi’ modelini bu anlayışla kurguladık. Kullanıcılara her yıl planlı, öngörülebilir ve profesyonel işletme destekli konaklama sunuyoruz” diye konuştu. “Dönemsel değil, uzun vadeli sürdürülebilir yatırımlara odaklanıyoruz” Yatırımlarını dönemsel doluluk artışlarına göre değil, uzun vadeli kullanım değeri ve operasyonel sürdürülebilirlik perspektifiyle konumlandırdıklarını aktaran Genel Müdür Çelik, “Ramazan ayı gibi dönemler, konforun ve öngörülebilirliğin artık lüks değil, temel beklenti hâline geldiğini net biçimde gösteriyor” dedi.

Altın yatırımcıları dikkat! Haber

Altın yatırımcıları dikkat!

Yeni haftadaki piyasa durumunu değerlendiren Eryılmaz, "Petrol fiyatları son dönemde yükseldi; gıda fiyatlarında Ramazan etkisi hissediliyor. Sahada, pazarda ve markette fiyat artışları net şekilde gözleniyor. Restoran ve hizmet sektöründe de ciddi fiyat farklılıkları var. Elbette tüm artışları fırsatçılıkla açıklamak doğru değil; maliyet baskısı gerçek. Ancak bazı alanlarda artışların maliyetle tam açıklanamadığı da görülüyor. Bu tablo, kısa vadede aylık enflasyonun yüzde 3’ün altına inmesini zorlaştırıyor. Yıllık enflasyonda da geçici yukarı yönlü hareketler görülebilir" dedi. 2026 perspektifinde ise bazı sektörlerin öne çıktığından bahseden Eryılmaz, "Bankalar ve holdingler yabancı yatırımcının ilk baktığı alanlar olmaya devam eder. Faiz indirim süreci bankacılık sektörü için destekleyici olur" dedi. YILIN İKİNCİ YARISINDA İVME ARTABİLİR Perakende tarafının zaten güçlü bir ivme yakaladığını değerlendiren uzman isim; yılın ikinci yarısında bu ivmenin artabileceğini belirtti. "Savunma sanayii hisseleri değerleme olarak pahalı görünse de güçlü hikâye fiyatlamayı destekliyor. Gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve çimento şirketleri de faiz indirimi ve olası canlanma senaryosunda dikkat çekebilir. Ulaştırma tarafında jeopolitik risklere bağlı baskı var" diyen Eryılmaz, riskler azalırsa ikinci yarıda toparlanma görülebileceğini ifade etti. Mart–Nisan döneminde faiz indirim sürecinin hız kesmesi ihtimalini açıklayan Eryılmaz, "Böyle bir durumda borsada sert bir düşüşten ziyade yükseliş hızının azalması ve dönemsel düzeltmeler daha olası görünüyor. Ekstra bir jeopolitik şok olmadığı sürece ana yönün yukarı kalması beklenebilir" dedi. Merkez Bankası’nın 50 baz puanlık bir indirim yapması temel senaryo olabileceğini değerlendiren Eryılmaz, "Ancak enflasyon ve petrol fiyatları belirleyici olacak. Gerekirse pas geçme ihtimali de tamamen masadan kalkmış değil. Küresel tarafta ise ABD verileri, Fed’in faiz indirim takvimi ve jeopolitik gelişmeler yakından izlenmeli" dedi. ALTIN BELİRSİZ SEYRE DEVAM Altın fiyatları tarafında belirsizlik temasının güçlü kalmaya devam ettiğinin altını çizen Eryılmaz, küresel riskler, jeopolitik gerilimler ve büyüme endişelerinin altını desteklediğini söyledi. Gram altın iki bileşene bağlı hareket ediyor: Ons altın, Dolar/TL Eryılmaz, "Küresel belirsizlikler (jeopolitik riskler, ABD verileri, Fed belirsizliği, Orta Doğu gerilimleri) devam ettiği sürece ons altın destek bulmaya devam edebilir. Altın zaten “belirsizlikten beslenen” bir varlık. Risk arttıkça talep artıyor" dedi. GERİLİM ARTARSA ALTIN UÇAR Eryılmaz, "Gram altında yukarı yönlü potansiyel sürüyor; özellikle küresel belirsizlikler devam ederse bu eğilim korunabilir" dedi. Gümüşte son dönemde görülen güçlü yükselişin tamamen sürpriz olmadığını belirten Eryılmaz, "Öncesinde altına göre daha sert bir düzeltme yapmıştı. Hem teknik tepki hem de sanayi metali olması nedeniyle küresel büyüme beklentilerindeki değişime daha duyarlı. Tarifelerin gevşetilmesi ve küresel ticaretin canlanması beklentisi gümüşü destekliyor" dedi. Uzun vadeli “adil değer” olarak 70–75 dolar bandının makul bir denge alanı olarak görülebildiğinden bahseden Eryılmaz, "Bundan sonraki hareketlerde temel dinamikler, küresel büyüme görünümü ve merkez bankalarının politikaları belirleyici olacaktır" dedi.

Özgür Özel'den önemli açıklamalar Haber

Özgür Özel'den önemli açıklamalar

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in geçtiğimiz hafta grup toplantısında Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için çağrıda bulunmuş ve 'bir hafta süre' vermişti. Özel'in verdiği süre bugün doldu. Açıklama yapmadığı için Özel'in, Gürlek'in mal varlığını grup toplantısında açıklaması bekleniyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in geçtiğimiz hafta grup toplantısında Adalet Bakanı Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için çağrıda bulunmuş ve 'bir hafta süre' vermişti. Özel'in verdiği süre bugün doldu. Açıklama yapmadığı için Özel'in, Gürlek'in mal varlığını grup toplantısında açıklaması bekleniyor. CHP Lideri Özgür Özel, partisinin Grup Toplantısı'nda konuşuyor: Hep beraber yoğun bir haftayı geride bıraktık. İstanbul'da 39 ilçemiz var. 19 Mart'tan sonra 26 Mart Çarşamba akşamı Saraçhane'deki son mitingimizi yaptığımızda bir karar ilan etmiştik. Demiştik ki, "Burayı Ekrem Başkan'ı tutukladılar ama bir seçilmişe, belediye meclisi içinden seçilen bir Cumhuriyet Halk Partiliye emanet ediyoruz. Buradaki 7 günlük zorunlu ikametimiz ve hep birlikte demokrasi nöbetimiz Saraçhane'de bitti. "TÜRKİYE İTTİFAKI'NIN MENSUBU TÜM DEMOKRATLARA YÜREKTEN TEŞEKKÜR EDİYORUM" Ama Cumartesi günü Maltepe'ye, yani Anadolu'ya ayak basıp bundan sonra her Cumartesi Türkiye'de bir şehirde ve her Çarşamba akşamı İstanbul'da bir ilçede olacağız. O gün buna başladığımızda birkaç hafta sonra, "Ya yaz gelince ne olacak? O sıcakta üniversiteler boşalınca, İstanbul boşalınca nasıl olacak? Sonbahara gelince, kış geliyor nasıl olacak? Yağmuru, dolusu, fırtınası, karı nasıl olacak?" dendi. Biz dedik ki, "Gerçekten dediğiniz şartlarda miting olmaz. Miting dediğin hava şartlarını gözetir. Miting dediğin katılımın en yüksek olacağı yeri, coğrafyayı, siyasi atmosferi gözetir. Ama biz İstanbul'da her akşam bir ilçede miting yapmayacağız. Biz İstanbullu seçtiğine ve seçme iradesine, yani Cumhuriyetin en önemli kazanımı sandığa sahip çıkacak, seçtiğine sahip çıkacak." Biz orada miting değil eylem yapacağız dedik. 46 derecede yaptık, -4 derecede yaptık. Bir miting, bir eylem sırasında 12 kişinin bayıldığı da oldu. Üzerimize kar yağdı, dolu yağdı da oldu. Ama geçen hafta 39. ilçeyi Ataşehir'de tamamladık istisnasız bir şekilde ve 91. eylemde de Kocaeli'ndeydik. Hukuksuzluklar, adaletsizlikler, haksızlıklar, tarihin görülmediği bu zulüm... Görmediği bu zulüm ve üzerimize yargı erkini elinde bulunduranların yürütme erkinin emrine girmesiyle birlikte yaptıkları siyasi operasyonlar sürdükçe mücadelemiz devam edecek. Ben İstanbul il örgütümüze, 39 ilçe başkanımıza ve örgütümüze bugüne kadarki mücadeleleri, İstanbul'da katılan milyonlar için Anadolu'da katılan milyonlar için her bir sadece Cumhuriyet Halk Partiliye değil Türkiye İttifakı'nın mensubu tüm demokratlara yürekten teşekkür ediyorum. "BAKIRKÖY'DEKİ BÖLGE MİTİNGİYLE DEVAM EDİYORUZ" Tarih bu tarihi mücadeleyi yazacak ve yarın akşam ilçe mitinglerini tamamladık 3. bölge mitingiyle, 3. bölgedeki ilçeler adına yapacağımız Bakırköy'deki bölge mitingiyle devam ediyoruz. 3, 2, 1 diye bölgeleri sayıp 18 Mart akşamı da hep birlikte o tarihi gecede İstanbul'da ayakta olacağız. "MUHALEFETİN İFTAR SOFRASINDAN KORKAR OLMUŞLAR" Cumartesi günü İstanbul'da mübarek Ramazan'ın üçüncü gününde Saadet Partisi'nin düzenlediği iftara katıldık. Genel Başkan Sayın Mahmut Arıkan'a bir kez daha teşekkür ediyorum. DEVA Partisi'nin, Gelecek Partisi'nin ve Yeniden Refah Partisi'nin Sayın Genel Başkan yardımcıları ve Genel Başkanları oradaydı. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Genel Başkan vekili oradaydı ve oturduk bir iftar yaptık. İftarda kürsüde siyaset yoktu, sadece Gazze, Filistin vardı. Her konuşan Türkiye'nin özlediği bu güzel masa dedi. İftar bitti dağıldık. Artık iktidarda kalmayı sadece kötülüğe endekslemiş olanlar kendilerinin içinde olduklarını dahi fark etmeden muhalefetin bir arada olmasını, birlikte iftar yapmasını, hal hatır sormasını, beraber Filistin davasına sahip çıkmasını öylesine gözlerini köreltmiş ki kötülük, masadaki AK Parti Genel Başkan vekilini bile görmeden o masaya döndüler ve dediler ki, "Bu iftarı Saadet Partisi yapmadı. Bu iftarı İstanbul Büyükşehir Belediyesi yaptı, onun kaynaklarıyla yapıldı." Tabii bu Saadet Partilileri, Milli Görüş hareketinin sadık savunucularını çok üzdü, biz de çok rahatsız olduk. Aslında sonra da bu tartışmalar sürerken bir Saadet Partili bana böyle tuttu kolumu dedi ki geçen "Genel başkanım, genel başkanım sen onlara bakma. Zaten iftarı İBB kasasından verenler AK Parti'ye gitmişti, kendi cebinden dayanışmayla iftar yapabilenler Milli Görüş'ün Saadet Partisi'nde devam ediyorlar." Kişiler kendinden biliyor işi ama iktidar öyle zor bir durumda ki meydanlardan korkuyor, tartışmaktan korkuyor, karşıma çıkmaktan korkuyor. Belediyelerimize çöküyorlar "Ya ne yapıyorsun?" diyorum. Gel mesela Aydın'da koyalım sandığı, Aydınlılar karar versin Aydın'ı kimin yöneteceğine. Geçen sefer bir karar verdiler sen tehditle ya bize katılacaksın ya Silivri'ye atılacaksın diye topuklayıp kaçana karşı koyalım sandığı. Gaziosmanpaşa'da koy bakalım sandığı, Hakan'ı mı seçiyorlar yoksa senin o bilmem ne yöntemiyle oraya getirdiğin kabiliyetsizi mi seçiyorlar? Koy bakalım Cumhuriyet Halk Partisi'nden seçilip de sizin tehditle, şantajla, onunla bununla parti değiştirmeye zorladığınız yerlerde sandığı, ondan kaçıyorlar. Emekliden korkuyorlar, işçi sesini yükseltiyor irkiliyorlar, en sonunda muhalefetin iftar sofrasından korkar olmuşlar. Köşe yazarları yazıyor ki "Baktım oraya neyi gördüm?" Neyi gördün? Altılı masayı gördüm, yok üstünde şu vardı altında bu vardı. O masada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Genel Başkan vekilinin olduğunu dahi göremeyip bir iftar masasından husumet çıkarmaya çalışanlara sözüm şudur: Vallahi de billahi de iyilik kazanacak, kötülük kaybedecek. Helal lokma yiyenler kazanacak, haramzadeler kaybedecek. O masada kardeşliği görenler kazanacak, o masadan düşmanlık çıkaranlar tarihe gömülecek. "VERGİ HAFTASI UTANILACAK BİR HAFTAYA DÖNÜŞTÜ" Her yıl Şubat ayının son haftası Vergi Haftası. Bu hafta Vergi Haftası’nın içindeyiz. Tabii bu hafta Türkiye’nin, Avrupa’nın en adaletsiz vergi düzeni olan ülkesi olmasından dolayı kutlanacak bir hafta değil, utanılacak bir haftaya dönüştü. "HERKESİN İHTİYAÇ DUYDUĞU HER ŞEYDE ÖTV VAR" Zaman zaman meydanlarda söylüyorum, söyledikçe daha fazla ilgi uyandırıyor. Türkiye’nin AK Parti’nin kara düzenindeki vergi meselesini olabilecek en basit şekilde anlatan bir grafiğimiz var. Türkiye’de 100 lira vergi toplanıyor. Gerçekleşmesi 65 falan oluyor da, buradan beklediğini alamayınca buradan yüzdeye yansıyor. Bu seneki niyetleri: Dünyanın en adaletsiz vergisi dolaylı vergiler; %62.4. Kim veriyor bunu? Bu işçi kardeşim veriyor, bu elinde çocuğuyla ev hanımı kardeşim veriyor, bu çiftçi veriyor, bu emekli veriyor, hemşire hanım veriyor, doktor hanım veriyor. Bu vergiler, dünyanın en adaletsiz vergisini toplam verginin %62,5’i. Elektrik yakınca verdiğin vergi, doğalgaza verdiğin vergi, çocuğuna üst baş ayakkabı alırken verdiğin vergi... Parayı verip karşılığında fişi aldığında, parayı verdiğin anda ödediğin vergi %62.5. Kalanı gelir vergisi. Şuradaki üzgün, maaşının 12 maaşın 3’ünün vergiye gittiği maaşından vergi kesilen herkes veriyor. İçinde bir miktar stopaj var; bankadaki paradan kazanılandan kesilen stopaj gelir vergisinin içinde. Ve maaşlardan kesilen vergi... Bu iki mavi yakalı ya da devlet memuru, maaşından kim maaş alıyorsa ondan kesilen %25.5. Geriye ne kalıyor? %11 kurumlar vergisi. Bu sırıtan zengin kardeşimden... Esas parayı kazanandan... Dünyada esas vergiyi verenlerden Türkiye’de %11 alınıyor. İşçiden, emekliden, emekçiden, memurdan, çiftçiden alınan vergilerin toplamı %62; kazanandan ve kâr edenden, para kazanandan alınan vergilerin oranı %11. Böyle bir adaletsizliğin içindeyiz. Ve Türkiye’de ayrıca Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) alınıyor. İlk çıktığında 'lüks vergisi' demişlerdi. Duyunca da şey diye düşünüyorsun; 'E lüks harcama yapanlar çok versin, hiç olmazsa zorunlu harcama yapandan, çocuğuna mont alandan, okul için kırtasiye alandan daha makul vergi alınır.' Şu anda lüks vergisi diye başlayan, adı Özel Tüketim Vergisi olan vergi alınıyor; ne de var? Tırnak makasında var, mutfak tüpünde var, doğalgazda var. Yani olmazsa olmaz, herkesin ihtiyaç duyduğu her şeyde ÖTV var. Nede yok? Lüks vergisi diye getirdikleri vergi; elmasta yok, pırlantada yok, o hani milletvekilinin -AK Parti Eskişehir milletvekilinin- oyları Eskişehir’de İYİ Parti’den alan, sonra AK Parti’ye kaçan milletvekilinin taktığı o saatin saatinde lüks vergisi yok ama sen gidip de mutfak tüpü aldığında, doğalgaz parası ödediğinde Özel Tüketim Vergisi var. Türkiye’de vergi öyle bir hale geldi ki anlatılması, farkındalığının yaratılması ve hesabının sorulması belki Türkiye’nin önümüzdeki dönem hem seçimine damga vuracak hem de gelen iktidara kimden vergi alacağını, kimden daha az alacağını, kimi kayıracağını ortaya koyan ilk ve en önemli temenni olacak, görev olacak; o iktidarın birinci görevi bu olacak. "DÜNYADA BİR TEK TÜRKİYE’DE VERGİSİ TELEFONDAN FAZLA" Bugünlerde piyasaya gençlerin çok sahip olmak istedikleri bir cep telefonu çıktı, yeni bir model, pahalı bir model. Bu cep telefonunun yurt dışında yarı fiyata satılıyor, Türkiye’de fiyatı 107.999 lira, 108 bin lira. Telefon alıyor ya, doğal devlet bu alışverişten bir vergi alır; %10 alır, 15 alır; dünyada, Amerika’da %8 alıyor, 4’ü eyalete 4’ü merkezi yönetime. Türkiye’de 108 bin liralık telefonun 54.959 lirası vergi, 53 bin lirası telefon. Dünyada bir tek Türkiye’de vergisi telefondan fazla. Telefon alacaksın; 55 bin lira vergi ödüyorsun, 53 bin lira da o dünyanın en gelişmiş her bir gencimizin sahip olmak istediği telefona sahip oluyorsun. Tabii buna sahip olmak için Türkiye’de o gencin babasının 4 ay çalışması lazım, Avrupa ülkelerinin bazısında 19 gün; bir ay bile değil, 19 gün çalışması lazım. İşte bu telefonda %50 Özel Tüketim Vergisi var (30 bin lira), %20 KDV var, %12 TRT bandrol ücreti var (Neden? Telefondan radyo açar ya da TRT’yi açar izlersen diye 6.400 lira TRT bandrol ücreti alıyor), %1 de Kültür Bakanlığı payı var (530 lira). Toplam 54 bin lira. Ve işin enteresanı, bu ÖTV’den sonra KDV uygulandığı için verginin de vergisini alıyor. Geçen gün mitingde söyledim; benim memleketim Manisa çok sevdiğim, çok özlediğim, çok anlattığım bir yer. Lidyalılar, şimdiki Salihli’nin Sard mahallesinde -beldeydi mahalle oldu- Sardes’te ilk parayı bulmuşlar. Parayı basmışlar ve ilk kullanmışlar; paranın mucidi Lidyalılar. Sonra Sümerliler vergiyi bulmuşlar; yani bir alışveriş yapıyorsun para kazanıyorsun bunun bir kısmını devlete vermen lazım, bunu bulmuşlar. Hepimizin övünmesi gereken değilse de birazcık böyle acı acı tebessüm etmesi gereken bir şey; bu konuda en büyük icadın sahibi Sayın Erdoğan. O, vergiden vergi almayı bulmuş. Geçen gün ben bunu söyledim, gençler hızlı şekilde sosyal medyada yapay zekayla birtakım çizimler, karikatürler yaptırıyorlar. Bir köşede Sümerliler vergi topluyor parayla, Sayın Erdoğan da gelmiş; 'O iş o kadar kolay değil, onun da vergisi var' diyor. Vergiden vergi... Ayrıntılar geliyor...

Devlet Bahçeli'den sert açıklamalar Haber

Devlet Bahçeli'den sert açıklamalar

Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle; MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI'NIN RAMAZAN GENELGESİ "Ramazan ayı bizi biz yapan milli ve manevi değerlerin şah damarıdır. Ramazan ayını yeni yetişen nesillere öğretmek hepimizin görevidir. Bundan rahatsızlık duyan köksüzler vardır. Çocuklarımızı düşünmeyelim mi? Geleceğimiz için kaygılanmayalım mı? Milli Eğitim Bakanlığı, Ramazanla ilgili bir genelge yayınlamıştır. 'Kabede hacılar hu der Allah' ilahisini söyleyen miniklerimizi gönülden alkışlıyoruz. Genelgede ifade edildiği üzere modelin merkezinde erdem, değer çerçevesi esastır. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Türkiye'nin Talibanlaştığında dair en küçük bir delil var mıdır? Ramazan ayı etkinliklerine Talibanlaşma diyerek yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değil midir? Ramazan şenliklerinin neresinde sakınca vardır? Bunlarda hiç mi utanma duygusu kalmadı. CHP Genel Başkanı ve İslam karşıtlığında birleşen yönetici tayfası anlatsın da görelim. Din düşmanı olmayıp yalnızca İslam düşmanlığında mevziye giren çürük aydınlar ne istediklerini açık yüreklilikle söylesinler. Samimi faaliyetlerinin neresi laiklikle çelişiyor. Yabancı ülkelerde her pazar kiliseye giden çocukları meseleyi yapmayanlara nasıl sessiz kalalım. Hiç mi utanma duygusu kalmadı? Diyorlar ki şeriatçı dayatmaları reddediyoruz. Alayınız karanlıksınız, karanlıktasınız haberiniz yok. Türkiye'de gerici bir kuşatma varmış. Allah'a iman etmek gericilikse biz de gericiyiz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.